Metehan Timur

5. Nesil Altyapının Görünmez Kuvvetleri-2

  • Son Güncelleme: 2/06/18 07:48:12
  • 0

İLK YAZININ LİNKİ İÇİN TIKLAYIN

İlk makalemden sonra uzun bir süredir ayrı kaldık. Kusuruma bakmayın yeni bir yazı yazmam maalesef mümkün olmadı. Sebebi bende saklı kalmak durumunda. Halbuki yazacak konu ve sizlere anlatmak istediğim birçok şey var.

İlk bolumun sonunda bir sonraki konunun lojistik olabileceğine değinmiştik. İsterseniz ileri bir zamanda lojistikten devam edelim. Çünkü sizinle paylaşılması gerektiğini düşündüğüm çok daha önemli bir konu var: Emir-Komuta zincirinin tartışılmazlığı ve güvenirliği.

Bir önceki makalede yeni nesil kuvvetlerin C4ISR, veri analizi ve algoritmaların, hedef tanımlama ve etkisiz hale getirilmesi hususundaki günümüz ve gelecekteki önemine, minyatürizasyon ve hızla esnek multi-disipliner ve tam entegre ekipler ve güçler oluşturabilme konularına yenilikçi bir bakış acısıyla değinmiştik. Fakat burada hiç değinmediğimiz çok önemli olan konu, emir komuta zincirinde günümüz ve gelecekte süratin gittikçe daha çok önem kazandığıdır. Sanırım bu işten anlayan hiç kimse karşı çıkmaz. Ayrıca emir-komuta zincirin içinde süratin yanı sıra tam ve tartışılmaz güveni ve bilgi ya da istihbarat güvenliğini sağlamanın ne kadar önemli olduğunu da unutmayalım.

Günümüzde bu tartışılmaz güven nasıl sağlanmakta ve acaba gerçekten tartışılmaz mı? Emir-Komuta Zincirinde Günümüzde Tam Güvenlik Anlayışı Nedir? Öncelikle günümüzde emir-komuta zinciri içinde, tam güvenlik ve güvenebilirliği sağlayabilmek için alınan önlemler, tamamen sivil sistemlerden kopuk olarak hackerlere ve düşmanın dinleme olasılığına izin vermeyecek, izole askeri güvenli ağlar üzerinden haberleşmeyi sağlamakla yapılmakta. (Örn: TAFICS)

Ayrıca gizli talimatlar ve haberleşmeler, kripto anahtarlarıyla tamamen şifrelendiğinden ve buna benzer daha başka önlemler alındığından, bir nevi katmanlı güvenlik ağı oluşturmaktır. Bu şekilde sadece bilgiye erişme yetkisi olan personelimizin erişebildiği bir emir-komuta zinciri oluşturulmakta. Evet bu tür emir komuta sistemlerinin uygulamalarını NATO dahil dünyanın her yerinde bulabiliriz.

Fakat bu sistemlerin tümünün en zayıf noktası, sadece ve sadece askeri tehditlere karsı bir önlem olmalarıdır. Ve tamamen dış dünyayla bilişimsel anlamda irtibatlarının kopuk olmasıdır. Bir başka değişle, birilerinin milyon dolarlarını akıtarak organize ettirdikleri, sözde sivil itaatsizlik ve terör saldırılarından tutun da, silahlı mücadeleye kadar olan tüm asimetrik harp yöntemleriyle karşılasan bir kuvvet ve ülke için, böyle klasik anlayışla yapılandırılmış olan emirkomuta zincirinin bilişim ayağı kanadı, bırakın geleceği, günümüzde ne kadar etkili olabilir ki?

Peki, günümüzde surat, güvenlik ve güvenilirlik açısından yetersiz kalan bir emir-komuta zinciri, güvenlik açığı haline gelmekte değil midir? Daha önceki makalemde istihbarat, JÖH ve PÖH ile tam entegre olabilen ve C4ISR konusunda yüksek süratle istihbarat paylaşımı yapabilen kuvvet konusuna da değinmiştim. Şimdi ayni konuyu birde bir senaryo üzerinden değerlendirelim. Var sayalım ki bir ülkenin tüm siyasi ve idari kademeleri de dahil istihbarat ve güvenlik birimlerine, en az 35 yıllık bir sızma söz konusu. Bu sızmanın nereye gideceği tam olarak bilinmiyor. Çünkü sızma girişiminde bulunanlar uyuyan hücreler gibi yerleştirilip neyi ne zaman yapacaklarını bile bilmeden görevlerine ve hayatlarına devam ederler. Ve bir gün gelir bu uyuyan hücrelerin aktivasyon düğmelerine basılır. Fakat bu düğmeye basılmadan önce bir kaç şey gerçekleşmiştir.

Arap-Baharıyla başlayan Sosyal-Medyanın silahlaştırılması ve Libya’da Kaddafi’nin sonu Evet, ne haldir ki aylarca toplanıp bir eylem kararı almaktan aciz birleşmiş milletler ve NATO, önce Tunus ve daha sonra Libya’ya sıçrayan halk ayaklanmalarını, ABD öncülüğünde ve Hillary Clinton’un bizzat isteğiyle başlatılan Libya operasyonunda, ilk olarak meydanda sivil güçlerle, google maps ve twitter aracılığıyla askeri istihbarat operasyonu yürütüldüğünü gördük. Sahada ki savaşçıların google maps ve twitter aracılığıyla gönderdikleri bilgiler doğrultusunda yönlendirilen ittifak uçakları tarafından bombalanan hedeflerin, gerçekte savaş hukuku acısından ne derece tartışılır olduğunu aslında hatırlatmama gerek bile yok. Fakat eğer bu sahada ki savaşçılar ve istihbarat arasındaki iş birliğini operasyon başladıktan sonra olduğunu sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Çünkü ayaklanmadan önce kullanılan ve yıllarca süren beyin yıkama amaçlı sahaya sürülmüş sosyal medya ürünlerini, öyle masum araçlar olarak görmeyin.

Yakın bir zamana kadar aslında herkesin bildiği fakat kimsenin karsı çıkmadığı FaceBook ve Cambridge Analytica konusuna bakarsanız, ilk makalemde yazdıklarımın ne denli gerçeğe yakin olduğunu tekrar anlarsınız.

Şimdi tekrar bir bakalım. Sentiment analizleriyle sosyal medya üzerinden yürütülen bir toplum araştırmasıyla Libya’da Kaddafi karşıtı olanların daha da alevlendirmek ve organize edebilmek amaçlı kitlesel hedefli propaganda kampanyası yapmak bu bahsettiğim güçlerin yapabileceği bir şey değil midir? Evet, yapabilecekleri bir şeyse Libya’da yapılan operasyonun aslında ondan yıllar önce başladığını ve hatta FaceBook ve Twitter gibi sosyal medya araçlarının ana kuruluş sebepleri acaba söyle olabilir mi?

1. Sosyal Medya kullanıcı profillerinin kitlesel anlamda istihbarı değeri daha iyi kullanmak?

2. Sosyal Medya üzerinden amaç ve hedeflerimize uyan kitleleri yönlendirmek, pasif ve sadece siyasi ya da ideolojik karşıtlıktan çıkarıp militan denilecek seviyede eylemler yaptırmaya ikna etmek, bu amaçlı kışkırtma kampanyalarında kullanmak?

Evet, tabi ki sadece bu araçlar siyasi ve ideolojik karşıtlığı eylemlere dönüştürmeye yetmez. Sahada ayni zamanda elemanlarda ve yeterli finansmanlarda olmak zorundadır. Bu noktada size sadece 2008 yılındaki Flash Crash’i konuyu fazla dağıtmadan hatırlatmak isterim. https://www.economist.com/newsbook/2010/10/01/one-big-bad-trade

Kısacası artık bir nevi asimetrik harp, istihbarat savaşları vermek isteyen güçler, kirli savaşlarını finanse edebilmek için savaş uçaklarını Iran gibi tam aykırı oldukları ülkelere, illegal yollarla satarak sağlamak zorunda değiller. (Örn: https://en.wikipedia.org/wiki/Iran%E2%80%93Contra_affair)

Sadece birkaç zeki eleman bulup borsayı bir günlüğüne kontrollü olarak çökertip geri düzeltmek ve bu arada kaybolan parayla da istediğiniz operasyonu finanse etmek elinde olan güçlerden bahsediyoruz… Daha bitmedi.

Şimdi birde şunu gözden geçirelim. Televizyonda canlı yayında açıklamalar yapan bir devlet büyüğü düşünün. Bu devlet büyüğünün yaptığı açıklamalar büyük öneme sahip değil midir? Ayrıca devlet büyüğünün canlı yayında söyledikleri kesin ve 100% güvenilir değil midir? Yani bahsettiğimiz ülkenin devlet başkanı canlı yayında komşu bir ülkeye savaş açtığında, bunu uluslararası platformda ciddi bir tehdit olarak algılamayı dört gözle bekleyenlerin eline geçecek büyük bir fırsat değil midir?

Şimdi önce şu linkteki projeye bakin ve daha sonra konuya devam edelim: https://youtu.be/AmUC4m6w1wo

Öncelikle canlı yayınlarda bile çok kısada olsa bir zaman aşımı var. Bunun yapılmasındaki sebepse canlı yayında meydana gelebilecek istenmedik durumlara acil müdahale edip yayını kesebilmek. Fakat yukarıdaki örnekte olduğu gibi yapay zeka ve süper bilgisayarlarla inanılmaz süratte hesap yapabilme yeteneğini birleştirdiğimizde gerçek zamana yakın bir görüntü ve video manipülasyonu yapabilmek belki bugün değil ama çok yakın bir zamanda gayet mümkün olacaktır. Evet, sosyal meydanin silahlaştırılması, sinirsiz finansman ve yapay zekayla gerçek zamana yakin video manipülasyonu yapabilen, sahada 35-40 yıllık sızma hazırlıklarının sonrasında, Venezüella da olduğu gibi düğmeye basılıp bir devleti yıkmaya çalışacak güçlere karşı, elinde sadece dost-düşman anlamında iki taraf belirlemesi prensibiyle isleyen, klasik bir emir-komuta zinciri idare sistemi düşünün.

Bu acaba ne kadar etkili olabilir? Evet, kanayan yaramız ve milli travmamız olan 15 Temmuz darbe ve işgal girişimine değinerek devam etmek istiyorum. Acaba emir-komuta zincirimizi diğer ülkelerde olduğu gibi tamamen sivil sistemlerden ve internetten kopuk halde tutarak, akıllı telefonlar ve uygulamaları güvenlik zafiyeti olarak damgalayarak, 15 Temmuz gibi bir girişimi, eğer TSK da ki vatan evlatları, ulus, devlet ve millet kavramını damarlarında hisseden Mehmetçiklerimiz ve kahraman halkımız canlarını hainlerin tanklarının ve otomatik tüfeklerden çıkan mermiler ve keskin nişancıların önüne atmasaydı durdurulabilir miydi?

Günümüz ve gelecekte klasik anlamda yapılandırılmış emir-komuta zinciri idare sistemleri gittikçe yetersizleşecek ve bir noktada güvenlik zafiyeti halini alacaktır. Peki eğer gerçekten tartışılabilir ya da sabote edilebilir bir durumsa, nasıl tam güvenlik sağlanmalı? Bu noktaya birde söyle bakmak lazım.

Düşünülebilecek en kötü ihtimalli senaryoya birde demin verdiğimiz ülke örneği üzerinden bakarsak, yani bir işgal girişimiyle karşılasan ülkenin yeni nesil kuvvet olabilmesi için, yeni emir-komuta zincirini ve güvenli haberleşme sisteminin altyapısını kurarken nasıl bir şey inşa etmeli? İsterseniz bir sonra ki makalemde lojistikten önce emir-komuta zincirinde yeni yükselen teknolojilerle nasıl yüksek sürat, tartışılmaz güvenlik ve güvenilirlik sağlanabilir konusunu ele alalım. Hem sizde bu konuyu düşünmüş olur ve biraz fikir biriktirirsiniz.

 

Kaynak: www.kokpit.aero - ÖZEL

Facebook

Kokpit Aero

Yorum Yap