Uğur Cebeci

A400M ile teslimat uçuşu

  • Son Güncelleme: 14/08/19 18:50:47
  • 6

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın özel izniyle, dünyada, bir ülkenin envanterine giren A400M stratejik nakliye uçağı ile uçan ilk basın mensubu ben oldum. Airbus’ın askeri kanadının ana imalat üssü olan İspanya’nın Sevilla kentinden Kayseri’ye yapılan bu uçuşta ilk defa bir gazeteciye uçuş izni verilmesi, Almanya, İngiltere, Fransa ve İspanya başta olmak üzere A 400 M uçağı ortak ülkelerinde şaşkınlık yarattı. Bu özel izin, Airbus Military’de bile hayretle karşılandı.

Geleceğin savaş uçağı denen Amerikan F 35’in yıllar önce Singapur Havacılık fuarında mock-up’ını gördüm. Üzerinde ortak ülkelerin bayrakları vardı. Türk Bayrağı beni çok heyecanlandırmıştı. Bu iş ortaklığında Türkiye bütün sorumluluklarını yerine getirdi. Bugüne kadar 1.5 milyar dolar civarında ödeme yapıldı. 

Türkiye’de yapılacak parçaların son derece titiz imalatı başladı. Parçalar zamanında Amerika’ya teslim edildi. Ama Rus yapımı S 400 füze sistemi aldık diye uçağın Türkiye’ye teslimatı durduruldu. Eğitimdeki pilotlarımız geri gönderildi. Bu yan çizmenin, uluslararası ticaret kurallarını hiçe sayan davranış bozukluğunun yarattığı curcuna sürüyor.

Oysa sık sık çeşitli nedenlerle gırtlak gırtlağa geldiğimiz Avrupa hiçbir şartta sözünden vazgeçmedi. Dünyanın en yeni nesil stratejik nakliye uçaklarının 9 adedini bugüne kadar tam zamanında teslim aldık. Projeye 1 milyar 100 milyon dolardan fazla ödedik. Tanesi 120 milyon dolar olan uçaklardan sonuncusunu 2022’de almayı biz istedik. İmalatta test sırasında düşen uçağın yerine 10’uncu uçağı en gelişmiş modeliyle almak için teslimatı 2022 yılına kaydırdık. Avrupa’nın ortak nakliye uçağı A 400M’in gövdesini üst kısmından başlayarak birçok parçasını Türkiye’de imal ettik. Zamanında ve kusursuz gönderdik. Avrupa Birliği (AB) ile zıtlaşmalarımız doruk noktasına ulaştığında bile Airbus Askeri Kanadı ortaklığımızı sorgulamadı.

İspanya’nın Sevilla kentindeki Airbus askeri uçak imalatının ana üssünde bana alabildiğine serbestlik tanındı. Her yere girip çıktım. İmalatın her safhasını tek tek inceledim. Mükemmelliğe giden yolun birinci derece tanığı oldum.

MÜTHİŞ UÇUŞ

Sanıyorum 6 ay önceydi ve çok ümitli değildim; Airbus Türkiye Başkanı Can Genç ile konuşuyorduk. A 400M ile uçmayı çok istediğimi söyledim. Görünüşe göre çok ağır ama sonuca göre çok hızlı bir süreç işledi. Bana yansımayan sorgulamalardan sonra, bu isteğim Milli Savunma Bakanlığı’na ulaştı. Ve imalattan çıkacak 9’uncu uçağımız ile uçma izni verildi. Durum Airbus’a bildirildi, büyük bir itiraz olmadan kabul edildi. 

Kalkıp Madrid üzerinden Sevilla’ya gittim. Yanımda yine Türkiye Airbus’ın önemli ismi Bahadır Gültekin ile fabrikaya ulaştık. Bütün kapılar ardına kadar açıldı. Yıllar önce yine ziyaret amaçlı gittiğim fabrikada bütün detayları gördüm. Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden gelen parçalar arasında bizim ürettiklerimiz de vardı. Fransa, Almanya, İspanya, İngiltere, Türkiye, Belçika ve Lüksemburg ortaklığındaki proje bugüne kadar 174 sipariş almıştı. Uçakların 81’i teslim edilmişti.

Çatışma bölgelerine, elektronik savunma sistemi olan harekat sahalarına alçak irtifadan yük atan, toprak pistlere inip kalkan, havada tanker uçaklardan yakıt alabilen bu uçak 37 tonluk bir kapasiteye sahip. Bir helikopter ya da kanatları çıkarılmış F 16 uçağından tutun da değişik füzelere, ağır askeri araçlara kadar pek çok yük taşıyabiliyor. Cumhurbaşkanı ziyaretlerinde de gerekli ana araçlar bu uçaklarla götürülüyor. A 400M depremlerde, insani yardımlarda da diğer yüzünü gösteriyor. Çelik gövdesinden pamuk eller uzatıyor.

SEVİLLA’DA GÜZEL BİR GÜN

Uçağımız hangardan çıkmış, son testleri yapılmıştı. Sevilla’dan kalkıp Kayseri’deki 12. Hava Ulaştırma Üssü’ne gidecektik. 221’inci filonun pilotları, teknik adamları, yükleme uzmanları, hepsi uçak başına geldiler. Dışarıda tek kelimeyle cehennem sıcağı vardı. Uçağa yedek parçalar ve üsse gidecek malzemeler yüklendi. Avrupalıların Atlas, bizimkilerin ise bir Çanakkale kahramanı olan Kocayusuf dedikleri A 400 M bizi bekliyordu. Kuyruğunda filonun simgesi turna kuşu olan dikmesi ve Türk Bayrağı sade ama çok etkili bir görünüme sahipti. Üzerinde Türk Hava Kuvvetleri yazan 94 seri numaralı uçak, apronda bütün dünyayı korkusuzca taşıyacak gibi görünüyordu. Aradaki test uçaklarını da koyunca 81 teslimat seri numarasını 94’e taşımıştı.

Uçağımızın sorumlu pilotu, yani bir bakıma kaptan pilotu Hava Pilot Binbaşı Tuna Selçuk Yılmaz, ordudan ayrılıp Pegasus Hava Yolları’nda A320 uçağında kaptan olarak uçarken göreve davet edilmişti. Gelip kısa sürede 221. filo komutanı olarak A 400M operasyonlarına katılmıştı. 500 metreden bile bakıldığında anadan doğma bir pilot olduğu anlaşılıyordu. Yanındaki pilotlar Hava Pilot Yüzbaşı Erkan Oçan ve Hava Pilot Yüzbaşı Murat Şahin işlerine aşık insanlardı. Yüklemeden sorumlu Load Master’lar Hava Kıdemli Başçavuş Taner Üzer, Hava Kıdemli Başçavuş Tuna Mert Gencel bütün hazırlıkları tamamlamışlardı. Ve işin sorumlusu... Projeden sorumlu Albay Mustafa Pektaş uçuşta bize eşlik etti.

Mükemmel bir kokpite girdik. Bir A350 uçağının kokpitin’den genişti. Yükleme bölümünün üstündeydi. Motor çalıştırıldı. Sessizliğin içinde terbiyesini koruyan bir homurtu ile devrini kazandı. Dört motor müthiş bir güç üretti. (11 bin 060 Hp). Dört motorun her biri 5.3 metrelik 8 pali hızlanan dönüşle artık görünmüyordu. Turboprop motorlu uçak jet motorlarına kafa tutar bir biçimdeydi. Önce Sevilla San Pablo Havalimanı’na taksi yaptık. Motor durdurduk, inip polisten geçtik. Pasaportlarımıza çıkış damgaları vuruldu. Yeniden uçağa geçtik, motor çalıştırıldı ve piste çıktık. Bize verilen uçuş saati diliminin içinde uçak koşmaya başladı. Ağırdı, güçlüydü, çok kısa sürede yerden kesildik. Biraz burnu havada uçuyordu ama bu tasarım bunu hak etmişti. 10 bin metrenin üzerine çıktığımızda türbülanslarla karşılaştık. Uçak çok önemsemedi, basit sarsıntılarla türbülanslı bölgeyi geçtik. Pilotlar arasındaki rütbe ilişkisi yerine sistemi bozmadan oluşturulan konuşmalardan çok etkilendim.

Samimiydiler ama zarif bir şekilde aradaki tecrübe ve rütbeyi koruyorlardı. Akdeniz üzerindeki sihirli adalar Sardunya, Korsika, İbiza çevremizde kaldı. Napoli üzerinden geçtik. Kuzey Makedonya’dan sonra Yunan hava sahası daha kestirme olmasına rağmen Bulgar hava sahasını tercih ettik. Türk hava sahasına girdiğimizde aşağıdan gelen ‘hoşgeldiniz’ mesajları etkileyiciydi. Sonra Kayseri göründü. 5 saatten fazla süren uçuşun sonuna gelmiştik. Gün batıyordu. Güneşin ışıkları aşağıdaki filoya görkemli gölgeler ulaştırıyordu. Casa uçakları, C160 ve C130 kuyruk dikmeleri birbirine güç veriyordu. Pilotumuz uygun hız ve irtifa ile bir geçiş yaparak aşağıyı selamladı. Uçağın düşük irtifada tutunması harikaydı.Karşılamaya ekiplerin aileleri de gelmişti. Çocuklar babalarını bekliyorlardı.

Çok güzel bir iniş yaptık. Pistten çıkıp karşılama alanına ulaştığımızda, eşlerinden ve babalarının yollarını gözleyen çocuklardan oluşan aileler kadar, komutanlar da ekip ile yeniden birlikte olmanın sessiz sevincini yaşıyorlardı.

Kocayusuf yeni vatanına dönmüştü. Artık vatan için uçacaktı. Sırtında dünyanın en tehlikeli yüklerini taşıyacak, gerektiğinde çaresiz kalmış insanlara dünyanın dört bir yanında Türkiye’nin sıcak ve dost elini uzatacaktı.

DEVAMI İÇİN TIKLAYIN

 

Kaynak: www.hurriyet.com.tr

Kokpit Aero

Yorum Yap