Hakan Kılıç

ABD’den balistik füze vurma denemesi

  • Son Güncelleme: 19/12/18 17:32:47
  • 9

https://twitter.com/hkilichsword

11 Aralık 2018’de ABD Füze Savunma Ajansı (MDA), Kauai-Hawaii'deki kara konuşlu AEGIS sistemi AEGIS Ashore tesisinden fırlatılan bir SM-3 Blok IIA anti-balistik füzesinin (KW’sinin) test amaçlı fırlatılmış bir IRBM (uzun menzilli balistik füze) ile kesişme sağladığını yani imha ettiğini açıkladı.

Test amaçlı ateşlen IRBM türü balistik füze ise olağan şekilde yerden ateşlenmek yerine motor/yakıt dolayısı ile maliyetten tasarruf etmek için bir C-130 nakliye uçağından bırakıldı. Önce paraşütünü açan füze istikrarlı serbest düşüşe geçtikten sonra paraşütleri bırakıp motor ateşleyerek yüksek irtifaya geçti. Yani balistik füze fırlatma aşamalarının birincisi olan boost aşamasını “bedavaya” getirerek testin maliyetini düşürmüş oldu ve kısa süre sonra Ortayol (Midcaourse) fazından devam etti.

Bu olayın tartışıldığı bir twitter ortamında konunun başka yerlere gittiğini görünce olayı kısaca özetlemek ve değerlendirmek istedim. Zaten bunlar sürekli sorulan ve tartışılan konular. Özellikle de Rusya’nın S-500 geliştirdiği günden beri. Ancak konu çok ağır olduğundan rakamları ve terimleri gördükçe sıkılacağınızın farkındayım. O yüzden mümkün olduğunca açıklayarak gideceğim bu da yazıyı uzatmış olacak ancak başka yolu yok.

Testi takiben bir MDA basın açıklamasıda:C2BMC’nin (Balistik füze savunması amaçlı komuta-kontrol merkezi) yer ve hava/uzay tabanlı sensörlerle yani radar ve kızılötesi algılayıcılarla entegre biçimde komuta-kontrol mimarisinin kullandığını söylendi. MDA direktör Yrd.Doç.Dr. Sam Greaves, testin EPAA’nın (Avrupa Aşamalı Uyarlanabilirlik Yaklaşımı) Faz 3 mimarisinin etkinliğini gösterdiğini ve SM-3 Blok IIA programı için kritik bir başlangıç kazanımı kilometre taşı olduğunu söyledi. Açıklamanın genel özeti AEGIS Ashore’nin SM-3 Blok IIA’yı başarılı güdülediği hakkında idi.

AEGIS Ashore hakkında 3 yıl önce yazdığım tabi olarak güncel bilgileri içermeyen tanıtım yazısını aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz.

http://kokpit.aero/hakan-kilic-balistik-fuze-tehdit12

Aslında haberin önemi SM-3’ün başarılı testi değil, bir IRBM’nin vurulabilmiş/önlenebilmiş olmasıdır. Dünya üzerinde henüz GBI ve SM-3 haricinde IRBM önlemesini test ortamında dahi olsa yapabilen başka bir anti-balistik füze sistemi yok. Aslında teorik olarak Amerikan firmalarının ortaklığı ve yardımı ile geliştirilmiş İsrail Arrow-3 füzesi de var. Bu füze IRBM testi yaptı mı, şu an net bilgiye ulaşamadım. Ancak vurabilecek kapasitede hatta daha ilerisi yani daha uzun menzilli dolayısı ile balistik füze olduğu için daha hızlı olan ICBM karşısında test etmek için ABD’ye götürülmesi kararı verilmiş ve açıklanmıştı. Ancak geçen sene alınan bu karar gerçekleşmedi. Çünkü Suriye (İran) ve Hizbullah kaynaklı saldırılarla bölgede gerilimin artması üzerine tedbir olsun diye daha yeni hizmete girmiş Arrow-3’lerin ülke dışına çıkarılması mahsurlu görüldü ve bu test yapılamadan kaldı veya yapıldı kamuoyuna açıklanmadı. İşin içinde sadece İsrail olsa açıklanmamış olabilir diyebilirim ama ABD olunca ve test de ABD’de yapılınca açıklanmamış olması zor bir ihtimal. Sonuç IRBM vuran/önlediğini iddia eden üçüncü sistem Arrow-3.

Anti-balistik füzelerden (ABM) makalede adı geçecek olanların kısa tanımları şöyledir:

-GBI: GMD-Ground-Based Midcourse Defense yani orta yol fazındaki balistik füzelere karşı kara tabanlı savunma sisteminin ana unsuru olan Ground-based Interceptor-GBI anti-balistik füzesi. Bu en yüksek irtifa kapasiteli ABM füzesidir.

-THAAD: Terminal High Altitude Area Defense/Terminal faz hedefler için Bölgesel Yüksek İrtifa Hava Savunması füzesi. Daha çok anti-balistik amaçla dizayn edilmiştir. ABD yapımı.

-SM-3: Standart Missile-3/ Çok yüksek irtifa Anti-balistik füze ABD yapımı daha çok AEGIS SYS yüklü harp gemilerinde konuşlu.

-Arrow-3: İsrail-ABD ortak yapımı çok yüksek irtifa anti-balistik füzesi.

Diğer yandan IRBM’lerden çok daha uzun menzilli yani 5000-5500 km’den yukarı menzilli olan kıtalararası menzilli balistik füzeleri (ICBM) ise şimdiye kadar test ortamında sadece yine ABD yapımı GBI durdurabildi. SM-3BII versiyonunun da bu kabiliyette olduğu ve test düşünüldüğü söyleniyor ki KW (kinetik öldürme aracı) barındırması 1500 km irtifaya çıkması aslında bunun mümkün olduğunu gösteriyor. Bir alt versiyon SM-3 BIA/B bile 450 km irtifaya sahip ki bu bile ortayol fazında yani uzay ortamında KW’sinin balistik füzenin savaş başlığını taşıyan yeniden giriş aracı RV’sini yakalayabileceği manasına geliyor.

Tam burada twitter’da bir soru vardı. Gerek ICBM’ler gerekse denizaltıdan fırlatılan SLBM’ler içlerinde sahte başlıklar da olan çok başlıklı (MIRV) yeniden giriş araçlarına sahip ise ve bir denizaltıdan 10’ar başlıklı 20 füze ateşlense 200 adet başlığın üzerine geldiği ABD füze savunma sistemi bunları nasıl durduracak? Ayrıca 100 Milyon USD’den yani F-35’den pahalı GBI füzesinden kaç tane üretebilmiş ki sarf edecek?

Birinci sorunun cevabı, durduramayacak. İkinci soru ise zaten yeterli miktarda yok. Aslında mesele şu ki çoğu kişi bunlara medyacı ve nükleer silahlar vb. alanlar dışında çalışan bilim insanları ve birçok emekli asker hatta hatta savunma sanayi sektör çalışanları/uzmanları da dahil balistik füze savunmasını mantığını, reel gerçekleri bilmedikleri için meseleye düz mantıkla bakarak “Şu kadar füze atılmış, şu kadar önlemiş” mantığı ile yanlış değerlendirmeler yapmaktalar. En yakın örneğini son topçu roketi saldırıları karşısında İsrail Iron-Dome sisteminin önleme yüzdesinin düşük olması sebebi ile sağda solda yazılan “Iron-Dome çöktü” yorum ve yazıları idi. Merak ediyorum bunu yazanlar Iron-Dome ve muadillerini veya daha da önemlisi düşmanı topçu roketlerini hiç araştırmış mı? İşin ilginci bunu bir Amerikalı veya Japon yazsa anlarsın da bizimkiler yazınca biraz garip oluyor. Daha 2 yıl öncesine kadar Kilis ilimize 100 civarı Katyuşa roketi düşmüştü. Vatandaşlarımız şehit olmuş ve yaralanmış, bir tane bile Katyuşa vuramamıştık. Ancak sınır ötesi harekât ile (Fırat Kalkanı) terör unsurlarını etkisiz hale getirerek Katyuşa belasından kurtulmuştuk. Keşke kendi ülkeleri bile bu kadar düşmüş topçu roketlerini (BSRBM) ve füze savunma sistemlerini azıcık araştırıp öyle yazsalardı. Bu konuya birkaç gün sonra yayınlanacak 2.Bölümde dönmek üzere geçiyorum.

BALİSTİK FÜZE SAVUNMASI MANTIĞI, UNSURLARI, YANLIŞ BİLENLER

Literatür olarak değil de konunun daha iyi anlaşılabilmesi için 3 kategoriye ayırarak anlatmaya çalışacağım:

Birincisi: Uzun menzilli ve kıtalararası menzilli olanlar ile denizaltıdan fırlatılanlara ICBM, IRBM ve SLBM’lere karşı savunma,

İkincisi: Kısa ve orta menzilli olanlara SRBM, MRBM’lere ve ASBM ile ALBM gibi yeni türlere karşı yapılan savunma,

Üçüncüsü ise topçu roketleri ve çok kısa menzilli olan BSRBM’lere karşı yapılan balistik füze savunması.

Bu arada bilmeyenler olabilir diye tekrar sınıflandırmayı doğru bir şekilde yapalım.

1.BSRBM, Battlefield Short Range Ballistic Missile/Muharebe Sahası Kısa Menzilli Balistik Füze veya Artillery Rocket (Topçu roketi): Bazı kaynaklar 300 km kadar olan füzeleri bu sınıftan kabul etse de menzili 0 ila 150 km’ye kadar olan balistik füzeler ve topçu roketleridir genel kabul gören sınıflandırma menzilidir.

2.SRBM, Short Range Ballistic Missile/Kısa Menzilli Balistik Füze:150-1000 km arası menzilli olanlara denir (Türkiye’nin etrafı bu sınıf balistik füzeler ile çevrilidir dersek abartmış olmayız).

3.MRBM, Medium Range Ballistic Missile/Orta Menzilli Balistik Füze: 1000 ila 2750 / 3000 km arası olanlara MRBM denir.

4.IRBM Intermediate Range Ballistic Missile/Uzun Menzilli Balistik Füze: Menzili 3000-5000 km arası olanlar IRBM olarak sınıflandırılır.

5.ICBM: 5000/5500 km üzeri (5000 km üzerini kabul eden kaynaklar da mevcut) menzile sahip olanlar da ICBM (Inter-Continental Range Ballistic Missile/Kıtalararası Balistik Füze) olarak adlandırılır. Anlaşılacağı üzere adı “uzun menzilli” olmasa da en uzun menzilli olanlar bunlardır.

6.SLBM: Submarine Launched Ballistic Missile/Denizaltıdan Fırlatılan Balistik Füze. Denizaltılardan ateşlenen balistik füzeler de genelde nükleer başlık taşır ve menzilleri itibariyle ICBM sınıfındandır. Ancak istisna olarak Kuzey Kore’nin Pukguksong-1 balistik füzesi gibi menzil olarak MRBM dahi olsalar denizaltıdan fırlatılıyor ise menziline bakılmaksızın SLBM olarak adlandırılır.

Ayrıca menzil sınıflaması haricinde;

ASBM: Anti-Ship Ballistic Missile/Anti-Gemi Balistik Füzesi

ALBM: Air-Launched Ballistic Missile yani havadan ateşlenen veya havadan bırakılan balistik füze sınıfı olarak yeni yeni sınıflandırılmaya ve tanımlanmaya başlamıştır. Yeni Rus füzesi Kinzhal bu tip bir balistik füzedir ve zaten SS-26 Iskander SRBM’sinin uçaktan (Mig-31) atılan versiyonudur. Klasik balistik füzelerin yakıt ve ağırlıktan tasarruf ederek seyir füzesi gibi uçak aracılığı ile yüksek irtifada ateşlenerek daha uzun menzile ulaşmasından ibarettir.

1-ICBM, IRBM VE SLBM’LERE KARŞI SAVUNMA ve ANTİ-BALİSTİK FÜZE (ABM) SİSTEMLERİ

Aslında balistik füze savunma sisteminin doğuşu nükleer silahlar, balistik füzeler ve nihayetinde ICBM’lerin doğuşu ile başladı. İlk füzeyi (Atlas) ABD yaptı ama denemeler başarısız olunca kısa süre sonra ilk başarılı testi 21 Ağustos 1957'de R-7 roketi ile SSCB yaptı. 6.000 km'den fazla uçan füze ilerleyen zamanda daha da geliştirilerek Soyuz uzay roketine de dönüştü. İlk SSCB stratejik füze birimi de 1959'da oluşturulmuştu. SSCB’nin “Atom ve Hidrojen bombalarımı ICBM ile istediğim şehrine atarım ve nükleer bomba taşıyan hava kuvvetleri uçakların kalkmaya bile zaman bulamaz” demek manasına gelen bu gelişmesi Sputnik uydusunu fırlatması ile ABD’de artık kızgınlık ve kıskançlık havasını tam anlamı ile korkuya çevirmişti.

ABD uzay projesi ve Ay’a adam gönderme hedefi adeta birinci öncelik halini almış NASA’nın ABD genel bütçesindeki payı %4 gibi astronomik bir rakama çıkarılmış ve bir taraftan Atlas, Titan gibi roketler ile ICBM yarışında Ruslar yakalanırken diğer yandan ilk BMD sistemleri ve anti-balistik füze arayışları başlamıştır.

Ruslar ise A-135 sisteminin 51T6 füzesi ile (güncel füzenin ismi) hiçte rantabl olmayan bir sistemi seçti. Bu sistem bir ICBM ucundaki nükleer bombanın atmosferde düşman füzelerin rotası üstünde patlatılarak gelen ICBM veya dağılmış RV’lerini imhayı amaçlıyordu. Tabi bu durum Moskova üzerinde veya başka bir şehir üzerinde de EMP etkisini önemsemeyerek yapılabilirdi. Bugün hala daha Rusya’nın operasyonel olan anti-balistik füze sistemi bu A-135 ve gelişmiş hali A-235’in kullandığı Gorgon ve Gazelle füzelerinden ibaret. Son günlerde gördüğünüz basına dağıtılan test görüntülerinde önce büyük bir tırda taşınan sonra atış pozisyonuna alınıp fırlatılan füze bu işte. Avam ağzı ile söylemek gerekirse bana göre “beş para” etmez bu anti-balistik füze (ABM) sistemleri zaten ani reaksiyon gösterme yönü ile de çok sıkıntılıdır.

RS-24 Yars ve diğer Topol versiyonları ICBM’leri gibi son derece başarılı, rantabl ve rekabetçi ve dahi ABD füzelerinden hiç geri kalmayan balistik füze alt yapısına sahip Rusya’nın ABM ve BMD (Balistik füze savunma) sistemleri konusunda neden bu kadar geri kaldığını tüm makaleyi ve mantığını okuyunca anlayacaksınız.

Diğer yandan ABD’de ise 1957 gibi başlayan çalışmalar Nike-Zeus sistemi ile başladı. Aradaki yılları geçerek, ABD ilk başarılı ICBM önleme sistemi olan ABM füzesini aslen bir ICBM olan Minuteman füzesinden çevrilen Ground-Based Midcourse Defense yani orta yol fazındaki balistik füzelere karşı kara tabanlı savunma sisteminin ana unsuru olan Ground-based Interceptor-GBI füzesi ile yaptı. Gerçek bir ABM olan bu füze LGM-30 Minuteman ICBM’nin motorlarına sahip olduğu için S-400, THAAD, SM-3, Arrow-3 gibi füzelerle kıyas edilemeyecek bir irtifaya yani 1700 km irtifaya çıkmakta ve balistik füzenin uçuş aşamasında orta yolda yani uzayda rahatlıkla yakalamaktadır.

Ancak bir ICBM gövdesi olması tıpkı ICBM gibi yer altı silosundan ateşlenmesi ve 100 Milyon USD’lere varan bir maliyet oluşturmaktadır. Çünkü GBI füzesi klasik bir ABM gibi değil, dev bir ICBM gibidir. İmha işleminin ise uzay ortamında serbest bıraktığı EKV-Exo-atmospheric Kill Vehicle (Ekso-atmosferik öldürme/imha aracı) ile yapmaktadır. Küçük roketçikler ile donatılan kinetik çarpma aracında harp başlığı yoktur ve bunun yerinde dev bir kızılötesi sensör vardır. Zaten radarlar tarafından ICBM’nin dağıttığı veya henüz dağıtamadığı RV veya başlığın uçuş rotasına yakın konuma çıkarılan füze EKV’yi serbest bıraktığında uzay ortamında kendisinden başka hiçbir ısı kaynağı olmayan (uçak vb.) hedefi kızılötesi sensörü ile kolaylıkla tespit eder ve EKV çok yüksek bir hızla kesişme sağlayarak gelen başlık veya RV’yi imha eder.

Zaten EKV, KW, KV veya en azından THAAD’daki gibi DACS adı verilen likit, yönlendirme ve irtifa kontrol sistemi ile burunda kızılötesi sensör yok ise doğru düzgün bir veya daha teknik tabir ile SRBM üstü balistik füze savunmasından bahsetmek zor. S-500 hakkında Rusların “Hipersonik silahları (HGV kast ediliyor) ve ICBM’leri önleyeceği” iddialarına inanmamamın temel sebebi de budur. S-400’den çok daha büyük ve uzun menzilli olsa bile EKV, KW ve KV taşımayan bir füzenin ICBM ve IRBM imhası çok zordur. Tabloya dikkat ederseniz THAAD karşısına MRBM yazıyor. Yani 150 km irtifaya çıkan THAAD bile ancak terminal fazdaki yani orta yoldan sonraki dalış fazındaki MRBM’lere karşı etkili. S-400 ise sadece 30 km irtifaya sahip broşür bilgisi olarak. S-500’ünde THAAD gibi hit-to kill bir füze olacağı söyleniyor. Yani harp başlığı olmadan füze gövdesinin çarparak imha eden sistem.

 

(KV: Kill Vehicle/Öldürme aracı, THAAD

KW: Kinetic Warhead/Kinetik Savaş başlığı/imha-öldürme aracı, AEGIS SM-3

EKV: Exo-atmospheric Kill Vehicle/Ekso-atmosferik öldürme/imha aracı, GBI, Arrow-3)

Dolayısı ile başlığımız ICBM/IRBM savunması ise EKV veya KW barındırmadan bu tür bir savunmanın yani THAAD ve S-500 dahil bunun yapılması hayalden başka bir şey değildir. Çünkü 25 Mach hızda hareket eden bir RV terminal aşamadayken onu yakalamak için fırlatılan füzeninde en az 25 Mach süratte olması lazımdır, basit mantık olarak. Sizlerin benim tablolarımda veya web kaynaklarında gördüğünüz ICBM’lere ait hız bilgileri ise hep dalış aşamasındaki hızı ifade eder. Yani terminal aşamada yeryüzüne yakın bir RV’yi vurmak için fırlattığının ABM’ye çevrilmiş bir Rus RS-24 veya ABD Minuteman-3 ICBM’sinin hit-to-kill için onu yakalaması imkansızdır. GBI bile dalış yapan bir SS-29/Rs-24’ün RV’sinin terminal aşamada yakalayamaz. Çünkü GBI klasik bir uzay roketi gibi yer çekimi ile mücadele safhasındadır. Yani sebep çok basit dünyada 25 Mach hızla fırlatma aşamasında göğe tırmanabilen bir füze yok (SS-18, SS-29/RS-24, Minuteman-3, DF-41 vb. dahil). İşte o yüzde uzun orta yol safahatında EKV bir nevi tuzak kurarak RV’nin önüne çıkar veya çapraz yönden çarpar. Yoksa EKV’de kazara hedefi kaçırdığında uzay ortamında onu yakalayacak kadar hızlı değildir. İşte bu EKV’nin daha düşüğü KW SM-3 ve Arrow füzelerinde olduğu için onlarda da ICBM/IRBM kabiliyetinden bahsediliyor, en azından test yapmaya cesaret ediyorlar.

Oysa THAAD’da sadece KV denen kendi burnu/başlığı var. Resimde görüyorsunuz. Yani THAAD, KV sistemi varken bile IRBM/ICBM önleyemezken ve HGV (Hipersonik kayma/saldırı aracı) önleme ihtimali çok düşükken rakibi S-500’de henüz bilmiyoruz ama KV’ye sahip olsa bile bunu nasıl başaracak? Kimse kusura bakmasın Rusların ICBM/HGV önleyecek yanalına inanmak çok güç. Şu ana kadar taşınırken medyaya yansıyan S-500 resimleri de EKV/KW barındırmayacak bir şekilde olduğunu gösteriyor. Zaten Rusya’nın henüz EKV/KW teknolojisi sahip olduğu bilgisi yok. Oysa nükleer güçle çalışan insansız denizaltılarını, seyir füzelerini ve Avangard HGV’sini gururla dünyaya ilan ettiler/tanıttılar. Diğer yandan yeni denemesi yapılan ekso-atmosferik Çin ABM’sin DN-3’te EKV veya KW olduğu iddia ediliyor. Sonuçta bana göre S-500 gerçekten anti-balistik (SRBM vurabilen) ilk Rus füzesi olarak NATO/ABD’de rakibi olmayan bir SAM olacak gibi görünüyor.

HGV’leri merak edenler için ise kaynak olarak aşağıdaki linkleri verebilirim.

http://www.kokpit.aero/hakan-kilic-hiper-sonik-fuzeler-1

http://www.kokpit.aero/hakan-kilic-hiper-sonik-fuzeler-2

http://www.kokpit.aero/hakan-kilic-hiper-sonik-fuzeler-3

O zaman ABD ve İsrail mükemmel balistik füze savunmasına sahip ve dünyada başka kimse de yok. Rus/Çin ICBM/SLBM/IRBM’leri vurulabildiğine göre “Nükleer dehşet dengesi” ABD lehine. Hatta SM-3 Japon ve diğer bazı ülkelerin ABD yapımı AEGIS yüklü gemilerinde de olduğuna göre Japonya bile korunmakta doğru mu?

Cevap, hayır. Maalesef kazın ayağı öyle değil. Evet, SM-3 özellikle SRBM ve MRBM ile göreceli olarak IRBM savunması konusunda başarılı ama ICBM’de sınırı sadece 450 km. Yukarıda bahsettiğim yeni versiyonu henüz yeni test ediliyor ve onun irtifa sınırı ise muhteşem, 1500 km. Yani mevcut SM-3 füzeye uzak ise Kuzey Kore denemesinde olduğu gibi füze HS-14 4000+ km irtifadan Japonya üzerinde geçerken sadece aşağıdan seyrediyor. Oysa atılan füze SRBM/MRBM olsa Japonya’ya yaklaştırmayacaktı bile. (Her ne kadar Japonlar denize düşeceğini anladık, savaş çıkmasın diye vurmadık dese de ne ile vuracaklarmış diye konunun uzmanı birkaç Amerikalı ve Koreli ve Çinli ile twitter’da konuşup gülüştüğümüzü hatırlıyorum).

Ancak unutmayın ki AEGIS gemileri (SM-3 füzeleri) Patriot ve THAAD radarı AN-TPY-2 ve şimdi yeni kurulacak AEGIS Ashore ile Japonya dünyada ABD’den sonra en güvenilir ve güçlü balistik füze savunmasına sahip ülkesidir. Bunu İsrail’in Arrow’lara sahip olmasına rağmen söylüyorum. İsrail BRSM konusunda 2.Bölümde anlatacağım üzere bir numara ve SRBM için de iyi durumda olsa da SM-3 farkı ve sensör farkı ile Japon MRBM/IRBM savunması Arrow-2/3’ün sayısı da düşünüldüğünde çok ileridedir. Japonya daha kademeli SRBM/IRBM ve kısmen ICBM savunmasına sahiptir diyebiliriz.

Sonuç olarak “ICBM’nin hakkından hakkıyla GBI gelir” diyerek o zaman neden soruya cevap olarak “hayır” dedim. Uzatmadan kısa kısa özetleyeyim.

-ABD’de sadece iki hava üssünde silo tabanlı konuşlu olan GBI’lar 200 tane hatta bazılarına göre 100’den biraz fazla sayıdadır.

-Yüzlerce füze ve başlıklarını düşündüğümüzde binlerce başlık sahibi Rusya ve Çin’ karşı SM-3 ve GBI füzelerinin 3.Dünya Savaşı’nda koruma sağlaması düşünülemez. Tek bir Rus denizaltısı 200 adet başlığı ki içinde en az 40-50 sahte başlık yollamışken tüm GBI füzeleri harcanmış olur. O sırada AEGIS gemileri Arleig Burke muhripleri ve Ticonderoga Kruvazörlerinin de kaç tanesi hedef şehre yakın orta yol üzerinde ise o kadar SM-3 ateşlenecektir. Ya diğer denizaltılar ve karadan yollanan ICBM’ler?

-Ayrıca maliyetin 100 Milyon USD’den fazla olduğunu hatırlatırken GBI kesişme testlerindeki oranın %50’yi geçmediğini çeşitli kaynakların yazdığını hatırlatayım.

Birkaç gün sonraki 2.Bölümde Nükleer Caydırıcılık ile devam edeceğiz.

Kaynak: www.kokpit.aero

Facebook

Kokpit Aero

Yorum Yap