Hakan Kılıç

Hava savunma füzeleri hangi hedefleri vurabilir?

  • Son Güncelleme: 1/01/19 16:31:27
  • 7

YAZININ BİRİNCİ BÖLÜMÜ IÇIN TIKLAYIN

http://www.kokpit.aero/abd-balistik-fuze

YAZININ İKİNCİ BÖLÜMÜ IÇIN TIKLAYIN

http://www.kokpit.aero/abd-balistik-fuze-2

 

Bugünkü üçüncü bölüm aslında son bölüm olacaktı. Ancak gerek S-400 ile ilgili bazı gelişmeler ve bana karşı yapılan bazı haksız yorumlar makale içine bir itiraz bölümü eklememe sebep oldu. Takdir edersiniz ki her ne kadar twitter ve buraya yapılan yorumlarda sabrımı zorlasam da yanlış algı oluşturulmasın tahammülüm yok. 

O yüzden bugün sadece Topçu Roketleri ve BSRBM’ye karşı yapılacak savunmayı anlatacağım ve SRBM-MRBM’yi dördüncü ve son bölüme bırakacağım. 

2-BSRBM ve TOPÇU ROKETLERİNE KARŞI YAPILAN BALİSTİK FÜZE SAVUNMASI

Aslında Topçu Roketleri ile BSRBM savunmasını da ikiye ayırmak lazım. Çünkü etkili balistik füze savunması her sınıftaki balistik füzeye (menziline göre dolayısı ile irtifasına göre dolayısı ile hızına göre) ayrı irtifaya hitap eden, ayrı hızdaki, hatta ayrı tip başlık ve imha çeşidi içeren savunma füzeleri ile yapılabilir veya yapılmaktadır.

Örneğin Hizbullah’ın sık sık İsrail’e fırlattığı ve merdiven altı denebilecek (İran yardımı ile gizli atölyelerde montaj/üretim yapılan veya direk alınan) topçu roketleri veya Kilis iline Fırat Kalkanı Harekâtı’na kadar atılan dünyanın en meşhur topçu roketi Rus yapımı Katyuşa’lara karşı etkili bir savunma yapmak için tüm illerimizde S-400, Patriot hatta EOROSAM Aster-30 füze savunma sistemleri kursak yine de birkaç tesadüf haricinde başarılı olamayız. Bu durumun sadece bizim için değil tüm ülkeler için de geçerli olduğunu söylemeye gerek yok sanırım. Çünkü balistik füze savunma sistemlerinin büyük çoğunluğu SRBM’ye karşı etkili yapılmıştır ve daha kısa menzilli BSRBM karşısında aciz kalmaktadırlar.

Size inanması güç gelebilir ama daha pahalı ve teknoloji içeren kat kat büyük SRBM’leri vurabilirken, insan boyundan daha büyük olmayan, artık teknolojik olarak kat kat geri kalmış daha çok asimetrik veya devlet dışı aktörlerin kullandığı Katyuşa tarzı topçu roketlerini önleyemezler.

(Füze sınıflandırması ve kısaltmalar için 1.Bölüme bakınız.)

Sebebi çok basit aslında,1.Bölümde söylediğim gibi ihtiyaçlar savunma harcamalarını belirler. Bugün Ortadoğu ve çevresi hariç dünyanın neresinde BSRBM tehdidi var? Hangi deli ABD, Rus veya Çin sınırına 40-50 km veya 150 km yaklaşıp topçu roketi saldırısı yapabilir? Bu ülkeler neden SRBM ve daha uzun menzilli füzelere karşı balistik füze savunmasına para harcayacağına topçu roketi savunması ile uğraşsın?

Diğer yandan muhtemel bir 3.Dünya Savaşı’nda Rusya, Avrupa şehirlerini 500 km menzilli 500-1000 kg arası harp başlığı taşıyan SRBM/TBM türü SS-26 Iskander balistik füzeleri ile tahrip etmek dururken neden Katyuşa gibi ilkel bir sistemle uğraşın? Yani piyade tüfeği ile nokta hedefi vurabilirsiniz ama elinizde uçaksavar varken karşınızdaki adama piyade tüfeği ile ateş etmek yerine uçaksavarla rastgele tararsınız.

Avrupa’da SS-26 türü SRBM’leri imha edecek çok çeşit ve sayıda balistik füze savunma (anti-balistik füzeler) var ama kaç tane ve ne kadar güvenli? Birebir eşlesen bile SS-26 ve benzeri SRBM tehditlerinin sayısı anti-balistik füzelerden kat kat fazladır. Diğer bir deyişle bir SS-26’yı imha edecek örneğin PAC-3 MSE (+MEADS) füzesini maliyetine kaç tane SS-26 üretilebilir araştırmak lazım.

Hatta hatırlayın bir ara İsrail Suriye ve İran yanlısı unsurların gönderdiği 200 USD değerindeki İHA’ları vurmak için 1 Milyon USD değerinde Patriot füzesi harcamanın şikâyeti içindeydi.

Dolayısı ile İsrail veya bizim gibi ülkeler haricinde topçu roketi savunması kimsenin çok umurunda değildi. Ta ki bu yıllara kadar. Tehdit artınca ABD’nin bölgedeki diğer müttefiklerini ve dolayısı ile bu ülkelerdeki askeri üslerini tehdit edince İsrail yapımı Iron Dome’de kiralayıp test için ABD’ye götürmesinin sebebi budur işte.

Peki SRBM vuran Patriot “kıytırık” Katyuşa’yı neden vuramaz? Aslında bu da çok basit. Patriot ve diğer SRBM savunması yani menzili 600 veya 1000 km’ye kadar menzilli balistik füzeleri önlemeye yönelik savunma sistemleri füze terminal aşamada, yani dalışa geçtiğinde 10-30 km irtifa arasındaki müdahale etmek üzere kurgulanmış. Bu müdahalede savaş başlığı patlasa bile hedefe en az zarar verecek irtifada vurmayı amaçlar. Vurulacak hedef yani SRBM dakikalarca uçar ve bir kısmı tamamen uzay ortamı denebilecek irtifaya çıkıp sonra tekrar atmosfere girerken bazıları biraz daha alçak irtifadan ama nerede ise tamamı 100-300 km arası irtifada “Ortayol”unu uçar. Dolayısı ile tüm radar ağlarına entegre ve atışa hazır bekleyen ve dahi erken uyarı radarlarına sahip sistemler reaksiyon gösterecek zamanı ve müdahale edecek irtifayı yakalar. Evet tesadüfen de olsa bir iki tane Katyuşa’yı S-300/400 veya Patriot gibi sistemler sonuçta alçak irtifadan uçan seyir füzelerine karşı da etkili oldukları için vurabilir. Ancak unutmayın ki o seyir füzeleri dahi topçu roketinden daha yavaş, daha büyük ve uzun uçuş süresine dolayısı ile tespit ve reaksiyon süresine sahiptir.

Toparlarsak topçu roketleri gövde yapısı olarak 1-5 veya 6 m gibi o kadar küçüktür ki PAC gibi bir füze ile kesişmesi çok zordur. Daha da kötüsü sadece yaklaşık (değişken) 20-50 km gibi irtifaya çıkarlar ve menzilleri 150 km altında hatta Katyuşa gibileri versiyona göre değişken ama 40 km civarı menzile sahiptir. Yani 40 km ötedeki bir Katyuşa ateşlenip 3-5 dakika uçup 10-20 km irtifadan daldığında karşıdaki S-400 veya PAC ne yapsın?

İşte yıllardır topçu roketi belasından mustarip İsrail’in Iron-Dome ve David’s Sling sistemlerini geliştirmesinin sebebi de budur. Özellikle Iron-Dome dünyada BSRBM savunmasında rakipsiz olup daha da ötesi operasyonel olan tek alternatiftir. 

Okuyucularıma saygı ile duyurulur

Burada bir nokta koyup uzun süredir yapılan yorum ve forumlarda ileri geri konuşanlar için kısa bir açıklama ihtiyacı doğdu (aslında bir tweet, Kokpitaero’ya gönderilen bir yorum ve bir forumda iki yorum yani toplasam 5 etmez ama yine de beni rahatsız etti) şöyle ki:

Nasıl ki ben, Rusya’dan taktik sistemler alımına mesela BUK, Pantsir, Tor gibi karşı değilken, stratejik her türlü sistemin alınmasına karşıyım ve aynı şekilde İsrail’den ise her türlü savunma sanayi ürünü ihracına temelden karşı olduğumu belirteyim. Dolayısı ile gerek bu makale gerekse daha önce yazdığım İsrail hava/füze savunma sistemleri ve Arrow’lar İsrail’den füze, özellikle Iron-Dome alınsın diye kamuoyu oluşturmak için yazmadım ve böyle bir gizli amacım yok. Karşı olduğumu daha açık nasıl yazabilirim bilmiyorum.

Tüm makalelerim gibi kafasını kuma gömenlerin (belli bir zümre veya meslek grubunu kast etmiyorum, her meslek ve siyasi görüşten olabilir) dünyada neler olup bittiğinden haberdar olması için yazıyorum. 

Ayrıca balistik füze savunmasında ABD’nin dünyada tartışmasız lider olmasından ötürü ve benim de ana ilgi alanımım füze savunma sistemleri olması sebebi ile sık sık ABD sistemleri anlatmamdan ötürü sağ solda forumlarda ve yorumlarda ABD propagandası yaptığımı yazan bu üç-beş nadana buradan söylüyorum ki eğer zahmet edip ta T-LORAMIDS ihalesinden beri benim yazılarımı takip etseydiniz veya yine bu sitedeki “Çin füzesini almalı mıyız?” yazısından beri takip eden okuyucularımın çok çok iyi bildiği gibi ne Çin FD-2000/HQ-9 ne ABD yapımı Patriot’ları ne de Rus S-400’ların destekçisi olmadığım gibi öteden beri EUROSAM SAMP/T ASTER-30 alınmasından yana olduğumu yazmıştım. Hem de Fransız hükümetine karşı aşırı sevgime(!) rağmen bunu sanırım 4 yıldan beridir yazıyorum. Bu tercihte en önemli sebebin ise yapılacak olan TF-2000 hava/füze savunma muhribimize deniz konuşlu olmayan PAC ve S-400’ün füzelerinin yerleştirilmesi imkânsız olması. Buna rağmen Aster-30’un gemi/kara konuşlu hem de gerçek anti-balistik füze olmasıdır. 

Uzun yıllardır takip ettiğim SSBN türü Rus nükleer güçlü denizaltılarına da hayranım. Ama bu dalım değil ve bu yüzden yazıp başkaları gibi rezil olmaktan korkuyorum ki onları kimse programlardan sonra da eleştirmediği için askeri konularda atıp tuttukları yanlarına kar kalmakta. Dolayısı ile ezcümle ben Rus denizaltınalarını yazdığımda bu dar görüşlü yorumcular pekâlâ “Rus hayranı” da diyebilir. Oysa Putin’i ne kadar çok sevdiğimi(!) yakın arkadaşlarım çok iyi bilir. Ve son olarak şunu merak ediyorum, Aster-30’u tanıtınca ki o zamanlar gönüllü yazarlık yapıyordum bana “Yazmak için firmalar para vermiş galiba…” dediniz”. Patriot yazımda “Amerikancı” dediniz ki hala daha sitede duran yazının son parağrafı aynen şöyle “Kanaatimce PAC sistemi Türkiye gibi fayda-maliyet hesabını en üst düzeyde yapmak zorunda kalan, ancak aynı zamanda kendisini teknoloji kazanımı/transferi konusunda mecbur hisseden ülkeler için ideal bir çözüm değildir. Çünkü hem ABD hükümetinin know-how konusunda ki kısıtlı izni hem de PAC sisteminin menzil ve irtifa sınırı ile savunma yapacağı bölgenin sınırları Türkiye’nin isterlerini daha doğrusu ihtiyaçlarını bana göre karşılayacak ölçüde değildir.” İsrail hava savunma sistemi yazısında dünyanın en kademeli füze savunma ağını kurmuş bu ülke için yazdıklarımdan sonra neler dendiğini de artık tahmin edersiniz.

Ayrıca twt’da çok sorulan soruya en çok okunan havacılık sayfasında cevap verme imkânı bulmuşken cevap vereyim. Aster-30 alınmasını ümit ederken S-400 alınmasına karşı çıktığım ve yazdığım çok makalede hatta bir dergide kapak konusu olan 15 sayfalık yazılmış en geniş “Türkçe teknik analiz” en yukarılara dahi arz edildi. Genelde entegrasyonsuzluğun getireceği düşük verim ve anti-balistik kabiliyeti konusundaki şüphelerimizden kaynaklanıyordu. Ancak gelinen noktada kabul etmek lazım ki alımın siyasi yönü veya faydası da vardı. Belki bunu ilk zamanlar biz anlamamış olabiliriz. Tabi hala daha tam tersi yani siyasi zararı olma ihtimali de F-35 mevzusundan dolayı ihtimal dahilinde. Bunu zaman gösterecek ki alım kararı verenler geleceği görememiş olabilir veya tam tersi çok doğru karar vermiş de olabilir. Bunu gelecekte göreceğiz. Ancak şu anda ibre  alım kararının doğru olduğu yönünde. Dolayısı ile twitter’da dediğim gibi ABD PAC baskısı yüzünden kaporası da verilmiş S-400’den vazgeçilmesine kesinlikle karşıyım (Zaten Sayın SSB Müsteşarı Demir de S-400’den vazgeçmenin söz konusu olmadığını TV’de söyledi).

Diğer yandan madem Aster-30 alamadık ve memlekette hala daha bir anti-balistik füze sistemi yani BMD yok, o yüzden S-400 yanına ilaveten kendini gerçek savaşta kanıtlamış Patriot alımı olursa yani çıkan haberler gerçekleşirse mutlu olurum. Aslında ta yıllar önce Patiot alımına da karşı çıkmamın ve Aster istememin de üç sebebi vardı: birincisi ABD’ye karşı bağımlılık ve tek kaynak tekelinin devam etmesini istemiyordum ve yukarıda dediğim gibi TF-2000 ihtimali. Üçüncüsü ise o zaman teklif edilen sistemin 25 km irtifa sınırı olan versiyon olmasından dolayı Türkiye’nin de yüksek irtifa hava savunma sistemine ihtiyacı olması idi. Bugün teklif edilen sistem için ise (PAC-3 MSE) 40km bazı kaynaklara göre 45 km irtifa sınırı mevcut. Aynı sınır S-400 için broşür bilgisi 30 km bazı kaynaklara göre maksimum 35 km. Sonuçta S-400 gibi mükemmel bir hava savunma sistemi, PAC gibi mükemmel bir balistik füze savunma sistemi ile tamamlanmış olacak. Buna neden karşı çıkayım? Ayrıca kulis bilgileri ne S-400 ne PAC ToT için kapı açmazken şimdi ikisinin de sınırlı teknoloji transferi için rekabet edebileceğini gösteriyor ama bu teyitli bilgi değil.

Diğer yandan akademisyenlerimiz veya bazı uzmanlarımızın(!) TV ve gazetelerde S-400’e ait teknik verileri yanlış yazdıkları ve TV ekranlarına yanlış yansıdığını görmekteyim ki yeri gelmişken bunu da düzeltmek isterim. İnternette S-400 yazıp karşılarına çıkan ilk siteye bakacaklarına keşke ihracatçı firmanın web sitesinden baksalardı. Gerek sitede gerekse Antalya Eurasia Airshow-2018 fuarına katılan firma yetkilileri ile yaptığım sohbetler ve aldığım kataloglar ışığında medyada yanlış verilen bilgileri güncelliyorum: S-400’ün standart radar menzili 400 km. Türk veya Rus tarafı hangi versiyonun Türkiye’ye satılacağına dair net bir açıklama yapmadığı için 600 km radar menzilli olan mı 400 mü net bir şey söylemek yanlış. Diğer yandan her yerde yazsa da 600 km radar menzilli bir S-400 yok. Söz konusu radar versiyonu için “..at targets of strategic aircraft type, km…570 km” yazmakta. Yani diyor ki stratejik uçaklar için 570 km. Stratejik uçak teknik literatürde ne demek? Bunu bilmeyenler bakıp bakıp sağda solda 600 yazıp geçiyor. Uzun menzilli koca gövdeli ağır bombardıman uçakları demek. Dolayısı ile bunları 570 km’den gören radar, F-16 boyutundaki bir “Fighters” ı ne kadar uzakta görür? Çok daha az belki 400 belki 450 km’den. Tüm radarlar böyledir yani B-52’yi gördüğü mesafe ile F-16’yı gördüğü mesafe arasında en az/fazla 100 km fark vardır.

Diğer bir menzil balistik füze konusunda. Özellikle bir kanalda balistik füze tespit ve imha menzili 60 km yazıyordu. İmha kısmı doğru. Çünkü balistik füze için üretilen füze 60 km menzilli, 30 km irtifası var. Ayrıca S-400’ün 125 ila 400 km menzille kadar çeşitli SAM amaçlı füzeleri var ve 400 km olan daha yeni servise girdi ama bundan bize verilmeyecek. Çünkü bizim 60-250 km arası karışık formasyonda füze alacağımız söylendi. Medyada maalesef füze menzili ile radar menzili aynı gibi yansıtılıyor oysa çok farklı. İhtimal dahilinde konuşuyorum: bizim alacağımız sistem 400 km uçak için radar menzili, 250 km balistik füze radar menzili varken 250 km uçak için menzilli füzesi ve 60 km balistik füze angajmanı için füze menzilli olanlardan olacak.

ŞAİBELİ S-400 MRBM TESTİ VE KAYNAĞINI ARAŞTIRDIKÇA ORTAYA ÇIKAN BUMERANG

Diğer yandan geçende medyaya yansıyan Çin’in S-400 ile MRBM vurduğu haberlerine çok girmek istemiyorum. Zaten sosyal medyada çok tartıştık. Ancak:

-Ruslar dururken denemenin ilk kez Çinlilerce yapılması

-Broşüründe SRBM yazan S-400’ün MRBM karşısında denenmiş olduğunun iddia edilmesi

-Nükleer seyir füzesinden Avangard’a kadar her türlü gizli silah sistemini ballandıra ballandıra reklam yapan Putin’in medyayı çağırıp bir SRBM’yi S-400 ile vurarak kızılötesi görüntüyü Amerikalılar gibi dünyaya servis etmeyi akıl edememesi

-Afrika’ya dahi S-400 pazarlarken “Bakın PAC almanıza gerek yok bizimki de PAC gibi balistik füze imha ediyor gelin test gösterelim” dememesi

-SRBM’den çok daha hızlı ve terminal aşamada 10 Mach üstü hızlara ulaşan MRBM savaş başlığını PAC bile vuramazken 6-8 Mach maksimum hızı olan S-400 füzesinin nasıl vurabileceği

-Ve dahi kesinlikle uzay ortamında hareket eden MRBM’nin Çin’in neresinde denenirse denensin 3000 mil menzilli Tayvan’daki ABD yardımı ile kurulan Tayvan AN/FPS-115 erken uyarı radarı tarafından görülmemesi, teyit edilmemesi

-Ayrıca Sputnik’in TASS’a dayanarak verdiği haberin Çin kaynaklı ve Japon Kyodo News tarafından Tayvan boğazında denendiği de Tayvan tarafından inkâr edilmesi

-Japon ve Çin sitelerinin hiçbirinde ise TASS (Rus haber ajansı) hariç Çin kaynaklı MRBM test haberi olmaması

gibi daha pek çok soru işaretini barındırmaktadır.

Ayrıca sık sık dünyanın her yerinde siyasiler ve medyada “orta menzil” ifadesini yanlış kullanır ve bazen seyir füzesi bazen SRBM kast edilecekken sözlerinden MRBM çıkar ama aslında ondan bahsetmiyordur. İşte aşağıdaki site gibi Çince sitelerde de MRBM olmadığı gibi üstüne üstlük 8,8 Mach hızdaki balistik füzeyi vurdu deniyor. Yani SRBM hızı olabilir. MRBM iddiası ise bir Rus uzmana (Alexander Goritz) aitmiş. Yani o demiş ki “bu kadar hızlı hedef ancak bir MRBM olabilir”. Sonuçta tüm dünyaya hatta ABD basına yansıyan bu S-400 MRBM vurdu haberi bir uzmanın (A.Goritz) Çinlilerin şu hızdaki hedefi vurduk haberine yorumundan ibaret. Yoksa kimse çıkıp S-400 ile MRBM vurduk diye açıklama yapmamış. Bu da ana kaynak:

https://www.rfa.org/mandarin/yataibaodao/junshiwaijiao/lxy-12252018101102.html

Düşününki MDAA-Missile Defense AA. Sitesinde bile çıktı ve orada kaynak thediplomat.com orası da yine Rus haber ajansına dayanıyor. İşin ilginci Çince yayın yapan medya sayfalarını taradığımda hep “Rus medyasına veya Hong Kong medyasının haberine göre “ifadelerine rastlanıyor. Yani dönüp dolaşıp hep Rus TASS haber ajansına geliyor ve istemeden “bir deli bir kuyuya bir taş atmış” sözünü düşünmeden edemiyorum. Herkes birbirini kaynak göstermiş. Ne olurdu ki geçen haftaki SM-3 testini Amerikalıların resmi duyurup görüntüyü her yerde paylaştığı gibi bir tane Çinli çıkıp “Test ettik işte hedef, işte görüntü” dese idi bu kadar polemik olmayacaktı.

Diğer yandan mükemmel hava savunma sistemi olan S-400’ün füze menzilleri ile radar menzilleri medyada özellikle TV’lerde karıştırılmakla birlikte balistik füze tespiti noktasında da S-400’e haksızlık yapılmaktadır. S-400’ün balistik füze tespit mesafesi TV’lerimizde söylendiği gibi 60 km değil, 230-250 km arasıdır. S-400 üretildikten yıllar sonra balistik füze kabiliyeti için X-Bant radar ilave edilmiştir. Ancak maalesef aynı gelişmeyi füzeleri üzerinde gösterememiş ve klasik bir SAM yapısından kurtulamamıştır.

ŞİMDİ BSRBM SAVUNMASINA DEVAM EDELİM

Şimdi İsrail açıklaması da yaptığımıza göre konuya dönelim. Topçu roketi ve çok kısa menzilli balistik füze savunması ki bunları 300 km menzil ile sınırlayalım. Bu tür savunma için ani reaksiyon gösteren, alçak irtifada imha edebilen ve S-400/PAC/Aster gibi füzelere göre çok daha küçük anti-balistik füzeler gerektirmektedir. Nispeten alçak irtifadan ve sadece 5-6 dakika gibi hatta daha kısa sürelerde uçtuklarından dev uyarı sensörleri (radarları) yerine lokal radar ağları ve sahaya yayılmış anti-balistik sistemlerin tamamen otomatik ve 7/24 atışa hazır olarak hedefi tespit eder etmez atış kontrol veya komuta kontrol merkezinin en uygun bataryadan Iron-Dome örneğinde olduğu gibi atışa başlamaktadır. Asla insan inisiyatifine bırakılmamaktadır ki buna zaman da yoktur.

Açıkçası Türkiye’de de çok haber olan son saldırılara kadar %70-90 arası çok yüksek yüzdelerde çok başarılı bir savunma yapıyordu. İsrail’in sınır şehirlerinde boş arazilere bizdeki polis karakolu veya elektrik trafosu sıklığında dağılan bu bataryalar tek bir merkezden komuta edilmekte ve füze avı herkesin gözü önünde balkonlardan seyredeceği şekilde yapılmakta idi. Ancak son saldırıda füze savunma sistemini kavrayamamış kişilerin İsrail olunca küçümsemeye de fırsat kollamak için “Iron-dome çöktü” laflarına katılmıyorum. Evet başarı oranı yıllar sonra son saldırıda çok çok düştü ama bununla bile dünyada sınıfında rakipsiz. 

Ne olduğuna gelince aslında başarı Hizbullah’ın attığı füzelerin yani topçu roketlerinin teknik ilerlemesi yani başarısı veya Iron-Dome’nin yeni füzeler karşısında geri kalması değil, bunu bir kere anlamaları lazım. Maalesef basınımız yine araştırmadan manşetleri salladı. Başarı tamamen Hizbullah’ın yeni kullandığı taktikler ve istihbarat başarısı. İsrail tarafının ise statükoyu koruması ve standart savunma yapması. Çok ayrıntılı bilgiye sahip değiliz ama duyduğumuz kadarı ile Hizbullah şehirlerdeki Iron Dome bataryalarının yerini ve kör noktalarını, etki alanları dışındaki noktaları çok iyi tespit etmiş ve daha çok buralardan avlamaya çalışmış. Diğer bir vuruş yüzdesinin düşme sebebi ile milyon dolarlık füzeleri gereksiz harcamak istemeyen İsrail tarafının gelen füzeler eğer kırsal alana yani şehir merkezine düşmeyecek ise füze harcamayacak bir sistem kurmuş olması. Bu durumda istatistiğe yansıdığından Hizbullah yüzlerce füze attı ama sadece şu kadar vuruldu dendiğinde yüzdeyi çok düşürmüş olmakta. Aslında önemli olan vurmaları gerektiği halde kaç füze kaçırdıkları. Bu açıdan bakılınca taktik ve istihbarat çalışması yapan Hizbullah karşısında başarı oranının düştüğü kesin ama Iron-dome’ın çöktüğü falan yok.

Diğer bir İsrail sistemi ise yine “İsrail hava/füze savunması” yazılarında bahsettiğim yüksek enerjili lazer sistemi THEL/HEL. Bu sistem de alçak irtifada operasyonel kullanılıyor ama gerek menzili gerekse maliyeti ve tehlikeli kimyasal madde barındırdığından çok dört dörtlük bir sistem değil.

Başka bir BSRBM mücadele aracı ise Close-in weapon system (CIWS) denen çok namlulu, çok yüksek atış gücü olan döner topların kurduğu mermi duvarları. Bunlar da İsrail, ABD ve diğer bazı ülkeler tarafından kullanılıyor ama hava toplarına karşı da kısmı koruma sağlasa da Iron-Dome kadar başarılı değil. 

Yeri gelmişken milli ürünümüz alçak irtifa hava savunma top sistemi Korkut’tan biraz bahsetmek istiyorum. Kotkut’da bu kapsamda yani CIWS kapsamında değerlendirilebilir. Sonuçta dalış aşamasında havan topları, topçu roketleri ve top/sahra topu mermilerine etki edebilecek bir menzil ve yüksek hızda ve sayıda mermi gönderecek bir atış hızı ve mermi duvarı örme kabiliyeti var. Esas üretim amacı alçak irtifada uçak, helikopter, İHA, seyir füzesi imhası veya hava soluyan hedeflere karşı koruma. Ancak önceki senelerde Kilis İline DEAŞ/ISIS tarafından atılan Katyuşa roketlerini vurmak için de denenmişti. Bu denemelerde Korkut başarılı idi ama mermileri değildi. Yani hedefi tutturdu ama mermiler adeta Katyuşa’ya çarpıp geçiyordu. 

Aslında bu çok normaldi. Çünkü dakikada 1100 adet 35 mm mermi atan korkut uçak, İHA veya seyir füzesi gibi gövdesi son derece kırılgan, isabet edebilse piyade tüfeğinin dahi delebileceği hedefleri vurmak için üretildi. Bu hedeflerden herhangi birine 5-10 tane Korkut mermisinin isabet etmesi durumunda uçuşa sağlıklı şekilde devam etmesi düşünülemez. Oysa Katyuşa basit tabir ile çelik bir boru içine roket yakıtı ve harp başlığı yerleştirilmiş çok basit ama gövde olarak çok sağlam bir roket. O yüzden mermiler değip sekiyor, belki parçalıyor ama harp başlığını veya füzeyi infilak ettiremediğinden yere düşen parçadaki harp başlığı yine görevini yapıyordu. 

İşte sonradan aşağıdaki fotoğrafta gördüğünüz parçacık etkili mühimmat geliştirildi. Böylece parçacık mühimmat füze yanında patlayarak onu hedefe varmadan saptıracak veya parçalayacaktı. Hatırlarsanız Kokpitaero’da Kilis ve Katyuşa’ları konu edinen makalem de bunlara karşı savunma sistemi olmadığından en mantıklı şeyin İHA veya insanlı istihbarat ile atışa hazırlanan teröristleri anında imha etmek veya atış destek vasıtaları ile ateş altına alarak roket ateşlemelerinden başka çare olmadığını yazmıştım. İşte meğerse o zamanlar Korkut deneniyormuş ve bu mühimmat geliştirilmiş. Ancak kısa süre sonra Fırat Kalkanı Harekâtı başladığı için tüm terör unsurları da daha güneye kaçmış oldu. Dolayısı ile bu mühimmatı ve Korkut’u deneme imkânı da kalmadı. Katyuşa roketlerinden Rusya’dan sırf bu sebep için alınabilir mi? Orasını bilmem.

Özetle BSRBM savunması için erken uyarı alındığı anda en fazla 30 saniye içinde hangi bataryadan atış yapacağına karar veren otomatik komuta-kontrol yazılımı, her an 7/24 atışa hazır füze sistemi, bunları her arazi ve özellikle yüksek binaların olduğu şehir ortamında güdüleyebilecek radar ve link sistemi ve her şeyden önemlisi çok alçak irtifada savunma yapacak/angaje olacak kabiliyette füzeler gerekmektedir. İsrail topçu roketlerine karşı Iron Dome kullanırken biraz da yüksek irtifadan dalan ve daha uzun menzilli yaklaşık 300 km’ye kadar menzili olan balistik füzeler için ise Iron Dome’den daha yüksek irtifa ve menzil değerine sahip David’s Sling sistemini kullanmaktadır. Daha önceki bir makalemde Arap Yarımadası’nı çevreleyen Körfez Konseyi ülkelerinin bunları ve Arrow’ları almak için gizli gizli İsrail ile görüştüklerini yazmıştım. Fırsat bulabilirsem “Arrow” yazılarında eksik kalan Iron Dome ve David’s Sling araştırma dosyalarını yazacağım, bakalım.

Sanırım BSRBM ve topçu roketi savunmasının mantığı biraz olsun açıklamış oldum. Çok fazla teknik ve istatistik bilgiye girmek istemiyorum. İsteyen internetten Iron Dome yüzdelerini araştırabilir.

Gelecek dördüncü ve son bölümde SRBM ve MRBM savunmasını anlatacağım. 

hakankilic@kokpit.aero

https://twitter.com/hkilichsword

https://twitter.com/hkilichsword2

Kaynak: www.kokpit.aero

Facebook

Kokpit Aero

Yorum Yap