Adnan Koşcağız

F-84F’te tek başına

  • Son Güncelleme: 18/05/19 07:13:04
  • 0

“1970’li yılların başlarında İzmir’deki uçuş okulunu başarıyla bitirmiş olan pilot teğmenler bir haftalık kısa bir tatilden sonra, harbe hazırlık eğitimi için Konya’daki Atış Bombardıman Okuluna gidiyorlardı. Burada alacakları eğitimde F-84F uçaklarında öğretmen yardımı olmaksızın uçacaklardı. Hepsi de heyecanlı ve gurur doluydu, sokaktayken dağları ben yarattım edasıyla baş dik, göğüs dışarda, karın içerde, yürüyorlardı. Hava Harp Okulunda ve pilot eğitimi sırasında aldıkları eğitim onları böyle yapmıştı. Aslında hepsi alçak gönüllü, insancıl ve iyilik timsali olarak kendilerini tanımlıyordu.

F-84F uçakları çok eskimiş, sık sık arıza yapan ve diğer dünya devletlerinin servisten kaldırdıkları uçaklardı hatta bazı uçaklarda uçaksavar mermisinin yaraları (tamir edilmiş) vardı. Bu uçakların çift kumandalı yani öğretmen ve öğrencinin birlikte uçarak eğitim yapmasına olanak sağlayacak tipi yoktu. Uçağın kumandası da daha önce eğitim sırasında uçtukları uçaklardan biraz farklıydı, kumandada öne ve arkaya hareketlerde boşluklar oluyordu. 

GÖZLER KAPALI KOKPİTTE OTURMAK

Önce yer eğitimi için uçak sistemleri öğretmenler tarafından anlatılmaktaydı. Uçağın kokpitinden çektikleri büyütülmüş siyah beyaz fotoğraflar üzerinde göstergelerin, aletlerin ve şalterlerin yerleri çalışılıyordu. Acil durum işlemleri hataya yer bırakmayacak şekilde ezbere ve eksiksiz hale getiriliyordu. Sonra uçakta gözler kapalı olarak her aleti ve şalteri bulacak şekilde eğitim ve kontrol yapılıyordu. 

Motor çalıştırma ve durdurma eğitimini takiben, taxi veya rule denilen uçağı yerde kullanma ve yönlendirme eğitimi veriliyordu. Bunlarda başarılı olduktan sonra öğretmen pilot uçak kanadının üzerinde, kokpitin kenarına tutunarak önce kendini emniyete alıyordu ve bu durumda eğitim pilotunun hemen kulağının dibinde, uçak kanopisi açık şekilde hızlı rule yapılıyordu. Kalkış eğitimi için piste giriliyor ve uçağın kalkışa devam edip etmeyeceğine karar verilecek olan sürate kadar (Go-No-Go) hız artırılıyor sonra da kuyruk paraşütü açılarak iniş sonu kontrolleri yapıldıktan sonra pist terk ediliyordu. Bu eğitimleri bitirenler uçuşa başlıyordu. 

Uçakların çift kumandı olmadığından, ilk uçuşlarda öğretmen ve eğitim pilotu ayrı uçaklarda ve öğretmen iki numara olarak uçuyordu. Öndeki uçakta bulunan eğitim pilotu öğretmenin gözetiminde söylenenleri veya ikazları dikkate alarak uçuyordu. Bundan sonra başarılı olan pilotlar, yalnız uçuşa gidiyordu. Yalnız uçuşlar; meydan civarında önceden belirlenen görevleri yapmak üzere planlanıyordu. 

Eğitim pilotları aslında kendi emniyetleri ve gelecekleri için başarılı olmak zorundaydılar. Bu eğitimler bittikten sonra da esas muharebe eğitimine başlanıyordu. 

İşte bu eğitimler sırasında çok çaba gösterilmesine ve her türlü tedbirler alınmasına rağmen, bazı yetersizlikler nedeniyle kaza oranları yüksek oluyordu. Gerçekte bu uçaklar uçuş hayatının başında olan genç pilotların eğitimi için uygun değildi. Zamanımızın üstün teknolojik kolaylıkları düşünüldüğünde son derece ilkel şartlarda eğitim yapıldığı açıkça görülmekteydi.”

Kaynakça:

Kokpitteki Sır, Adnan Koşcağız, Dante Yayınları, 2017

 

 
Kaynak: www.kokpit.aero

Facebook

Kokpit Aero

Yorum Yap