Air France'ın Fethiye'de denize inen uçağı

  • 06/02/2018 01:34

Türk hava sahası içindeki en ilginç ve bilinmeyen kazalardan biri, 1953 yılında yaşanan Air France Havayolları’na ait F-BAZS tescilli Constellation tipi uçağın Fethiye açıklarında denize inmesidir. Roma’dan havalanan 152 sefer sayılı uçak, motorlarında meydana gelen arıza sonrasında denize mecburi iniş yapmıştı. Kazada uçakta bulunan 34 yolcudan 4’ü hayatını kaybetti. 8 mürettebat da kurtuldu.

Yıllar sonra TRT için çekilen 'Mavi Tutku' Belgesi'nde, Fethiye açıklarında Akdeniz’in derinliklerinde 257 metrede yatan uçağın enkazına Türk Deniz Kuvvetleri’nin özel araştırması ile ulaşıldı. 65 yıl sonra konuyla ilgili bir belgesel hazırlanıyor.

UÇAK NASIL DENİZE İNDİ

Tarihler 3 Ağustos 1953’ü gösteriyordu. Paris’ten kalkan dört motorlu Lockheed L-749A Constellation tipi uçak, Roma aktarmalı olarak Beyrut’a, oradan da Tahran’a uçacaktı. Pervaneli, piston motorlu uçağın rotası, Roma-Beyrut arasında Türkiye’nin güneyinden geçiyordu.

2 Ağustos’ta uçak yerel saatle 18.38’de Paris’ten havalandı. İlk durak olan Roma’ya iniş ise 21.25’teydi. Buradan yolcular alındıktan sonra yakıt ikmali yapıldı. Uçakta 34 yolcu ile bir bebek yer alıyordu.

Rotaya göre uçak Atina’dan sonra Rhodos sonrasında Lefkoşe üzerinden gelecek, ardından doğuya devam ederek Beyrut’a ulaşacaktı. Roma-Beyrut arasındaki toplam uçuş süresi 4 saat 52 dakika olarak hesaplanmıştı.

Amerikan Lockheed şirketi tasarımı olan 4 motorlu Constellation (Takımyıldızı) uçakları, İkinci Dünya Savaşı sonrasında tasarlanan, piston motorlu yolcu uçaklarının en yüksek performanslılarından biriydi. Yolcu kapasitesi farklı modellerde tek sınıfta 109'a kadar çıkabiliyordu. Saatte en fazla 607 kilometre hız ile 8 bin 700 kilometre menzile uçabiliyordu.  

Saatler gece yarısını geçmişti. 04.10’da uçak 17 bin 500 feet irtifada yani 5 bin 300 metredeyken Rodos’un yaklaşık 80 kilometre güneyinde Türk hava sahasına girilmek üzereydi. Büyük bir gürültü ise 3 numaralı motor, yoğun bir vibrasyon ile adeta yerinden oynamaya başladı. Pilotlar uçağı kontrol etmeye çalışıyordu.

3 NUMARALI MOTOR KOPTU

Hemen Lefkoşe’deki hava trafik kontrol merkezi ile temasa geçildi. Motorla ilgili ciddi bir sorun yaşandığı bilgisi verildi. Birkaç saniye sonra uçağın sağında, gövdeye yakın yerdeki 3 numaralı motor koptu. Düşerken parçalar hem gövdeye hem de 4 numara yani sağda en dıştaki motora da zarar verdi. Kısa süre içinde 4 numaralı motor da elden çıktı. Pilotlar 4 numaralı motoru durdurmak zorunda kaldı.

Kalan 2 motor, uçağın havada tutunmasını güçleştiriyordu. İrtifa kaybı başlamıştı. Pilotlar birkaç dakika daha dayanabileceklerini, sonrasında ise suya mecburi iniş yapacaklarını ön görerek hazırlık başlatıldı. Bir yandan da saat 04.20’den itibaren acil durum çağrısı yapılmaya başlandı.

Uçak 5 bin 300 metreden hızla deniz seviyesine doğru irtifa kaybediyordu. Karaya yapılacak yakın bir iniş, yolcuların hayatını hayatta kalmasını sağlayabilirdi. Pilotlar en yakın yerleşim birimi olan Fethiye’ye doğru yöneldi.

NİRENGİ KILIZADA FENERİ

O yıllarda hiç de sık olmayan yerleşim birimleri nedeniyle bir nirengi noktası alabilmek güçtü. Pilotlar, Kızılada Feneri’ni gördü. Nirengi olarak alınan fenere doğru bir iniş yapılması planlandı.

Kabin ekibi, yolculara can yeleklerini giydirmişti. Yapılacaklar tek tek anlatıldı. Kemerler sıkı sıkı bağlandı. Uçaklar tasarımları gereği hemen suda batmaz. Uzun süre kalarak tahliyenin yapılması planlanmıştı. Ne yazık ki o yıllarda acil çıkış kapılarında şişerek yolcuların çıkmasını sağlayan, suya inişlerde de bot görevi gören 'slide' sistemi mecburi değildi. Yaz mevsimi, havanın çok sıcak olması, yerleşim birimine yakınlık gibi faktörler, hayatta kalmayı kolaylaştıracaktı.

Saatler 04.28’i gösterirken, F-BASZ tescilli uçak deniz üzerinde alçalmıştı. Pilotlar, feneri izleyerek sürati düşürdü ve Constellation uçağı Akdeniz'e doğru yaklaşmaya başladı. Piste iniş gibi önce uçağın orta gövdesi, sonra da burun bölümü suyla temaz edecekti. Pilotlar sürati düşürürken önce kuyruk bölümü denizle temas etti. Şoku kuyruk, oluşan hasarla alabilmişti. Uçak çarmayla birkaç metre daha havalandı. Pilotlar hızı iyice düşürdü. Ardından Constellation suya resmen 'indi'

Havacılıkta ditching olarak adlandırılan ‘suya iniş’ başarıyla gerçekleşmişti. Uçağın tam pozisyonu, Fethiye’nin 10 kilometre açığıydı.

Mecburi inişin yapıldığı Kızılada Feneri açıkları

TAHLİYE BAŞLADI

Kabin ekibi, uçağın 4 acil çıkış kapısını açtı. Yolcular kanatların üzerine çıktı. İnişten bir süre sonra kuyruk koptu. Ancak ana gövde yüzmeye devam etti. İniş sonrasında bir saat civarında su üzerinde durduktan sonra battı.

Lockheed Constellation L-749A tipi uçaktan çıkan kazazedelerin bir kısmı yakınlardaki Fethiye Şahin Burnu'na, bir kısmı da Kızılada Deniz Feneri'nin ışığına doğru yüzmeye başlamıştı. Bazıları ise kanat üzerinde kurtarılmayı bekledi.

Sabah hava aydınlanırken Kızılada fener bekçisi Mustafa Pehlivan ve oğlu Ahmet Cemal Pehlivan kazayı fark etti. Hemen sandal ile uçağın yanına ulaştılar. İlk kurtarılanlar, Kabin Memuru Roxana, kucağında 5 aylık kız bebek Rospars ile annesiydi.

Ne yazık ki ters tarafa yüzmeye çalışan 4 yolcu boğularak hayatını kaybetmişti. Yine de böylesine zorlu bir suya inişte 38 kişinin hayatta kalabilmesi büyük bir başarıydı…

Türkiye saati ile 06.30’da Beyrut Havalimanı, uçağın inmediğini belirterek Air France’a telgraf çekti. Daha sonra Lefkoşe’den alınan son bilgiler Paris’e iletildi. Air France yetkilileri, kaptan pilotun Fethiye’den saat 17.30’da çektiği telgraf ile rahatladı. 38 yolcu kazadan kurtulmuştu.

KAZAZEDELERİN FETHİYE'DE YAŞADIKLARI 

MAVİ TUTKU EKİBİNİN MÜTHİŞ ÇALIŞMASI

Konu yıllar sonra önce İz TV’de Savaş Karakaş’ın hazırladığı belgesel ile ekranlara geldi. Uçağın enkazını ise yıllar sonra Türk Deniz Kuvvetleri’ne ait TCG Işın Gemisi buldu. 

TRT'nin iç yapımı olan Mavi Tutku belgesel ekibi, batık araştırmacısı Selçuk Kolay’ın yardımı ile Fethiye Körfezi’nde çalışmalara başladı. Programın Yapımcısı ve Yönetmeni Hakan Aslan çalışmaları Kokpit.aero'ya şöyle anlattı:

"Mavi Tutku Belgeseli, 9 yıldır TRT ekranlarında ülkemizin su altı güzelliklerini, tarihini anlatıyor. Air France uçağıyla ilgili bilgiler üzerine bu uçağı bulmak üzere yola çıktık. Kültür Bakanlığımızın ve Türk Deniz Kuvvetleri'nin sağladığı destekle çalışmalara başladık. TCG Işın Gemisi'nin sistemleri test edildiği bir dönemde yaptığımız çalışma ile enkaz kısa sürede bulundu. Çekimler sırasında uçağın bütünlüğünün bozulmamış olması çok ilgimizi çekti. Derinlik nedeniyle uçak üzerinde fazla yosun oluşmamıştı. Air France yazısı bile çok rahatlıkla okunabiliyordu"

Batığın tespiti için TCG Işın Gemisi bölgeye geldi. Milli teknoloji ile imal edilen ve geçen yıl Deniz Kuvvetleri’ne katılan gemi, su altı arama-kurtarma operasyonlarında kullanılıyor. Bu gemideki sistemler ile 3 bin metre derinliği kadar dalış yapılabiliyor.

TCG Işın, kısa sürede uçağın enkazını belirledi. Daha sonra enkaz üzerinde su altı dalışı için özel kamera sistemlerine sahip robot indirildi. 257 metre derinlikteki uçak yıllar sonra kameralar tarafından tespit edildi. Bu arada gemi adını 1943 yılında yaşanan Refah Faciasında şehit olan Deniz Yüzbaşı Zeki Işın’dan aldığını belirtmekte fayda var. TCG Işın, aynı adı taşıyan ikinci gemi. İlki ABD’de 1944 yılında kurtarma gemisi olarak inşa edilmiş, 1979 yılında da Türk Deniz Kuvvetleri’ne verilmişti. Bu gemi geçen yıla kadar kullanıldı ve emekli oldu. Adını milli teknoloji ile yapılan yenisine verdi.

Uçağın 65 yıl sonra 257 metrede çekilen görüntüsü... Bu görüntüler Türk Deniz Kuvvetleri'ne ait TCG Işın Gemisi'nin özel su altı robot kameraları tarafından çekildi. Bu görüntüler, TRT tarafından hazırlanan belgeselde yayınlanacak. (Ekran görüntüsü, TRT'nin hazırladığı haberden alınmıştır)

Neredeyse tek parça su altında yatan uçağın kokpitinin sağ tarafı suya iniş sırasında hasarlanmıştı. Kopan 3 numaralı motorun bağlantı noktaları yıllar sonra bile seçilebiliyor. Kuyruk bölümü de kopan uçağın sol tarafındaki 1 ve 2 numaralı motorlarının pervaneleri ise suya iniş nedeniyle yamulmuş. Acil çıkış kapıları yerinde olmayan uçak bugün karideslerin yuvası olmuş.

BAŞKA BATIKLAR DA BULUNUR MU

Bu çalışmaların ardından akıllara TCG Işın acaba Atatürk Havalimanı’na inerken düşen Türk Hava Yolları’na ait Fokker F28 tipi ‘Bursa’ uçağına da bulabilir mi soruları geldi. Bu konu da havacılık çevreleri tarafından uzun yıllardır tartışılan bir konu. Ancak uçağın yıllar sonra çıkan gövde parçaları ile ciddi olarak parçalandığı tahmin ediliyor.

TCG Işın gemisi Türk Deniz Kuvvetleri'nin envanterine 2017'de katıldı. Gemi Türkiye'de milli teknolojilerle inşa edildi.

 FRANSIZCA KAZA RAPORU İÇİN TIKLAYIN

VİDEO LİNKİ İÇİN TIKLAYIN