Yardım uçağı suya mecburi iniş yaptı

  • 14/07/2012 12:00

Gölcük/İzmit merkezli deprem, Marmara’da hayatı felç etmişti. Binlerce vatandaşımız hayatını kaybetmiş veya yaralanmış, milyonlar evsiz kalmıştı. Deprem yaralarını sarabilmek için her türlü yardım elden geldiğince bölgeye ulaştırılmaya çalışılıyordu. Ancak yolların çoğu yardım konvoyları ve depremin hasarları nedeniyle kapalıydı.

Bir çok havacılık kuruluşu gibi, Bon Air uçakları da bu yaraların hızla sarılması için uçuşlar yapıyordu. Şirket filosundaki üç adet Cessna 172 tipi dört kişilik uçakların üç koltuğu sökülmüş, yardım malzemelerinin ulaştırılması için Bursa Yenişehir ve İzmit Cengiz Topel Askeri Üslerine uçuş gerçekleştiriliyordu.

20 Ağustos 1999 günü bu yardımları götürmek üzere Alihan uçakların durduğu Atatürk Havalimanı Batı 4 Apronu'na gelmişti... Ve sonrasını o anlatıyor:

''Olayın olduğu günkü ilk uçuşumdu. Deprem bölgesine gitmek üzere uçağa yardım malzemesi yükledik. Yükün ağırlığı standartlar içinde yani 157 kilogramdı. Uçuş planına göre çağrı kodu TC-DBC olan uçakla Teoman Ceylan, TC-ABI ile ben ve TC-MIA'da İskender Yurtseven uçacaktı. Ancak malzemelerin gelişi gecikince kalkışımız 3-4 saat uzadı. TC-MIA ile uçması planlanan İskender Yurtseven'in de işi çıkınca TC-DBC'nin uçuşunu iptal ettik. Ben daha yüksek performanslı olduğu için TC-MIA ile uçmaya karar verdim. TC-ABI ile de Teoman Ceylan uçacaktı. TC-MIA, Cessna 172'nin XP adı verilen bir modeli. Motoru 6 silindirli ve gücü diğer 172'lere göre 30 beygir daha fazla.

HER ŞEY NORMALDİ

Yüklemeden sonra uçağın tüm iç ve dış kontrollerini yaptık. Motoru çalıştırdık. Herhangi bir sorun yoktu. Kuleyle konuşmalarımızı yaptık. Önce Öğretmen Pilot Teoman Ceylan havalandı. Sonrada ben 36 (üç altı) pistinden yani denizden kara tarafına kalktım. Hemen sonra sağa döndük. Sahili izleyerek İzmit'e doğru ilerlemeye başladık. Başta her şey normaldi. Yükümüz olduğu için ağır ağır, sürati düşürmeden tırmanıyorduk. Adaların açıklarına geldiğimizde Atatürk Havalimanı'nın kontrol sahası dışına çıkacağımız için kule ile temas kurdum. Ardından İstanbul Yaklaşma Kontrol ile konuşmak için telsiz frekansını değiştirmek üzereyken motordan öksürmeye benzer sesler geldi. Hemen göstergelere baktım. Motor devri, yağ basıncı hepsi normaldi. Anormal bir durum yoktu. Ancak uçağın yükselmediğini, yavaşladığını hissediyordum. Motorda takat kaybı vardı.

MOTOR TEKLEMEYE BAŞLADI

Telsizi tekrar Atatürk Kule'ye yani 118.10 frekansına çevirdim. 'Teknik bir aksaklık nedeniyle rotamı iptal ediyorum. Tekrar Yeşilköy Meydanı'na dönüyorum' dedim. Kule 'Anlaşıldı, Ataköy civarında tekrar ikaz edin' diyerek çağrımı hemen cevapladı. Uçağı Atatürk Havalimanı'na döndürmek için kumanda verdim. Dönüş sırasında takat azaldığı için süratsiz kaldığımı uyaran 'stall ikaz düdüğü' çaldı. Bunun üzerine motor gücü iyi olmadığından sürat kazanmak için burnu biraz aşağı verdim. Tüm sistemleri tekrar gözden geçirdim. Uçak bir süre düz uçtu. Daha sonra tekrar süratsiz kalmaya başladı. Sürat azaldıkça burnu aşağı vermek zorunda kalıyordum. Bu nedenle de irtifa kaybediyordum. Geri dönerken tüm sistemleri tekrar kontrol ettim. Görünürde bir sorun gözükmüyordu. Ama motorum beni taşımıyordu.

SUYA İNİŞ

Yüksekliğim Bakırköy açıklarında 300-400 feet yani 100 metreye kadar inmişti. Piste yetişemeyeceğimi anlamıştım. Kuleyi aradım 'TC-MIA emergency deklare ediyorum. Uçakta tek kişiyim. Pilot ismi Alihan Tanel. Polat Rönesans açıkları Adalar dönüşündeyim.' dedim.

Kuledeki ses heyecanladı: 'Denize mi ineceksiniz? Mutabık mıyız?' diye sordu. 'Mütabıkız. Denize ineceğim' dedim. Polat Rönesans Oteli’yle Galeria alış veriş merkezinin 3-4 mil açıklarında iniş yerimi planladım, mecburi iniş hazırlıklarına başladım. Önce kurallar gereği kapının pimini ve pencerenin kelebeğini açtım. Suya inişi prosedürlere uygun dalgalara paralel ve iki dalga arasına planladım. İrtifam çok azaldığında yakıt karışımı ayarlayan kolu çekerek motor durma pozisyonuna getirdim. İniş için 10 derece flap koydum. Suya önce arka tekerlekleri koyacak şekilde uçağı ayarladım.

Suya inerken fazla heyecanlı değildim. Hatta gereğinden fazla soğukkanlıydım. Ancak suya iniş kolay değildi. Bir an öleceğim aklıma geldi. Bazı uçuş eğitim kasetlerinde suya inişler seyretmiştim. Uçaklar arka tekerleklerini koyduktan sonra iniş takımları kırılıyor ve takla atıyordu. Bu aklıma geldikçe korkuyordum.

Ana iniş takımını suya koyuş yumuşaktı. Ama ön tekerlek suya girdikten sonra tıpkı betona çarpmış gibi bir etki oluştu. Arkadan koltuğuma baskı yapan yüklerin etkisiyle kafamı ön cama çarptım. Ne olduğumu şaşırdım. Çarpma ile birlikte yüklerden biri arka camdan fırlayarak çıkmış. Bu nedenle uçak arka camdan su almaya başladı. Burnum kanıyordu. Yavaş yavaş batıyordum. İçeri dolan su tavana kadar yükselmişti. Kanayan burnumdan dolayı su kızıl bir renk almıştı.

MÜTHİŞ KURTULUŞ

Boğularak ölemezdim. Sağ elimle kemeri açtım. Kapıya uzandım, ittim ama suyun basıncıyla açılmadı. Kapının pimine baktım açık pozisyondaydı. Cama doğru uzandım. Hafif araladım ama sadece parmaklarımın gireceği kadar açılıyordu. Uçaktan acilen çıkmalıydım. Ayağımı kaldırıp yan cama doğru tekme attım. Camdan başımın geçebileceği kadar bir boşluk aralanmıştı. Oradan kafamı soktum. Bu arada çok su yutmuştum. Boğularak öleceğim aklıma gelmişti. Kendimi camın aralanan bölümünden dışarı çektim ve yukarı çıktım. Hemen yüzerek uzaklaşmaya başladım.

Yaklaşık 20-25 metre yüzmüştüm ki dönüp uçağa baktım. Cessna 172XP batmış, sadece kuyruğun birazcık üst kısımları gözüküyordu. Sonra bir balıkçının bana doğru geldiğini gördüm. 'İmdat yardım!' diye bağırdım. Yanıma gelen balıkçı İbrahim Özkaya sakin olmamı söyleyerek beni teknesine çekti. Su verdi. Sonrada kanayan burnuma tütün bastı.

Balıkçıya önce denizden International Hospital'a gidelim dedim. Ancak marina taraflarında askeri iki helikopterin kurtarmak için beni aradığını gördüm. Helikopterde daha profesyonel tıbbi müdahale yapılacağını düşündüğüm için balıkçıdan beni oraya doğru götürmesini istedim. Helikopterler enkaz aradıkları için tekneyi göremediler. Daha sonra deniz otobüsü iskelesinden çıkmaya karar verdik. Oradan da bir taksiye atlar giderim diye düşündüm. Ama iskeleye çıkar çıkmaz sivil polisler hemen beni ekip arabasına alıp Galeria'da bekleyen ambulansa götürdüler. Fotoğrafçılar ve kameramanlar görüntü almak için ambulansın kapısına üşüştüler. Ardından International Hospital'a gittik. Hastanade tomografi çektiler. Burunda bir kırılma, alnımda da şişikler vardı. Uçmayı çok özledim. Alçılarım bu hafta sonu alınıyor. Daha sonra hemen uçuşlara başlayacağım.''

Acil durumlarda uçaklar suya inebilir mi? Bu inişin başarı oranı nedir? İyi planlanırsa ve hem pilotlar hem de yolcular soğukkanlı olursa suya inişler ve uçaktan kurtuluş tabi ki başarılı olabilir. Gökyüzünde uçmak için tasarlanan uçakların gövdeleri mavi denizlerde de rahatlıkla belirli bir süre su üzerinde durabilecek şekilde imal edilmişlerdir. Dev yolcu uçaklarından tek motorlu Cessna'lara kadar bu böyledir. Önemli olan soğukkanlı olup kuralları doğru uygulamaktır.

PİLOT AİLE

Tanel Ailesi, havacı bir aile. Baba İlhan Tanel emekli Hava Pilot Kurmay Albay. Şimdi Onur Air'de A321'lerde kaptan pilot olarak uçuyor. Binlerce saat uçuş tecrübesi var. Alihan'ın ağabeyi İlker ise geçen ay Anadolu Üniversitesi Sivil Havacılık Yüksek Okulu'ndan pilot olarak mezun oldu.

İki pilot kardeşin isim babaları ise 28 Haziran 1977'de Türkiye'deki ilk F-4E kazasında şehit olan İlker Özgüler ve Göksel Doğan.

Baba İlhan kaptanın da başından bir çok olay geçmiş. Hava Kuvvetleri'nde görev yaptığı yıllarda bir gün oğlunun uçtuğu uçağın askeri modeli olan T-41 ile iniş sırasında yanındaki öğrenci pilot lövyeyi sola döndürdükten sonra kitlenip kalmış. Uçak piste sol kanadın üzerine vurarak çakılmış. Kendisi ve öğrencisi kazayı ufak yaralarla atlatmışlar.

İlhan kaptan, bir pilot olarak da Alihan'la gurur duyuyor. Yaptığı bilinçli mecburi inişi ve uçaktan kurtulmasını bir çok tecrübeli pilotun zorlukla yapacağını söylüyor. Anne Nermin Tanel, baba ve oğulların bir araya gelince havacılıktan başka birşey konuşmadıklarını söylüyor. Uçak muhabbeti başlayınca 'Yine hangar açıldı' diyor.

DOĞRU OLANI YAPTI

Bon Air şirketinin Yönetim Kurulu Başkanı Ateş Hanibu Alihan'ın kuralları kusursuz uyguladığını söyledi. Ve şöyle dedi: 'Alihan tam bir profesyonel pilot olarak tüm prosedürleri uyguladı. Genç bir pilot olmasına rağmen çok başarı bir iniş yaptı. Uçuş okulumuzun onun gibi bir pilotu yetiştirdiği için gurur duyoruz.'

NOT: Alihan Göker Tanel, 2005’te eşi Seçil’le evlendi. Halen MNG Havayolları’nda kaptan pilot olarak uçuyor.