f Bu yazıyı okurken karnınız acıkacak... Adana’dan gezmeye başlayan Angel, şimdi de Urfa’da...
Angel yazıyor...

Bu yazıyı okurken karnınız acıkacak... Adana’dan gezmeye başlayan Angel, şimdi de Urfa’da...

  • Son Güncelleme: 22/12/12 16:10:21
  • 0

Adana’da başlayan ve lezzet şölenine dönüşen Anadolu gezimize Güney doğuya uzanarak Urfa ile devam ediyoruz. Adana’daki bir gece konaklamalı gezimizin sonrasında, kara yoluyla birkaç saat süren yolculuğumuzun ardından Urfa’ya varıyoruz. Urfa’daki güneşli ve tatlı esintili hava, bizde heryeri gezmeliyiz hevesini uyandırıyor.

Urfa'da tercihimiz ucuz, temiz ve çok merkezi olan Hotel Arte oluyor. Çantaları bırakıp, odamıza yerleşip yürüyerek Haşimiye meydanına ilerliyoruz, pek çok Anadolu şehrinden daha gelişmiş ve hareketli geliyor Urfa bize. Bir de her yerde nefis kebap kokusu iştahımızı kabartıyor. Izgaralarda biber ve kıpkırmızı domatesler kızarırken, her mekandan dumanlar tütüyor.

KÜLTÜRLER MUTFAKTA BİRLEŞMİŞ

Anadolu gezimize çıkmadan önce yaptığım araştırmalardan ve Urfalı komşumuz yaşlı teyzemden öğreniyorum ki,  Urfa mutfağında Müslüman,Yahudi, Hıristiyan, Türk, Arap, Süryani, Ermeni vb. her milletten ve her kültürden izler bulunuyor. Hz. İbrahim’in sofrasından eksiltmediği “Tırıt” yemeği ve misafirperverliği, ateşe atılması ile öykülendirilen “Çiğköfte”si her Urfalı’nın mutfak kültüründe yaşattığı en önemli mirası sayılıyor.

Urfa, Dünya tarihinin yazılmasına kaynak teşkil ettiği gibi insanlığın damak zevkine, sofrasına, mutfağına da kaynaklık etmiş durumda. Urfa mutfağında, köfte ve kebap çeşitleri en çok bilinen yemeklerin başında geliyor. Baharat, un ve pirinç ikinci planda; sebze üçüncü planda kullanılıyor.

Urfa Mutfağında genelde sabah, öğle ve akşam yemeği olmak üzere üç öğün yemek yeniliyor. Sürekli olmamakla birlikte yatsı namazından sonra 4. öğün olarak sayabileceğimiz “Çiğköfte”, “Kıyma”, “Şıre”, “Palıza” ve meyve yenmesi, Urfa Mutfağına özgü bir özellik. Sabah kahvaltıları evlerde yapılıyor ve Urfa’da  genelde akşam yemeği ana öğün yemeği olarak kabul ediliyor. Genellikle yaz mevsiminde patlıcanlı ve domatesli kebap, patlıcan, domates ve biber üçlüsünden oluşan fırın ağırlıklı yemekler, kış mevsiminde et yemekleri, çorbalar ve pilav çeşitleri, sonbahar ve kış aylarında çiğköfte, ilkbaharda mercimekli ve yumurtalı köfte yapılıyor.

Urfa’nın mutfağı ve ünü Türkiye’yi çoktan aşmış yemeklerinin lezzetinin yanı sıra buraya beni en çok çeken unsur şehrin tarihi. Şehrin geçmişi 11 bin yıl öncesine kadar uzanıyor. Tarihte önemi çok büyük çünkü kültür ve medeniyetin dünyaya yayıldığı yer olarak biliniyor.

PEYGAMBERLER ŞEHRİ

Urfa'nın en büyük özelliği ise, kentin "peygamberler şehri" olarak tanınması. Urfa’nın, peygamberler şehri olarak bilinmesinin yanısıra, hristiyanlığın, museviliğin ve müslümanlığın kutsal saydığı Hz. İbrahim'in doğduğu ve yaşadığı şehir olarak bir başka özelliği de var. Kentin, inanç turizmi yönünden çok önemli bir potansiyelinin olması, Musevi, Hıristiyan ve müslümanlar tarafından tanınan Hz. ibrahim'in Urfa'da doğup yaşadığına inanılmış olması, bu kentin her üç dine mensup topluluklarca kutsal sayılmasının sebepleri olarak görülebilir.

Urfa'da görülebilecek gezilebilecek ana yerler hep Balıklıgöl civarında yer alıyor dersek yanılmış olmayız. Urfa'nın bizi içine çeken kendine özgü evleri, daracık sokakları, bunların arasında yer alan tarihi binaları, camileri, kiliseden camiye çevrilen birbirlerinden enteresan dini yapıları hep ama hep buralarda birkaç adım uzaklıkta yer alıyor. Zaten şehrin merkezini keşfetmenin, tadını çıkarmanın en iyi yolu yürümek diyerek tarihi gezimize Balıklıgöl’den başlıyoruz. Çevre halkından balıklıgöl söylencesin ne olduğunu öğreniyoruz. İbrahim peygamber, devrin zalim hükümdarı Nemrut ve halkının taptığı putlarla mücadele etmeye, onları kırıp parçalamaya ve tek tanrı fikrini savunmaya başlayınca, Nemrut tarafından bugünkü kalenin bulunduğu tepeden ateşe atılır. Bu esnada Allah tarafından ateşe "Ey ateş, İbrahim'e karşı serin ve selamet ol" emri verilir. Bu emir üstüne, ateş suya odunlar da balığa dönüşür. Hz. ibrahim bir gül bahçesinin içersine sağ olarak düşer. Hz. ibrahim'in düştüğü yer Halil-ür rahman gölüdür.

Rivayete göre Nemrut'un kızı Zeliha da İbrahim'e inandığı için kendisini onun ardından ateşe atar. Zeliha'nın düştüğü yerde de Aynzeliha gölü oluşmuştur. Her iki göldeki balıklar halk tarafından kutsal kabul edilerek yenilmemekte ve korunmaktadır.

KEMİKSİZ PİRZOLA YEMEDEN GELMEYİN

Gezilecek tarihi yerlerinin yanısıra, "kemiksiz pirzola"sı, "ballı dondurma"sı ve tabi ki Urfa kebabıyla  lezzetli yiyeceklerin mekanında olduğumuza göre hepsini deneyebileceğimiz en meşhur yerleri öğreniyoruz. Kemiksiz pirzola yemediyseniz tam yerindesiniz diyen Urfa esnafının yönlendirmesiyle  kapalıçarşıda bulunan Köroğlu çarşısı içerisinde yer alan 80 yıllık Kahraman urfa kebap salonu'nda Mustafa Usta'yı buluyoruz.  Bize kendi elleriyle yaptığı özel sos içerisindeki pirzolaları, ızgara ateşinde kıvamında pişirip, düzüz bir tepsiye koyup gönderiyor ki tadına doyamıyoruz. Kemiksiz pirzolanın porsiyonu 15 TL.

Mustafa usta, 65 yaşında. iki katlı lokantasının bir eşi yok. Zaten buraya bilenler geliyormuş, kapalıçarşı içerisinde her lokanta önünde müşteri bulup içeri çeken çığırtkanlar burada yok. Ama lokanta her gün yalnızca 12. 00-14. 00 arası hizmet verirken, oturacak yer zor buluyorsunuz.

Mustafa usta, pirzolalarına güveniyor. "Bu pirzolanın lezzetli olması için etin taze olması gerekli. Taze taze et kesiliyor. Beklemiş et kabul edilmiyor, ondan sonra elimizden yaprak olarak çıkarılıyor. Döverek bu hale getiriliyor. Ne kadar taze olursa o kadar lezzetli olur. Sos içerisinde bir saat tutulur. Bu şekilde Urfa'da bir tek biz yapıyoruz. Başka yerde yok. " diyerek içtenlikle pirzolasının sırrını bize anlatıyor. Israrla sormama rağmen sadece sosun sırrını paylaşmıyor. Ete tadını veren sosun içerisinde bizim anladığımız kadarıyla domates, biber salçası, keki zeytinyağı, tuz ve çeşitli baharatlar yer alıyor.

Usta büyükçe bir tepsinin içerisinde, sosun içerisinde yatırdığı etleri siparişe göre, ızgaraların arasına diziyor, yanlarına biberler ve domatesler de ekliyor. Hepsi büyük bir sabırla kömür ateşinde yanmadan pişiriliyor. Kağıt gibi incecik, ama lezzetli pirzolalar önünüze gelince bize de afiyetle yemek kalıyor. Bu pişirme faslını izlemek de en az yemek kadar keyifli. Ama masadan karnınız doysa da, lezzete doyamadığınız için aç kalkıyorsunuz. Urfa kebabı 18 TL, soğan kebabı 15 TL. Çiğ köftenin porsiyonu ise 12 TL.

BALLI DONDURMA İLE FİNAL

İlk defa tattığımız ve asla unutamayacağımız pirzolamızı yedikten sonra dükkandan çıkıp, sağa doğru birkaç adım attığımızda, 7 numaralı dükkanda bu kez apayrı bir lezzet "ballı dondurma" bizi bekliyor. Evet "ballı dondurma". Hem de ufacık bir dükkanda, belki de Türkiye'de hiçbir yerde bulamayacağımız bir lezzet.

Çünkü bu tadın yaratıcısı, Bedih ustanın aklına, yıllardır sade dondurma yapıp satarken, işleri artırmak için neler yapabilirim diye düşünürken, ballı dondurma yapmak gelmiş. O güne kadar yaptığı sade dondurmaların içerisine, bu kez bal katarak yapmaya başlamış. Dondurmaya  herkes ilgi gösterince de, şanı almış yürümüş Urfa'da. Biz de bu leziz dondurmayı çocuklar gibi eğlenerek yiyoruz. Ballı dondurmanın topu 2 TL. 

Artık bu güzel şehirden ayrılma vaktimiz geliyor. Otelimizden çıkıp, havalimanına doğru yol alırken birkaç günlük Anadolu gezimizde yediğimiz müthiş yemekleri ve aldığımız kilolara inat bir sonraki durağımız neresi olmalı diye konuşuyor ve güzel anılarımızla birlikte evimize dönüyoruz.

Siz de çıkacağınız Anadolu gezinizde bu tarih kokan “peygamberler şehri”ne mutlaka uğramalı, yurtdışında pek rastlanmayan ülkemiz insanına özgü misafirperverlikle müthiş lezzetli yemekleri tatmalısınız.

Unutmayın ki  “en uzak yolculuk bile bir adımla başlar”. 

Angel

 

Kaynak: www.kokpit.aero

Kokpit Aero

Yorum Yap