ATAK-2’de neden gövde büyüdü?

  • 22/05/2018 21:11

Hakan KILIÇ/KOKPİT.AERO

Sitemizin yazarı Hakan Kılıç, savunma konularında en çok sorulan sorulara cevap veriyor. İşte o sorulardan biri de TAI tarafından tasarlanan ATAK-2 Projesi…

T-129 Atak-2 neden daha büyük yapılacak? Atak savaş helikopteri başarısız bir proje mi? Ne bekliyorsunuz?

Öncelikler mevcut T-129 Atak savaş helikopteri yani İtalyan Mangusta T-129 üzerinden geliştirilen helikopterimiz asla başarısız değildir. Zaten hızlı üretim ve teslimat süreci veya TSK’nın olumlu geri bildirimleri bunu en büyük ispatı. Sanmayın ki, helikopter yerli üretim diye TSK’ya sorulduğunda mecburen “Çok şahane olmuş, harika, harika” dediğini. Örneğin milli piyade tüfeği MPT-76’nın ilk teslim edilen 4000-5000 partisi ve sonrakiler de kullanıcılardan çok sayıda şikâyet ve olumsuz geri bildirim yağdı. Şu an ki, yani sonradan değişiklikler yapılan sürüm ile ilk teslimat arasında çok fark var. Bu fark şekil olarak değil; örneğin alev gizleyen veya namlu değişimi gibi fotoğraflardan anlayamayacağınız türden. Yani silah sahada test edildi (Normali bu değil ama) ve dünya standartlarına kavuşmaya başladı (Sitemiz havacılık temalı olduğundan ayrıntıya girmek istemiyorum). Oysa Atak helikopterinde de illaki sahada veya Zeytin Dalı Harekatı’nda geri bildirimler olmuştur ve bunlar gerçek savaş ortamında mükemmelleşmeyi getiri ki, her ordu bunu yapıyor. Suriye örneği gibi. Daha seri üretime geçmemiş SU-57’ler bile görev yaptı. Ancak Atak ilk günden beri, Hürkuş, Anka, SOM, Umtas ve daha birçok ürün gibi takdirleri topluyor.

Diğer bir eleştiride Atak’ın moda tabiri ile ne kadar milli ve yerli oluşu. Bu eleştiride en büyük argüman ise motorunun Amerikan malı oluşu. Bu eleştiriyi yapanlara ben direk şu soruyu soruyorum; “Dünyada %100 kendi imkanları ile helikopter motoru yapan kaç ülke var?”. Ne yapsak yani projeyi birkaç yıl en az 5-6 yıl geciktirip kıytırık bir motor yapıp içine mi koysaydık? Türkiye’ni havacılık ürünleri üretim tarihi kaç yıllık? Bir savaş helikopterinde güçlü daha doğrusu güç/ağırlık oranı veya harcadığı yakıt miktarına göre verdiği gücün önemi ne kadar çok biliyor musunuz? 5-10 Yıl sonra milli motorla yani idare eden bir motor ile uçan Atak’tansa dünyanın en güçlü helikopter motorlarından biri ile uçan Atak’ı tercih ederim.

Neden? Çünkü özellikle terörle mücadele operasyonları için geliştirilen Atak’ın Güneydoğu’da yüksek irtifa ve aşırı sıcak veya soğuk havalarda performans gösterecek bir motora ihtiyacı vardı. Zaten Atak’ı, Atak yapan en önemli unsurlardan biri bu güçlü motor. ABD’nin bir zaman geliştirdiği RAH-66 Comanche düşük radar görünürlüğüne sahip savaş helikopterinin motorunu kullanıyor. ABD bu projeyi maliyet ve değişen konjonktürden ötürü iptal etmişti. Şimdi biz motoru alıp, yıllar önce helikoptere sahip olarak hem geleceğe yatırım yaptık hem üzerinde çeşitli teknolojilerimizi geliştirdik (en son MİLDAR gibi) hem de yerli mühimmatları test edeceğimiz kaynak kodu ve yazılımı bize ait bir helikopterimiz oldu. Üstelik Türkiye için Atak’ın önemi savaş helikopteri olması, milli yazılımlarla uçması veya motor ve aerodinamik performansı ile rakipleri arasında çok iyi bir yerde olmasından ziyade geliştirdiğimiz füze ve güdümsüz roketleri kullanabilecek ve test edip gelişimine yardımcı olabilecek bir platform olmasıdır. Buna platform olarak komple ihraç edebileceğimiz bir askeri hava aracına sahip olmamızı da eklemek lazım.

Birçok sistemi yerli üretim olan Atak’da yazılımların da büyük çoğunluğu yerli. Kokpit ve diğer birçok parça da dahil. Hatta bildiğim kadarı ile motor ve burundaki top hariç önemli başkaca bir ithal parça yok. Tabi ki binlerce küçük parça içinde yine binlerce ithal vardı ama ikamesi alternatifi olmayan şeyler olmaması önemli. Motor ve gun hariç önemli komponenetlerin tamamı Türkiye’de üretiliyor.

Motor başka bir ülkeden de alınabilir miydi? Bilmiyorum ama şimdilik ortak ülkeler ve NATO tercih edilmiş ve patent hakkı da bizde olan bir ürün yani istediğimize de satabiliyoruz. Ta ki motordan dolayı o ülke ABD’nin “Haydut devlet” listesinde olmasın. Pakistan ve tüm Arap ülkeleri ve Uzakdoğu potansiyel müşteriler arasında. (Ben bu satırları yazarken Pakistan’a 30 adet Atak satışına dair anlaşmanın sağlandığı haberleri telefonuma gelmeye başlamıştı). ABD motoru ile başlamamız bizim motor geliştirmemize mani değil. Beklemek yerine teknoloji kazandık. T-625 ilk sivil helikopterimiz için nasıl motor geliştiriliyor ve birkaç yıla hazır olması bekleniyor, aynı şey yapılabilir veya aynı motor düşünülüyor olabilir. Motor, boyutları ve teknik özellikleri ile ilgili araştırmadığım gibi bu konuda ne düşünülüyor bilemiyorum. Ancak belki de ileride Atak motoru yapılırken de bu motor baz alınacak.

Atak test pilotlarından birine yıllar önce sormuştum sizce hangisi daha iyi olurdu ve neden Atak biraz küçük? Soruyu sorarken AH-64 Apache ve Türkiye’ye teklif edilen KA-52 versiyonu “Erdoğan” helikopteri üzerine sohbet ediyorduk. Dedi ki;

-Öncelikle Atak sınıf olarak hafif sınıf savaş helikopteri, onlar ise ağır savaş helikopteri. Bizim öncelikli ihtiyacımız Terörle Mücadele Operasyonları’nda kullanmak yani Güneydoğu’da. Dolayısı ile Atak’ın Güneydoğu irtifalarında ve ısı değerlerinde gösterdiği performansı onların göstermesi zor. Ayrıca MANPADS ve uçaksavarlara karşı çok daha büyük hedef teşkil edecektiler. Zorlu arazi şartlarında hafif bir helikopter daha büyük avantajdır.

Benim konuya yabancı biri olmadığımı bildiği için sadece “Onlar Soğuk Savaş şartlarında 3.Dünya Savaşı için yapılmış” diyerek geçiştirdi ama aslında uzun uzadıya anlatırsak şunu demek istedi; AH-64, Mi-24, Ka-52 gibi ağır savaş helikopterleri dünya savaşında Avrupa düzlüklerinde Rus tankları ile NATO tanklarının karşılaşacağı savaşlarda bir tanksavar olarak üretildi. En azından o zamanlar üretimi planlanırken öncelikli tercih bu idi ve bu sebeple ağır, büyük ve çok fazla füze alan helikopterlerdi. O zamanlar çeviklik, siluet, arazi ve sıcaklık özellikle dünya savaşının cereyan edeceği Avrupa için önemli değildi.

Körfez Savaşı’na gelirken ise AH-64 Apache ilk gerçek sınavını verdi. MANPADS tehlikesinin çok zayıf olduğu ve düzenleri bozulmuş olsa bile düzenli ordunun tanklarına karşı savaşta ara sıra kendi M1 Abrams tanklarını T sınıfı Rus tankları ile karıştırıp vurmaları haricinde başarılı oldular. Çöl şartlarında harbe hazırlık oranlarının çok düşük olmasının eleştirilmesi haricinde AH-64 başarılı idi. Hatta 16 Ocak 1991 gecesi F-117’lerle birlikte Irak radar ve hava savunmasına ilk saldıranlar onlardı.

Ancak Afganistan’a gelince aynı başarıdan söz etmek zor. Güneydoğu’ya benzeyen dağlık Afgan coğrafyası ve bir önceki savaştan helikopterlerle nasıl mücadele edeceğini çok iyi bilen Afganlılar daha doğrusu yeni Taliban milisleri karşısında çok etkili olamadılar. Yakın hava desteğinin yükünü az sayıdaki AH-1W Süper Cobra ve A-10, C-130 Gunship ve F-16’lar yüklendi. Hatta B-52’ler bile yeni konsept ile halı bombardımanını yakın hava desteği görevine uydurdu. Zaten yıllar önce Türkiye’ye AH-1W satışı ve engellemeleri gündeme geldiğinde okuduğumuz olumsuz yazıların sebebi de bu Afgan macerası idi. ABD’li yetkililer MarineCorps’un acil ihtiyacı bahanesine de sığınıyordu. Bahane bir tarafa dünya savaşı riskini azaldığı, asimetrik harbin moda olduğu Avrupa düzlükleri veya geniş Asya steplerinde hayal edilen savaşın yerini Irak şehirleri ile Afgan dağlarına bıraktığı günlerde US Deniz Piyadeleri AH-64 istemediği gibi yerine şiddetli bir AH-1W talebinde bulundu.

Bu arada iki iddia, spekülasyon veya kimine göre komplo teorisi, kimine göre ise tesadüfi olayı yazmadan geçemeyeceğim. İlki Körfez Savaşı’nın Amerikalı komutanı General N.Schwarzkopf’un, Saddam Kuveyt’e girmeden 6 ay kadar önce ABD’de AH-64’leri çöl şartlarında test ettirdiği, tatbikatlar yaptırdığı. Bu, çöl performansının araştırılması açısından tesadüf de olabilir tabi. Körfez Savaşı üzerine yazılan, söylenen iddiaları destekleyen bir delil de. Çünkü dikkat edin savaştan 6 ay önce değil, Saddam Kuveyt’e girmeden 6 ay önce. Diğeri ise 11 Eylül’den sonra başlayan Amerikan-Taliban savaşının Taliban elindeki Stinger’ların raf ömrünün bitmesinden sonra olması. Yani 11 Eylül 3-5 yıl önce olsa idi Rus ordusuna kan kusturan eski Afganlı mücahitlerin Taliban tarafına geçen bir kısmı ellerinde az sayıda kalmış olsa da Stinger’larla AH-64’lerin korkulu rüyası olacaktı.

Diğer yandan ilk savaşta yani Afgan-Rus savaşında Stinger ile yüzlerce kayıp veren Rus helikopterinin yanı sıra Mi-24 (Ağır ve insan taşıma kapasiteli Rus savaş helikopteri) Körfez’deki AH-64’lerden çok daha yüksek harbe hazırlık oranına sahip olsalar da onlar kadar başarılı olamadı. Evet binlerce Afganlı mücahidi öldürdüler ama kayıpları ve etkisi düşünüldüğünde başarılı değildi. Çünkü konumuza bağlarsak Körfez Savaşı’nda (Birinci savaş) düzenli ordu ile savaşan AH-64’e nazaran, Afgan dağlarında gerilla/gayri nizami harp veren mücahitlere karşı savaşan Mi-24 (NATO Kod ismi: Hind) helikopteri aciz kalmıştı.

İşte bu tecrübeler ile Terörle Mücadele Operasyonları’ndaki elde edilen tecrübeler ile Atak-2 versiyonu daha büyük ve yepyeni bir helikopter olarak yapılacak. Çünkü çok daha büyük ve sınıf olarak ağır savaş helikopteri sınıfında çok daha fazla tanksavar füzesi alabilecek. Peki neden?

Değişen konjonktür ve tehdit algısı ile Türkiye özellikle güney sınırlarında ciddi tehdit algılamakta. Gerek gelişen teknoloji gerek ticari olarak şirketin yani TAI’nin bir üst ürüne geçme isteği veya potansiyeli, gerekse TSK’nın yakın hava desteği ve tanksavar ihtiyacı ve bölgede Rus ve ABD güçlerinin savaş helikopterleri ile de varlık göstermesi bu ihtiyacı doğurdu. Ayrıca Yunanistan’ın AH-64 kullanıcısı, Irak’ın Mi-28 ve Suriye’de Rus KA-52’lerinin olduğunu belirtmek lazım (ABD’nin bölgedeki helikopter varlığını net bilemiyorum) Ancak mesele sadece düşman helikopterini helikopterle vurmak değil. Zeytin Dalı gibi harekatlarda veya genel savaşta tank sayımızın sınırlı olması sebebi ile ATAK-2’nin en etkili tanksavar olacağı kesin. Unutulmamalıdır ki, Soğuk Savaş’ta Avrupa’da kendisinden kat kat fazla olan binlerce tanka sahip SSCB tank taburlarını NATO A-10 Thunderbolt uçakları ve AH-64 gibi helikopterlerle durdurmayı, en azında hayal etmişti.