Aybars Meriç

Süper, Hiper, Uber.

  • Son Güncelleme: 17/02/19 09:28:28
  • 0

Hava Kuvvetleri Üzerine Derin Düşünceler Serisi – Bölüm 3

Hatırlarsanız yazı dizimizin ilk bölümünde yıkıcı teknolojiler konusunu işlemiştik. Fakat işin üstsel kuruluşlar kısmı açıkta kaldı. Elbette kuralları değiştirecek bir teknolojik yönelim hayata geçtiğinde, bunu kullanacak bir kuruluş ta gerekir değil mi? Gelin birlikte bu açığı, hayattan somut örneklerle tamamlayalım.

Bazı insani durumlar vardır ki sadece bizim ülkemizde değil, hemen hemen tüm ülkelerde görürüz. Örneğin taksiler. Özellikle turist iseniz yandınız. Bir yere ulaştırmak için dolandırır da dolandırırlar, yolu uzatırlar. Fazla para isterler. Çoğunlukla taksimetre bile açmazlar. Kabadırlar ve temizliğe, nezakete özen göstermezler. Aldığınız hizmeti beğenin veya beğenmeyin, hiçbir söz hakkınız yoktur. Onları şikâyet edebileceğiniz ve gerekirse caza almalarını sağlayabileceğiniz bir merci yoktur. Keyfi olarak mesafe kısa, kanaman var araç kirlenir, vb. bahanelerle size hizmet vermemeyi de seçebilirler. Bu durumlar da uzun süredir tüm dünya taksi müşterilerinin ortak şikayet noktalarını oluşturmaktadır.

Teknoloji ve mobil iletişim araçları sayesinde buna çözüm üreten bir kuruluş çıktı. Uber. Ek gelir isteyen araç sahipleri bu sisteme üye olacaklardı. Kullanıcılar akıllı telefonlarından onları çağırabilecekti. Birden fazla kullanıcı aynı yol üzerinde aynı araçtan faydalanabilecekti. Daha az para ödeyeceklerdi. En önemlisi de aldıkları hizmeti puanlandırma ve değerlendirme seçeneğine sahip olacaklardı. Böylece başka bir müşteri, önceki müşteriler tarafından beğenilmeyen bir şoföre ya da aracına binmek zorunda kalmayacaktı. Sistem çok sevildi ve tuttu. Sadece ülkemizde değil, küresel ölçekte. Devasa bir endüstri oluştu. Şimdi taksi taşımacılığının kurallarını tekrar yazmak zorunda kalacaklar. Her halükarda müşteriler başta insanların kazanacağı bir süreç başlamış olacak.

Peki, Uber’in yaptığı işi nasıl değerlendirmek lazım? Bakalım… Bir taksi taşımacılık sektörü vardı eskiden beri süre gelen. Adamlar öylesine bir yaklaşım ortaya koydu ki, sektörün kurallarını komple değiştirmeye başladı. Bunu teknolojiyi kullanarak ve onun yardımıyla başarabildiler. Pazar olarak ezici bir üstünlüğe eriştiler. İnsanlar bunu benimsedi ve kolaylıkla kullanabildi. Yani bu kuruluş, gerçek hayatta anlamlı bir yer aldı. İşte bu bir eksiğiyle birlikte “Üstsel Kuruluş” tanımlamasını oluşturmaktadır. Firmayı birkaç yıl gibi kısa bir zaman süresi içerisinde 120 milyar dolardan daha yüksek bir değere kavuşturmaktadır. Peki, Uber’in ihmal etmediği ama benim henüz sizlerle paylaşmadığım o eksik unsur nedir?

Üstsel kuruluşlar klasik ticari işletmelerin yatırım mantığına sahip değillerdir. Onlar sadece kendileri gibi üstsel kuruluşlara ve yıkıcı teknolojilere yatırım yaparlar, yavru üstsel kuruluşlar oluştururlar. Somut ve yakından tanıdığımız bir örnekle konuyu taçlandıralım.

Bildiğiniz üzere helikopterler yarım asrı aşkın süredir harp alanında kendilerine çok önemli ve vazgeçilmez bir yer kazanmışlardır. Bu alandaki en bilindik örneklerden biri de, ülkemizin de yoğun kullanımında / faydalanımında olan Sıkorski Kara Şahin (Skorsky S-70 Black Hawk) helikopteridir. Skorsky helikopter dünyasının en köklü kuruluşlarından biridir ve teknoloji öncüsü bir yapıya sahiptir. Uzun zamandır UTC (United Technologies) bünyesinde faaliyet gösteren bu kuruluş, şirketin yeniden yapılanması çerçevesinde satışa çıktı. Müteakiben 9 milyar dolar civarı bir bedelle Lockheed-Martin tarafından satın alındı. Burada bir havacılık ve teknoloji devinden bahsediyoruz. En azından gibi görünüyor değil mi?

Fakat dikkat ettiniz mi, geçmişi bir asra ulaşan bu firma, birkaç yıllık Uber’in 1/13’ü kadar bir değer ediyor, etmiyor. Uber, Apple, MicroSoft, Google, vs.vs. sayısız firma sadece cep harçlığıyla Skosky firmasını satın alabilecekken bile, hiçbiri bu köklü kuruluşa sahip olmaya ilgi göstermiyor. Neden?.. Konuya ufak bir ara verip atlama yapacağım. Sonrasında cevabı kendiliğinizden bulacaksınız.

Dikkat ederseniz ülkemiz yönetimi uzun süredir taksiciler ve Uber arasında taraf tutmamıştı. Bundan yaklaşık 8-10 ay kadar önceydi. O zamanlar oldukça etkili bir sosyal medya hesabım vardı. Ülkemizde hiçbir sosyal ya da klasik basın ortamı, Uber ile ABD Ordusu daha doğrusu DARPA arasındaki Ar-Ge sözleşmesine değinmemiş iken, ben bununla yakından ilgilendim. Konuyu sosyal medyada detaylı bir şekilde irdeledim. Ertesin gün, hem de seçim arifesinde, Sayın Cumhurbaşkanımız açıklama yaptı ve ilk defa taksiciler lehine görüş beyanında bulundu. (Benim ismim hariç tutularak konunun birebir twitter akışımdaki cümlelerle kendisine aktarıldığı bilgisine ulaştım. Fakat bu ayrı bir hikâye.)

Uber şu anda yatırımlarını iki alana yoğunlaştırmış durumda. Bunlar “sürücüsüz araç teknolojileri” ve yine “sürücüsüz drone taksiler”. Söz konusu drone taksi olayı sadece Uber’in değil birçok farklı ülke ve kuruluşun da aktif teknoloji gündeminde yer tutuyor. Airbus gibi küresel havacılık devleri de bu konuyla yakından ilgileniyor. (Ki kokpit.aero’da defalarca haberleri yapıldı.) Peki, Uber’in bu teknoloji ile yakından alakadar olmasının sebebi ne? Çünkü belirli helipodlar / dronepodlar arasında güvenli, hızlı ve insansız ulaşım imkânı sağlamak, büyük bir kar vaat ediyor. Özellikle ABD gibi dağınık ve geniş alanlar üzerine kurulmuş bir şehirler ve kasabalar yapısına sahipseniz. Araçları hem insan hem de kargo taşıyacak esneklikte dizayn ederek, kullanım alanını genişletmeyi ve karlılığı çok daha arttırmayı planlıyorlar. Ayrıca bu dronlar elektrik motoruyla çalışıyor, bilgisayar ve sensörleri de komple elektrikli ve sarj edilebilir elektrik bataryalara sahipler. Kısacası işletmesi de uygun ve hesaplı bir teknoloji.

Eğer hedeflerini gerçekleştirebilirse, firma ciddi bir alternatif hava ulaşım ağı kurmuş olacak. Peki, bu yapı neden ABD ordusu ve DARPA’nın ilgisini çekiyor? Çünkü uzun yıllardır personel ve teçhizat nakli için helikopterleri kullanan bir kuvvet ABD. Bu amaçla yüksek teknolojiye sahip pahalı platformlar istihdam ediyor ve işletiyor. Bunların bakımı tutumu bile ciddi bir iş yükü. Fakat savaş alanında muhteşem faydalı sonuçlar alınmasına yardımcı olan, hayati imkânlar sunuyor helikopterler. Aynı olmasa da benzeri imkânlara çok daha hesaplı sahip olabileceğinizi düşünün. Hatta sahip olmanız bile gerekmez, kiralayabilirsiniz. Gerektiğinde sivil piyasadan platform kaydırıp, askeri yeteneklerinizi boost edebilirsiniz.

Elbette işin farklı fayda boyutları da var. Örneğin bir düşman hattının gerisine 450 asker indirmeniz gerekiyor. Bu nereden bakarsanız 25 S-70 Kara Şahin helikopterini aynı anda uçurmanız demek. Eğer bir helikopteriniz vurulursa, o araçta 18 asker ve 3 profesyonel helikopter personeli yitireceksiniz. Maddi açıdan ise 20 milyon doları hayli aşan bir kayıp demek bu. Ayrıca 25 platform görevlendiriyorsunuz bu iş için. Düşman hava savunmasına sahip ise düşürülebilirliği olan, riski ve kayıp oranı yüksek bir adetsel azlık durumundan bahsediyoruz. Fakat her biri tam teçhizatlı 4 asker taşıyacak Uber dronları hayal ediniz. Yapay zekâ ve kaçınma algoritmaları ile de donatılmış. Çok daha düşük (elektrikli hatırlatalım) radar ve IR ize sahip olan. 450 asker için 113 dron eder. Özel teçhizat taşıyacak kargo dronlarıyla birlikte gelin bu sayıyı 180 adede yükseltelim. Beher dronun bedeli 250 bin dolar olsa dahi, totalde 45 milyon dolarlık teçhizatı riske atarsınız. (S-70 totalde 500 milyon dolar risktir.) Bu adetle değme hava savunma sistemleri / ağları baş etmekte zorlanır. Kayıp verirseniz bile bu kayıp rakamı azdır. Siz ilgilenmez miydiniz?

Atalarımız boşuna aklın yolu birdir dememişler. Eski okur ve takipçilerim elbette bilmeyeceklerdir. Savunma sanayi ile ilk ilgilendiğim zamanlarda bu konu üzerinde faaliyet göstermiştim. Tabi o zamanlar Uber yoktu, Airbus da henüz konuya ilgisini açıklamamıştı. Erken dönemlerdi anlayacağınız. Bu tip bir dronun askeri ve sivil kullanım alanlarıyla alakalı oldukça ciddi bir beyinsel efor sarf ettim. Bir çıkış noktası ve somut bir amaç gerekiyordu ilk olarak. Bu nedenledir ki Doğu ve Güney Doğu Anadolu bölgesinde, araziye yoğun biçimde dağılmış, her hâkim tepeye konuşlanmış, ileri karakollarımızın ihtiyaçlarını hedef olarak seçmiştim. Bu birliklerin günlük sıcak yemek ve gerekli teçhizat akışlarını, 4 ayrı merkez kurarak düzenli olarak sağlamak mümkün. Bu maceram başarıya ulaşmadı. Fakat belki çabalarımız bir farkındalık sağlanmasına ve SSB’nin bu husustaki proje çağrısına katkıda bulunmuştur. Kim bilir? Öyle ise ne mutlu bize. Sonuçta ülkemizin kazanacağı bir süreç, aklın yolu birdir misali başlamış durumda.

Konumuza dönecek olursak, firmalar da aynı insanlar gibi hayatlarını devam ettirmek durumundadırlar. Teknolojiyle birlikte değişmek ve kendisini güncellemek de bu sürecin olmazsa olmazıdır. Bu nedenle bir üstsel kuruluş (ExO) için klasik bir iş yapısına yatırım yapmak, son derece mantık dışı bir olaydır. İşte bu nedenledir ki üstsel kuruluşlar, kendilerini üstsel ekonomi ve teknoloji alanında var etmek ve burada bir bekaya sahip olmak zorundadırlar. Gerisi kendiliğinden gelir. Örneğin taksi dron mu yaptınız, kargo dron sıradadır. Sivilini mi yaptınız, askerisi de olacaktır. Gökdelenlerde çıkan yangınlara karşı çözüm mü gerekti, itfaiye dronu olarak güncellenecektir. Bursa’da Uludağ’a kayakçı çıkarmak için bir dron mu yaptınız, yarın Çanakkale’ye nakledilip boğaza noktası noktasına hesaplı mayın dökmek için kullanılabilecektir. Sonuçta gelişen ekonomi ve teknoloji, beraberinde yenilikçi ExO kuruluşları ve ExO savaş konseptlerini de getirecektir.

Bu arada konu inovasyon’dan açılmışken size dünyada örneğini bulamayacağınız yenilikçi bir fikrimi de aktarayım isterim. 500 kg. bir yükü havaya kaldırıp, 300 km. uzağa taşıyabilen bir dron hayal ediniz. Bu dronu eğim ve hava koşullarına bağlı olarak değişken olmakla birlikte, 2000 kg.lık bir kar üstü kızağını çekmek için de kullanabilirsiniz. Hem de 300 km.den daha uzağa ulaşabilecek biçimde. Geniş Rus, Ukrayna, Beyaz Rusya, Finlandiya steplerinde çok işe yarar bir nesne ortaya çıkardı değil mi? Sahi eğer karda kızak çekebiliyor ise, neden denizde de özel dizayn edilmiş tekne ve salları çekmesin? Neden amfibi taarruz gücümüzün önemli bir parçası haline gelmesin? Neden Yunanistan’ın adalar ile sahip olduğu avantajları dengelemesin? Üzerinde düşünmek gerek değil mi? (Telif hakkımı isterim. IBAN numaram aşağıdadır. ;)

Ülke olarak savunma sanayi alanında güzel adımlar atıyoruz. Inovatif olmasa da güzel ve gerekli adımlar bunlar. Kesinlikle destek olmak ve küçük görmemek gerekiyor. Unutmayınız öğrenme süreci de taklitle başlar. Bebek anne ve babasını aynalar. Çocuk öğretmenin çizgilerini kopyalayarak yazmayı öğrenir. Biz de bu geç başladığımız yolculukta elbette öncelikle başkalarının da yaptığı silah ve platformları taklit edeceğiz. Hatta birçok zaman taklide de güç yetiremeyecek, uluslar arası ortaklıklara katılacak ve teknoloji transfer edeceğiz. Fakat gelecekte var olmayı hedefliyor isek, zaman trenini kaçırmadan ExO ekonomi ve ExO savaş koşullarına kendimizi uyarlamamız gerekecek. Bir sonraki makalemde orijinal bir örnekle ve inovatif bir projemle bunu izah etmeye çalışacağım. Tekrar görüşmek üzere, sağlıcakla, afiyetle ve muhabbetle kalasınız.

 

Kaynak: www.kokpit.aero

Facebook

Kokpit Aero

Yorum Yap