Balıkesir semalarında Alarm Uçuşu!

  • 10/08/2014 12:20

Aralık 1967

1967 Aralık ayında Kıbrıs’ta siyasi durum çok gerginleşmişti. Kıbrıs tarihine Kanlı Noel diye geçen olaylar sırasında Lefkoşe'de Türklerin oturduğu semte yapılan baskınlarda 11 Türk öldürülmüştü.

Baskın yapılan evlerin birinde o dönemde 1960 Anlaşması'na göre Kıbrıs'ta görev yapan 650 kişilik Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alayı Komutanlığı'nda görevli Tabip Binbaşı Nihat İlhan'ın eşi ve üç çocuğunun, evlerinin banyo küvetinde öldürülmüş olarak kanlar içinde bulunması Türk kamuoyunda bomba tesiri yapmış ve büyük bir infial yaratmıştı. 

Kıbrıs'ta siyasi durumun gerginleşmesi üzerine üslere ileri hazırlık emri verilmiş ve Aralık ayının ortasında izinler kaldırılmıştı.  

TELSİZ DİNLENDİĞİ İÇİN UÇUŞLAR T-33’LE YAPILIYOR

İleri hazırlık durumunda, Üs’sümüzde bulunan iki adet T-33 uçağı yoğun bir şekilde irtibat görevlerinde kullanılıyordu. Telsizle yapılan mesaj trafiğinin dinlenebileceği dikkate alınarak gizlilik derecesi taşıyan mesajlar Üs ile Eskişehir’deki Kuvvet Komutanlığı arasında T-33 ile götürülüp getiriliyordu.

O zaman Üs’de Jet Eğitim Filosunun eski güzide öğretmenlerinden Yzb.Halil Gündüz ve Yzb. Ömer Moğulkoç T-33 öğretmeni olarak görev yapıyorlardı. İki T-33 pilotunun yükünü azaltmak için eski bir T-33 öğretmeni olarak bana da ihtiyaç duyuyorlardı ama T-33 öğretmenlik uçuşuma üç yıl ara verdiğim ve ayrıca öğretmenlik sertifikamın süresi dolduğu için idari bir hataya sebebiyet vermeden buna bir formül bulunması gerekiyordu ve bu formül hemen  bulundu. Yzb. Halil Gündüz’le bir sorti intibak uçuşu yaptıktan sonra benim de T-33 ile irtibat görevlerini uçmama imkan sağlanmıştı.

VE KAPI ÇALINDI!

Bir akşam evimizde eşim ve oğlumla beraber yemeğimizi yedikten sonra radyodan haberleri dinlerken evimizin kapısı çalındı. (O yıllarda Türkiye'de henüz televizyon yayınları başlamamıştı ve herkesin tek haber kaynağı ve eğlencesi radyo idi). Kapıya gelen bir görevli astsubay üsse çağırıldığımı ve ben hazırlanıncaya kadar araç içinde kapıda bekleyeceğini söyledi.

Tecrübelerimize göre böyle durumlarda bir alarm verildiğinde başka bir meydana intikal etmek ihtimalini dikkate alarak pijama, terlik, tıraş takımları, diş fırçamı ve iki kat çamaşır ile çoraplarımı küçük intikal çantama koydum. Hemen üzerimi değiştirip resmi elbisemi giydim ve kapının önünde beklemekte olan araçla üsse geldim. İntikal etme ihtimalini iyi ki düşünmüşüm ki birkaç gün sonra intikal ettiğimiz yedek meydanımızda bir ay kaldıktan sonra eve dönecektim. Bu süre içinde evimle hiç bir irtibatım olmadı. O yıllarda hemen hiç kimsenin evinde telefon bulunmuyordu. Bugün peynir ekmek gibi kullandığımız cep telefonları ise o yıllarda henüz icat edilmemişti. Eşim bu bir ay içinde benim hangi meydanda görev yaptığımı ancak eve döndükten sonra öğrenmişti.

HEMEN UÇUŞ İÇİN HAZIRLIKLAR BAŞLADI

Evimden beni alan araçla Üs karargahına geldiğimde saat 21.30 civarında idi. Harekat Eğitim Amiri (şimdiki teşkilatta Harekat Komutanı) Kur. Albay Sermet Yüzer benim hemen bir T-33'le kalkıp Personel Çağırma Planı Uygulaması kapsamında şehir üzerinde alçak geçişler yapmamı istedi. 

ALARM UÇUŞU!

O yıllarda kimsenin evinde telefon bulunmadığından, bayram ve tatil günlerinde ve mesai saatleri dışında verilecek bir alarm durumunda personelin üsse çağrılması için şehir üzerinde alçaktan bir uçak uçurulur, uçağın şehir üzerinde alçaktan  devamlı

geçişler yaptığını gören personel bir alarm verildiğini anlar ve en kısa sürede servis otobüslerinin geçtiği duraklarda toplanır ve duraklara gelen servis  otobüsleriyle üsse getirilirdi. O yıllarda filolarda parmakla sayılacak kadar personelin özel aracı vardı.

Karargahta Kur.Albay Sermet Yüzer'den görev talimatını aldıktan sonra beni bekleyen araçla filoya geldim. Filoda süratle uçuş elbisemi giyip uçuş kaskımı alarak İrtibat Kıtası'na gittim. Uçuşa hazırlanmış olarak park yerinde bekleyen T-33'e binip motor çalıştırdım ve kalkış için 18 pist başına gittim.

Balıkesir 9'ncu Üs İrtibat Kıta K.lığı Park Yerinde 329 nolu T-33 Uçağı

 

Daha önce Merzifon'da genç bir teğmen olarak görev yaparken 1959 yılında bir bayram günü NATO alarmı verilmiş ve F-86 uçağıyla kalkarak şehrin üzerinde alçaktan geçişler yapıp alarmı personele duyurma görevini yerine getirmiştim.         (Yaptığım o uçuşun hikayesi, daha önce KOKPIT.aero Internet sitesinin "GENİŞ DOSYALAR sayfasında, "Merzifon F-86 Hatıraları"  bölümünün "Bayram Günü Verilen NATO Alarmı" başlığı altında yayınlanmış idi: http://kokpit.aero/index.php?route=content/secret_file&secret_file_id=62)

Merzifon'da şehir üzerinde alarmı duyurmak için yaptığım alçak geçişler gündüz saatlerinde olmuştu. Şehir üzerinde yaptığım o günkü alçak geçişler, F-86 Eğitim Programı kapsamında,  Silahlı Keşif görevlerinde  her zaman, yere çok yakın, keyifle yaptığımız alçak uçuşların bir benzeri idi. Oysa şimdi Balıkesir üzerinde gece saatlerinde verilen bir alarmı duyurmak için yerine getirilmesi istenen alçak geçişleri gece  yapacaktım ve o ana kadar gece şartlarında, alçak irtifada dar bir saha üzerinde bu tip alçak geçiş uçuşlarını hiç yapmamıştım.

GEÇİŞLER BAŞLIYOR

18 pist  başından güneye kalkışımı yapıp iniş takımları ve flapları aldıktan sonra alçak irtifadan şehir istikametine, sağa dönüşe girdim. Gece alçak irtifada yapılan bir dönüşte pilot irtifa almak hissini duyuyor. O gece hava kapalı idi ancak yağış yoktu ve görüş mesafesi iyiydi. 180 derece sağa dönüşümü tamamlayıp sağ tarafımdaki pist ışıklarına paralel olarak meydan turu irtifaına yakın bir irtifadan şehrin merkezini karşıladım. Şehrin merkezini karşıladıktan sonra biraz daha alçak irtifaya inmek için gazı kestim. Bu şekilde ilk geçişimi yaptım. 

Yaptığım bu ilk geçişte alçak irtifaya inerken gazı kestiğim için acaba motorun sesi yerden iyi duyulmamış olabilir mi diye aklımdan geçirdim. İkinci geçişte motorun sesi yerden daha iyi duyulsun ve geçiş de fazla süratli olmasın ve şehrin üzerinde birkaç saniye daha fazla kalayım  diye pike flabını koydum ve gazı %100'e açtım. Gazı %100'e açarak daha düşük süratle yerden tahmini 1000 feet irtifadan yaptığım ikinci geçiş herhalde yerden daha iyi duyulmuştur diye düşündüm.

VFR MI, IFR MI?

Şehrin sınırlarını geçer geçmez fazla uzaklaşmadan üçüncü geçiş için dönüşe girdim. Şehrin batısındaki hafif tepelik alan alçak irtifada yaptığım dönüşte doğrusu beni biraz tedirgin ediyordu. Onun için dönüşlerimi o tepelik alanın biraz uzağından geçerek yapıyordum. Gece alçak irtifada görerek (VFR) ve alet uçuşu (IFR) karışığı yapılan bu uçuş çok dikkat istiyor ve doğrusu insanı biraz tedirgin ediyor. Dönüş içinde  istemeden pilotta irtifa almak hissi uyanıyor. Diğer taraftan, bu özel uçuş yeteri kadar alçaktan yapılmadığı takdirde uçağın sesinin yerdekiler tarafından duyulmayabileceği endişesi doğuyor.

Şehrin üzerinden geçerken, şehir ışıkları iyi bir referans oluyor ama şehir sınırları dışına çıkınca ve birden ışıklar arkada kalınca insan bir an için alçak irtifada kendisini karanlık bir kuyuya düşmüş gibi hissediyor.

Balıkesir’in diğer istikametlerinden yaptığım dördüncü ve beşinci geçişlerde üzerimdeki tedirginlik gitmiş ve bu alçak geçişlerden iyice keyif almaya başlamıştım. Bu şekilde değişik istikametlerden bir kaç geçiş daha yaptıktan sonra şehir üzerinden ayrılıp ilk yaklaşmaya geldim ve inişimi yaptım.

MESAİ ARAÇLARI ÜSSE GELİYOR

Ben uçağı park edip filoya geldikten ve filodaki nöbetçi erin yaptığı çayı içtikten sonra üs misafirhanesine gidip odama yerleştim. Biraz sonra da mesai araçları üsse gelmeye başladı. Demek ki şehrin üzerinden alçak geçişlerle verilen alarm üs personeli tarafından duyulmuş ve personel araçlara binip üsse gelmiş diye kendi kendime sevindim.

İrfan Sarp

Email:isarp56@gmail.com

İRFAN SARP'IN DİĞER YAZILARINI GENİŞ DOSYALAR BÖLÜMÜMÜZDE OKUYABİLİRSİNİZ