Tehlikenin farkında mısınız?

  • 26/10/2014 10:06

Hakan KILIÇ - hsword@mynet.com

Balistik Füze Savunma Sistemlerini ele alacağımız ikinci bölümü, ilk bölüme gösterdiğiniz yoğun ilgi sebebi ile ertelemek zorunda kaldım. Şimdi sizlere çok merak ve ilgi duyduğunuz, Balistik Füze (BF) tehdidi, benim tabirimle Balistik Terör tehdidi hakkında bilgi vermeye devam edeceğim.

Bu bölümde sizler için yaptığım yine başka yerde bulamayacağınız füze tablolarını ve İran füzelerinin menzillerini gösteren Dünya haritasının yansıra, ilk bölümde yayınlanan İran haritasının NBC tesisleri eklenmiş halini bulabileceksiniz. Başlamadan önce ilk bölüme atıfta bulunarak birkaç hususu paylaşmak isterim. (Birinci bölüm için: http://kokpit.aero/balistik-fuze-tehlikesi-hakan-kilic)

Bu yazı dizisini hazırlamak için bir yıl önce İran’ı araştırmaya başladığımda “Tehlikenin farkında mısınız?“ tadında bir yazı amaçlamış ve kamuoyunun İran’ın Balistik Füzelerine karşı dikkatini çekmek istemiştim. Ancak konu hakkında derinleştikçe İran tehlikesi karşısında dehşete düştüğümü itiraf etmeliyim. Ve anladım ki aslında İran gerçeği 4000 km menzilli Balistik Füze tehdidinin çok ötesinde…

TEHLİKENİN FARKINDA MIYIZ?

Son yıllarda Ortadoğu’da Türkiye’ nin romantizme dayalı dış politik eğilimlerinin negatif efektleri görülmektedir. Bununla beraber BF tehdidi konusunda sergilenen görmezden gelme tavır, zannımca karar mercilerinin İran’ a bakış açısındaki kontrast ayarlarındaki bozukluktan kaynaklanmaktadır.

Devriminden sonra İran rejimi caydırıcılık sistemini Şah dönemindeki gibi konvansiyonel silahlardan ziyade, stratejik silahlar olan BF’ler (Balistik Füzeler) üzerine inşa etmiştir. Bunun en önemli sebebi birinci bölümünde de belirttiğimiz gibi Türkiye, İsrail gibi ülkelerin güçlü ordularına karşı İran ordusunun zayıf kalmasıdır.

Yeni rejim, Şah döneminde çoğunlukla Amerikan silahlarından oluşan ordunun yedek parça ihtiyacını karşılayamayacağının görmüştür. Devrimden kısa süre sonra çıkan İran–Irak savaşının da etkisi ile İran terör silahlarına yönelerek asimetrik savaş doktrinini benimsemiştir.

Aslında birer psikolojik harp ve terör silahı olan balistik füzeleri bugün kendi başına geliştirip, seri üretim yapabilen bir ülke olmuştur. Şah sonrası mezhep ağırlıklı İran rejimi etrafının ve tüm Arap yarımadasının ABD müttefiki Sünni ülkelerle sarılı olduğunu ve bu ülkeleri ABD’ ye rağmen konvansiyonel silahlarla yenemeyeceğini fark etmiş ve bu yüzden tüm ağırlığını BF’lerin geliştirilmesine vermiştir.

İran’ nın ülkemizde dahil tüm Ortadoğu’da yürüttüğü asimetrik savaşın bir ayağı devrim ihracını da içeren istihbarat faaliyetleri, psikolojik harekat, terör örgütlerine destek, medya ve özellikle İsrail’ i kullanarak propaganda yapmaktır. Diğer ayağı ise özellikle Türk Kamuoyunun ne kadar tehlikeli olduğunun farkında olmadığı BF alt yapısı ve envanteridir.

Daha önce İran Hava-Kara-Deniz kuvvetlerinin TSK’ ya göre zayıf olduğunu etkili bir caydırıcılığa sahip olmadığını belirtmiştik. Bunun tek istisnasının BF’ler olduğunu konu BF’ler olduğunda da durumun tam tersi olduğunu söylemek lazım. Tek bir BMD füzesi olamayan bir ülkeye karşı yüzlerce BF. Bu yüzden yukarıdaki paragraf durumu ve İran’ nın başka çaresi olmadığını özetlemek açısından çok önemli. (Military Technology Dergisinin, The World Defence Almanac-2013 ekine göre İran Hava Kuvvetleri mevcudu;15 MIG-29, 25 SU-24, 20 F-14 A, 50 F-5E/F, 12 SAEGHEH (İran yapımı çift stabilizeli F-5), 40 F-4D, 5 RF-4E, 20 F-6 (MIG-19), 40 F-7 (MIG-21).

ÇEVRE ÜLKELERDE DURUM NASIL?

Öncelikle ülkemizin komşularını sayıp yukarıdakileri de akılda tutarak bir tehdit değerlendirmesi yapalım; Yunanistan da ki ekonomik kriz, Rus’ yanın soğuk savaş yıllarındaki emellerinden vazgeçmesi ve ülkemizle çok ciddi ticaret hacmi, Bulgaristan'nın varlığı ve yokluğu bir hali, Ermenistan’nın zaten 'Azerilerle kavgalıyım Türkleri de iyice karşıma alıp delilik etmeyeyim' düşüncesi, Suriye’nin iç savaşta oluşu ve kimin yönettiği belli olmayan pratikte üçe bölünmüş Irak. Görünüşte kavgalı olan ama aslında Türkiye ile kriz olacak kadar sıkıntısı olmayan İsrail...

Görüldüğü gibi Rusya hariç karşımızda daha güçlü bir hasım ülke yok. Rusya’nın da tehdidi karşısında NATO 5. Maddesi herkesten önce tereddütsüz devre girecektir. Tabi bizi çok sevdiklerinden değil, stratejik dengelerin sarsılmaması için. (5. Madde:Üye ülkelerden birine yapılan saldırının hepsine yapılmış sayılacağı kuralı)

Pe ki ya İran? NATO 5. Madde sizce hemen devreye girer mi? BMD (Balistik Füze Savunma Sistemi) füzelerini anlatacağımız gelecek bölümlerde de göreceğiniz üzere girse de İran BF’ leri karşısında NATO bile kendini güvende hissetmezken bize ne faydası olacak? Bunu tartışmadan yukarıdaki paragrafı bitirelim.

Tüm sayılan ülkeler değerlendirildiğinde şu an en öncelikli ve tehlikeli tehdidin İran olduğu görülür. Kara para aklamalar soruşturmalar vb. gibi hususları yeri olmadığında direk geçerek biraz uluslararası politikaya göz atalım. Suriye’ de biz muhalifleri desteklerken İran Esad rejimine para, silah hatta asker yardımı dahi yapıyor. İran’ dan çekilmeleri karşılığında PKK ile anlaşarak her türlü desteği gizlice veriyor. Türkiye Irak’ ın toprak bütünlüğünü savunurken güneyde Şii devleti kurdurmak istiyor. Tüm Ortadoğu'nun lider ülkesi 3-5 yıl öncesine kadar biz iken bugün tüm ülkeler ABD dahil İran olamadan Ortadoğu'da süreklilik arz edecek bir kararın alınamayacağı kanaatin de.

Bu coğrafyadaki halklar bizimde yanlış politikalarımız sayesinde artık gözlerini İran’ a çevirmiş durumda. Özetle İran BF gücünün verdiği güven, istihbarat faaliyetleri ve bu coğrafyadaki Şii yanlısı grupları teşkilatlandırması sayesinde Orta Doğuda nüfuz mücadelesini kazanmıştır. Etrafımızı Suriye’den Ermenistan sınırına kadar Şii çemberi ile sarmayı başarmıştır. Hatta ülkemizde ki kendine yakın grupları bile gizliden gizliye teşkilatlandırması kapatılan bazı terör örgütü soruşturmaları ile gün yüzüne çıkmıştır. Şüphesiz öncelikli tehdit algımızda ibre artık İran’ ı göstermektedir.

NASIL KORUNACAĞIZ?

Ülkemizin hiçbir BMD füzesi olmadığını, olsa dahi dünyada henüz tam koruma sağlamış bir anti-balistik sistem olmadığını düşündüğümüz de İran’ ın BF’ lerini gerek sayı gerek menzil kabiliyeti açısından değerlendirildiğinde çok ama çok ciddi tehdit altındayız diyebiliriz. Ve maalesef 20-30 yıldır ülke olarak bu tehdide karşı ciddi bir tavır almak bir yana BF’ lere karşı herhangi bir BMD sistemi geliştirilmemiş, son 10 yıldır giderek artan bir ivme ile tavan yapmış olan İran tehdidi ve buna bağlı füze tehdidi adeta siyasi karar mekanizmaları açısından görmezden gelinmiş ne yapılan doğalgaz anlaşmalarında ne de üst düzey ziyaretlerde bu konu gündeme gelmemiştir.

Sanki İran nükleer başlık kapasitesi kazanmadığı sürece bu füzelerin bizim için sinek vızıltısı kadar değeri yokmuş gibi davranılmıştır. Oysa iki ülkenin, İslam dünyası ve daha çok orta doğudaki nüfuz mücadelesi ve liderlik yarışı son 5 yılda tıpkı İran’ ın BF geliştirme programları gibi zirveye ulaşmıştır. Bu mücadele de üstünlük geçenlerde Ortadoğu’nun 100 büyük entelektüeline yapılan anket sonucunda da çıktığı gibi maalesef İran’na kaptırılmıştır.

Dış politika eleştirileri bir yana ülkemizde konumuz BF tehdidi konusunda caydırıcı çalışmalar diyebileceğimiz Roketsan tarafından geliştirilen Yıldırım ve Kasırga füzeleri 300 km’ yi geçmeyen menzilleri ile çok yetersizdir. Malatya Kürecikteki NATO radarı ise sadece izleme yapacağından İran’nı tahrik etmekten başka bir işe yaramamıştır. Radar kurulduğundan beri İran makamları Türkiye’ yi sık sık BF taarruzuyla tehdit etmektedirler. (İran Devrim Muhafızları Hava-Uzay Kuvvetleri Komutanı Tuğgeneral Emir Hacızade, “Türkiye bize güvence verdi. Ancak olası savaş önlemi olarak sistemi gözetim altında tutmaktayız” diye konuştu. Hacızade, Kasım 2011’de yaptığı açıklamada, İran'a karşı olası saldırı durumunda ilk önce Türkiye'deki NATO füze kalkanı sistemini (Malatya kürecik) hedef alacakları tehdidinde bulunmuştu -Basından.)

Türkiye AEGIS’ le koordineli çalışacak yeni NATO radarları kurulmasını kabul etmekle birlikte bunların esas önleyici unsuru olan BMD füzelerinin ülkemize konuşlandırılmasını henüz karara bağlamamıştır. Kürecik radarının tespit edeceği füzeleri imha edecek olan AEGIS BMD füzeleri Akdeniz de ki füze destroyerlerinde (SM-3) ve Romanya’ da ki kara konuşlu sistemlerdir (THAAD) Bu füzelerin menzilleri düşünüldüğünde İran’ dan ateşlenmiş bir Shahab-3 füzesini Ankara’ ya düşmeden hatta terminal safhasında düşerken vurulmasını beklemek hayalcilikten başka bir şey değildir.

Shahab gibi MRBM füzelerinin 9-19 dakika arasında uçuş süreleri olduğunu da hatırlarsak ne demek istediğim daha iyi anlaşılacaktır. Kürecik sistemi şu anda Avrupa ve İsrail’ i korumaktadır. Radarın kaldırılmasını kesinlikle savunmuyorum. Ancak yapılması gereken; ya bu sistemle entegre olabilecek bir füze sistemi alınması ya da acil olarak Romanya’ da ki gibi kara konuşlu sitemlerin ülkemize yerleştirilmesidir. (Yazı dizimizin son bölümünde bu konulara yani BMD füzelerine ve Türkiye’nin ne yapması gerektiğine ayrıntılı değineceğiz)

ÇİN FÜZESİ KÜRECİK'LE ENTEGRE ÇALIŞACAK MI?

BMD füzesi gibi lanse edilen Çin FD-2000 füzesinin Malatya-Kürecik’ te ki AN/TPY-2 radarına entegre çalışmayacağına dair kuşkular yaygındır. Ayrıca henüz anti-balistik kabiliyetinin ne derece olduğu bilinmemektedir. LORADMIS projesinde birincil amacın hava soluyan hedefler olması (uçak, helikopter, seyir füzeleri) ve ihale şartnamesin buna göre hazırlandığı FD-2000 alımında BMD kabiliyetini ikincil amaç olduğu gerçeğini öğrendiğimde ne büyük bir hayal kırıklığı yaşadığımı tahmin edemezsiniz.

Suriye’ nin kimyasal başlık taşıyan balistik füze tehdidine karşı ülkemizde 3 yere konuşlandırılan NATO Patriot bataryaları da 80-100 km menzilleri ile bölgesel koruma sağlamakta yine yukarıdaki örnekteki büyük şehirleri hedef almış İran MRBM’lerini caydırma konusunda ise menzil yetersizliği sebebi ile etkisiz kalmaktadırlar. (Dünya Haritasında da görüldüğü üzere İran’ nın en kısa menzilli füzelerinden QIAM-1 füzesi bile 750 km menzili ile Malatya-Kürecik tesisini kolayca vurabilecek menzildedir).

Bugün Asya-Ortadoğu coğrafyasında İran BF’ leri ile baş edebilecek 4 ülke (Rusya, Çin, Hindistan, Pakistan) kendilerinde de yeterli sayıda BF olduğundan bunu başarabilmektedir. İsrail ise BF sayısı az olsa bile en etkili önleyici BMD sistemine sahip ülke olmanın avantajını kullanmaya çalışır. ( Son Gazze saldırısında görüldüğü üzere Hamas’ ın attığı roket ve füzeler çok büyük oranda İsrail’ e düşmeden havada imha edildi)

Rus S-300 Füzeleri kadar etkili kendi geliştirdiği Arrow-2 füzeleri ve Demir Kubbe-Iron-Dome projesi sayesinde Patriot bataryalarından daha etkili bir anti balistik füze sistemine sahiptir. Daha doğrusu seri üretime yeni geçen Arrow-3’ler çoğaldıkça çok yakında sahip olacaktır.

Sonuç olarak bölgede biz dahil yukarıdakiler haricinde diğer ülkelerin İran BF’ leri karşısında yeterli caydırıcı veya önleyici bir tedbiri bulunmamaktadır. Bu durumda; Orta Doğuda ki diğer Arap ülkeleri nezdinde İran’ nın korku salmasına, bize karşı ise bizim etki altına almak istediğimiz coğrafyalarda istediği gibi at koşturmasına, hatta Suriye rejimine destek vermeye cesaret etmesine sebep olmaktadır. ( İran Cumhurbaşkanı Türkiye ziyareti Sırasında yaptığı basın toplantısında gözümüzün içine baka baka Suriye de’ ki sözde son seçimi kazanan Esad'ı tebrik etmekten çekinmemiştir)

İRAN NASIL GÜÇLENDİ?

1980’ li yılların sonundan itibaren uzun vadeli füze programlarını devreye sokan İran, Rus ve Kuzey Kore’ nin desteğini alarak bugünkü seviyesine gelmiştir. 1985 yılında hazır alım olarak Huasong ( Scud B) alarak bunlara Shahab-1 adını vermiş ve buradan başlangıçla Huasong-6 füzelerinin yurt içinde Shahab—6 olarak üretmeye başlamıştır. Shahab füzelerini HE yani yüksek infilak patlayıcı başlıkları ile donatmıştır. Ayrıca içinde 1000’ den fazla küçük bombacık içeren harp başlığı olan Shahab’ lar vardır. Bu füzeler salvo atışlarında yerleşim yerleri ve geniş bölgelere yayılmış askeri tesisler için ciddi tehlikedir. Tabloda dikkatinizi çekeceği üzere İran’ nın Shahab-4 füzesi ile Kuzey Kore’ nin Taepo Dong-1 füzesi, İran’ nın Shahab-5 füzesi ile de Taepo Dong-2 füzesi şekil olarak tıpatıp aynidir.

İran Kara Kuvvetleri yerine Devrim muhafızlarının komutasında olan füzeler iki ayrı ekip tarafından geliştirilmektedir. Sıvı yakıt teknolojisini kullanılan Shahid Hemat Sanayi Grubu ve katı yakıt teknolojisini kullanan Shahid Bakeri Sanayi Grubu.

Motor teknolojisi transferi içinde Ukrayna ve Rusya’ dan yardım almaktadırlar. Bugün kendi özgün füzelerini yapan İran Sejil-2 iki kademeli Katı Yakıtlı füzesi ile 2500 km’ yi geçmiş ve WikiLeaks belgelerinde ABD istihbarat raporlarından sızan bilgilere göre 4000 km menzilli Kuzey Kore yapımı BM-25 Musudan füzelerinden 19 adet satın almıştır.

Şuan 4300 km menzilli Shahab-5 füzelerini geliştiren İran Simorgh SLV( Uydu fırlatma Aracı) ile 700kg ağırlıktaki bir uyduyu 1000 km yükseklikteki bir yörüngeye yerleştirebilecektir. Simorgh füzesinin İran’ın nihayi hedefi olan nükleer başlıklı ICBM üretimi kabiliyeti kazandıracağı birçok uzmanın iddia ettiği önemli bir tespittir.

İlk başarılı testi 2009 yılında yapılan Sejil-2’ ler ise katı yakıtlı olması sebebi ile sıvı yakıtlılara göre çok daha kısa sürede atışa hazır hale gelmekte ve güvenli bir şekilde uzun yıllar depolanabilmektedir. Ayrıca bu Sejil için uydu ve diğer gözetleme araçlarından kaçabilme veya tespiti için çok kısa süre verme anlamına gelmektedir. Özetle ağaçlar arasından çıkarak kısa sürede atışını yaparak taşıma aracı saklandığı yere veya yer altı sığınağına dönebilir.

İran füzelerinin olası metropol yada sanayi kümelenmesi bölgelerine düştüğünde meydana getireceği panik ve çalkantıyı tahmin etmek güç değil. Ancak sorun sadece psikolojik harbe karşı koymakla da bitmiyor. Eğer füzeler alçak yörüngede Körfez savaşında CNN televizyonun da canlı seyrettiğimiz gibi vurulursa (Telaviv üzerinde Patriotların vurduğu Scudlar gibi ) hasım füze kimyasal ya da biyolojik başlık taşıyorsa buda pek çözüm olmayacaktır.

İSMAİL DEMİR: BİYOLOJİK SAVAŞTA KORUNMASIZIZ

On bin metrenin altında bir irtifada vurulan kimyasal başlığın ne kadar zarar verebileceği ayrı bir araştırma konusudur. Ancak sonucun çok iç açıcı olmayacağı aşikar. Savunma Sanayi Müsteşarının Temmuz 2014 tarihinde bir gazeteye verdiği demeçte ifade ettiği husus ne kadar savunmasız olduğumuzun bir göstergesi. Göreve geçtiğimiz aylarda atanan Prof. Dr. İsmail Demir, şöyle demişti:  “Nükleer silahların kısıtlanması anlaşmasına tarafız. Yani enerji ile ilgili çalışmalar yapıyoruz ama bunu başka amaçla kullanmayız. Biyolojik silahlar bize karşı kullanılırsa… Bunu müsteşarlık olarak söylüyorum; hiçbir faaliyetimiz yok! Bunun bir an önce başlatılması gerekiyor. Bizim biyolojik silahın ne olduğunu buna karşı savunmanın nasıl yapılabileceği üzerine kafa yormamız, tedbir almamız gerek”

Bence diğer NBC silahların içinde durum çok farklı değil. TSK bünyesindeki kısıtlı sayıdaki askerden oluşan NBC taburu ülkemizdeki tek savunma unsuru. Bu taburunda saldırıya uğradıktan sonra arındırıcı tedbirleri uygulayarak görev yaptığını düşünürsek NBC başlığı taşıyan BF’ lere karşı önleme sistemi mevcut değildir.

Harp başlığı olarak artık Suriye gibi üçüncü dünya ülkelerinin bile sahip olduğu kimyasal silahları da taşıyabilen BF’ler, Türkiye’nin tamamını ve Avrupa nın büyük kısmını menzil içine almış olan İran’ ın 1000 Kg’ a varan harp başlıkları ile tam bir terör ve psikolojik harp aracıdır. CEP (dairesel hata mesafesi) oranı bir binayı vuramayacak kadar kötü olan bu füzeler son elli yılda hep sivil yerleşim yerlerine ya da cepheye rastgele atılarak sivil halk veya cephedeki askerler üzerinde savaşma azmini yitirmelerine yetecek kadar psikolojik etki yapmıştır. NBC (Nükleer, Biyolojik, Kimyasal) türü başlık taşıdığında vereceği zararlar tartışılmaz olan bu silahların konvansiyonel başlık taşıdığında bile düştüğü yerdeki onlarca veya şansa göre yüzlerle ifade edilecek can kaybına sebebiyet vereceği defalarca kanıtlanmıştır.

Gelecek bölümlerde İran BF’ liriyle ile ilgili son bilgileri ve diğer ülkelerden kaynaklanan BF tehdidine kısaca göz atacak, NATO’ da kullanılan BMD sistemlerini tartışmaya başlayacağız. Ayni zamanda tüm Dünya çapında kullanılan BMD füzelerinin listesini gösteren tabloları bulabileceksiniz. Son bölümde ise Türkiye ne yapmalı? Emek ve sermayesini BF’ leri mi yoksa BMD füzelerine mi harcamalı sorularının cevaplarını aramaya çalışarak bitireceğiz.