Radara yakalanmayan F-117 böyle vuruldu

  • 31/03/2014 02:03

Sırbistan’a 1999’da yapılan NATO müdahalesi aslında Çin, Rusya ve ABD arasında geçen bir nevi teknoloji yarışına dönmüştü. Bir tarafta Amerikan Hava Kuvvetleri’nin NATO için uçurduğu radara yakalanmayan F-117’leri, diğer tarafta ise Rus ve Çinlilerin başta radar ve yerden havaya atılan SAM füzeleri ile destekledikleri Sırp kuvvetleri…

NATO’nun gerçekleştirdiği en büyük hava operasyonlarından biri 24 Mart 1999’da başlamıştı. Büyük bir çoğunluğu İtalya’dan kalkan uçaklar, Sırbistan’daki hedefleri vuruyordu. Sortiler ağırlıklı olarak gece gerçekleşiyordu. Sırbistan kuvvetleri bu savaşta F-117 uçağını düşürerek en azından önemli bir sansasyon yakalamayı planlıyordu.

Amerikan Hava Kuvvetleri’ne ait F-117 uçakları, ana üsleri olan New Mexico’daki Holloman Hava Üssü’nden İtalya’da Aviano Hava Üssü’ne gelmişti. Tecrübeli pilotlardan oluşan filoda Yarbay Darrell P. Zelko, tarihler 27 Mart 1999’u gösterirken Vega 31 çağrı adına sahip F-117 uçağı ile Aviano Hava Üssü’nden kalktı. Hedefi, Belgrad yakınlarındaki stratejik noktalardı. 2 bin librelik lazer güdümlü bombalarını hedefine doğru bırakacaktı.

HAYALET SAHNEDE

Yarbay Zelko, 1991’de Birinci Körfez Savaşı’na da katılmıştı. F-117 ile uzun süredir uçuyordu. Göreve çıktığı 806 kuyruk numaralı uçak, Körfez Savaşı’nda 36 sorti uçmuştu.

Saat’ler 20.00’ye gelirken hava operasyonunun üçüncü gününde Vega 31 Sırbistan hava sahasına doğru yaklaşıyordu. 806 kuyruk numaralı uçak, gövde içinde taşıdığı bomba kapaklarını açtı. Artık hedefe çok az kalmıştı. Ancak bu kapakların açılmasıyla birlikte radara yakalanmayan yani radar ekolarını geri yansıtmayan F-117, Sırp radarına görüntü vermişti.

Uçağın yeri dış aerodinamik yapısını bozan kapakların açılmasıyla tespit edilmişti. Yarbay Zelko, 2 bin librelik lazer güdümlü bombalarını hedefe doğru bıraktı.

ELLER TETİKTE BEKLİYORLAR

Sırp SAM bataryalarının radarları sürekli açık kalamıyordu. Uzun süreli yayın yapan radarlar hemen NATO güçleri tarafından tespit ediliyordu. Dragan Matic, üç gündür bu anı bekliyordu. Bir NATO uçağının düşürülmesi, hele ki F-117 gibi zor bir hedefin vurulması ciddi bir sansasyon yaratabilirdi.

S-125 Neva füzesi (NATO kodu SA-3 Goa) F-117 yaklaşık 15 kilometre kale radarıyla uçağı tespit etti ve ilk füze ateşlendi. Bunu 17 saniye sonra ikinci füze izledi. S-125’in menzili 60 kilometreydi.

F-117’nin pilotu, gökyüzünde bir anda parlama gördü. Yerden ateşlenen SAM füzesi ona doğru geliyordu. Hemen kaçınma manevrasına başladı. Bu arada ikinci füze de ateşlendi. Kaçınma manevraları yetersiz kalmıştı.

O gece gökyüzü bulutsuz ve ay etrafı aydınlatıyordu. Bölgeye yakın uçan, KC135 tanker uçağı ekibi havada bir patlamaya tanık olmuştu. Alev topunu gören ekip, bunun bir uçak olduğunu anlamıştı.

Yarbay Zelka fırlatma koltuğunu kullanarak uçağı terk etti. Gözünü açtığında paraşütü açılmış ve sandalyesinden ayrılmıştı. Hemen sinyal sistemini kontrol etti. Telsizden durumunu bildirdi.

MÜTHİŞ ARAMA KURTARMA OPERASYONU

MH-53M, MH-53J ve MH-60 tipi üç helikopterden oluşan Özel Kuvvetler, bu tür durumlar için hazır bekletiliyordu. CSAR olarak adlandırılan bu görevlerde düşman topraklarına girip pilotu kurtaracak özel eğitimleri komandolar ve atış gücü sağlayacak helikopterlerle taşınıyordu.

Yarbay Zelco’nun atlamasının ardından hemen helikopterler bölgeye sevk edildi. Ancak helikopterlerin bölgeye ulaşması çok uzun zaman alacaktı. Arada Tuzla’ya inip yakıt ikmali yapmaları gerekecekti.

Helikopterlerin hava koruma şemsiyesini A-10 uçakları sağlayacaktı. Ayrıca EC-130E tipi uçaklar elektronik karıştırma yapacak, operasyon ise E-3 AWACS Havadan İhbar Kontrol uçaklarından yönetilecekti.

En büyük sorun, Yarbay Zelko’nun Belgrad’a çok yakın bir noktada uçağından atlamasıydı. Bölgede adım başı eski Sovyet radarları ve SAM füze bataryaları bulunuyordu.

MAYDAY MAYDAY MAYDAY!

Yarbay Zelko ile Amerikan Hava Kuvvetleri Dergisi’nin yaptığı röportajda, o kurtarma operasyonunu şöyle anlatıyordu:

“Havada kendime gelir gelmez hemen mayday çağrısı yapmaya başladım. Benimle ilk teması, NATO’ya ait E-3 AWACS uçağındaki İngiliz Binbaşı Frank Graham kurdu. Kısa sürede sinyali almışlardı. Sırplar uçağımı vurmuştu. Enkazdan sonra beni arıyorlardı.

Sırplar eminim ki kullandığım telsizi dinliyordu. İneceğim nokta, Belgrat’tan sadece 35 kilometre uzaklıktaydı. Tahminimce Ruma Köyü’ne doğru süzülüyordum. Yolda bir çok araç gördüm. Yere indiğimde önce paraşütümü topladım. Ardından arazide ilerlemeye başladım. Yüzümün parlamaması için çamur sürdüm. Tabancamı kontrol ettim”

Arama-kurtarmaya destek verecek olan ekip Brindisi’deydi. Aralarındaki mesafe ise 250 mildi. Helikopterler ise Tuzla’dan havalanmış, alçak uçuşla bölgeye geliyordu.

SIRP TELEVİZYONLARI YAYINDA

Bu sırada enkaza Sırp televizyon kameraları ulaşmış ve alevler içindeki uçak parçaları tüm dünyaya canlı yayınla veriliyordu. Uçağın tipi ancak ertesi gün yani gün doğduğunda anlaşılacaktı.

Sırp kuvvetleri, Amerikan pilotu arıyordu. Enkaz yakınlarında önce koltuk, arkasından da pilotun kaskını buldular. Zelko çok uzakta değildi…

Ancak tam bu anda bölge bulutlanmaya başlamıştı. Helikopterler, vadiyi kullanıp yaklaşacaktı. Helikopterlerde bu durumda uçacakları sistemler mevcuttu. Ancak hava desteğini verecek A-10 uçaklarının helikopterle göz teması kurması gerekiyordu. Bulut içine girecek helikopteri göremeyeceklerinden daha yüksekte uçmak zorunda kalacaktı.

Helikopterdeki ekip pilotla temas kurmaya çalışıyordu. Helikopterlerin uçuş irtifası adeta ağaç boyundaydı. Geçmek bilmeyen dakikalar sonrasında artık pilotun olduğu noktaya çok yaklaşılmıştı. MH-60 daha küçük bir helikopter olduğu için iniş yapıp pilotu alacak, üzerinde uçan MH-53 tipi iki helikopter ise havadan ateş desteği sağlayacaktı.

Bu sırada Sırplarn bölgedeki hava hareketliliğini tespit etmişti. Helikopterler çok alçaktan uçtuğu için zorlukla tespit ediliyordu. Ancak daha yukarıda olan A-10’lar zaman zaman radara yakalanıyordu. Bu durumda A-10 pilotları chaff atıyor ve podları ile karıştırma yapıyordu.

Daha yukarıda uçan F-16 uçakları ise HARM füzeleri ile SAM bataryalarının peşindeydi. Anti radyasyon füzesi olan HARM’lar, radarı bulunan bataryalara atılıyordu.

Nokta inişi için helikopterdeki ekip Zelko’dan bir sinyal bekliyordu. Ancak etraf giderek kalabalıklaşmaya başlamıştı. Çok sayıda araç, Amerikalı pilotu ele geçirmek için bölgedeydi.

Sonunda sinyal geldi. MH-60 indi ve pilotu alarak yükseldi. Helikopter sadece 40 saniye yerde kalmıştı. Atlayıştan 6 saat sonra Zelko bulunmuştu… Tuzla’ya götürülen pilot, buradan MC-130 uçağı ile Aviano’ya döndü.

Ertesi gün hava aydınlandığında, Sırp Televizyonu, düşen F-117’nin enkazını gösteriyordu. Tüm dünya şoktaydı. Radara yakalanmayan hayalet uçağın nasıl  düşürüldüğü tartışılıyordu. NATO bir basın açıklaması yapmak zorunda kaldı. Uçağın düşürüldüğü kabul edilirken pilotun kurtarıldığı bilgisi verildi.

SORULAR SORULAR SORULAR…

F-117 nasıl düşürülmüştü? Bir çok operasyonda radara yakalanmadan hedefinin üzerine gelen uçak, nasıl olmuştu da tespit edilmişti. Bu olay, F-117 için ciddi bir hayal kırıklığı olmuştu.

Hemen araştırmalar başladı. ABD Hava Kuvvetleri konuyla ilgili hazırladığı raporlar ve daha sonra kamuoyuna yansıyan bazı bilgiler, çeşitli soruları akla getiriyordu:

Fransız Casus: Düşürülmeden sonra bir çok iddia ortaya atıldı. Bunlardan biri, operasyonu düzenleyen NATO karargahında bir Fransız subayın Rusya adına casusluk yaptığıydı. İddiaya göre Fransız subay, Ruslara uçağın uçuş planını, hedeflerini bilmişti. Bu bilgi de hızla Sırp kuvvetlerine verilmişti.

Eski radarlar mı buldu: Ruslar, radara yakalanmayan F-117 için adeta bir kapan oluşturmuştu. Yeni nesil radar sistemleri uçağı tespit edemiyordu. Onun yerine çok eski P-12 tipi radarlar Belgrad yakınlarına yerleştirilmişti. İddialar, bu radarların F-117’yi tespit ettiğiydi.

Siyah-beyaz televizyon yayınındaki bozulmalar: Düşürülme sonrasında ortaya atılan iddialardan biri de F-117’nin uçuşu sırasında siyah beyaz televizyon yayının bozulduğuydu. Bu Çinliler tarafından bulunmuş ve testler NATO operasyonu sırasında yapılmıştı.

F-117’yi Mig-21 mi kovaladı? Uçak üç radar istasyonu tarafından kesişimle bulunurken F-117’nin arkasına bir Mig-21 uçağının takıldığı iddia edildi. İddiaya göre, Mig-21 F-117’ye arkadan sokuldu ve makineli topu ile atış yaptı. F-117 kaçınma manevrası sırasında iyice füzelerin menziline girdi. Son darbeyi SAM füzeleri vurdu.

Bu olayla birlikte, radara yakalanmayan uçaklar için farklı bir dönem başladı. Geliştirilmesi için çok ciddi paraların harcandığı F-117 uçakları ile yapılan harekât planları bir kez daha gözden geçirildi. Uçaklar, 2003’te İkinci Körfez Savaşı’nda yaptıkları görevi eksiksiz tamamladı.

Ancak artan maliyetler ve kısılan bütçe nedeniyle 2011’de emekli olmaları beklenirken uçaklar 2008’te görevden alınarak emekli edildi.

ZAGREP’TE HAVACILIK MÜZESİ’NDE

Uçak vurulduktan sonra Sırplar enkazı Ruslara verdi. Parçalar Moskova’ya götürülerek incelendi. Daha sonra kanopi, fırlatma koltuğu ve Yarbay Zelko’nun kaskı Sırplarda kaldı. Halen bu parçalar Zagrep’teki Havacılık Müzesi’nde sergileniyor.

 

Danger in the Clouds from Jonas Ussing on Vimeo.