Mustafa Kılıç

Bir kitap ve doğrular

  • Son Güncelleme: 17/11/18 09:59:02
  • 3

Gürer Yayınlarından Ekim 2006 yılında yayımlanan ilk baskı bir kitap vardı. Hemen gidip almıştım. Kitabın adı “Atatürk’ün yaveri Cevat Abbas Gürer”  Cepheden meclise büyük önder ile yirmi dört yıl. Derleyen Turgut Gürer.  Kitabın yazarı ya da derleyeni, Cevat Abbas Bey’in torunu olan Hüseyin Gürer’in oğludur.

Kitap benim için çok önemliydi zira Cevat Abbas, Türk Tayyare Cemiyetinin kurucusu ve ilk başkanıydı. Cevat Abbas hakkında kitap yayınlanana kadar bilgi eksikliği vardı. Kitap havacılık tarihi ile ilgilenenler için başvuru kaynağı gibiydi. Birçok bilinmeyen bu kitapla açığa çıkmıştı.

Bir İstanbul seyahatimde Hüseyin Gürer ile tanışma fırsatım da olmuştu. Atatürk’ten ve dedesi Cevat Abbas Gürer’den uzun uzun bahsetmiştik. Her ikisinin Türk havacılığı için yaptıklarını birbirimize anlatmıştık.  Hüseyin Gürer Bey’e bir de eleştiri getirmiştim. Kitabın teşekkür bölümünde Türk Hava Kurumu Başkanlığından isimler vererek, ilgili bölümler için çeşitli fotoğraf desteği alındığı söylenmekteydi            (Sayfa 19).

Söz konusu fotoğraflar sayfa 284 / 304 ve 308’de yer almakta. Bu fotoğrafların ortak yanlışlığı ise 3 Mayıs 1935’te Eskişehir Hava Okulunda çekildiği notuydu. 

304. Sayfada yer alan fotoğraf altında THK arşivi bilgisi de yer almakta. Oysa 3 Mayıs 1935 THK Türkkuşu’nun açılış günüydü ve Ankara’daydı. Bu yanlışları Hüseyin Bey ile de paylaşmıştım. Bu küçük hatalar asla kitabın içeriğine ve önemine gölge düşürmüyordu. Ama doğrusunun yazılması bence önemliydi.

Yeri gelmişken Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün veciz bir sözünü de paylaşmadan geçmek istemedim.

“ Tarih yazmak, tarih yapmak kadar önemlidir. Yazan yapana sadık kalmazsa değişmeyen hakikat, insanlığı şaşırtacak bir mahiyet alır.”

Geçenlerde Kızılay’daki İş Bankasının kitap satış dükkânına uğramıştım. Raflarda “Atatürk’ün Yaveri Cevat Abbas Gürer” adlı kitabı görünce şaşırdım. Kitabı incelemeye başlayınca anladım ki derleyicisi Turgut Gürer İş Bankası Kültür Yayınları ile anlaşıp kitabın daha geniş okuyucu kitlesine ulaşması için yayım haklarını devretmiş. Bence doğru bir karar olmuş. Böylece daha çok kitapsevere ulaşmış olacak. Nitekim olmuş da. Kitap 3. Baskısını bile yapmış.

Buradan hem İş Bankası kültür Yayınları editörleri Pınar Güven ve Derya Önder hem de düzeltmen Esen Güray Hanımlara ulaşmak isterim. Gürer Yayımcılığın ilk kitabındaki hatalar devam etmekte. Lütfen 297 / 321 ve 324. Sayfalarda yer alan fotoğraf altı yazılardaki “ Eskişehir Hava Okulu 3 Mayıs 1935” açıklamasını doğrusu olan “ 3 Mayıs 1935 THK Türkkuşu açılış töreni Etimesgut / Ankara ” olarak değiştiriniz.

İtiraf etmem gerekirse Gürer Yayıncılığın yayımladığı kitabın sadece Cevat Abbas Bey’in Türk Tayyare Cemiyeti ile olan yaşanmışlıklarını okumuştum. Hem de altlarını çizerek ders mahiyetinde. Şimdi ise İş Bankası yayımı olan kitabı baştan aşağıya zevkle ve gururla okudum. Cevat Abbas Gürer’e ve Ulu Yönder Atatürk’e olan saygım ve sevgim bir kez daha yenilendi.

ANAFARTALAR’DAN “ YA ALLAH ” DİYEREK KAÇAN HEYET

Dediğim gibi kitabı baştan aşağıya okurken havacılık dışı bir konu çok dikkatimi çekti. Bence çok önemli olduğunu düşündüğüm bu ince detayı sizlerle paylaşmalıyım. Kitabın 38 ile 42. Sayfaları arasında paylaşılan Anafartalar’dan Ya Allah diyerek kaçan heyet başlığı ile anlatılanlar gerçekten çok ilginç.

Hatırlarmısınız? geçmiş yıllarda sıkça gündeme gelmişti. Çanakkale’de zaferi yeşil cübbeliler kazandırmıştı / ordumuzun arkasında sarıklılar da vardı, onlar sayesinde biz savaşı kazandık. diyen birtakım kişiler olmuştu. Çanakkale Destanı’nı yazanların Türk Halkı olduğunu soran, sorgulayan, araştıran ve okuyan herkes bilir. Ancak konuyu çarpıtıp başka yerlere çekmeye çalışanların da olduğu hepimizce malum. Aslında bunun sebebi cahillikten kaynaklanıyor bence. İnanmak istedikleri, gerçeklerden daha yakın geliyor bazı kimselere. Hal böyle olunca da kolayına inanıveriyorlar. Dönelim konumuza. Okuduktan sonra aslında yaşananları savaş psikolojisi ile farklı algılayanların, bilinçaltı birikimleri ile yaşadıklarını farklı yorumlamalarının da anlaşılabilir olduğunu bizlerin de kabul etmesi gerekiyor.

Cevat Abbas’ın anılarından okuduklarımı kısaca özetlemek isterim. Çanakkale savaşları sırasında Dördüncü Ordu Kumandanı Bahriye Nazırı Cemal Paşa’nın isteği ile Suriye erlerinden oluşmuş ve Gümbürdek Bayırı toplanma alanında yedek olarak bekletilen bölüğe yine Suriye’den gelen bir heyet ziyaret etmek istemiş. Mustafa Kemal’in isteği ile küçük gruplara ayrılan Suriye heyeti tehlikeli sayılabilecek çarpışmaların yapıldığı bölgelerin gerisine götürülecektir. Anafartalar Cephesini görebilecekleri bir noktadan savaşı izlemeleri sağlanacaktır. 

Saçlı, sakallı, beyaz sarıklı, rengârenk cübbeli heyet çarpışma alanına yaklaştığında tehlikeli olmasa da yakınlara düşen topçu bombalarından korkmuşlar ve “ Yallah” diyerek geri çekilmişler.

Ben konuyu şöyle toparlamak istiyorum. Düşünün savaşta en önde can alıp can veriyorsun. Bir ara içimizden biri arkaya baktığında, saçlı, sakallı, rengârenk cübbeli birilerini gördüğünde söyle yorumlayıp paylaşabilir. Biz savaşırken arkamızda yeşil cübbeliler vardı, onlar bizi korudu. Daha da ileri varsanım ile yeşil sarıklılar bizlerle birlikte savaştı diyebilir.

Yayın haklarına saygı göstererek daha fazla konuya girmeyelim. Ancak her Vatanseverin mutlaka bu kitabı alıp okuması gerekir. Özellikle de havacılara tavsiye ederim. Yazımı tanıtım amaçlı büyük usta İlhan Selçuk’un kitap ile ilgili satırlarıyla bitirmek isterim.

“Cevat Abbas, Atatürk’ün yaveridir.” Ama nasıl bir yaver? Bir komutanın sıradan yaveri değil. Olağanüstü bir liderin, askerliği aşan, ulusal kurtuluş savaşıyla temelleri atılan, fikir dünyasında gerçekleşen, insanlık ve uygarlık tarihine yazılan, laik Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran önderliğinin sürekli yaveri.

Mustafa KILIÇ

Havacılık Tarihi Araştırmacısı – Yazar

Sontayyareci@gmail.com

0536 273 62 62

Kaynak: www.kokpit.aero

Facebook

Kokpit Aero

Yorum Yap