Büyük Taarruz'un büyük havacıları

  • 22/09/2013 12:15

24 Ağustos 1922 / Batı Cephesi

Savaş alanına katılmak için 23 Ağustos günü Akşehir’e gelmiş olan, Hava Kuvvetleri Müfettişi, Cephe Komutanının emirlerini almış ve Cephe Tayyare Bölüğünün bulunduğu meydana varmıştı.

Düz ve temiz bir meydana kurulmuş hangar çadırlarını, küçük bir tamirhane hizmetini gören bölümü, uçucuların kaldıkları yeri bir daha görmüş ve kendisine elde bulunan 22 tayyareden 9’unun uçuşa hazır olduğu haberi verilmişti. 22’ye karşı 9... Oran büyüktü.

Hangarlar bir kere daha dolaşıldı. Uçuşa hazır olmayanların tipleri ve ne gibi eksiklikleri olduğu tespit edildi. Nihayet uçması zor aynı tipten dört tayyarenin motor aksamından, pervanelerinden, tekerleklerinden, kablolarından yararlanılarak, tamamlanması mümkün olan diğer tayyarelerin uçar hale getirilmesi kararlaştırıldı ve derhal çalışmaya başlandı.

18 UÇAK HAZIR AMA KAÇ PİLOT VAR?

26 Ağustos sabahı Büyük Taarruz’un başlangıcında 18 tayyarenin uçuşa hazır olabileceği tespit edildi. Elde ise 18 pilot yoktu. Her pilot günde birkaç kez uçarak, bir uçucu için olağanüstü gayretin sarfı göze alındı.

Bir uçuştan gelip meydana inen pilotun tayyaresi bir daha uçmasa bile, elde uçabilecek, uçuşa hazır diğer bir, tayyare bulunacaktı. Pilotların, gözetleyicilerin, makinistlerin ceketlerini çıkararak bir ten fanilasıyla üstlerini başlarını benzin, yağ içinde bırakarak bu hazırlık için çalışmaları görülecek şeydi.

Derin bir sessizlik içinde tayyarelerin başında uğraşılıyor, her an ortaya çıkan bir onarım başarısı, yüzlerde ciddi tebessümler uyandırıyor, herkese bir tek şey, zafer azmi hakim bulunuyordu.

ÖNCE KEŞİF UÇUŞLARI YAPILIYOR

25 Ağustos günü dört uçuş çıkışı yapıldı. Cephe ve hemen gerileri, görülebildiği kadar görüldü. Keşifler yapıldı. Yüzbaşı Fazıl, bir avcı tayyaresiyle, düşmanın bir keşif tayyaresini kovaladı, ateş etti. Düşman uçağını, kendi meydanının dışına inmeye mecbur etti. Pilot Hayri, diğer düşman tayyaresini muharebe ile kendi meydanına indirdi.

Birkaç günden beri ordumuzun bulunduğu yerlerin semalarında kendini gösteren avcı tayyarelerimizin hızlarının, manevra yeteneklerinin düşman kuvvetleri üzerinde önemli bir etki yarattığı gerçekti. 25 Ağustos saat 21:00’de ertesi gün için hazır olan tayyarelerin cinsleri ve sayısı belli oldu, son hesaplar yapıldı.

26 Ağustos sabahı, tahmin edilenin bir eksiğiyle, 17 tayyare uçuşa hazırdı. Durum, Cephe Komutanlığına arz olundu. Parlak hilalin tam ortasının ilerisine bir yıldız gelmiş ve bu şekil, hepimizin gözlerini saatlerce havaya çevirmişti.

TAYYARELERİMİZ BİR BİR HAVALANIYOR

Sabah karanlığı... Her şey, herkes hazır... Gün ağarıyor... Her tayyarenin başında bir makinist, üç, dört er bekliyor... Ve her tayyare son bir kez daha gözden geçiriliyor... Cephede uğuldayan Türk topçusunun seslerine, bu mütevazı meydanda işlemeye başlayan tayyarelerin motor gürültüleri karışıyor, tayyarelerimiz birer birer havalanıyordu.

26 Ağustos saat 6.00-7.30 arasında, Fazıl, Yahya, Ehya, Mükerrem, Basri, Halim, Osman Nuri, Kenan Hamdi tarafından altı uçuş yapılmıştı. Cephe Komutanlığının emirlerine uygun keşifler yapılacaktı. Üç avcı tayyaresi, keşif tayyarelerini koruyacak, onlar da yapabilecekleri kadar keşifte bulunacaklardı. Saat 10.00’da hepsi geri dönmüş ve keşif raporlarını yazmışlardı. Telefon merkezi durmadan çalışıyor, verilen raporlar, Cephe Kurmay Başkanlığına yazılıyordu.

Saat 11’de yedi tayyare ile uçuldu. Yukarıdaki isimlere, bu ikinci uçuşta Pilot Hayri, Gözetleyici Sıtkı Efendiler de katılmışlardı. 12.00 ile 13.00 arasında bütün tayyareler geri döndü.

Saat 14.30-15.00 arasında dört tayyare daha uçtu. Birisinin motoru havada su kaynattığından gidemedi, geri dönüp meydana indi. Ondan atlayan pilot, uçuracak tayyare arıyordu fakat o anda uçuşa hazır tayyare yoktu.

Saat 17.00-18.00 arasında gidenler dönmüştü. Tayyarelerde arızalar baş göstermeye başladı. Karanlık basıncaya kadar, tekrar bir tayyare uçabildi.

KEŞİF SONUÇLARI ÇOK KIYMETLİ

Bugün, çok kıymetli keşifler elde edilmiş, düşman tayyarelerine rastlanmamış ve bir hava muharebesi yaşanmamıştı. Pilot Fazıl ve gözetleyicilerden Hamdi ve Osman Nuri’nin yaptıkları keşiflerin sonuçları mükemmeldi. Düşman durumunu olduğu gibi çözmüşlerdi. Kenan ve Sıtkı da değerli bilgiler getirmişlerdi.

26 Ağustos Gecesi, bütün havacılar, harita üzerinde, petrol lambasının ışığı altında bugünün harekatını gözden geçirdiler. Herkes birbirini bir kez daha aydınlattı.

27 Ağustos sabanı gün ağarırken iki keşif ve üç avcı tayyaresiyle toplam beş uçuş yapılabildi. Saat 11.00’ de altıncı tayyare, Basri’nin komutasında gitti. Böylece altı uçuş gerçekleştirildi. Bu uçuşta, gözetleyici Osman Nuri cephe durumunu açıkladı.

27 Ağustos öğleden sonra, hava fırtınalıydı. Uçuş yapılamadı. Tayyarelerde de arızalar çoğalmaya başladığından, öğleden sonra hatta gece boyunca bütün personel onarımla uğraştı. Uçuşlar, bugünün harekatı hakkında, yine harita üzerinde anlaştılar. Keşiften uzak kalmış olan bölgeler tespit edildi.

CEPHEDEN GELEN MUTLU MESAJ

28 Ağustosta gün ağarırken dört keşif tayyaresiyle, düşman üzerinde keşifler yapıldı. Değerli bilgiler alındı. Toplu hedefler üzerine birkaç bomba atıldı. Bugün, ikinci uçuşa beş keşif tayyaresi yapıldı. Yine düşman durumu açıklandı. Görünen hedeflere bombalar atıldı. Toplam dokuz uçuş yapılabilmişti. Uçuşlar gittikçe azalıyordu.

29/30 Ağustos günleri yedişer uçuş yapılabilmişti.

31 Ağustosta Yüzbaşı Fazıl ve Osman Nuri, Uşak bölgesinde çok önemli keşif uçuşu yaptılar. Bugün, ancak beş uçuş gerçekleştirilebilmişti.

26 Ağustos'ta Batı Ordularımızın başlattıkları Büyük Taarruz 30 Ağustosta Baş Komutanlık Muharebesi’yle kesin sonuca ulaşmış, karadaki harekata, ayrıntıları yukarıda anlatıldığı şekilde, Türk havacılığı da katılmış, keşifleriyle cepheyi aydınlatmış, düşman hedef toplulukları üzerine de nişangahsız, cihazsız olarak bomba da atılmıştı.

1 Eylül sabahı, Cephe Tayyare Bölüğünün elinde uçuşa hazır, yalnız altı tayyare kalmış, 29 Ağustos akşamı hazır olan 17 ve sonradan Konya ile Samsun’dan gelerek filoya katılan iki, iki toplam 19 tayyareden 13’ü büyük, küçük onarımına muhtaç bir halde, geçici olarak uçuş kadrosunun dışında kalmışlardı. Ordunun ileri harekatına uygun şekilde, Cephe Komutanlığının emriyle Cephe Tayyare Bölüğü de Afyon’a, sonra da Uşak Hava Meydanı’na uçarak geldi.

AFYON'DA ELE GEÇEN MALZEMELER

Düşman kaçıyor, ordumuz kovalıyordu. Afyon ve Uşak’ta düşmanın bıraktığı, tayyare ve malzemenin sayılmasına, tasnifine personel yetişemiyordu. 18 adet Nieuport ve de Havilland tipi tayyare; 20.000 bomba, 40 ton benzin ve yağ, ele geçirdiğimiz başlıca ganimetlerdi.

1 Eylülden 8 Eylüle kadar, biz, günde ortalama ancak üç uçuş yapabiliyorduk. Her ne kadar ele geçirdiğimiz tayyarelerle zenginleşmişsek de onları bir kere elden geçirmek, girdisini çıktısını öğrenmek, meydan üzerinde biraz deneme uçuşları yapmak gerekiyordu. Yoksa, teknikle adeta alay eden pilotlarımız, ellerine hangi cinsten tayyare geçerse uçuyorlar, atılganca havalanıyorlardı.

9 EYLÜL'DE UÇUŞLAR ARTTI

9 Eylülde uçuş sayımız birden arttı. Sekiz uçuş gerçekleştirilmişti. 9 Eylülden sonra, günlük uçuşlar ortalama üç-dört idi. İzmir’e uçup girdiğimiz zaman, Gaziemir Tayyare Meydanı’nda yine bir çok malzeme bulmuştuk.

Pilotlarımız için uçuş, kombinezonları, gözlükler, eldivenler, yokluğunu acı acı anlattığım emayitler, kanat benzeri, kaplama tahtaları, tekerlek jantları, lastikler, kablolar, bujiler kısaca her şey vardı. Ancak havacılık, öyle bir iştir ki malzeme zenginliği çabucak erir veya bir depoda süslü süslü duran lastik tekerlekle elde bulunan tayyareye, buji, pervane eldeki motora uymaz hiçbir işe yaramaz. Bundan dolayı, tasnif sonunda, bu müthiş zenginliğin, ancak dörtte birinden yararlanabileceğimiz anlaşılmıştı. Her tayyarede kullanılabilin benzin, yağ, kaplama tahtası, şerif, bomba, emayit hariç tabii...

SON NOKTA GAZİEMİR

Akdeniz kıyısına gelinmiş ve Cephe Tayyare Bölüğü 11-15 Eylül arasında bütün tayyare mevcuduyla Gaziemir Tayyare Meydanı’nda yerleşmişti. Şimdi uzun yollardan, yer personelini İzmir’e getirmek kalıyordu. Yunanlardan alınan malzemelerin Afyon’da, Uşak’ta, İzmir’de kurulan hava depolarında sayılarak, incelenerek yerleştirilmesi günün en önemli konusuydu.

Sözün kısası; Akdeniz kıyılarına doğru kükreyerek akan Türk Akını Hava Kuvvetlerimize, üç hava deposu malzemeyi de armağan etmişti. Afyonkarahisar, Uşak, İzmir... Uşak deposunun ömrü uzun olmadı. Fakat Afyon, çok uzun zaman havacılığımızın ikmal merkezi oldu. Düşmandan ele geçirilen ve Konya’dan getirile tezgahlarla, İzmir’de bir onarım merkezi kuruldu. İzmir depo ve onarım merkezi, birkaç yıl hava sınıfımızın en büyük ikmal tesisleri olarak kaldı. Avrupa’dan aldığımız her şey İzmir’e getiriliyordu. Hava Kuvvetleri genişleyip diğer büyük karargahlar kurulduktan sonra İzmir depo ve onarım merkezi, hava garnizonunun malı oldu.  

Garipçe uçağının hikayesini okumak için tıklayın