f Balistik füzeler dengeleri değiştirir mi?
Kadir Doğan

Balistik füzeler dengeleri değiştirir mi?

  • Son Güncelleme: 25/05/17 21:13:03
  • 1

İletişim: https://twitter.com/kdrdgn07?lang=tr

Mail: kdrdgn07 @gmail.com

İnsanoğlunun doğası gereği, savaş, tarih boyunca kaçınılmaz bir unsur olmuştur. Binlerce yıl boyunca insanoğlu pek çok farklı sebep nedeniyle savaşmış, bu savaşlar sonucunda insanlık farklı noktalara evirilmiştir. Bu evrim noktalarının da bazı keskin uçları mevcuttur. Örneğin, ilk insanlar kara savaşı yaparken, zamanla kıyı kesimlerde yaşayan halkların deniz unsurunu bir savaş aracı olarak kullanması ile savaş, 1 boyuttan 2. Boyuta geçmiştir. Uzun yıllar 2 boyut da seyreden savaş, birinci dünya savaşı ile büyük bir evrim geçirmiştir. 1. Dünya Savaşında ilk olarak uçakların önce taktiksel, daha sonra stratejik bombardıman amaçlı kullanılması ile savaş 2 boyuttan 3. Boyuta geçmiştir.

2. Dünya Savaşı sonrasında önce soğuk savaş, ardından Sovyetler birliğinin yıkılması ile önce uzay, daha sonra siber-uzay ortaya çıktı ve günümüz savaşı 5 boyuta ulaştı. Günümüzde savaşlar, 5 boyutlu bir şekilde ve asimetrik olarak icra edilmektedir.  Savaşın bu denli kompleks bir hal alması ile “Savaş politikası” da tamamen değişmiştir.

Savaşın amacı, devletlerin ulusal çıkarlarını korumak ve ulusal hedeflere ulaşmaktır. Her devlet bu hedefe ulaşmak ve ulusun bekasını korumak  için stratejiler, planlar geliştirir. Bununla birlikte devletler için asıl başarı, savaşmadan, ulusal çıkarlarını koruyabilmektir. Savaşmadan, rakiplerine politikalarını uygulatmayı başarabilen ülkeler, günümüzde “Süper güç” olarak adlandırılmaktadır.

Bir ülkenin, savaşmadan, rakiplerine politikalarını kabul ettirmesinin en temel yolu “Caydırıcı güç” olmasından geçer. Süper güç veya Süper güç olma yolunda ilerleyen her ülkenin kendi açısından Caydırıcı Güç unsurları bulunmaktadır. Bu unsurların ne kadar çeşitli ve efektif kullanıldığı, bu ülkelerin başarısını belirler. Savaşın 5 boyutunda yer alan birçok farklı sistem, günümüzde “Caydırıcı Güç Unsuru” olarak kullanılmaktadır. 2. Dünya savaşı sonrasında, dünyadaki en etkili caydırıcı güç Nükleer Silahlar olmuştur. Bu durum günümüzde de böyledir.

Soğuk savaş döneminde, her iki kutup da politikalarını rakiplerine kabul ettirmek için Caydırıcı Güç unsurlarını devreye sokmuştur. Bu unsurlar içerisinde en etkin olanı Nükleer Füzeler, soğuk savaş döneminde, Caydırıcı Güç olarak kullanılmıştır. Özellikle NPT (Nükleer Silahların Artırılmasını Önlenmesi Anlaşması) gibi anlaşmalar ile diplomatik açıdan bu silahların kullanılması önünde engel bulunsa da hala birçok ülke bu teknolojileri kazanmak için uğraşmaktadır.

Nükleer Silahların kullanılması konusunda ülkeler önünde çok katı politik engeller bulunması sebebi ile Nükleer Silahlar artık “Pasif Caydırıcı Güç” olarak adlandırılabilir. İşte tüm bu sebepler de bizi daha yeni, daha etkin, daha caydırıcı bir güç unsuru olan “Balistik Füzelere” götürür.

ETKİN CAYDIRICI GÜÇ

Balistik Füzelerin ilk kullanımı 2. Dünya savaşına kadar uzanmaktadır. İlk olarak Nazi Almanya’sı tarafından geliştirilen V-2 füzesi, tarih de ilk kullanılan Balistik Füzedir. 2. Dünya Savaşı sürecinde, 3000’den fazla V-2 Füzesi, müttefik hedeflerine karşı kullanılmıştır. Daha sonraları soğuk savaş ile birlikte girilen silahlanma yarışında, en çok gelişmeyi füze sistemleri kaydetmiştir. Günümüzde bu gelişim ile Türkiye’de dahil birçok ülke balistik füze sistemlerine sahiptir.

Balistik Füzeler, günümüzde en etkin caydırıcı güç unsurları arasında yer almaktadır. Sahip oldukları teknoloji ile büyük bir tehdit oluşturan bu sistemlerin teknolojisinin elde edilmesi, geliştirilmesi ve kullanılması ile ilgili Türkiye’nin de aralarında bulunduğu, Kuzey Kore, İran, Pakistan, Hindistan gibi birçok ülke bu konuda çalışmalar yapmaktadır.

İçinde bulunduğumuz Savaş koşullarında, bir füzenin etkinliği taşıdığı Harp Başlığı, Kontrol Sistemi ve etkin menzili ile ölçülür. Genel olarak füzeleri de bu parametreler eşliğinde kategorilere ayırmak günümüz savaş literatüründe sıkça rastlanan bir durumdur.

Son zamanlarda özellikle Kuzey Kore tarafından birçok Balistik Füze denemesi yapılmıştır. Bu denemelerin birçoğunun başarısız olmasına rağmen dünyada paniğe sebep olmuştur. Birçok kişinin merak ettiği soru da işte tam burada ortaya çıkmaktadır. Balistik Füzeler neden bu kadar önemlidir? sorusuna cevap, balistik teknolojisinde saklıdır.

Kuzey Kore KN-08 Kıtalararası balistik füze

Balistik Füzeler, sıvı veya katı yakıtlı, Nükleer, Biyolojik, Kimyasal ve konvansiyonel türde olmak üzere bir veya birden çok harp başlığı taşıyabilen, balistik bir yörünge izleyen, yüksek hız ve tahrip gücüne sahip füze sistemleridir. Bir Balistik Füzeyi, bu denli tehlikeli yapan şey hareket mekaniğinde saklıdır.

Balistik Füzeler, ilk hareket motoru ile harekete başladıktan sonra, sevk motorunun yardımı ile diğer füzelerden farklı olarak dikine bir hareket yapar. Dik bir şekilde hareket edip, daha sonra yine hedefe dik bir şekilde dalış yapabilen hareket mekaniğine sahiptir. Bazı balistik füzeler, dünya atmosferi içerisinde hareket ederken, bazıları ise atmosfer dışına çıkar. Hedefe dik bir şekilde dalış yapması Balistik füzenin tahrip gücünü muazzam bir şekilde artırır. Bunun sebebi yere dalış sırasında, yerçekimi ile birlikte iş yapmasıdır. Bununla birlikte, ağırlığının çok büyük bir çoğunluğu yakıt olan Balistik Füzeler, bu yakıtı dalış yapmadan önce büyük ölçüde tüketip, dalış sırasında çok daha hafif ve çok daha hızlı bir şekilde hedefe dalış yapar.

V-2 ROKET ALT PARÇALARI

Balistik Füzelere ait bu hareket kabiliyeti aynı zamanda onları durdurulması çok zor bir araç haline de getirir. Günümüzde aktif bir şekilde kullanılan hava savunma sistemleri, balistik füzelere karşı birçok zamanda çaresiz kalmıştır. Bunlardan en bilineni PATRIOT-SCUD mücadelesidir. Körfez savaşı sırasında, Irak tarafından, Israil’e karşı kullanılan Scud füzeleri, Amerikan Patriot Hava Savunma sistemleri karşısında kısmen daha başarılı olmuştur. Bu olaydan sonra ise ABD, THAAD isimli yeni hava savunma sistemini tasarlamaya başlamıştır. (5) Balistik Füzelerin durdurulmasının güç oluşlarının sebebi, çok yüksek hızlarda ve çok yüksek irtifadan ani bir şekilde dalış yapıp, karşı hava savunma sistemine hedef tespit-imha için fırsat vermemesinden kaynaklanmaktadır.

THAAD Hava Savunma Sistemi

Balistik Füzelerin bir diğer özelliği, diğer füzelere kıyasla çok daha etkili harp başlıkları taşıyabilmeleridir. Bir önceki yazımda da bahsettiğim gibi bir harp başlığının etkinliğinin ölçülmesindeki en önemli parametrelerden birisi olan “Hasar Hacmi”, harp başlığının büyüklüğü ile doğrudan ilgilidir.

Balistik Füzeler genellikle menzillerine göre 3 farklı kategoriye ayrılır. Bunlar:

Balistik Füze Yörüngeleri

Taktik Balistik Füze: 150-300 km arasında menzile ve yüksek mobiliteye sahip bu tarz füzelere, ROKETSAN yapımı BORA-KHAN füzesi örnek verilebilir. BORA Balistik Füzesi, katı kompozit yakıtlı (Nitroselüloz ve Nitrogliserin esaslı), asgari 80, azami 280km+ menzile, 610 mm çapa, 2500 kg. Ağırlığa, 470 kg Yüksek Patlayıcı Parçacık Etkili harp başlığına sahip balistik füzedir. (1)

BORA-KHAN BALİSTİK FÜZESİ

Kısa Menzilli Balistik Füze: 300-1000km arasında menzili sahip olan balistik füzelerdir. ROKETSAN yapımı J600-T Yıldırım, Iran Shahab, Kuzey Kore Hwasong 5-6-7 ve Çin DF-15 gibi bazı füzeler örnek gösterilebilir. (1)

J600-T Yıldırım

Orta Menzilli Balistik Füze:1000-3000 km arasında menzile sahip olan balistik füzelerdir. Bu füzelere, Pakistan yapımı Shaheen-III, Kuzey Kore KN-11, Iran Emad, Sovyet R-12, Amerikan PGM-19 örnek gösterilebilir. (1)

Pakistan yapımı MRBM Shaheen-III

Ara Menzilli Balistik Füze(IRBM): NATO ve Pentagon tarafından yapılan tanımı ile “Kara konuşlu, 1500-3000 km arasında menzile sahip balistik füzelerdir.” (3) Bu tip füzelere, Kuzey Kore Pukguksong-2(KN-15) ve Musudan füzeleri örnek verilebilir.

Kuzey Kore Yapımı IRBM Musudan

Kıtalararası Balistik Füze(ICBM): Yine Pentagon tarafından yapılan tanımı ile “Kara konuşlu, 3000kmden yüksek menzile sahip balistik füzelerdir”. (4) Bununla birlikte denizaltından fırlatılan, kıtalararası balistik füzeler de bulunmaktadır. Günümüzde en yüksek tehdit unsuru sayılan bu tip balistik füzelere, Çin DF-41(12000-15000km), Israil Jericho 3(6500-11500km) ve Rus RS-28 Sarmat örnek gösterilebilir.

Çin DF-41

BAZI ÜLKELERİN BALİSTİK FÜZE MENZİLLERİ

Yukarıda yer alan resimlerde de görüldüğü gibi günümüzde birçok ülke balistik füze teknolojisine sahiptir. Bu teknolojinin kullanılması kadar, kullanılmaması bile çok büyük bir caydırıcı güç unsuru olmuştur. Ülkeler artık daha yüksek menzilli, daha etkili harp başlığı taşıyabilen Balistik Füzeler geliştirmek için adeta birbiri ile yarışmaktadır. Yarışta geriye kalan ülkeler, politik ve askerî açıdan zayıf bir duruma düşebilir veya bu yarışta önde kalan ülkeler gelecekte dünya siyasetinde adından sıkça söz ettirebilir. Yine de bir gerçek mevcuttur. Bu gibi yarışlarda asla kazanan olmaz ama kaybeden hep insanlık olur.

Kadir Doğan

Gelecek Göklerde!

Kaynaklar:

http://www.dtic.mil/doctrine/dod_dictionary/

https://nso.nato.int/natoterm/Web.mvc

http://www.dtic.mil/doctrine/dod_dictionary/data/i/4902.html

http://www.dtic.mil/doctrine/dod_dictionary/data/i/4886.html

http://web.archive.org/web/20151209150733/http://articles.latimes.com/1991-01-27/news/mn-315_1_saudi-arabia

Kaynak: www.kokpit.aero

Kokpit Aero

Yorum Yap