Çiğli’de S-211A ile bir test uçuşu

  • 27/08/2018 14:11

1990’ların sonunda Türk Hava Kuvvetleri uzun yıllardır kullandığı T-37 jet başlangıç eğitim uçağını değiştirmek üzere araştırmalar yapmaktadır. O günlerde İtalyan imalatçı S211A tipi eğitim uçağını İzmir Çiğli’ye getirir. Halen Türk Hava Yolları’nda görev yapan Kaptan Pilot Bület Edalı da bu uçakla test uçuşuna katılan pilotlardan biridir…

Uçuş anılarınızı yollayın, Kokpit.aero’da yayınlayalım: info@kokpit.aero

1998 yılının Mart ayının 26’sı, günlerden Perşembe.

122’inci Temel Jet Eğitim Filosu, 97’li teğmenlerin planlanan tarihte mezun olabilmeleri için hafta sonu da dahil yoğun bir uçuş yapıyordu. Ben o tarihlerde, Pilot Aday Subaylar Filo Komutanıydım. 124’üncü Standardize Filo adına, 123’üncü Başlangıç Eğitim Filosu’nda SF-260 ve 122’inci Filo’da T-37 uçakları ile Pilot Aday Teğmenlerin çeşitli safhalardaki kontrol uçuşlarına katılıyordum.

Öğlen saatleri, uçuştan inmiş, uçtuğum teğmen ile 122 Filo’daki di-brifing odalarından birinde, uçuş sonu kritiğini yapıp fişini doldurduktan sonra, fişi teslim etmek için Kol Komutanlarının odasına gitmiştim. İlgili Kol Komutanı Küçükcan Yüzbaşı ile kısa bir sohbetten sonra;

“Abi, T-37 nin yerine almayı düşündükleri uçaklardan bir tanesi gelmiş, şu anda Standardize Filo’da brifing yapıyorlarmış, öğleden sonrada Standardize Pilotları deneme ve kontrol uçuşu yapacakmış” dedi

“Çok güzel, bundan daha normal ne olabilir ki” dedim.

“Ama T-38 ciler de varmış” cevabını aldım.

“Nasıl yani, uçak T-37 yerine alınacak, ama kararı T-38 ciler verecek ...” dedim ve o hışımla filodan çıkıp, standardize filoya gittim.

Türk Hava Kuvvetleri T-37'leri uzun yıllar kullandı. Uçaklar daha sonra yerini turboprop motorlu, pervaneli KT-1T'lere bıraktı.

Bir iki idari astsubay dışında filoda kimse yoktu. “Pilotlar nerede?” diye sordum.

“Bugün sadece bir kaç pilot geldi, onlar da karargahta brifingde Binbaşım” dedi genç bir Astsubay arkadaşım. Tekrar arabaya binip, Üs Karargahına gittim. Brifing çoktan başlamıştı. Küçük kontrol odasındaki camlı bölümden kısa bir süre salonu izlerken, içerdeki konuşmaları dinledim.

İtalyan bir pilot kötü bir İngilizce aksanı ile, barkovizyonda uçak hakkında bilgiler veriyordu ve belli ki sona yaklaşmıştı. Küfürle karışık, lanetler ederek küçük odadan çıktım.

“UÇAK NEREDE”

Telefonla kuleye uçağın yerini sordum. Birkaç gündür hava kapalı idi. Bir gün önce, 123 Filo’nun bir SF-260 uçağı düşmüş, çok sevdiğimiz arkadaşımız Öğretmen Pilot Üsteğmen Yıldıray Erdoğdu ve Pilot Aday Teğmen Yavuz Eracar şehit olmuş, daha onların cenazelerini bile kaldırmamıştık. Genel olarak canımız zaten çok sıkkındı.

Yine araba ile, uçağın park ettiği yere gittim ve uçağın etrafında dolaşıp, incelemeye başladım. Alpha Jet’i andıran, T-37’den biraz daha yüksek bir uçaktı. Kokpit boyun hizama geliyordu. Kanopisi açık olduğu için kafamı içeri uzatıp kokpiti incelerken, arkamdan bir ses, “Nasıl, Edalı, ne diyorsun?” diye birinin soru sorduğunu duydum.

Daha kafamı kokpitten çıkartmadan sesin kime ait olduğunu anladığım için, “Komutanım” deyip, arkamı döndüm.

Hava Eğitim Komutanı’nın yanında, Üs Komutanı, Harekat Komutanı, Standardize Filo Komutanı, Standardize Kontrol Pilotları ile beraber Malzeme ve Destek Grup komutanları da vardı.

“DIŞ GÖRÜNÜŞÜ GÜZEL AMA…”

Hiç düşünmeden ve tereddüt etmeden “Dış görünüşü güzel, ama uçmadığım için, T-37 yerini tutar mı, tutmaz mı, performansı hakkında size bilgi veremeyeceğim, Komutanım” dedim.

Hava Eğitim Komutanı, Hava Harp Okulu’da okurken, Alay Komutanımız, Malatya’da Üs Komutanımız, Çiğli’de de Hava Eğitim Komutanımızdı… Hava Harp Okulu’nda öğrenci iken, biraz yaramaz olduğum için bana ceza vermek zorunda kalmış, sonra Malatya’da bir kaç kere F-4E, Çiğli’de de bir çok kez T-37 uçağı ile birlikte uçmuştuk. Biraz sert gibi gözükse de, baş başa olduğumuz zamanlarda ben ve tanıdığım bir kaç kişi, ona ‘baba’ derdik.

Hava Eğitim Komutanımız şaşkın bir yüz ifadesi ile, Üs Komutanımıza dönüp, “Paşam?” dedi. Ses tonundan ve vurgusundan, bu kelimenin bir soru cümlesi olduğunu orada bulunan herkes anlamıştı.

“Uçacak Komutanım, işler çok hızlı geliştiği ve şehitler olduğu için kendisine haber veremedik” dedikten sonra, bana dönüp, “Sen git hazırlan, ikinci sortide sen uçacaksın” dedi.

BRİFİNGİNE BİLE KATILAMADIM

Müthiş mutlu olmuştum ama bir taraftan da, içimde bir anda yükselen heyecanın yerini büyük bir korku almıştı. Birifinge bile katılmamıştım.

“Emredersiniz Komutanım” deyip, kayık kepimi giyerek, elle selam verdikten sonra, kalabalığın içindeki diğer pilotu gittim.

“Edalı biz seni düşündük ama ufak bir problem vardı” dedi.

“Neymiş problem?” diye sorduğumda cevabı aldım: “İngilizce” dedi.

“İtalyanın mı, benim mi?” diye sordum. Yüzünde hafif bir tebessümle, “Filoya git, benim masamın üstünde, çeklist ve uçağın performans bilgilerinin yazılı olduğu küçük bir dosya var, çok fazla vaktin yok, muhtemelen bir saat sonra kalkacaksınız” dedi.

Elini sıkıp teşekkür ettikten sonra, araba ile hemen Standardize Filoya gidip, masasının üzerinde dosyayı inceleyip, küçük kağıtlara kalkış, tırmanış, pilof, rüzgar altı, iniş takımı, flap koyma, son dönüş, teker koyma ile bir kaç akrobasi ve viril süratleri ve devir ayarlarını not ettim.

Çok fazla vaktim yoktu. Hızlıca, dosyaya göz attıktan sonra, çeklistide, tulumumun sol paçasında ki cebine koyup, fermuarını çekmeden filodan çıkıp pist başına gittim.

Hava kötü olduğu için benden bir önceki sortiye çıkanlar meydandan fazla uzaklaşmamışlardı. Meydan üzerinde hava hareketlerini yaptıktan sonra, flaplı, flapsız bir kaç iniş-kalkış yapıyordular.

İTALYAN PİLOT DA ÜZGÜNDÜ

İniş kalkış ve meydan turlarını seyrettikten sonra, uçağın park edeceği yere gittim. Uçağı karşıladık. İtalyan tecrübe pilotu da dünkü kazadan dolayı çok üzgündü. Meğer SF260’ları Türkiye ilk getiren oymuş.

Kısa bir sohbetten sonra o önde, ben arkada, uçağa bindik. Sorunsuz bir şekilde motor çalıştırıp, pist başına her ikimizin de mükemmel İngilizcesi ile sohbet ede ede gittik. Bu sayede, sonradan oluşan korkumun yerini, yeniden başlangıçtaki o tatlı heyecan almıştı.

Kalkış, meydan üzeri, fazla da yüksek olmayan bir irtifada, viril dahil, birkaç akrobasi hareketi yapıp, iniş paternine geldik.

Çok zevk almıştım. Tamam ufak tefek farklılıklar hariç, bütün uçaklar birbirine benzer ama, yine de insan ister istemez heyecanlanıyordu. Son inişi de yaptıktan sonra, park yerine geldik. Benden sonra da diğer arkadaşım uçtu.

Ertesi gün T-37’nin yerini hiç bir uçağın tutmayacağını, ama illa da değişecek ise S-211A’nın performans yönünden güzel olduğunu belirten olumlu bir rapor yazdım.

Birkaç gün sonra firma, uçağın maketini, uçuşun anısına düzenlenmiş sertifikayı, Pratt&Whitney firmasının, anahtarlık, rozet ve kravat iğnesini gönderdi. Dosyayı da o gün İtalyan pilotla birlikte imzaladıktan sonra ben aldım ve hepsini birlikte koleksiyonumun en anlamlı objelerinin arasına koydum.

Bu anımla birlikte; başta Allahtan Rahmet dilediğim, Şehit Üsteğmen Erdoğdu ve Şehit Teğmen Eracar olmak üzere, çok sevdiğim, Komutanlarımızı ve adı geçen herkesi sevgi, saygı ve minnetle anıyorum.

S-211 İTALYAN TASARIMI EĞİTİM UÇAĞI

Türk Hava Kuvvetleri’nde uzun yıllardır kullanılan pervaneli eğitim uçağı SF260’ların da tasarımcısı olan SIAI Aermacchhi, yeni nesil savaş uçaklarının artan performansına göre pilot yetiştirilmesi için S-211A uçağını tasarladı.  

Öğrenci ve öğretmen pilotların arka arkaya oturduğu kokpit yapısına sahip jet motorlu uçak, Haiti, Filipinler ve Singapur’a satıldı. Yüksek performanslı uçak, silah da taşıyabiliyordu. +7G ve -3,5G limitine sahip uçak, 414 knot hıza çıkabiliyordu. Uçak, Pratt&Whitney imalatı JTI5D-5C jet moturuna sahipti.

İlk uçuşunu 1981’de gerçekleştiren S-211A, 1994’e kadar 60 adet imal edildi. Şirketi o yıl Aermacchi satın aldı. Uçağın tasarımı elden geçirilerek M-311 (şu anki adı M-345) geliştirildi.