F-313 ve J-31 gerçekten görünmez mi?

  • 16/11/2014 13:06

Hakan KILIÇ / hakan.kilic@kokpit.aero

Beşinci Nesil Savaş Uçakları için şu teoriyi ileri sürebiliriz; elektronik ve elektromanyetik spektrumda mücadeleyi kazanan hava muharebesini dolayısı ile hava hâkimiyetini de sağlamış olacaktır. Bunun en önemli unsuru da LO (düşük gözlene bilirlik veya ileri gizlene bilirlik) yani radarlara görünmemek, kısaca “Stealth” teknolojisidir.

Bugünkü makalemizde önce bu teknolojiden az da olsa bahsettikten sonra İranlı yetkililerin Şubat-2013’te Dünyaya tanıttığı Kahir-313 (F-313, Qaher-313) ile Çin’ nin Shenyang Aircraft Corp. firmasının 2012’de prototip üretimine başladığı J-31 savaş uçaklarının görünmezlik ve diğer teknik detaylarını tartışarak ne derece beşinci nesil “Stealth” olduklarını irdeleyeceğiz.

Geçen aylarda http://kokpit.aero/milli-savas-ucagina-giden-yol linkinde yayınlanan 4N ile 5N uçakların karşılaştırılmasında “Stealth” Gizlilik teknolojisinin sırrını şöyle özetlemiştim.

“Radara görünmezlik “Stealth” Gizlilik için sadece düşük radar görünürlüğü yetmez. Ayrıca düşük Görsel, Termal (kızılötesi), Akustik, Elektromanyetik, emisyon gözlenmesi şartı vardır. Tüm bu şartlar yerine geldiğinde ileri gizlene bilirlik özelliği gerçekleşmiş olur.

ÖZEL TASARIM

5.Nesil uçakların kuyruk, kanat ve hava girişi gövde ek yerlerine bakıldığında radar izinin azaltılması için çok çaba sarf edildiği görülür. Ayrıca RAM boya ile boyanırlar. Bu boya özeldir ve radar sinyallerini bir miktar absorbe edip yansıtmama özelliği vardır. Bu sebeple daima temiz ve boyalı olmalıdır. Diğer deyişle daima hassas ciltlerinin korumak şarttır. Bu boya daha önce stratejik keşif uçakları SR-71, U-2 ve Stratejik Bombardıman uçağı B-1B'de kullanılarak bu uçaklara düşük görünürlük kazandırmıştı.”

Daha önceki makalemizde anlattığımız görünmezliğin gereği tasarım farklarını da çok kısa özetleyecek olursak; yapısal olarak kanat alanları geniş ve kalın gövdelidirler. Bunun sebebi Stealth özelliği bozulmasın diye tüm silahların gövde içinde saklanma zorunluluğudur. Bu durum dış yakıt tankları için de geçerlidir. Dolayısı ile takma imkanı olsa bile temel prensip olarak savaş durumunda dış yakıt tankı takmayacaklardır. Bu yüzden dahili yakıt tankları da büyüktür. Bu da harekât menzillerini uzatır. Tasarımları keskin kenarları ve radar dalgalarını yansıtacak çıkıntıları içermez. Ne kanat ucu füzeleri ne keskin kenarlı dikey stabilize göremezsiniz. Ayrıca çoğu yatay ve dikey stabilizeler ile kanard denen ön kanatlar tamamen kökünden oynar şekildedir.

Hava muharebelerine tarihsel bir perspektifte bakınca ise; 1.D.S’ın da hızlı uçağı ve etkili topu olan avcı uçakları, 2.D.S’ın da manevra kabiliyeti ve torku güçlü olan uçaklar “dogfight” ı kazanıyordu. Bu durum 1958 yılında havadan-havaya füzelerin icadına kadar devam etti. Bu tarihten sonra elektronik teknolojisisin de gelişimi ile birlikte en uzun menzilli radarı ve en iyi füzesi olan kazanamaya başladı. Takip eden Vietnam, Falkland, Arap-İsrail, İran-Irak ve Körfez Savaşların da da durum değişmedi. Kısa mesafede makinalı topla yapılan mücadelelerde manevra kabiliyeti ve uçağın yapısal kabiliyetleri önem taşısa da bu savaşlar da ki kayıpların büyük çoğunluğu ısı ya da radar (SAR ve AR) güdümlü füzeler sayesinde gerçekleşti.

(Hava-Hava Füzeleri ile vurulan 741 adet resmi uçak kaybı kayıtlarını uzun araştırmalarım sonunda tespit ederek bu tabloları http://kokpit.aero/hava-hava-fuzeleri-hakan-kilic linkindeki makalede yayınlamıştım).

Bu durumda gösteriyor ki hava üstünlüğü başarı trendi radar menzili, elektronik karıştırma, kaçma kurtulma yöntemlerine karşı dayanıklılık ve bu yöntemleri uygulamadaki başarı oranına kaymakta. Pe ki 21.yüzyılda ne olacak? Sanırım elektronik ve elektromanyetik spektrumda mücadeleyi kazanan hava muharebesini dolayısı ile hava hâkimiyetini de sağlamış olacak.

Elektronik kısmını yukarıda az çok anlatmıştım EH sistemleri, füzelerden kaçma yöntemleri vb. Bu asra damgasını vuracak olan ise elektromanyetik dayanıklılık. Yani kim radara görünmez ya da daha geç görünür ise, kim daha önce düşmanı radarda görüp füzesini ateşler ise savaşı kazanan o olacak. Hatta bu elektromanyetik savaş öyle bir hal alacak ki hedef uçağın pilotu nereden geldiğini anlamadığı bir füze tarafından vurulduğunda çok geç olacak.

Bu nedenle 21.Yüzyıl hava savaşları için AESA radarların savaşı olacak diyebiliriz.

Bunları neden anlattığımıza gelince; konumuz F-313 ve J-31 gibi radarlara görünmeyeceği ve beşinci nesil oldukları iddia edilen uçaklar olunca yukarıdakilerin bilinmesi eleştirileri daha iyi anlamak açısından önemli idi.

Şimdi sizlerle İran’ nın geliştirmeye çalıştırdığı F-313 (QAHER-KAHİR) ile Çin’ nin test uçuşlarına başladığı Shenyang J-31 uçağını yukarıda saydığımız kriterlere göre inceledikten sonra “Stealth” özellikleri ve bu konudaki eleştirileri aktaracağım. Bunu yapmaktaki amacımız hem havacılık meraklısı sizleri aydınlatmak hem de umulur ki Milli Muharip Uçak Projesi FX/TX için kafa yoran mühendislerin dikkatini çekmek.

SHENYANG J-31 (F-60, J-21 OLARAKTA İSİMLENDİRİLMEKTEDİR)

Amerikalı bir çok askeri yetkili tarafından F-35’in kopyası olduğu iddia edilen ve geçenlerde Dünya basınına da yansıdığı üzere F-35 projesine dahil olan bir Avrupa ülkesinden F-35 teknolojileri çalınarak geliştirilen J-31, Çin uçak sanayinin F-35’e rakip olarak ürettiği yeni çok rollü avcı uçağıdır.

Çinlilerin çok daha ucuza geliştirdikleri (sanayi casusluğumu olduğu şüpheli) uçak diğer beşinci nesil Çin uçağı J-20’ ye nazaran daha küçük gövdeli ve gövde içi kapalı silah saklama bölmeleri olarak kapasitesi çok kısıtlıdır. Çinliler  F-22’ye karşı J-20, F-35’ e karşı j-31’i üretmişlerdir. J-20 uçağının ne derece başarılı olduğunu bir kenara bırakarak resimde de görüldüğü üzere F-22 ve T-50 gibi rakiplerinden oldukça büyük olduğunu belirtmekle yetineceğim.

Yukarıda radar görünmezliği ile ilgili anlattıklarım ışığında düşündüğümüzde J-31 ‘ in en büyük eksiği silah taşıma kapasitesi. Çeşitli açılarda J-31 resimlerinin olduğu kısımda görüldüğü üzere kanat altlarında çok sayıda silah taşıma noktasına füze ve diğer silahlar takılabilmekte ve bu şekilde standart bir avcı uçağı olarak oldukça yeterli olabilmektedir. Ancak gövde altında sadece 4 adet orta boy füze taşıma kapasitesi olması büyük bir handikap. Bu sebeple silah yükünün çoğunu kanat altında taşımak zorunda kalacak olan J-31’in bu şekilde uçarken radarlarda görünmemesi imkansız.

F-35’e dış görünüş olarak çok benzeyen ancak F-35 in dikey iniş kalkış yapan modeli gibi bir versiyonu olmayan J-31, F-35’ten farklı olarak uçak gemilerine iniş kabiliyetli.

Beşinci nesil uçakların klasik hava alığı ve özellikle nozul saklama özelliği Çinliler tarafından henüz duyulmamış galiba. Şaka bir yana her iki uçak da da (J-31, J-20 ) nozulların yani motor gaz çıkışı bölgesinin uçağın dışına fırlamış halde olması nasıl bir “Stealth” teknolojisidir bu bir merak konusu.

F-22 Raptor uçağının LO kabiliyeti (ileri gizlene bilirlik) hakkında tereddüdü olmayan dünya havacılık kamuoyu F-35 için ayni şeyi söylememekte. Bizimde alacağımız F-35 için yarı görünmez diyenler de çoğunluktadır. Oysa F-22 ler ile Alaska üzerinde karşılaşan Su-27 pilotları bile F-22 leri göremediklerine itiraf etmişlerdir. Bu bağlamda F-35 üzerinde bile LO kabiliyetinde tereddüt varken kopyası J-31 için tam LO kabiliyetli demek ne derece mantıklı olur?

Hava Kuvvetlerinin 100. Kuruluş Yıldönümü Kutlamalarında Mokapını (1/1 ölçekli maketi) gördüğüm ve çektiğim fotoğrafı sizlerle paylaştığım F-35’ in yandan görüntüsünde de göreceğiniz üzere F serisi diğer uçaklara nazaran oldukça kalın bir gövdesi vardır. Bu da gövde içi silah saklama kapasitesinin geniş olması içindir. Oysa J-31 resimlerinde böyle bir kalın gövde ya da daha uzun bir gövde göremiyoruz. Geleneksel Rus-Çin ekolünde yakıt kapasitesi ve doğal olarak harekat çapı menzili uzun olacağına göre J-31’ in kopyaladığı F-35 kadar gövde için silah alamayacağı da aşikar. Üstelik J-31’in F-35 gibi tek değil çift motorlu olduğunu da hatırlatalım. Sonuç olarak silah yükünün çoğunu kanat altında taşıyan ama beşinci nesil “Stealth” olduğu iddia edilen bir uçak var karşımızda.

F-313 (KAHİR-313, QAHER-313)

İranlı yetkililerin son yıllarda yerli üretim savunma sanayi ürünleri ile ilgili yaptıkları abartılı, inanması güç açıklamalardan biride F-313’ tür. Neden mi?

Bu uçağa baktığımda hafif saldırı yakın hava destek mi, silahlı hafif keşif uçağımı, çok rollü avcı uçağımı hala anlayamadım. Oysa daha önce hiç görmediğimiz bir uçağın ayrıntılı resmine boyutlarını da bilmek şartı ile baktığımızda az çok ne amaçlı ve ne türde olduğu anlayabiliriz. Ancak burada açıklananla görüntü arasında ciddi çelişkiler var. Çünkü İran makamlarınca LO kabiliyetli çok amaçlı avcı uçağı olarak tanıtıldığından dolayı açıkladıkları şekilde görmek istediğimizde ciddi tereddütler yaşıyoruz.

Bir kere uçak harekat yarı çapı menzili açısından değerlendirildiğinde eğer güneş enerjisi ile çalışmıyor ise yeterli kapasitede yakıt alamayacak kadar küçük gövdeli. İranlı yetkililerin alçaktan radarlara görünmeden saldırı yapacağını beyan ettiklerine göre alçak uçuşta daha fazla yakıt tüketeceğinden bu bir çelişki.

Beşinci nesil uçakların en önemli aviyonik farkı olan AESA radarını bırakın normal radarı dahi alamayacak bir burun konisine sahip.

Pilot kabini de geri kalmıyor. Resimde görüldüğü üzere pilot kabine sığmakta zorlanıyor. İran değil de Çin Hava Kuvvetleri için üretilmiş gibi…

Biz henüz kendi uçağımızı (savaş uçağı türünde) yapamamışken İran daha önce F-5 türevi çift dikey stabilizeli uçağı ve şimdi de F-313 ü yapması takdire şayan ancak keşke dürüst te olsalardı. Motoru muhtemel İran Hava kuvvetlerindeki F-5,F-4 gibi uçaklardan alınma (Mig-29 Motoru olması zor) uçağın kesinlikle beşinci nesil motoru yok. Çünkü ne T-50 de ne F-22, J-20’ de bu kadar küçük motor yok. Yani İran eğer teknolojide 50 yıl sonrasını yakalamadı ise bu motor “supercruise” yani afterburner-ardyanmasız ses hızını aşan bir motor değil.

Uçağın internete sızan kokpit resimlerinde tüm sistemler modern sivil uçaklardan ya da eski ABD jetlerinden alınma gibi MFD (çok fonksiyonlu dijital gösterge) ve HUD (Göz hizasında saydam olup ayni zamanda gerekli parametreleri yansıtan ekran) olmadığı bu yönü ile de Dünya da 2000’ li yıllarda üretilip MDF-HUD olmayan tek uçak olduğunu söyleyebiliriz sanırım.

Uçağın gövde üstünde ve içeride olan motor hava girişleri ise inanılmaz. Sadece21 adet üretilmiş tam LO özellikli dünyanın en pahalı ve dev bombardıman uçağı B-2 de hava alıkları radar gizlemesi için gövde üstündedir. Ayni şekilde F-117’de de bir nebze. Ancak bu iki uçak ta “dogfigth” yapmak, büyük hücum açıları veya çok yüksek pozitif “G” çekmek için yapılmamıştır. Taktik bir avcı uçağı için son derece sakıncalı olan gövde üstü hava alığı ile tırmanışa geçtiğinde motorların havasız kalması sorununu nasıl çözecekler? (Uçak mühendisleri belki bir yolunu biliyorlardır).

Radar görünmezliği için en başta anlatılan özellikleri sağlayacak gövde yapısı, nozul çıkışı gizlemesi, RAM boya, gövde içi silah saklama bölmeleri vb. bir çok özellikten yoksun F-313 normal dördüncü nesil uçaklarla bile kıyaslandığında kapasite olarak yeteriz kalacaktır.

Ne diyelim çok şükür ki İran Balistik Füzeler konusunda yakaladığı olağanüstü başarıyı havacılık ve diğer savunma sanayi ürünlerinde de yakalayamadı. O zaman sanırım bizim açımızdan tehdit çok daha ciddi boyutta olurdu.

Hakan Kılıç'ın blog yazıları için lütfen tıklayın: http://hakankilicaero.blogspot.com.tr/