Kim korkar CRM sınavından?

  • Son Güncelleme: 21/09/13 22:36:39
  • 6

İlk başvuru 2012 yılı Haziran ayında açılan ilan ile başladı. THY’nin bu süreç sırasında HTA Grup’a devrettiği eleme adımlarından biri de CRM (Crew Resource Management) olarak adlandırılan ekip kaynak yönetimi idi.

2012 yılındaki eleme süreci devam ederken başlangıçta CRM bir eleme kriteri değildi, onun yerine VTS (Vienna Testing System) vardı. Eleme kriterleri açısından DLR’ye (Alman Havacılık ve Uzay Dairesi Başkanlığı’nın yaptığı sınav) çok benzediği için sürecin ortasına gelindiği sırada devreden çıkartılmasına ve yerine CRM kullanılmasına karar verildi.

Bense, 2012 süreci boyunca her iki elemeye de tabi tutulan azınlıktayım…

AMAN DİKKAT!

CRM’in, çok gergin olunmaması gereken bir süreç olduğunu düşünüyorum. Topluca yapılan bir ön mülakat aslında. İTÜ’nün Nişantaşı’ndaki kampüsü içerisinde bir binanın en üst katında gerçekleşti süreç.

Üzerinde isimlikler ve bir parça kâğıt - kalemin olduğu U düzeninde dizilmiş sandalyeler olan bir odada oldu görüşmelerin tümü. U'nun başında bu görüşmeleri yöneten, HTA'dan gelen kadın görevli oturuyordu ve arkasında da tüm süreci kayda alan bir kamera vardı. 

HANGİ HATALARDAN DERS ALDINIZ?

İlk önce kısa bir açıklama yapıp kendini tanıttıktan sonra, bizden o kâğıtlara daha önce iş yaşantımızda (iş tecrübesi yoksa üniversitede) bizim sebep olduğumuz bir hatayı ve bundan ne ders çıkardığımızı yazmamız istendi. Herkes yazdıktan sonra kağıtlar toplandı ve karışık olarak dağıtıldı - ardından da sırayla herkes kendisine gelen yazıyı sesli olarak okuyup yorumladı.

Bu sırada kadın görevli "Peki sence neden?", "Burada neden böyle düşünmüş olabilir?", "Sen olsan ne yapardın?" gibi sorular sordu ve dinleyen arkadaşlara da eklemek istediğiniz bir şey var mı diye sordu. Zaman zaman, eklenmek istenenler bitmeyecek gibi olduğunda "sıradaki kişi okusun" diyerek bu konuşmaların önünü kesti. Ve böylece U düzenindeki herkes elindeki kâğıtları okuduğunda ilk etap tamamlanmış oldu. Ardından bir 10 dakika ara verdiler.

AYAKTA GÖZLER KAPALI ‘S’ HARFİ ÇİZEBİLMEK

İkinci bölüme geldiğimizde bizden ayağa kalkmamız istendi. Görevimiz, ekip olarak, havadan bakıldığında bir "S" harfi çizmemizdi. Sonra bizlere göz bandı dağıtıldı ve bunları bağlamamız söylendi. Ardından da ellerimize ip verdi. Bu ip orada bulunan herkesi dolaşıyordu, yani birbirimizi görmüyorduk fakat aslında bağlıydık.

Gözlerimiz kapatıldıktan sonra bazı arkadaşların yeri değiştirilmiş, etraflarında döndürülmüşler ve bir arkadaşın da elinde ip olmadığını biz ne yazık ki tüm zaman sona erdikten sonra öğrendik. Esasında kolay bir görev olduğunu düşünüyorum - ama zamanı iyi kullanmak çok önemli.

Bizim bir lider seçmemiz çok zamanımızı aldı, en başta her kafadan bir ses çıkıyordu. Bu arada lider de bendim. Zamanımız dolduğunda biz "S" harfinin yarısından fazlasını oluşturmuş gibiydik ama tabii başarılı olamadık. Gözlerimizi açtıktan sonra hep beraber bir değerlendirme de yaptırdı - ve şaşırtıcı olmayan bir şekilde o sırada da her kafadan bir ses yükseldi. 

BİR CÜMLE YALAN

Bu da bittikten sonra ara vermeden yine birer parça kâğıt dağıtıldı bizlere ve bu sefer o kâğıtlara 5'er cümle yazmamız ve bu cümlelerden birinin yalan olması gerektiği söylendi. Yazdığımız yalan da her ne olursa olsun, aşikâr olmayacaktı. Cümleleri yazdıktan sonra, kâğıtların arkasına 1'den 15'e (bizim seansta bir kişi gelmemişti - yoksa 16 kişilik sandalye vardı) kadar numaralar yazmamız istendi.

Yine baştan başlayarak (ama bu sefer herkes kendi kâğıdını) sesli okuduk, herkes okurken cümlelerini numaralandırdı ve diğerleri de okuyan kişinin kaç numaralı cümlesinin yalan olduğunu tahmin ediyorlarsa onu kâğıdın arkasına yazdılar. Yine herkes okuyup bitirdikten sonra kim kaç yalanı doğru bilmiş diye sordular. Benim 4'tü. Bizim gruptan birisi 8 tane bilmiş. Ama genel dağılım 3 gibiydi sanıyorum.

Bireysel görüşmelerden önceki son adım olan testlere geldi sonra sıra. Bu aşama klasik kişilik testleri gibiydi. Hani birbiriyle çelişkili ifadeler koyarlar ve "en uygun" / "en az uygun" gibi değerlendirirsin ya, öyle. İki tane test yaptık, çok uzun değildi.

VE BİREYSEL MÜLAKATTAYIZ

Herkesin testleri bittikten sonra sıra bireysel mülakata geldi. Liste başında ben olduğum için hemen beni aldılar zaten. Kameranın hemen karşısına oturuyorsun ve senin karşına da (elbette kameranın açısını kapatmayacak şekilde) kadın. "Bugün sence nasıldı?", "Bir şey değiştirme imkânın olsa, bugün yaptıklarının arasında neyi değiştirdin?" gibi sorularla başlıyor. Ve kesinlikle üzerine geliyor. Yani sen bir cevap veriyorsun fakat o bu cevabı tatmin edici bulmuyor sanki ve "Peki neden?" gibi sorularına devam ediyor. Ben "S" harfini yapabilmiş olmamızı dilerdim, diye yanıtladım sorusunu ve cevaben "Yapabilmiş olmayı dilerdim diyecektin herhalde?" dedi, ben de "Hayır, biz bir ekiptik - ekip olarak başarısız olduk" dedim - "E ama lider sendin!" filan diye üsteledi ama sonra herhalde benim yeme gelmediğimi görünce vazgeçti. Ardından oturma düzenini gösterip, kiminle çalışmak isterdin / istemezdin, neden diye sordu. Bunlara da yanıt verdikten sonra sıra "Neden pilot olmak istiyorsun?" sorularına geldi. "Kişiliğinde özellik olarak neyi geliştirmek isterdin ve bunun pilotluk mesleğinde sana katkısı ne olurdu?" sorusunu da yanıtladıktan sonra. Peki, teşekkürler bu kadar dedi ve bitti.

Görevlinin kesinlikle ne düşündüğünü, ne hissettiğini belli etmeyen bir "ifadesiz" yüz ifadesi var, gördüğünde ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksın bence. Kendin gibi davranabilmek sanırım en iyi yöntem.

Bu aşamayı geçtiğim 30 Kasım 2012 itibariyle THY tarafından gönderilen bir mail ile bildirildi ve DLR çalışma linki gönderildi, ancak sınav tarihi belli değildi. Sonradan girdiğim DLR sınavında başarısız olduğum için 2013 yılı Nisan ayında açılmış olan ilana da başvurdum ve bir CRM tecrübesi daha edindim, bu sefer bir takım değişikliklerle…

SIRA İKİNCİ CRM TECRÜBESİNDE

İkinci CRM tecrübemi ise 31 Temmuz 2012 tarihinde öğlen 13:30 grubunda edindim. Bu CRM sürecine ister istemez her şeyden daha haberdar gidiliyor. Benim görüşüme göre hem iyi hem kötü.

Bu sefer eleme THY’nin Yenibosna’daki GİSAD binasında, 2013 sürecinde evrak tesliminin yapıldığı odada gerçekleşti. Hatta o kısmın bir de adı var: THY GİSAD Yerleşkesi Liderlik Okulu. Havalı bir yer, ve benim gibi pilot olma hevesiyle yanıp tutuşan adaylar için de ayrı bir motivasyon kaynağı olduğunu düşünüyorum.

Başlangıçta şu meşhur forumun da katkısıyla “Geçen sene DLR’den kalan adayları belki de bu sürecin dışında bırakacaklarmış.” gibi bir takım söylentiler duymuş olduğum için esasında neredeyse umudumu kesmiştim. Sonuçta evrak teslimini Haziran’da yapmıştık ve ses seda çıkmamıştı. HTA grup’tan telefon gelince de epey şaşırmıştım zaten. Ve bu söylentiler sebebiyle de, o gün yapılacak olan CRM elemesine katılan herkesin ikinci kez katılacağını düşünerek gitmiştim biraz da. Fakat öyle olmadı.

Bu sefer, görüşmede 10 kişiydik, ve HTA grup’tan da 2 uzman, geçen seneki uzmanlar. 10 kişinin 4’ü ikinci kez başvuruyor ve 2’si ikinci kez CRM’e giriyordu.

Bu seneki CRM tecrübesiyle de anladım ki, CRM neşeli bir süreç. Daha önce tanımadığın insanlarla olması daha da ilginç olmasını sağlıyor.

YİNE KAYIT ALTINDAYIZ

Oturma düzeni bu sefer de U şeklindeydi, daha yayvan, C’yi andıran bir U. Kişi sayısının azlığı nedeniyle muhtemelen. Önünde masa olmayan sandalyeler, üzerlerinde de isimlikler, sandalyelerin sırtlarında da zarflar vardı. Tabii kâğıt kalem de. İsimlikleri yakamıza taktıktan sonra, HTA Grup’tan gelen ve geçen sene de toplantıyı yöneten uzman psikolog bir giriş yaptı. Arkasında süreci kayıt altına alan kamera da yine yerini almıştı.

İlk aşamada, tıpkı geçen sene olduğu gibi, sandalyelerimizin üzerindeki kâğıtlara iş yaşantımızda, bizim sebep olduğumuz bir hatanın yazılması ve bu hatadan çıkardığımız dersi kısaca anlatmamız istendi. Sonra yine kâğıtlar toplandı, karışık olarak dağıtıldı ve üzerinde konuşuldu. Hiç bir farklılık olmadan… Yine bir 10 dk’lık ara verildi.

Aradan döndüğümüzde ikinci kısım başladı, bu aşamada ikinci uzman daha aktif rol aldı. 10 kişiyi, oturma sırasından birer atlayarak ayırmak suretiyle, 5’erli iki gruba böldüler ve her birimize birer yazı verdiler. Fakat karışıklık olmasın, aynı gruptaki adayların yazıları da aynıydı. Sandalyelerin arkasında duran masaların üzerinde de yaklaşık A0 boyutunda 2 kâğıt ve renkli kalemler duruyordu.

Her grup bir kâğıdın başına geçti. Grupların görevi, ellerindeki yazıyı resme döküp karşı gruba doğru bir şekilde anlatabilmekti. Elbette ki herkesin aktif rol almasını bekliyorlar. Yanlış hatırlamıyorsam 5 dk kadar bir süremiz vardı. Biz okuduktan sonra paragraflara (daha doğrusu bilgilere bölüp) hikâyeyi kısım kısım çizdik, böylece hem herkes aktif rol aldı hem de zaman kazandık. Sürenin bitmesine yakın, uzman zaman ayarı verdi. Her iki grubun da süresi aynı anda başlayıp bittikten sonra, çizen ekip uzaklaşıyor, gözlem yapmak ve yorumlamak üzere diğer ekip kâğıdın etrafında toplanıyor. Önce kendi aralarında fikir alışverişi yaptıktan sonra (ki bu esnada biz de duyuyoruz) uzman sorular sormaya başlıyor. Yazının ana fikri nedir, ne anlatılmak istenmiş vb. Ve en sonunda da çizen ekibe soruyor, siz yazanı aktarabildiniz mi, vermek istediğiniz mesajı aldılar mı diye. Ve böylece, yüzlerde tebessümle bu aşama da sonlanıyor.

Ardından, ara vermeden yine 5’erli iki gruba ayrılıyoruz. Ancak bu sefer kombinasyon farklı, 10 kişilik otura düzenimizde tam ortadan bölündük. Hepimize üzerinde bir senaryo yazılı kâğıtlar dağıtıldı. Bu sefer herkesin kâğıdı aynı… Kokpitte kaptan pilot ve yardımcı pilot arasında geçen, fakat içinde büyük boşluklar olan bir senaryo bu. Bir grup kaptan pilotun haklılığını savunurken, diğer grup da haksız olduğu üzerinde tez üretmekle sorumlu… Kâğıtlar bizlere dağıtıldıktan sonra, üzerinde düşünmek için zaman tanındı. Her adayın aktif rol alması yine önemli.

KAĞITLARI TANIMLAMAK

Bu aşama da bitince, yine ara vermeden, karakter analizi olarak adlandırabileceğim aşamaya geldik. Uzman hepimize 10’ar kart dağıttı. Hepimizdekiler aynı, üstlerinde “Girişimci, agresif, duygusal, mantıklı, hassas, güvenilir” vb. tanımlar bulunan kartlardı bunlar. Her birimiz kalkıp bu U-C düzenin arkasından dolaşıp herkesin zarfına bir tanım atmamız beklendi. Bence sürecin en zor kısmı burasıydı, çünkü bazı tanımlamalar için uygun kimse yoktu, bazıları da çok eşanlamlıydı. Benim gibi, süreçte nadiren rastlanan kadın adaylarsa “duygusal” kartının birinci hedefi olmuş oluyorlar. Herkes kart dağıtmayı tamamladıktan sonra, hepimiz zarflarımızdan kartlarımızı aldık ve sesli olarak hangi karttan kaçar tane aldığımızı okuduk, uzman da not aldı. Ben tam da tahmin ettiğim gibi “duygusal” kartların hedefi oldum. Okuduktan sonra da güldüm, çünkü hakikaten ben de olsam, ben de aynı şeyi yapardım sanırım – çaresiz kalınan bir durum.

Her neyse, bu aşama da bitince sıra kişilik testine geldi. Geçen senenin aynı…

‘İLK CRM TECRÜBENİZ Mİ?’

Ve bireysel görüşmeler… İlk soru, “Bu ilk CRM tecrübeniz miydi?” oldu. Hayır, deyip durumu anlattım, DLR’den elendiğimi açıkladım ve bir ders çıkartıp çıkartmadığım kısmını konuştuk. Elbette ki dersimi almıştım. Bana tekrar tekrar “neden pilot olmak istiyorsun?” sorularını sormadı. Geçen seneden farkı neydi, nasıl bir beklentiyle gelmiştin, bu sene ilk kez gördüğün aşamalar oldu – onlar hakkında ne düşünüyordun gibi sorular daha yoğunluktaydı. Ardından yine oturma planını gösterip, kiminle çalışmak isterdin, kiminle çalışmak istemezdin diye soruldu. Yanıtladıktan sonra başarılar diledi ve bitti.

Kaynak: www.kokpit.aero

Facebook

Kokpit Aero

Yorum Yap