Hakan Kılıç

AEGIS; Denizlerin Balistik Bekçileri-1

  • Son Güncelleme: 15/10/16 14:10:59
  • 2

Balistik Füze Savunmasının en önemli gerekliliği “Global Farkındalık” tır. Yazı dizimizin bu bölümünde ülkelerinin bu gerekliliği yerine getirmek adına denizlerde dolaştırdığı erken uyarı radarı ve anti-balistik füzelerini taşımakla görevli bölge hava savunma gemilerindeki Balistik Füze Savunma (BMD) sistemleri tanıtacağız. Öncelikle bu bölümde Amerikan AEGIS sistemini, gelecek bölümde ise diğer ülkelerinin Bölge Hava Savunma gemilerinde ki radar ve Füze sistemlerini anlatmaya çalışacağım.

AEGIS BMD Sistemi özetle; savaş gemileri ve üzerlerinde taşıdıkları SPY-1 radarları ile SM-3 füzelerinden müteşekkil deniz tabanlı orta yol (midcourse) balistik füze savunma sistemidir.

Daha önce ki bölümlerde yayınladığım ve blog adresimde güncelini bulabileceğiniz “Ballistic Missile Sensors In The World-Tüm dünyadaki balistik füze erken uyarı sensörleri” haritasında da görüldüğü üzere dünyayı balistik füze algılayıcıları ile donatan ABD’nin bu konuya ne kadar önem verip bütçe ayırdığının bir ispatı da bu günkü yazımızın konusu “AEGIS BMD” savaş yönetim sistemidir.

ABD donanması envanterinde ki BF (Balistik Füze) önleme sistemi olan BMD yazılımı ve SM-3 füzeleri ile donatılan iki ayrı sınıf gemi mevcudu dünyanın birçok ülke donanmasının toplam gemi sayısından fazladır. Önceki bölümlerde Amerikan Savunma Bakanlığı’na bağlı Füze Savunma Ajansı MDA’nın resmi sitesinde ki Aralık-2014 verilerine göre 5’i kruvazör 28’i destroyer olmak üzere 33 adet gemi olduğunu yazmıştım. Ancak AEGIS bölümüne geldiğimde yaptığım araştırmalara gördüm ki bu sınıftaki gemiler bu sayının çok çok üstünde.

Belki de AEGIS yazılımına tam entegre olmadıklarından resmi web sitesin de sayıları az gösterilmiş olabilir. Fakat hem AN/SPY-1 Erken uyarı/takip/güdüleme radarı hem de SM-2/3 anti-balistik füzesi ile donatılan denizlerin BF avcısı gemiler, bu sayının üstündeki mevcutları ile “Denizlerin Balistik Füze Bekçileri” olarak batı dünyasının Rus, Çin ve diğer tehdit ülke füzelerine karşı global farkındalık oluşturmasını sağlamak adına görev yapmaktadır.

“Arleigh Burke” sınıfı Amerikan destroyeri ile 1600’lü yıllardaki Fransız savaş gemilerinin bir kopyası. Eski ve yeni güzel bir enstantene.

Her biri 96 hücre taşıyan (Mk-41 VLS SM-3 füze fırlatma lançeri) Arleigh Burke sınıfı destroyerlerden 62 adet, Ticonderoga sınıfı (CG) Güdümlü Füze Kruvazörlerinden ise SM-3 taşıyabilen 22 adet olmak üzere toplamda 84 civarında gemi her an dünyanın her hangi bir yerinde atmosfere doğru çıkış yapacak bir BF’yi tespit ve imha etmek üzere seyir halindedir.

DDG-51 den DDG-71 destroyerine kadar Flight-1 sınıfı sonraki 7 adedi DDG-78 e kadar Flight-2 ve DDG-79 ile DDG-119 arası ise Flight-2A sınıfında üretilmiştir. 3-4 adette yeni inşa aşamasındadır. Flight-1 seviyesinde ki 21 gemide ise ABM (anti-balistik füze) özelliği kısıtlı SM-2 bulunduğundan bunları kapsam dışı tutarak, daha çok BMD yetenekli Üst katman/Midcourse önleme füzesi olan SM-3 füzesi yüklü gemiler için yaklaşık 62 adet diyebiliriz.

AEGIS BMD sisteminde, 2020’li yılardan itibaren yeni geliştirilen ve radar görünmezliği açısından dünyanın en iyisi kabul edilen “Zumwalt” sınıfı detroyerler “Arleigh Burke”lerin yerini alacaktır. Tasarımında sanki AEGIS BMD fikri yokmuş gibi gözüken bu gemileri üzerinde bazı yapısal değişiklikler yapılması kaçınılmazdır. Diğer taraftan artan BF tehdidi özellikle kıyı muharebe gemileri ihtiyacı kapsamında A.Burke’lerin tekrar sipariş verilmesine sebep olmuştur. Resimde örneğini gördüğünüz garip şekilli “Zumwalt” sınıfı gemiler ise 2020 yılından itibaren SM-3 le donatılmış halde AEGIS BMD sistemine dahil olacaktır. Üzerinde AN/SPY-3 MFR Çok Fonksiyonlu Radar barındıracak olan gemiler de ki bu radar hem “X” hem de “S” bandında görev yapabilecek yani dual-band bir radar olacaktır.

“Arleigh Burke”sınıfı destroyerlerin ilk yapılan 28 adedi “Flight 1 Class”, sonraki 34 adedi ise “Oscar Austin Flight 2 Class” olarak tanımlanmıştır. (Yukarıda bahsettiğim 96 hücre bu sınıf için geçerlidir. Bu sınıfta Harpoon füzeleri çıkarılarak SM-3 hücre sayısı 96’ya ulaşmıştır. Daha önceki sınıf gemilerde bu MK-41 dikey fırlatma hücrelerini sayısı 90 idi. Yani bir gemide 90 adet SM-2 veya 3 anti-balistik füze mevcut idi) Her gemide dörder adet bulunan SPY-1 radarları ile sürekli olarak atmosfere doğru çıkan bir BF var mı diye tetikte bekleyen gemiler tehdit anında derhal SM-3 füzelerini ateşlemek üzere 24 saat esasına göre hazırdır. Biz dahil birçok ülkenin fazla önemsemediği ve savunma sistemi olmayan böyle bir konuda dünyanın en güçlü iki ordusundan birine sahip olmasına rağmen ABD’nin bu kadar önem ve kaynak ayırması bile çok dikkat çekici ve anlayabilene mesajlar yüklüdür.

Gemilerdeki AEGIS Savaş Yönetim Siteminin iki önemli unsuru bulunmaktadır. İlki her gemide dörder adet bulunan pasif faz dizinli SPY-1 radardır. AN/SPY-1B(V) radarı barındıran Ticonderoga sınıfı güdümlü füze kruvazörü, SPY-1D(V) tipi radar barındıran Arleigh Burke sınıfı destroyer. Bu gemilerdeki ikinci anti-balistik sistem ise SM-2 ve SM-3 (Standart Missile) füzelerinin çeşitli versiyonlarından ibarettir. Mk-41VLS lançerleri içine yerleştirilmiş onlarca SM tipinde ABM ve hava savunma füzesi mevcuttur. Örneğin Güney Kore’ ye ait AEGIS barındıran KDX-3 sınıfı destroyerler de füze sayısı 128’i bulmaktadır.

Bugün dünya denizlerinde batılı ülkeler ve müttefiklerine ait yaklaşık 118 tane BMD yazılımına ve füzesine sahip gemi dolaşmaktadır. Umuyoruz ki milli projemiz TF-2000 Hava Savunma Firkateyni de üretildiğinde bunlardan biri olacak. (Amerikan AEGIS gemileri 84 adet olarak bir çok internet kaynağında isim isim geçmekle birlikte henüz ne kadarına AEGIS yazılımı yüklendiği açık değildir. Ancak yapılan açıklamalara göre birkaç yıl içinde her iki sınıftaki gemilerin tamamı geçmiş olacak. Görünen o ki belirlenenden çok önce hedef gerçekleştirilmiş çünkü hangi gemi için sorgulama yapsanız yapın bünyesinde SPY-1 Radarı ve SM-2/3 füzeleri mevcut).

Dikkatinizi çekti ise bu rakamlara sadece batılı ülkelerin gemileri dâhildir. Rus ve Çin gemileri açık kaynaklarında yeterli bilgi olmadığından dahil edemedim. Ancak şunu da belirteyim ki belki strateji gereği beki de teknolojik yetersizliklerinden nükleer ve konvansiyonel başlık ve füze sayısı olarak batı ile çok rahat rekabet edebilecek Rusya ve Çin iş anti-balistik füzelere gelince gerek kara konuşlu gerek deniz konuşlu olsun batının özellikle ABD’nin çok çok gerisindedir. Taktik Balistik füze sayısı ABD’den çok fazla olan ve karadaki dev BF erken uyarı radarlarının (EWR) kapsama alanı konusunda batıdan geri kalmayan Rusya önleme konusunda zayıfdır. Belki de dediğim gibi İran ve K.Kore’yi tehdit görmeyen Rusya ve Çin, ABD içinde füzeye füze ile karşılık vermeyi yeğlediğinden bu konuda fazla yatırım yapmamıştır.

(Burada bir parantez açıp şunu ilave etmek lazım. ABM füzeleri yani anti-balistik füze teknolojisin de geri derken sadece üst katman-midcourse-ICBM önleme gibi türleri kastediyorum. Daha sonraki bölümlerde anlatacağım gibi Rus ve Çin teknolojisinin henüz SM-3,GBI gibi üst katman önleme yapacak bir rakip füzesi yok. Yoksa yukarıda zayıf oldukları alandan kastettiğim atmosfer için terminal safhası önleme değil. Zaten konumuz AEGIS ve SM-3 olunca burnunda harp başlığı yerine kinetik çarpma aracı olan füzelerden bahsediyoruz demektir. Yoksa Rus-ve Çin S-300,400 hatta yeni S-500 Amerikalı rakipleri Patriot PAC-3, THAAD füzelerinden çoğuna göre daha başarılı füzelerdir. En azından sayısal teknik özellikleri bakımından).

Ticonderoga sınıfı güdümlü füze kruvazörü Uçak Gemisine eşlik ederken.

AEGIS, EPAA VE SM-3 STANDART MISSILE

ABD donanmasının temel bölge hava savunma silahı SM-2 ve 3 füzeleri ve bunları güdüleyen ise AEGIS sistemidir. Tehdit füzenin nasıl imha edileceğine dair çok hassas algoritmalar kullanan AEGIS tehdidi tespit edip, sınıflandırıp en uygun zamanda Standard Missile (SM) ve Sea Sparrow (ESSM) füzelerini, en uygun uçuş rotasını da çizerek ateşler. Bugüne kadar AEGIS sistemi 3800 den fazla gerçek ve test amaçlı füze atışına rehberlik etmiş ve 9 iyileştirme programı geçirmiştir.

Altıncı bölümde ayrıntılı anlatmış olduğum EPAA (Avrupa Aşamalı Uyum Yaklaşımı) projesinin en önemli ayağını SM-3 füzeleri ve deniz konuşlu AEGIS BMD oluşturmaktadır. SM-3 Füzesi hem MidCourse (tepe noktası), hem de terminal safhalarında (yeniden atmosfere girişten çarpana kadar ki safha) exoatmospheric irtifada önleme yapabilmektedir.

Resimde bir AEGIS gemisinde ki MK-41 lançerinden çıkış yapan SM-3 füzesi görülmektedir.

EPAA projesinin bir parçası olarak ABD, AEGIS Savaş Sisteminin kıyı konuşlu versiyonlarını da inşa etmektedir. Bunların ilki Romanya ve sonra da Polonya’da olacaktır. Kara konuşlu versiyonda da AN/SPY-1 radarı mevcuttur ve “Aegis Ashore” olarak adlandırılmaktadır (Gelecek bölümde ayrıntılı anlatacağım).

Gerek kara konuşlu Aegis Ashore gerekse denizdeki AEGIS gemileri hep birlikte Avrupa’yı tehdide karşı korumak için kara konuşlu Patriot bataryaları ve AN/TPY-2 radarları (Malatya’da ki radar) ile birlikte çalışmaktadır. Tam entegrasyon çalışmaları EPAA projesinin en önemli ayağıdır. Amaç Avrupa ve Akdeniz’de ki tüm Radar (Erken uyarı sensörleri), ABM bataryaları, C2BMC (komuta kontrol merkezleri) hem denizdeki hem karadakileri kapsayacak şekilde tam entegrasyondur.

AEGIS’in ana silah sistemi olan RIM-161 Standart Missile-SM’lerin dört farklı versiyonu halen ABD, Japon, İspanyol, Norveç, Avusturalya, Güney Kore ve Hollanda donanmasında kullanılmaktadır. Mk41 VLS lançerinden ateşlenen son modelleri 3 kademeli motora sahiptir. Makalenin sonundaki linkte verdiğim video görüntüsünde bu kademeler rahatça görülmektedir. Hatta en sonda hedefe doğru yönelen EKV aracının dört yanından ateşlenen küçük manevra roketciklerini de sayarsak dört diyebiliriz.

SM-3 Öncelikle 53,3 cm çapındaki Mk72 katı yakıt roket motoru yardımı ile ateşlenmekte ardından bu motoru bıraktıktan sonra diğer katı yakıtlı çift itkili Mk104 motoru füzeyi atmosfer seviyesine çıkarmakta ve devreye Mk136 üçüncü kademe motoru girmekte ve 30 saniye çalışan motor füzeyi atmosferüstü (exoatmospheric) irtifaya çıkarmaktadır. Bu aşamaya kadar füze gemide ki AN/SPY-1 radarı tarafından güdülenmek te ve füze önlemenin yapılacağı irtifaya ulaştığında EKV füzeden ayrılıp hedef BF ile çarpışmak için yoluna devam etmektedir. EKV yani atmosfer üstü irtifa öldürme aracı hit-to-kill denen kafa kafaya çarpışma metodu ile yani kinetik enerji kullanarak hedefi imha eder. Bunu başarmak için gerekli yönlendirme ise artık EKV aracının bünyesinde bulunan LWIR ısı (IR) güdüm algılayıcı başlık sayesinde olmaktadır. Çok yüksek sürat ve enerji ile (130 megajul) hedefine çarpan başlığın Blok 1B ve üst versiyonların da 2 renkli arayıcı başlık, gelişmiş optik ve sinyal işlemci mevcuttur. Böylece birinden ayrılmış olan füze ve harp başlığını ayırarak doğru hedefe angaje olur. Gelecek bölümlerde ayrıntıya gireceğimden şimdilik sadece modern EKV’lerin “Multiple Kill Vehicle” yani çok sayıda KV barındıran şekilde olduğunu belirtelim. Bu aracın amacı; örneğin 10 adet nükleer savaş başlığı taşıyan bir Rus ICBM füzesi uzayda bunları serbest bıraktığında her biri ayrı bir şehri hedef aldığında daha atmosfer içine girmeden SM-3 füzesinin başlığından dağılan KV’lerin onları imha etmesidir. Tabi bu sistem yeni ve bildiğim kadarı ile henüz gerçek ortam testi yapılmadı başarı oranı hakkında bilgimiz yok.

Özetle NATO BMD sisteminin parçaları olan ve EPAA kapsamın da ki; Akdeniz’de dolaşan SM-3 yüklü AEGIS gemileri, Romanya/Polonya’da ki AEGIS Ashore SPY-1 radarları, yine kıtada çeşitli yerlerdeki THAAD ve Patriot füzeleri, Türkiye, İsrail, Katar ve Ürdün’de ki AN/TPY-2 radarlarının hepsi sistemin veya EPAA projesini bir parçası olarak Rusya başta olmak üzere İran ve diğer BF tehdidi içeren ülkelere karşı savunma hattını oluşturduğunu belirterek bu başlığı sonlandırabiliriz.

Resimde,Ticonderoga sınıfı güdümlü füze kruvazörünün SM (Standant Missile) füzelerini barındıran VLS füze lançerleri görülmektedir.

AEGIS SPY-1 RADARI

Denizlerin balistik bekçilerinin gözleri SPY-1 radarı 2 ila 4 GHz arası frekansta S bandında çalışır. Gemide tek bir radar sistemi olmasına olanak veren geniş alan aramaları ve hassas takipler için kullanılır. Tüm hava şartlarında iyi performansa sahip olup, yağmurdan ve atmosferik kanallardan olumsuz etkilenmez. Modeline göre yüksek güç üreten 4 ile 6 MgWatt arasında güce sahip, alışılmışın dışında döner çanak şeklinde değil de sabit bir tepsi gibi gemilerin elipse yakın bordosuna yapışık şekildedir.

BMD için denizlerde gezen en büyük radarlar olan SPY-1’ler Amerikanlıların iddiasına göre dünyanın en güçlü donanma radarıdır ve 450 km menzile kadar uçan bütün cisimleri tespit edebilir. Uçan cisim diyorum çünkü uçaktan tutunda BF’lerin son kalan parçası olan küçük harp başlığına kadar. 800’den fazla hedefi izleyebilen SPY-1 radarı AEGIS yazılımı ile en uzun menzil avantajını birleştirerek sayı bakımından en büyük filoları koruyabilir. Rakip ülkelerle kıyaslandığında en geniş alan da BMD veya hava savunma görevi icra eden bir sistemdir.

SPY-1 Radarı SM-2/3 ya da ESSM füzelerini S-Bandı füze bağlantısı kullanarak uplink ve downlink şeklinde güdülemeye devam eder. S-Bandının bu radarlarda seçilmesinin sebeplerine gelince;

Bilindiği üzere radarlar için L, S, C, X gibi frekanslar tahsis edilmiştir. “L-Band” sistemler durumsal farkındalık sağlasalar da uzun mesafeden çok küçük cisimlerin tespit edilmesini sağlayan açısal çözünürlüğe sahip değillerdir. Bunu “X-Band” gibi yüksek frekanslı sensörler başarabilir. Bu sebeple BMD savunmasında bunlar tercih edilir. “X-Band”ın sıkıntısı da büyük hacimli gözetlemeler de yetersiz kalmasıdır. Belli bir bölge de atış kontrol ve takip bilgisi olarak yeterli olsalar da çok geniş alanlarda yetersiz kalmaktadırlar.

“S-Band” ise AEGIS sisteminin tam aradığı frekanstır. Hem atış kontrol hem gözetleme hem de çevresel şartlardan etkilenmeme konusunda en iyi çözümdür. AEGIS radarı SPY-1’in son modeli olan 1D(V) modeli ABD donanmasının en güçlü uzun menzili dolayısı ile güç çıkışı çok yüksek olan bir radarıdır. Çok uzun menzili daha yüksek bir durumsal farkındalık getirir bu farkındalık ise atış kontrol sistemleri için ek süre vererek daha fazla ateş gücü sağlamaktadır.

AEGIS İYİLEŞTİRMESİ VE BASELİNE-9

AEGIS Savaş Sistemi dünyada çok yaygın ve sofistik hale gelen BF tehdidi ile mücadele etmek için sürekli bir evrim halindedir. Daha önce Türkiye’ye de teklif edilen AEGIS sisteminin en güncel versiyonu “Baseline-9” çok rollü sinyal İşlemcisi eklenmesi ile eş zamanlı, entegre hava savunma harbi ve BMD görevlerini birlikte icra etmelerine imkan tanıyan ufuk taraması kabiliyetini geliştiren çift huzmeli arama fonksiyonu sağlamaktadır.

AEGIS iyileştirmelerinin son versiyonu “Baseline-9” ile “S-Band” çalışan radarları tamamlamak üzere “X-Band” da çalışan ek bir sensör yerleştirilmiştir. Bu ek sensör ile AEGIS sistemi eş zamanlı entegre hava ve füze savunmasını ve daha karmaşık görevlerin üstesinden gelebilir. Malatya radarının benzeri olan “X-band” dar ve hassas huzmeler sayesinde mükemmel atış kontrol takip bilgisi verirken “S-band” ise çok daha geniş alanlarda tarama yapılmasını sağlar.

Hem su üstü ufuk aramaları hem de terminal safhası hedeflerin radar aydınlatmasında çok iyi performans göstermektedir. Çift band ve radar tercihi yapan ABD donanması, AN/SPY-1D (V) radarından 30 kat daha hassas tarama yapan bu yeni radarla AEGIS gemilerini modernize etmeye başlayarak zaten dünyanın “Global Farkındalık” açısından en önde gelen donanmasını deniz algılama sistemi kabiliyetini iyice rakipsiz hale getirecektir (Zumwalt sınıfı detroyerler de radarın SPY-3 versiyonunun kullanılacağını belirtmiştim).

AEGIS Baseline-9 son sürümü ile birden fazla uçak ve füze tehdidine eş zamanlı olarak cevap verebilecek entegre bir hava savunma sistemi oluşturulması amaçlanmış ve 2014 yılında testlere başlanmıştır. Kara konuşlu “Ashore”in de dahil olduğu sistem ile Avrupa’da ki BMD sistemi verimli hale getirilmiş ve AEGIS ailesine çeşitli gemilerle dahil olan ülkelere Baseline-9 versiyonu teklif edilmiştir.

RUSLAR NE YAPIYOR?

Rusların AEGIS kapasitesine yakın bir sisteminin olmaması ve benzer gemileri yeni üretmeye başlamaların da gerek soğuk savaşın sona erdiği yıllarda ekonomik sıkıntıların savunma harcamalarını kısması gerekse teknolojik yetersizlik etkili olmuştur. Kara konuşlu dev balistik füze savunma radarları/sensörleri konusunda ABD’den menzil açısından hiç de geri kalmayan Rusya gemiler de ayni radar teknolojisini belki yakalayabilirdi. Ancak halihazırda ABM füze teknolojisinde S-300/400/500 ile THAAD ve Patriot’lara kafa tutan Rusya deniz konuşlu SM-3 benzeri bir füzeye sahip değildir. Yukarıda soğuk savaş sonrası harcamaların kısılması ve teknolojiden bahsetsem de sonradan bu sıkıntıların aşıldığı düşünüldüğünde belki de esas sebebin Rus BMD Stratejisi ile Amerikan/NATO Savunma Stratejisindeki farklardan kaynaklandığını söyleyebilirim. Bu teorimi biraz daha anlaşılır anlatmak gerekirse,

Amerikan ve NATO BMD sistemi şu görüştedir; “Dünyanın her yerinde kara konuşlu ve tüm denizlerde gezen yüzen radarlarım olmalı. Hangi ülke füze atarsa atsın hem bana hem müttefiklerime (İsrail gibi) hemen haberim olsun. Bu da yetmez bu füze yakınımdaki okyanuslar üzerine bile gelmeden atmosferde gemilerden fırlattığım füzeler ile (SM-3) imha etmeliyim”. Batıda bu mantık varken,

Rusya ise ”Bu kadar para neden harcayayım? Beni, başka ülkeler müttefikim bile olsa ilgilendirmez. Benim kendi topraklarımı korumak için ABM füzesi yerine binlerce BF kapasitem ayrıca tüm ülkeyi kapsayan Erken Uyarı Radarlarım var. Amerika’dan başka hangi çılgın bana füze atabilir. Zaten dünyanın merkezindeyim ve her yere yakınım. Çılgınlık eden olursa da füzelere gerek kalmadan havadan ve karadan müdahale edecek kadar herkesle komşuyum. ABD’ye gelince; zaten ikinci vuruş yeteneğim mükemmel. (geçen bölümde ikinci vuruş yeteneğinin anlatmıştım) ABD’de şunu çok iyi biliyor ki taktik balistik füzelerimi durdurabilse de ICBM gibi stratejik nükleer BF’leri durduracak kadar ne füzesi ne de yüzde yüz garantili savunma sistemi var. Hatta her bir SS-19, SS-24 gibi ICBM’lerin ona yakın savaş başlığı da taşıdığı düşünüldüğünde gücü hangisini durdurmaya yetecek.”

Pe ki ICBM teknolojisinde ABD’yi yakalayan hatta bence geçen ve dünyanın TBM (taktik balistik füze) deposu Rusya neden ABM füzelerinde geri kaldı? Aslında, sorunun cevabı içinde gizli. Çünkü Rus caydırıcılık sistemi ABM füzesine ihtiyacı olmayacak kadar çok nükleer başlık ve ICBM’si olan muazzam Stratejik Kuvvetlerinin kapasitesine güvenmektedir.

AMERİKAN VE RUS TEHDİT ALGISINDAKİ FARKIN BMD’YE YANSIMASI

Tabi burada ABD nin AEGIS sistemi gibi bir sistemin Rusya’da olmamasının bir diğer sebebini atlamamamız lazım. Yani tehdit algısında ki farklılık. Bana göre Rusya’nın Katil Balina gibi tabi düşmanı yok iken (ABD hariç), ABD nin Ruslardan daha çok gündemini meşgul eden İran ve K.Kore BF tehdidi vardır. Rus yapımı R-17 Scud türevlerinin dünya geneline de yayıldığını düşündüğümüz de Rusların AEGIS benzeri sisteme Amerikalılar kadar ihtiyacı olmadığı görülür. Çünkü Ruslar Scud’ları satan taraf Amerikalılar ise Scud tehdidi alan taraftır. İran ve K.Kore’ye istenildiği kadar ambargo uygulansın veya son aylarda yapılan nükleerin sadece barışcıl amaçlar için kullanacağı anlaşması bir şeyi değiştirmeyecektir. Çünkü BF uzmanları İran ve K.Kore’nin en fazla 5-10 yıl içinde (bana göre 5 yıl) hem nükleer bombayı hem de bunu Amerika’ya kadar ulaştıracak ICBM’yi üreteceğini bunun kaçınılmaz olduğunu öngörüyorlar. Rusların, İran, K.Kore, Pakistan, Hindistan gibi BF kapasitesi olan komşu ülkeleri tehdit algılamaması veya önemsememesinde diğer bir etken de muazzam BF kapasitesine (TBM,ICBM) sahip olmasıdır.

USS Vincennes (CG-49) kruvazörünün AEGIS savaş yönetim sistemi konsolları.

Batı ile Rusya arasındaki BMD stratejisindeki farklılık olan NATO’nun BMD sistemlerine ağırlık vermesini ana sebebi ise; Avrupa’da ki ezici Rus Taktik Balistik Füze kapasitesi ve tehdidi karşısında kıta çapında tüm NATO ülkelerinin çok zayıf kalmasıdır. Bu sebeple NATO ağırlığını BF yerine ABM füzelerine daha doğrusu BMD sistemlerine vermiştir. Bölge hava savunma gemilerini derlediğim resimde görüldüğü üzere bir çok ABD müttefiki ülke SPY-1 radarı ve AEGIS sistemi olan gemileri envanterde bulundururken Ruslar daha yeni tasarım aşamasındadır. Resimdeki Rus gemisi ise çift boğumlu radar kulesi ile değişik bir dizayn olup, SPY-1 radarı gibi tepsi radar özelliği taşıyan bir gemi olacak. Yani Ruslar da AEGIS muadili BMD sistemi kervanına geç de olsa katılacaklar.

ICBM’LER (KITALARARASI BALİSTİK FÜZE) DURDURULABİLİR Mİ?

Yüzde yüz güvenli bir önleme sistemi hiçbir zaman bulunamadı, bulunamayacak. Çünkü ICBM teknolojisi ABM teknolojisinden çok daha hızlı gelişmekte. Ne Rus RS-24’lerini durdurabilecek bir Amerikan füzesi, ne de Amerikan Muniteman-3 füzeleri durduracak Rus füzesi var. Aslında her ikisinin de (Çinliler dahil) karşılıklı caydırıcılık sistemi ABM füzelerinden ziyade Erken Uyarı Sistemlerinin etkinliği ve yine ICBM kapasitesine dayalı. Yoksa 10 adet nükleer savaş başlığı taşıyan bir Rus füzesinin her bir RV’sini vurabilmek AEGIS BMD için bile çok zor iştir. RV’leri içinde bulunduran çoklu savaş başlığı taşıyan yeniden atmosfere giriş aracı da denen MIRV’ler icat edileli ABM füzeleri ekonomik açıdan verimsiz ve pratik olmayan çözümler olmuştur. Yine de uzun ve orta menzilli füzelere (IRBM-MRBM) karşı etkileri tartışılmaz. Özellikle İran ve K.Kore IRBM-MRBM’leri söz konusu olduğunda Amerika için AEGIS BMD ve ana silahı SM-3 füzesi, Kara konuşlu THAAD (Terminal yüksek irtifa alan savunma füzesi) ve PAC-3, GMD (Kara tabanlı ortayol savunma füzesi) GBI füzesi hayati önem taşır ve bu ülkelerin füzeleri için etkindir diyebiliriz.

 

Fotoğraflar, Yörük Işık tarafından çekilmiştir. Müsaadesi ile derlenmiştir

ICBM’leri durdurmak için ise Amerikan SM-3 ve GBI’larından başka Ruslar ise A-135 ve yeni geliştirilen versiyonu A-235 füzesini kullanmakta. Ancak hem sayı hem de etkinlik açısından Amerikalı rakiplerinin gerisinde kalmaktadır. Bir düzine savaş başlığı taşıyan nükleer füzeyi 16 tekerlekli özel bir aracın üstüne yerleştirip Rusya’nın istediği yerinde saklayıp ateşleyen Rus teknolojisi ABM füzeleri dalında ise ABD ile rekabete girmemiştir. Hatta Rus ABM füzelerinin uzun yıllar boyunca yegane örneği olan A-135 Gazelle taşıdığı nükleer savaş başlığı ile etkili ancak mantıklı olmayan bir çözümdü. Bu sistemde Amerikan füzesi Rus toprakları dışında ve yüksek irtifada karşılanarak yakınında patlatılacak nükleer başlık yolu ile imha edilecekti. Yani Rus toprakları üzerine kadar gelmiş olan bir ICBM için kullanılması çok da mantıklı olmasa da Amerikan füzesinin birden fazla savaş başlığı taşıdığı düşünüldüğünde diğer bir açıdan çok da mantıksız değil. Ama kullanışlı olmadığı kesin. THAAD, GBI, SM-3 tarzı Amerikan ve ASTER-30 tarzı Avrupa füzeleri yani ABM’leri ise imha için harp başlığı değil kinetik mermi diyebileceğimiz kinetik çarpma aracı-KV kullanır. KV yüksek hızla atmosfer dışı üst katmanlarda yol alırken sahip olduğu hızın verdiği kinetik enerjiyi kullanarak hedef füzeyi imha eden bir çarpma aracıdır.

Dünya, Balistik Cehenneme doğru hızlı adımlarla ilerlemektedir. Son beş yılda dünya genelindeki balistik füze mevcudunda 1200’den fazla artış olmuştur. ABD, NATO, Rusya ve Çin haricindeki balistik füzelerin toplamı bile 5.900’ü geçmiştir.

SM-3 Füzeleri, Kıyı Konuşlu AEGIS ve Bölge Hava Savunma gemilerini anlatacağımız on birinci bölümde görüşmek üzere, füzesiz ve savaşsız bir dünya dileğiyle…

hakan.kilic@kokpit.aero

http://hakankilicaero.blogspot.com.tr/

Daha önce yayınladığım kaynakçaya ilave olarak 8.bölümden sonrası için kaynakça;

-http://www.designation-systems.net/dusrm/app4/gbi.html

-http://www.nti.org/

-http://missiledefenseadvocacy.org/

-http://www.globalsecurity.org/

-http://fas.org/spp/starwars/program/soviet/abm3.htm

-http://virtualglobetrotting.com

-Savunma ve Havacılık Dergisi Sayılar:141,155,158,160,162,163,166.

-Füze Tehdidi ve NATO Füze Kalkanı Türkiye Açısından Bir Değerlendirme Sıtkı EGELİ, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları 2012

-www.raython.com

-Reducing the risk of an accidental launch Posted on October 1, 2006 Pavel Podvig 
Center for International Security and Cooperation, Stanford University  podvig@stanford.edu

-Science and Global Security, vol. 14:75-115

-BMDR-(Ballistic Missile Defence Report February 2010) ABD Balistik Füze Raporu

Kaynak: www.kokpit.aero

Facebook

Kokpit Aero

Yorum Yap