Rapora itiraz yıllar sonra sonuçlandı

  • 07/06/2015 13:23

Türkiye'de havacılık kazaları dendiğinde akla ya yolcu uçakları ya da askeri jetlerin yaptığı kazalar gelir. Genel havacılık işletmelerinin kazaları ya hatırlanmaz ya da pek fazla gündeme gelmez. Raporlar da kamuoyuna açıklanmaz.

'Kol kırılır yen içinde kalır' hesabı ders çıkartılmaz. Yanlışlar sonraki havacılara da örnek olmaz.

İşte o kazalardan biri 1997 yılının son günlerinde yaşanmıştı. Doğuş Havacılık şirketine ait Kingair Beechcraft 350 tipi çift motorlu turboprop uçak, kalkıştan tam 67 saniye sonra acil durum ilan ettikten sonra inmeye çalışırken Atatürk Havalimanı apronuna çakılmıştı.

Kaza, aradan geçen uzun yıllar sonrasında gündeme tekrar geldi. Uçakta hayatını kaybeden Emekli Hava Pilot Albay Yusuf Çetinkaya'nın aynı zamanda pilot olan oğulları raporu mahkemeye taşımıştı. Amaçları raporlara pilotaj hatası olarak giren kazanın 'teknik arıza' olarak düzeltilmesiydi...

ANTALYA'YA UÇUYORDU

Doğuş Grubu, bir dönem Türkiye'de ciddi filoya sahip grupların başında geliyordu. O yıllarda grubun hava taksi şirketi Doğuş Air'de iki adet turboprop motoru Beechcraft Kingair 350 tipi uçak bulunuyordu.

İşte o uçaklardan biri de TC-DHA tesciline sahipti. Tarihler 6 Aralık 1997'yi gösterirken Kingair 350 İstanbul Atatürk Havalimanı'ndan yolcusuz olarak kalkmıştı. Antalya'ya gidip yolcularını İstanbul'a getirecekti. Bu göreve Kaptan Pilotlar Kadir Deveci ve Yusuf Çetinkaya çıkmışlardı.

Uçak, saat 12.02'de o yıllarda 18-36 olarak adlandırılan kuzey-güney yönündeki pistinden havalandı. Bu uçuş sadece 67 saniye sürecekti. Kalkıştan kısa bir süre sonra sol motor durmuştu. Pilotlar Kingair 350'yi kontrol etmekte zorlanıyordu.

Hemen acil durum ilan ettiler. Kule ile temasa geçildi ve geri dönmek istediklerini bildirdiler. Kingair'deki sol motor arızası nedeniyle iki pilot da uçağı tutmakta zorlanıyordu. 

Hemen acil durum ilan ettiler. Kule ile temasa geçildi ve geri dönmek istediklerini bildirdiler. Kingair'deki sol motor arızası nedeniyle iki pilot da uçağı tutmakta zorlanıyordu. Hızla irtifa kaybederken artık pist istikametini tutamayacakları belli olmuştu. Ya uçak Yeşilköy'e çakılacak veya zorlukla da olsa Atatürk Havalimanı'nı bulduracaktı.

Kingair yere bir kaç metre kala bugün yıkılan 'teneke mahallesi'nde Havaş'a ait yemekhaneyi sıyırdı. O anda yemekhanede yaklaşık 200 kişi yemek yiyordu. Ardından da büyük bir gürültü ile aprona vurdu. Çarpma sonucu alevler içinde kalan uçak korkunç gürültüyle sürüklenerek, kargo konteynerlerinin bulunduğu tel örgüleri parçaladı, kanatlardan biri de yük traktörüne çarptı.
Yerde yaklaşık 100 metre sürüklenen uçak alev aldı ve yanmaya başladı.

O günlerde Atatürk Havalimanı Dışhatlar Terminali yeni inşa ediliyordu. Apronun ortasında simsiyah duman yükseliyordu.

KAZA BAŞMÜDÜRÜN ÖNÜNDE OLDU

Bu sırada Atatürk Havalimanı Başmüdürü Ferit Ocak, DHMİ'ye ait 'follow me' aracı ile aprona çıkmış, kontroller yapıyordu. Kaza önünde olmuştu:

"Apron denetimi için aracımla geçiyordum. Uçak, HAVAŞ yemekhanesi üzerinden sol kanadını sıyırarak geçti. Önce oradaki bir konteynıra çarptı. Toprağı konteynırlar kazıdı. Uçak burun üzerine apronun betonuna çakıldı ve büyük bir süratle sürüklenerek yeni terminal binası önünde infilak etti"

Saniyeler içinde havalimanı itfaiyesi olay yerine ulaştı. Ancak çarpmanın etkisi ve sonrasında çıkan yangın nedeniyle pilotlardan Kadir Deveci olay yerinde hayatını kaybetti. Yusuf Çetinkaya ise ağır yaralı olarak hastaneye kaldırıldı.

 

TECRÜBELİ PİLOTLAR

Uçağın pilotları Yusuf Çetinkaya'nın Doğuş Air'in tecrübeli pilotlarından biriydi. Uçakta sol koltukta oturuyordu. Çetinkaya'nın pilot olarak görev yaptığı Kara Kuvvetleri'nden ayrıldıktan sonra Doğuş Air'e geçmişti. Kingair 350'de ikinci pilot olarak bulunan Kadir Deveci'nin ise Hava Kuvvetleri'nden ağustos ayında emekli olmuştu. Yaklaşık bir ay önce de Doğuş Air'e geçmişti. Eğitimini tamamlamış, uçuş tecrübesini artırıyordu.

KALKIŞTA SOL MOTOR DURDU

Doğuş Air'e ait uçağın düşüşünü gören pilotların ortak görüşüne göre, uçak ciddi bir teknik arıza yaşadı. Uçağın yerden tekerlek kestiği anda önce biraz sola yattığı ve daha sonra sağa sola birkaç kez yatış yaptığını gören pilotlar, kazayı şöyle anlattı:
"Uçak, yerden tekerlek kestikten kısa bir süre sonra sol motoru durdu. Bu sırada uçakta sola yatış meydana geldi. Pilotlar kumanda vererek uçağı düz tutmaya çalıştı. Ancak daha sonra uçaktaki yatışı kontrol etmek üzere otomatik trim sistemi devreye alınmış olabilir. Çift motorlu uçakta motorların biri durduğunda uçak öbür motorun çekişi istikameti bozar. Örneğin bu uçakta sol motor durduğundan çalışan sağ motor uçağı sola doğru atar. Pilotlar da bunu dengelemek için sağ pedala basar ve uçağın kaçışını tutmaya çalışır. Ancak pilotlar uçağı tutmakta zorlanıyordu. Sanıyoruz

rudder (kuyruk) arızası binince, uçağın attığı tur anlaşılıyor. Yoksa hiçbir pilot bu manevrayı denemez."
Kazanın hemen ardından Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü uzmanları enkazı inceledi. Uçağın kara kutuları söküldü. Gerekli analizin yapılması için ABD'ye gönderildi.

AYNI ARIZA 3 KEZ YAŞANMIŞTI

Yapılan FDR (Uçuş Veri Kayıt - Flight Data Recorder) ve CVR (Kokpit Ses Kayıt - Cockpit Voice Recorder) olarak adlandırılan kara kutu kayıtlarına göre uçakta üçüncü kez kuyruk kitlenmesi sorunu tespit etmişti.

Kara kutunun çözümüne göre, uçağın tekerlekleri yerden kesilene kadar hiçbir arıza görülmedi. Pilotların, motor çalıştırma izni aldıktan sonra, uçağın cihazlarını test eden 'check list' işlemini harfiyen yerine getirdikleri belirlendi.

Sefaköy'den Marmara Denizi yönüne havalanan uçağın tekerlekleri yerden kesildiği anda arıza başladı. Ancak pilotlar arızayı tespit edemediler. Uçağı ikinci pilot koltuğunda oturan Kadir Deveci'nin kullandığı, pilotların gerekli tüm işlemleri yaptıkları anlaşıldı.
Kalkış anında birden sola doğru yatışa geçen uçaktaki konuşmalara göre, birinci pilot Yusuf Çetinkaya, "Allah Allah ne oluyor ya, ne oluyor" diye olaya ilk reaksiyonu gösterdi. Aynı anda 2 pilotun birden yardımlaştıkları izlendi.

Uçağı kullanan Kadir Deveci de, "Çarpacağız. Ne oluyor ya" diye bağırarak, kumandalara hakim olamadığını söyledi. Kaptan Çetinkaya, derhal 'Arıza başlayınca en son yaptıklarını geriye doğru dönerek iptal et' kuralını uyguladı ve birkaç saniye önce geçtikleri otomatik pilotu kastederek, 'Otomatikten çıkart' diyerek arkadaşını ikaz etti. Otomatik pilot devreden çıktığı anda uçağın tamamen sola doğru yattığı ve 'stall' adı verilen süratsiz kalınarak uçağın düşüşe geçtiği anlaşıldı.
Bu sırada uçağın düşmesinin kaçınılmaz olduğunu anlayan pilotlar tüm güçleriyle kumanda ve ayak pedallarına asılarak uçağı en azından yere düz vurması için kumanda vermeye çalıştılar. Pilotların uçağı kastederek, "Düz dur. Düz dur" diye söylendikleri duyuldu. Uçağın havalanmasıyla yere çarpma anı arasındaki sürenin 67 saniye olduğu ölçüldü. 2 pilotun bu sürenin son anına kadar uçağı düzeltmeye ve arızayı anlamaya çalıştıkları ve yere çarpma anı olan son 20 saniyesinde pilotların hiç konuşmadıkları belirlendi.

Kara kutu kayıtlarının çözümlenmesinin ardından kaza raporu hazırlandı. Raporda 'pilotaj' öne çıkartıldı.

YILLAR SONRA DAVA SONUÇLANDI

Olaydan sonra kazada hayatını kaybeden Yusuf Çetinkaya'nın iki oğlu olayın ‘pilotaj hatası’ değil ‘teknik arıza’dan kaynaklandığını ispat için mahkemeye gitti. Olay raporlara 'pilotaj hatası' olarak girmişti. Yusuf Çetinkaya’nın baba mesleğini seçen oğulları Onur ve Soner Çetinkaya kardeşler özel havacılık şirketine maddi-manevi tazminat davası açtı.

İki kardeş, İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi’ne sundukları dilekçede, kazanın uçuş camiasında bir başarısızlık sayılan “pilotaj hatası” olarak kabul ve ilan edilmesinin acılarını ikiye katladığını belirttiler. Havacılık şirketi ise bilirkişi incelemesinde kazanın pilotaj hatasından kaynaklandığının belirlendiğini ifade ederek davanın reddini istedi.

Mahkeme ise kazayla ilgili bilirkişiye kusur incelemesi yaptırdı. Bilirkişi raporunda, uçağın yer ile teması kestikten sonra sola doğru istek dışı yönlenmesine neden olan arızanın, pilotaj hatası olduğunu gösteren net bir delil bulunmadığını belirtti.

TAZMİNAT ÖDENDİ

Mahkeme bu rapor doğrultusunda, kaza tarihinden itibaren yasal faiziyle Soner Çetinkaya’ya 120 bin TL, Onur Çetinkaya’ya da 48 bin TL tazminat ödenmesine karar verdi. Havayolu şirketi kararı temyiz etti.