Emre Özbek

En çirkin uçaklar

  • Son Güncelleme: 24/10/17 22:07:14
  • 0

Kokpit.aero’nun yeni yazarı Emre Özbek… Her hafta bize tasarım ve mühendislik açısından bakarak farklı konuları okuyucularımızla buluşturacak. Emre Özbek’in ilk yazı dizisi, tasarım hatalarına sahip olan ‘dünyanın en çirkin uçakları’…

Dünyanın en kötü uçakları yazı dizisi, her yaştan havacılık meraklısına ve genç mühendislere hitap eden bir yazı dizisidir. Havacılık tarihinde yapılmış hatalar, ortaya önemli tasarım ve optimizasyon dersleri koymaktadır.

Hatalardan ders çıkartmak önemlidir. Kendi hatalarımızı yapmadan, geçmiş hatalardan ders alabiliriz. Bunu başarabilmek için havacılık tarihini iyi bilmeli ve gelişmeleri yorumlamaya çalışmalıyız. Bu yazı dizisinde; zamanlama sorunu yaşayan uçaklar, enteresan konseptler, güç problemi yaşayan tasarımlar, üretim faciaları ve kararsız karakterli uçaklar farklı bölümlerde ele alınacaktır.

Yazı dizisindeki uçakların seçimi, Dünyanın En Kötü Uçakları kitabının yazarı Jim Winchester tarafından yapılmıştır. Yerel dilimizde böyle bir kaynağın bulunmasının önemine gösterdiği sempati, bölümleri hazırlamama ve kitabından esinlenmeme gösterdiği sıcak yaklaşım için kendisine teşekkürlerimi sunuyorum.

BÖLÜM 1.1-  Kötü Zamanlamalar

SHENYANG J-8 ‘FINBACK’ (1969)- ÇİN

Çin’de ilk yerli savaş uçağını yapma çalışmaları 1967’de J-8 ile başladı. J-8 (J=Jian yani Savaşçı), MiG-21’in teknoloji ve aerodinamiğinden “esinlenilerek” tasarlanmıştı. İlk prototip 1969 yılında uçtu. Ne yazık ki, Çin’de gerçekleşen Kültürel Devrim projeye etki etti ve geliştirmeler 8 yıl kadar sekteye uğradı. Geliştirilmiş J-8-1 1980 yılında gelindiğinde uçuş testlerine hazırdı. Ancak bir şekilde, uçak uçuş testi gerçekleşemeden kaza geçirdi.

Sonunda 1981 yılında J-8-1’in bir prototipi uçuş testlerini tamamladı ve sınırlı da olsa üretime 1985 yılında başlandı. 1988 yılına gelindiğinde, sadece 75-80 uçak tamamlanmıştı ve Çin bu eforun sonucunda 1950’lerin en iyi teknolojisine sahip savaş uçaklarına sahip oldu. J-8 uçağının geliştirilmesi ve üretime alınması neredeyse 20 yıl sürmüştü ve bunun başlıca sebebi politik nedenlerdi.

Özellikler:

Uçuş Personeli:

1

Motor:

2 x 65,9 kN itkili Wopen 13A-II Artyanmalı Turbojet

Maksimum Hız:

2230 km/saat

Kanat Açıklığı:

9,34 m

Boylamasına Uzunluk:

20,50 m

Yükseklik:

5,06 m

Ağırlık:

Yüklüyken Yaklaşık 12,700 kg

(Kaynak: jetphotos.net)

Orijinal J-8 uçağında radar mevcut değildi ve oldukça basit aviyonik sistemlerle donatılmıştı. Gün ışığı olmadan savaşamayan bir savaş uçağıydı. Bu haliyle J-8’lerin kabiliyeti yirmi yıl önce geliştirilen ilk F-4 Phantom’ların oldukça altındaydı.

J-8’ler mühimmat olarak iki PL-2B havadan havaya füze ile donatılmıştı ve bunun yanında bir adet 23 mm topa sahipti. PL-2 füzeleri Rus Atoll füzelerinin kopyalarıydı, ki onlar da US AIM-9B füzelerinin bir kopyasıydı. 

(Kaynak: afwing.com)

20 yıllık geliştirme sonunda ortaya çıkan uçak biraz büyültmüş, çift motorlu bir MiG-21’den ibaretti. MiG-21 uçakları ilk uçtukları 1955 yılında oldukça ileri teknolojiydi.

SOPWITH LRTTr (1916)- İngiltere

Sopwith’in LRTTr veya Long Range Tractor Triplane dilimize çevirmeye çalışırsak, Uzun Menzilli Çekici Pervaneli Üç Kanatlısı. İngiliz Kraliyet Hava Kuvvetlerinin anti-zeplin uçağına yönelik ihtiyacına sunulan tasarımlardan biriydi. Birinci Dünya Savaşı’nda özellikle batı cephesinde Alman Hava Kuvvetleri zeplinleri yaygın olarak kullanmaktaydı. Hatta 1915 yılında, Londra’ya ilk bombayı atan zeplin LZ38 olmuştu.

Triplane yani üç kanat düzeninin amacı uçaklarda kanat açıklığını kısa tutarak kanadın boylamasına eksende ataletini düşük tutmak ve manevra kabiliyetini arttırmaktır. Ancak LRTTr uçağında üç kanadın tamamı uzun açıklığa sahip ve ince veterliydi. Yani oldukça uzun ve dar kanatlara sahipti. Bu da dönüş yarıçapını arttıran ve manevra kabiliyetini azaltan bir faktördü. Bir doğru bir yanlış ile birleştirilmiş ve sonuçta ortaya negatif bir karakteristik çıkmıştı.

Bu hantal alet, bu haliyle zeplinlere ateş edecek menzile bile girmekte zorlanacaktı. Kanatların üstündeki silahtar, “howdah” adı verilen bir yere otururdu. Bu isim fillerin üzerine konulan semer sepetlerini çağrıştırdığı için verilmişti.

Howdah’ın bu haliyle, silahtarın mükemmel bir görüş açısı vardı. Ancak silah sadece uçağın ön tarafa ateş edebilecek şekilde yerleştirilmişti. Silahtar bu haliyle, 360 derecelik bir alanı görebiliyordu ancak sadece önündeki 90 derecelik bir alana ateş edebilmekteydi. Neyse ki LRTTr asla üretim aşamasına geçemedi ve bir süre sonra pervane senkronizasyonlu silahların geliştirilmesiyle avcı uçakları büyük bir boyutsal küçülme yaşadı.

Özellikler:

Uçuş Personeli:

3

Motor:

1 x 187 kW Rolls Royce Eagle 1 Piston Motor

Maksimum Hız:

Bilinmiyor

Kanat Açıklığı:

16,08 m

Boylamasına Uzunluk:

10,74 m

Yükseklik:

Bilinmiyor

Ağırlık:

Bilinmiyor

(Kaynak: wwi-cookup.com)

Oldukça eğreti görünen 4 tekerli iniş takımları uçağın burnu ve kuyruğunu yerden yüksek tutmaktaydı. LRTTr ile howdah üzerinde bir kalkış yapmak oldukça ilginç bir tecrübe olmalıydı. Uçaktaki iki silahtar da birer Lewis hafif makinalısıyla donatılmıştı. Uçağın arka yarımküresi, pilotun arkasındaki ikinci kokpitte geriye dönük olarak oturan ikinci silahtar tarafından korunmaktaydı. 

(Kaynak: kingstonaviation.org)

 

Kaynak: www.kokpit.aero

Facebook

Kokpit Aero

Yorum Yap

YAZARLAR

  • Fatih Yılmaz

    ABD hükümeti uçaklarda açık bulabilmek için özel ekip kurdu