Hakan Kılıç

1500 kilometre menzilli balistik füzemiz var mı?

  • Son Güncelleme: 12/06/18 17:36:25
  • 11

hakankilic@kokpit.aero

https://twitter.com/hkilichsword

https://twitter.com/hkilichsword2

Bir önceki bölüm; http://www.kokpit.aero/hakan-kilic-internet-yalanlari

18 Aralık 2017’da 1.Bölümde sıraladığım, sık sorulan sorulara 15.Soru ile devam ediyorum.

15-Türk Roket/Füze Teknolojisi Nereye Gidiyor? “1500 Km Menzilli Balistik Füzemiz Var” Şeklinde Haberler Çıktı. Doğru Mu?

Öncelikle Türk Balistik Füze Programı başarılı ve ümit vaat edici bir şekilde ilerliyor. Toros’tan, J-600 T Yıldırım’a, TRG-122D, TRG-300, ÇNRA modellerinden TR-302G Güdümlü Kasırga (K+)’ya, B611M ve sonrasında Bora/Khan’a kadar çok değişik türde topçu roketi yani çok kısa menzilli balistik füze ve Bora/Khan gibi kısa menzilli balistik füze (SRBM) üretilmekte. Bu tip füzelere aynı zamanda Taktik Balistik Füze-TBM/TBM denmekte. Ancak savunma sanayi meraklılarının ve siyasettin çok hırslı olduğu bu konuda maalesef hala daha İran, Pakistan gibi ülkelerin dahi gerisindeyiz. Bunun en büyük sebebi ise her zaman söylediğim gibi “Erken kalkan yol alır” kuralı.

Biz ülke olarak maalesef bu işlere çok ama çok geç başladık. Süper güç veya gelişmiş ülkeler hariç balistik füze üreten ve geliştirebilen orta ölçekli ülkelerden bile en az olarak söylüyorum 10-15 yıl geç başladık. Tabi olarak dünyada teknoloji transferinin en zor olduğu ve sıkı kontrol edildiği ve MTCR anlaşmasına 36 ülkenin (Türkiye dahil, İran, Kuzey Kore hariç) imza koyduğu bir ortamda adeta tırnaklarımızla kazıyarak ilerliyoruz.

Varyag uçak gemisinin boğazlardan geçişine izin verilmesi karşılığı Çin’den füze teknolojisi alamasaydık belki etkili bir başlangıç dahi yapamayacaktık. Bu bilgi uzun süredir sır değil ve her yerde, özellikle batılı kaynaklarda yazılıp, çiziliyor. Ancak her iki devletin resmi kabulü yok ama utanacak, gocunacak bir şey de yok. Bizim ayıbımız bilmemek değil, o tarihe kadar bilmeye gayret etmemek. Yoksa balistik füze teknolojisi 2.Dünya Savaşı’nda ilk balistik füze V-2/A-4’ü yapan Alman Von Braun ve ekibinden sonra savaş sonunda onları ve teknolojilerini çalan ABD ve Rusya’dan dünyaya yayıldı. İngiltere, Fransa gibi ülkeler ABD’den, İsrail Fransa’dan, Çin Rusya’dan, Kuzey Kore Çin’den, İran Libya’dan satın alınan füzeler sonrasında Kuzey Kore, Çin vb. ülkelerden. Yani Almanlar hariç herkes ilk adımları bir yerlerden aldığı teknoloji veya balistik füze ile atmaya başladı. Bizim talihsizliğimiz veya hatamız bu adımı çok geç atmış olmamız.

Dolayısı ile sonrasında kısıtlı Çin yardımı daha doğrusu füze alımı MTCR’ye aykırı olmayan 300 km menzilin altındaki füzeler sayesinde artık kendi füzemizi geliştirip seri üretime geçebiliyoruz. İşte geçende kamuoyuna yansıdığı gibi sadece 2017 yılında 50 adet Bora füzesi (280 km menzilli) üretilip teslim edilmiş. Kamuoyu çok geç haberdar olsa bile (IDEF-17’de) aslında füze teslimatı 2014 yılı sonunda başlamış (Üreten mühendislerden bizzat fuarda öğrendim).

Fotoğrafta Almanlardan ele geçirilen V-2 balistik füzelerinin ABD’de müzede, atış testi öncesi de ve ilginçtir alt resimde de bir uçak gemisini güvertesinden fırlatma denemeleri görülmekte.

Şimdi gelelim “1500 km menzilli Yıldırım-2 veya Bora-2 balistik füzesi?” şehir efsanesine. Her ne kadar sosyal medyada birileri siyasi reklam olsun diye yazsa da tabi olarak kendimizi güçlü görme dürtüsünden mütevellit yine İktidar yanlısı veya değil hatta muhalefet yanlısı fark etmez sosyal medyada bilmeden veya teyitsiz uyduruk duyumlara kanarak kötü niyetli olamayan hesaplarda da bu 1500 efsanesi sık sık geçiyor. Hatta çok takipçili hesaplarda. Kimseyi ima etmiyorum sadece kim yazıyorsa onları kast ediyorum. Herkes kendi yazdığını bilir, bunları yazmamış kimse üzerine alınmasın lütfen ve yarın twitter’da uğraşamam şimdiden rica ediyorum. Kimse beni bu konuda iknaya da kalmasın lütfen. Cevap hakkı doğdu sananlar kendi sayfasında cevap verebilir. Beni ilgilendirmediği gibi cevaplarını da hiç merak etmiyorum. Burada isim vermemem; korktuğumdan, çekindiğimden değil sadece uğraşmamak için. Yoksa kimseye hakaret etmedim ki, dava açacak diye korkayım. Konuya dönecek olursak;

Dünyada özellikle orta ölçek ülkelerde veya artık gelişmiş ülke olarak kendimizi kabul edenlerin fikrine saygı duyarak gelişmiş ama füze teknolojisinde geri kalmış ülkelerin hiçbirinde 280 km’lik bir füzeden sonraki adım yani sonraki deneme bir anda muazzam sayılacak bir sıçrama ile 1500 km olmaz. Bu işler adım adım. Neden? Çünkü füze işi test işi, test işi zaman işidir. Zaman ise para ile satın alınamaz. Paranın satın alacağı zaman makinası ise henüz icat edilmedi.

Çok paramız var diyelim yine mi olamaz?

Bu soruyu sadece 20-30 yıl önce sorsaydık derdik ki; neden olmasın sıvı yakıt teknolojili çift kademe motor teknolojisini veya şöyle esaslı bir motoru Kuzey Kore ve İran’ın yaptığı gibi kaçak Göcek alır bir yerden başlardık. Hatta kaç füze yapacaksak o kadar motor alırdık. Ancak bu 2018’in dünyasında çok zor, zordan da ziyade tehlikeli. Yoksa verisin “Kim amcama” parayı yüklersin Kuzey Kore’den yanında bir savaş gemisi koyarsın, inanın gelene kadar ne ABD donanması ne başka bir donanma ilişemez. İçinde gıda var der geçersin. Hatta aleyhimize deliller toplansın diye ilişmezler, rahat bırakırlar. Çünkü böyle bir şeyi kişi başına en çok casus düşen ülke yani Kuzey Kore’den gizlice yapabilmek ne derece mümkün? Gerisini uzatmaya gerek yok sanırım.

Şimdi size izafi hikayeler değil, bu konudaki ilginç bir gerçeği hatırlatayım. Çoğunuz zaten twitter hesabımdan bunu okudunuz. Geçen aylarda Ukrayna’da ciddi bir haber sitesinde çıkan bir haberde Rus işgalinden önce ve sonrasında iki ayrı olay yaşandığı yazdı. Malum Rusların dev 16.000km menzilli SS-18 Satan ICBM füzesinin fabrikası Ukrayna’da. SSCB dağıldığında Antonov firmasının kalması gibi o da onlara kaldı. Hatta konuyu biraz uzatayım Ukraynalılar ülkedeki nükleer başlıklı Rus yani SSCB balistik füze silolarını faal tutarak Ruslara vermedi. O zaman SSCB yıkıldığından, soğuk savaş da bittiğinden ABD’ni tehdit algısı çok değişmiş ve Rusya’nın bugün olduğu gibi yeniden askeri olarak canlanıp kendisine tehdit olabileceğine fazla ihtimal vermediği için, ayrıca nükleer silahları mümkün olduğunca diğer ülkelere yayılmasını istemediği için ABD de Ukrayna’dan gitmesini istiyordu.

O zaman ABD desteği karşılığında Ruslar ile ne pazarlıklar yapıldı bilmiyoruz ama ABD ve Rusya aynı görüşteydi. Kısa keserek ve aradaki olayları da geçerek sonuçta ABD ve Rusya baskısı ile nükleer silahlar yani balistik füzeler Rusya’ya geri verildi. Ancak verilirken o zamanki ABD yönetimi Ukrayna’ya resmi güvence verdi. Rusya tarafından yapılacak bir nükleer saldırıda NATO olmasa bile ABD aynen karşılık verecek yani nükleer koruma sağlayacaktı.

Sonrası malum, birkaç yıl önce Rusya saldırdı ve Kırım’ı ilhak etti. ABD hiçbir şey yapmadı veya yapamadı. Orasını çok araştırmadım bilmiyorum. Şimdi Ukraynalılar kızgın ve diğer dünya milletlerine “Sakın süper güçlerin sözlerine güvenmeyin biz yandık siz yanmayın” mesajı vererek ABD’ni imajını sarsmakta.

Konuya dönecek olursam, işte son iki üç yıl içinde hatırlayın Ukrayna’dan SS-18 alacağımız (“Komik ve abartılı” kelimeleri hafif kalır) haberleri basınımıza yansıdığı zamanlar Türkiye balistik füze motoru talep etmiş (Sitenin haberine göre). Bunu transferin zorluğunu anlatmak için yazıyorum spekülasyon için değil. Talep edilen “SS-18 Satan ICBM” değil tabi ki. Fakat daha küçük belki bilemiyorum ama bizim Bora’nın 1000 km menzillisini yapmamızı sağlayacak veya milli SLV projesi için bir motor. Sitede yazdığına göre o sırada Ukrayna üzerinde etkili olan ABD, Türkiye’nin kendi kontrolü haricinde balistik füze teknolojisinde sıçrama yapmasını istemediğinden engel olmuş.

İşin daha garip ve ilginç yanı hangisi önce net bilmediğimden yazamıyorum ama aynı şey İran’ın da başına gelmiş. İran’da bizim almak istediğimiz motordan alacakken bu seferde Rusya, Ukrayna’ya baskı yaparak engellemiş.

Örnekleri ve bu konuda füze geliştiren ülkelerin yaşadıklarını anlatarak şimdi yazacağım teoriyi kolayca ispatlayabilirim ama sizin bana inanacağınızı bildiğim için uzatmıyorum. İnanın balistik füze motoru almak ABD’den F-35 almaktan veya Rusya’da S-400 almaktan çok daha zordur.

Dolayısı ile biz kendi yağımızda kavrulmaya devam edeceğiz. Kısıtlı olarak Çin ile iş birliği yapılıyor olabilir ki, egemen bir ülkeyiz MTCR’ye aykırı olmadıktan sonra kimseyi ilgilendirmez.

Peki Neden 1500 Km’lik Füzemiz Olduğuna İnanmıyorum? Aslında Bir Şeyin Yok Olduğunu İspat İçin Nerede İse Gidip Bakmak, “Baktık Burada Yok Demek” Lazım değil mi?

Dolayısı ile ne devletin gizli tesislerine girme yetkisi ne de gizli bilgilere erişimi olan biri olmadığıma göre, var ve ben bilmiyor olabilirim. Ancak yukarıda saydığım tüm delil ve olaylar bu kadar kısa sürede ve arada 500,600,800,1000 km sınırlarını geçmeden hemen 1500 km’nin denenmesini çok zor ve dünyada görülmemiş olduğunu gösteriyor.

Ancak çok ciddi ağızlar ve hesaplar yazdığı için diyelim ki, kapalı mekanlarda yani henüz uydu resimlerine yansımadan yapıldı ve bir depoda duruyor. Geliştirme devam ediyor. Biraz önce gizli bilgilere erişemem dedim ya, evet yapmışlar, imkansızı başarmışlar ve haberimiz olmayabilir. Ancak sadece ülkemizin değil hiçbir devletin ne benden ne sizden 2018’li yıllarda saklayamayacağı bir şey var. İsterse Sinop test sahasında kuş uçmasın, hatta şehri boşaltsınlar. İnanın ilk testten en fazla 24 saat sonra size bırak deneme yapıldığını, kaç km menzilli olduğunu dahi tweet atarım. Nasıl mı? Çok basit.

Biraz önce dedim ya füzecilik test işi ve test yapmanın yarısı hatta bazı zamanlarda %50’den de fazlası. Dolayısı ile geliştirilen füze açık alanda birçok kez test edilmeli. Bu testin şöyle olmasına da gerek yok. Şimdi füze 1500 km menzilli o zaman Sinop’tan cetveli koyup 1500km çizersek mutlaka başka bir ülkenin iç bölgelerine düşecektir. O zaman nasıl deneyeceğiz? ABD gibi Marshall adalarımız da yok. İşte aşağıdaki grafiğe eklediğim çizimler gibi yani Kuzey Kore gibi.

Kuzey Kore’de aynı durumda 8000-10000 km arası menzili olan HS-14 denemek ve gözdağı vermek için ateşledi ama okyanusa 8000 km öteye fırlatmadı. Parabol yörüngenin ayaklarını birbirine yaklaştırarak Apoge-Tepe noktasını çok daha yüksek irtifaya çekti. Hatta yazıştığımız ABD’li uzmanlardan biri dedi ki, biraz daha çıksa yerçekimi etkisinden kurtulacağı için (Balistik füzelerin %99’u güdümlü değil, bazılarının sadece RV’si güdüm özelliği var) uzayda kaybolup gidecekti. Çünkü füze 4500 km gibi muazzam bir yüksekliğe çıktı. O zaman yakıt, büyüklük ve çıktığı yüksekliğe bakan Kuzey Koreli ve Amerikalı yani tüm dünyadaki füze uzmanları neyi anladı? Kore bunu adam gibi atsa 8000-10000 km menzile ulaşacak. O zaman neymiş? Kuzey Kore’nin nükleer başlığı da olduğuna göre ABD’nin batı kıyısını vuracak silahı artık varmış. (Ancak bu füze tamamlandı manasında değil, daha çok test edilecek ve ABD’li uzmanlar 1-2 yıl içinde biter diyorlar)

Bize dönecek olursak bizde aynısını yapıp hem füzeyi deneyip hem de sadece Karadeniz’de 300 km uzağa atabiliriz. Buraya kadar her şey yolunda. Ancak bir sorun var? İster 100 km, ister 280 km Bora isterse daha uzun menzilli bir balistik füze (seyir füzesi demiyorum onlar çok alçak irtifadan uçabilir) çıkış yaptığı anda aşağıdaki sensör çalışmamda gördüğünüz birçok uydu veya radara anında yakalanır.

Ve yine aşağıdaki resme dikkat ederseniz 100 saniye bile sürmez.

Diyelim ki, bir NATO ülkesi olarak ABD ile anlaştık ve dedik ki, “Bu devlet sırrı, aynı ittifaktayız, size bilgi verdik zaten, kimseye ilan etmeyin”. İyi de Rusları nasıl susturacağız? Aşağıdaki haritamda gördüğünüz Karadeniz’in kuzeyindeki Rus Armavir erken uyarı radarı 4-5000 km menzilli (Tabi atmosfer üstü yüksek irtifa hedefler için) ve ta İsrail’in Doğu Akdeniz’deki füze denemelerini gördü. Dolayısı ile 1500 veya 1000 km’lik bir füze denemiş olsak daha devletimiz resmi açıklama yapmadan emin olun ben tweet atmış olurum. Çünkü ABD’de füze savunma ajansı MDA’ya bağlı çalışan yarı resmi yarı vakıf daha çok akademisyenlerin yönettiği çok kuruluşlar var ve bunlar ABD çıkarları hariç pek bir şey saklamıyor. Bazen kendi devletleri hakkında enteresan şeyler de paylaşıyorlar ve malum bu aralar ABD’de Türkiye’yi veya hükümeti sevmeyen çevreler ve kuruluşlar çok. Yani hemen haber yaparlar ve benim takip ettiğim hesaplara düşerdi. Hatta Rus haber ajansı Sputnik’e düşmesi de çok sürmezdi.

Dolayısı ile füze yapılmış mı? Buna kesin bir şey demiyorum ancak yazdıklarımın çerçevesinde zor diyorum. Bununla beraber henüz denenmediğini kesinlikle söyleyebilirim. Peki yeni Sayın MSB Bakanımızın konuya ilişkin biraz abartılı gibi gelen açıklamaları ve Bora’yı yapan bir ülkenin mantık olarak durmayacağını düşündüğümüz de ne diyebiliriz?

İlla ki, adı ister Bora-2 ister başka bir şey olsun daha uzun menzillisi çalışılıyordur. Burada kritik olan şey katı yakıt motorla ne kadar menzil arttı daha doğrusu ne kapasitede bir motor yapılabildi? Veya sıvı yakıt teknolojisi kazanılabildi mi? Daha da önemlisi çift kademe motor teknolojisine geçebildik mi? Malum Bora tek kademe katı yakıt motorlu. Bu konuda tahminimi de yazardım ama kazara tutarsa kimsenin devlet sırrını açıkladın suçlamasına maruz kalmak istemem. Atsam bile ihtimali üçte bir. Ancak kişisel tahminim teknolojisi haricinde söyleyeyim yakında bir füze denemesi görebiliriz ve bununda 280 ile 500-600 km arasında bir menzilde olacağını tahmin ediyorum. Kim bilir bir taraftan 1000 km’lik bir modelde hazırlanıyor ve bu Bora-2’den elde edilen test verileri ışığında o da sonraki adım olacaktır.

Bu arada milli SLV projesinde ses seda çıkmadığına da dikkatinizi çekerim. Bu, bir yerde takıldı bir sebepten hızlı ilerlenemiyor manasına gelebileceği gibi yukarıda biraz bahsettim bu aralar herkesin gözü üzerimizde (Dış mihraklar paranoyası değil. Ben izleme olarak diyorum. Yoksa ülkede göçmen kuşların ölümünü dahi geri kalmışlık kompleksi ile dış mihraklara bağlayanlardan değilim). Bu sebeple SLV projesi son sürat gidiyorsa bu bana sürpriz olmayacak. Çünkü son yıllarda durup durup birden şunu yaptık diye ortaya çıkan savunma sanayi ürünleri var. Çok sürprizler yaşıyor ve seviniyoruz. Örneğin Bora belki benim cahilliğim sizi bilmem ama devlet resmi lansmanını yapana kadar hiç haberim yoktu. 1500 km’lik bir sürpriz beklemiyorum ama SLV projesi ve Bora’nın 1000 km’ye adım adım yaklaşmasından umutluyum.

16-Türkiye’nin “Süper, Gizli Silahları” Manşeti İle Basında, You Tube Kanallarında Özellikle Çok Yüz Bin Takipçili Facebook Hesaplarında Yazılar Çıkıyor. Gizli Silahımız Var Mı veya Bir Yerlerde Üretiliyor Mu?

Bu soru her sorulduğunda “Evet var, bizim evde ben ürettim” diyerek aşağıdaki fotoğrafları ekleyesim geliyor,

Bir önceki bölümde (14.Soru) aslında bu soruya da cevap verdim sayılır. Gizli silah ve geliştirilmesi, üretilmesi dünya da bu çağda artık sadece Rusya gibi kuzeyde yüzlerce kilometrelik Sibirya veya Kamçatka Yarımadası gibi insanın çok az olduğu yerlerde, ABD, Çin gibi büyük ülkelerin orta kesimlerindeki dev çöllerde test edilebileceği için söz konusu olabilir. Küçük ülkelerde ise sadece kapalı bir ülke olan Kuzey Kore istisnası var. Bunlar bile yeterli değil. Çünkü uydular her şeyi görür. Yani gizlice tabanca-tüfek üretmiyorsanız işiniz zor. Zaten sorudaki gizli silahlar haberini yapanlar genelde balistik füze veya uçak gibi platformlardan bahsediyor.

Uzatmadan kısaca cevap verirsek uçak zaten test edilirken uçacağı için bırak casusları emin olun benim takipçiler bile” Hocam garip değişik bir uçak gördük, resmini çektik size attık, tipi ne?” diye sorarlar. Balistik füzeleri ise yukarıda anlattığım gibi Sinop’da daha ilk test sırasında kuzeydeki Rus Armavir radarı ve Avrupa’daki Amerikan sensörleri görür. Yani bizde duymuş oluruz.

Gezgin, Atmaca gibi ne olduğu bilinen ama özellikleri henüz gizlenen projeler mevcut. Muhtemel Bora füzesinin daha uzun menzilli versiyonu da geliştiriliyor. Dolayısı ile bunlar da gizli. Yani içerik gizli. Ama ürünün ne olduğu kamuoyu ile paylaşılıyor ki, paylaşılmasa da uydudan göründüğü anda gizliliği kalkmış olur. Bu konuları takip edenler ABD, Çin ve Rusya’da alınan uydu görüntülerinde birçok merak edilen projeye ait fotoları görmüştür. Casusluk faaliyetleri bir yana artık ülkeler ben şu projeyi, şu tür silah sistemini geliştiriyorum diye kendisi bilgi veriyor. İçeriği saklıyor. Sonuç olarak gizlenen teknik bilgiler. Yukarıda bahsettiğim “Bora füzesini ancak açıklandıktan sonra duydum” ifadesi de bana ait veya kamuoyuna ait bir durum. Belki de birçok savunma sanayi uzmanı, askeri sivil bürokrasi ve dolayısı ile dış istihbarat servisleri ne tür bir şey geliştirildiğini biliyordu. Önemli olan teknolojisine vakıf olmamaları.

Örnek verirsek Yunan istihbaratının Bora geliştirmemizden haberi olsa ne olmasa ne? Nükleer silah yapmıyoruz ki. Önemli olan planlarına teknolojisine vakıf olmamaları. Diğer yandan Yunan istihbaratının ANKA-I’dan çok önceden haberleri olsa mesela onlarda COMINT özellikli bir İHA’yı önceden alıp aynı anda servise sokar mıydı? gibi mantıklı bir soru sorulabilir ama üzerinde koca koca antenler bulunan ve Ankara veya başka şehirde mecburen test uçuşları yapan bir uçağı/İHA’yı ne kadar saklayabilirsiniz? Belki hangardan çıkana kadar.

 

Kaynak: www.kokpit.aero

Facebook

Kokpit Aero

Yorum Yap