Hakan Kılıç

Türkiye neden F-35 aldı?

  • Son Güncelleme: 6/11/18 18:28:01
  • 23

hakankilic@kokpit.aero

https://twitter.com/hkilichsword

http://hakankilicaero.blogspot.com/

Bir önceki bölüm linki;

http://www.kokpit.aero/hakan-kilic-turkiye-rus-silahi?

F-35 ve Türkiye

Türkiye bir yol ayrımında mı, değil mi bilemem ama bunların konuşulmadığı yıllarda bir seçim yaptı ve bir uçak seçti. Hayır! Bir uçak alımı seçmeden daha ilerisi dünyanın gelmiş geçmiş en çok ortaklı ve en maliyetli savunma sanayi projesine küçük ölçekle de olsa ortak oldu ki, o günler ABD ile aramızın iyi olduğu günlerdi.

Daha önce soru cevaplar içinde aylar önce ilan ettiğim soru 18.Soru; “F-35 başarısız bir proje diyorlar. Özellikle yakın hava savaşında F-16’yı bile yenemiyormuş. Yanlış uçak mı seçtik?” idi. Ben bu soruyu cevaplayacağımı ilan ettikten sonra köprünün altından çok sular geçti ve hatta hatırlayın bunu atlamış ve 20.Soruya kadar gelmiştik. Şimdi bu soruyu genişleterek elimden geldiği kadarı ile,

Objektif, siyaseti ve siyasi düşünceleri / sevgi ve nefretlerimi karıştırmadan, sağdan soldan duyduğum kulis bilgilerini katmadan. Tabi olarak taraf oldukları için F-35 alımının Türkiye’nin menfaatine katkı sağlayacağını düşünen veya tam tersinin düşünen emekli askerler ve bürokratların veya siyasete yakın kişilerin bana naklettiği görüş ve duyumlarını da dikkate almayarak, sadece ve sadece yıllardır araştırdığım, okuduğum şeylerin bende oluşturduğu bilgi dağarcığını verdiği altyapı ile F-35 hakkındaki verileri nakledip, yorumlayıp, özetleyeceğim. Çünkü F-35 de tıpkı S-400 gibi teknik olmaktan çıkarak aşırı siyasi bir obje haline geldi.

NİYE F-35

Peki bu F-35 verilerini nereden edineceğim? Yine yukarıdaki yazdığım cümledeki kaynaklardan değil. Kaynaklar yalancı diye de değil. Taraflı oldukları için. Sadece açık kaynaklardan ve sadece ABD veya kullanıcı ülke menşeili değil, çoluk-çocuğun idare ettikleri haricindeki güvenilir Rusça ve Çince web siteleri de dahil olmak üzere. Yani ben bugün açık kaynakların (F-35’i eleştiren/beğenen) yalancısıyım. Zaten makale içinde bunu hissedeceksiniz. Bazılarınız “Abi F-35’i çok övmüşsün diyecek” Haklılar. Çünkü ABD o kadar iyi reklam ve medya kullanımını yapıyor ki. Mesela elimizde Antalya’daki fuarda S-400’ü üreten Rus firmasından çeşitli kitapçık, broşür gibi şeyleri alana kadar Rus hava savunma sitelerinde adam gibi bir şey yoktu. Ne ABD kaynaklı ne o firmaların bizzat kendi sitelerinde aynı bilgileri bulamadık. Sonra arkadaş mail attı bu bilgiler neden yok. Öyle siteler ve yerler tarif ettiler ki, kırk saat web’de arayın ancak bulursunuz. Rusçasını yazsan bile. Oysa Google’a herhangi bir ABD sistemini yazın onlarca sayfa çıkar. Yani sonuçta belki F-35 hakkında ciddi Rus iddiaları vardır ama ben çok aramama rağmen 10-15 sayfa içinde ciddi içerik bulamadım. Sadece bilinen şeyler ve şu kanaat oluştu;”Ruslar da F-35 hakkında bir şey bilmiyor”.

F-35 SEÇİLİRKEN GENEL KONJONKTÜR NASILDI? SEÇİLDİĞİNDE TÜRK HAVA KUVVETLERİ’NİN GELECEĞİ NASIL PLANLANDI?

F-35’in seçildiği yıllar Türk-ABD ilişkilerinin iyi olduğu, ortak hava harekatlarının sık sık düzenlendiği, sadece Bosna savaşı değil her yerde birçok askeri iş birliğinin yapıldığı ve siyasi kararların da fazla çelişmediği zamanlardı. Türk Hava Kuvvetleri’nin F-4E II Phantom filolarının yaşlandığı F-4E 2020 Terminatör modernizasyonuna giren uçaklarında en fazla 2020 yılını görecekleri öngörülüyordu.

Hava kuvvetlerinin geleceği dünyadaki ilk 10 hava gücü düşünüldüğünde pek örneği olmayan sadece F-16 ile F-4’den ibaret 2 tip uçaktan oluşan bir hava gücüne dayanıyordu. Dolayısı ile F-4’ler yavaş yavaş servisten çekilince geriye sadece F-16’nın kalması bir yana hava kuvvetlerinde çift motor uçak hatta Popeye seyir füzesi gibi bazı mühimmatları taşıyacak uçak kalmayacaktı.

(F-35’de Popeye taşıyamaz ancak milli seyir füzesi SOM-J’yi taşıyacak. Ayrıca Storm Shadow, AGM-158 JASSM seyir füzeleri ile AGM-154 JSOW güdüm kitli bombaları kullanabiliyor. Türk Hava Kuvvetleri’nin F-16’larında ise envanterdeki ABD üretimi AGM-84K Slam-ER ve entegresi tamamlanınca SOM gibi seyir füzeleri ve AGM-88 HARM anti-radyasyon füzeleri kullanılıyor/kullanılacak. Ayrıca AGM-154 JSOW ve JDAM’a ilaveten milli güdüm kitleri ile uçan HGK, KGK, TEBER gibi akıllı bombalar yani serbest düşümlü bombaların güdüm kitleri ile akıllı hale getirilmiş halleri kullanılmakta. TEBER yakında operasyonel olacak)

Çift motor uçağın harekât yarı çapı ve faydalı yük taşıma kapasitesi açısından ne kadar önemli olduğunu önce Emekli Hava Pilot Tümgeneral İrfan Sarp ve sonrasında ben daha önce yine Kokpit.aero’da çeşitli makalelerde açıklamıştık. Aslında F-35’de tek motorlu ancak harekât yarı çapı hava üstünlüğü için olmasa da çok rollü bir uçak için tatmin edici bir seviye sayabiliriz. (F-35A için harekât yarı çapı 590 deniz mili/1093 km, maksimum menzil ise 1200 nm/2200 km).

ABD NEDEN F-35’İ SEÇTİ?

Böyle bir ortamda seçilen F-35’in neden seçildiğine geçmeden önce ABD neden F-35’i seçti daha doğrusu neden iki rakip konsorsiyumdan X-32 ve X-35 gibi iki uçak istedi bunu izah etmek lazım. 

Özellikle Körfez Savaşları’nda görüldü ki, NATO veya diğer müttefik ülkelerle ortak yapılan hava harekatlarının koordinesinde sadece planlama, telsiz bağlantısı veya Link-16 benzeri veri aktarım imkanları ile havada EC-135 veya E-3C gibi AWACS uçaklarının uçması ve bu koordinasyon çok uluslu ülkelerden oluşan saldırı kollarını idare etmeye yetmiyor. 

Üstelik karşıdaki düşman sadece çok yoğun hava savunma sisteminden ve balistik füzelerinden başka bir tehdit unsuru taşımayan bir ülke idi. (Bağdat o sırada metrekareye düşen uçaksavar top ve füze bataryası bakımından dünya birincisi idi. Şu an bile dünyada o zamanki Bağdat gibi yoğun bir yer var mıdır bilemiyorum.) 

Asker sayısını saymaz isek zayıf bir hava kuvveti ve çok az kısmı modern tanklar vs. vs. Esasında gelmek istediğim nokta itibari ile koalisyon güçlerinin savaş uçakları ve çeşitli C4ISR unsurlarına elektronik karıştırma/taarruz edebilecek imkân ve kabiliyetten yoksun bir düşman vardı. Bunu gören ABD’li askeri stratejist veya planlamacılar herhangi bir NATO koalisyonunun Rusya veya Çin gibi veya bunların teknolojisini olurda sınırsız satın alabilecek ileride muhtemel bir ülkeye yapılacak harekatta ciddi sıkıntı içinde olacaklarını anladı. 

Körfez Savaşı’nda yukarıdakilerle çok ilgisi olmasa da Amerikan Patriot bataryasının dost ateşi ile vurduğu İngiliz Tornado uçağı veya USAF F-16’sına kilitlendiği için radarı F-16 (AGM-88 HARM) tarafından vurulan Patriot bataryası gibi çok sayıda örnek vardı. A-10 ve AH-64’lerin vurduğu M-1 Abrams tanklarının sayısı ise çok fazla idi.

ÖYLE BİR UÇAK Kİ GÖRÜNMEDEN HEDEFE GİDEBİLECEK

Öyle bir uçak olmalıydı ki, tüm havadaki, yerdeki ve denizdeki uçaklarla sonradan ağ merkezli harp denecek anlık ve dijital bağlantı ve veri aktarımı içinde olurken, kendi başına özel görevli bir uçak veya poda ihtiyaç duymadan elektronik harp, keşif, görüş ötesi (BVR) angajman, derin darbe yapabilecek ve yakın hava desteği (CAS) verirken aynı zamanda kendini koruyabilmeliydi. Üstelik 5’inci nesillerin ilk örneği kimilerine göre 4+++ olan F-117’nin Bosna’da yarı casusluk, yarı radar ağ düzeneği ile pusuya düşülmesi ama sonuçta radarda görülerek ilkel bir Rus SAM füzesi olan S-125 Neva tarafından vurulması bir gerçeği daha ortaya çıkardı; stealth teknolojisi kemale ermemişti. Yani uçak “adam gibi” stealth olmalıydı.

GÖRÜNMEDEN GİT VE HEDEFİ VUR

Hem tüm ortaklarla ağ merkezli harp bağlantısı içinde olmalı, hem insanız araçları dahi koordine edebilmeli hem de ABD dost unsurların dahi ne yaptığını sürekli görmeli idi. F-35 yeni harekât konseptlerinde F-22’lerin, F-15, EF-2000 gibi hava üstünlüğü uçaklarının koruduğu alanlarda bir derin darbe ve hava-yer uçağı olarak görev yapacak idi. 

Ancak o zaman henüz Rus ve Çin beşinci nesil savaş uçağı çalışmalarının başlamadığı veya ortaya çıkmadığı yıllar olarak henüz ortada Su-35 gibi bir avcı da yoktu. Yani ABD veya USAF dünyada savaş uçağı açısından ciddi bir tehdit algılamıyordu. 

Ülke bazında bakarsak Rusların nükleer kuvvetleri ve zırhlı birliklerinin mevcudu, Çinlilerin nükleer gücü yanında nüfus gücü harici üstesinden gelemeyecekleri bir teknoloji de yok idi. USAF için tek ciddi tehdit S-300 ve sonrada S-400 gibi ve diğer Rus/Çin orta/yüksek irtifa hava savunma yani SAM sistemleri idi. Bu durumda sadece 196 tane olan F-22 Raptor’un yanında eskiyen F-15’ler servisten kalktıkça F-35’inde bir hava-hava angajmanı uçağı veya savaşçısı olarak ileride görev yapması kaçınılmaz idi. 

Zaten EOTS gibi dünyanın en ileri elektro-optik sistemlerine sahipken, düşmanları radar RCS değeri düşük bir uçak yapabilse bile normal uçakları 158 km’den gören AN/APG-81 AESA radarının yanında stealth uçakları termal izine göre 80-100 km’den görecekti. Aslında bu EOTS başarısından ziyade rakiplerin başarısızlığı idi. Hala daha geçerli olan bu iki husus F-35’i diğer uçaklardan üstün kılmaktadır. 

RADARA YAKANMAMAK İÇİN MOTOR ÇOK ÖNEMLİ

Evet aşağıda bahsedeceğim gibi yakın hava muharebesinde manevra kabiliyetinin düşük olması ve silah kapasitesini diğer beşinci nesillerden tek motor olması yönü ile düşük olması gibi eleştiriler gerçektir. Ancak stealth demek sadece düşük radar görünürlüğü değil, onun kadar önemli olan termal daha doğrusu kızılötesi izin de düşük olmasıdır. İşte birinci husus yani F35 motoru F135’in başarabildiği ve buna rağmen Çin ve Rus muadili motorların başaramadığı iddia edilen husus budur. 

Diğeri yani ikincisi ise IRST ile FLIR’ı birleştiren EOTS elektro-optik sensör ile F-35’in diğer uçakların termal izini tüm rakiplerinden (F-22 dahil) çok daha önce görmesi. Yani iki husustan kastım özetle kendisinin termal izini rakiplere göre çok iyi saklarken, rakiplerinin termal izinin onlardan çok çok daha uzun menzilden görebilen bir uçaktan bahsediyoruz.

Dolayısı ile çok daha önce pozisyon alan, çok daha önce bunu gerideki veya başka yönden yaklaşan F-22’ye link eden veya ne zaman stealthy modundan yani radar sessizliğinden çıkıp, kilidi atıp AMRAAM ateşleyeceğini bilen bir uçaktan bahsetmiş oluyoruz. Sanırım bir şeyi daha fark ettiniz ki, aslında tüm mücadele elektromanyetik spektrumda kimin hangi ışın dalga boyunu daha önce fark ettiği üzerine dönüyor. Buna kızılötesinden, görsel yani insan gözü ile görülebilecek ışınlara, radar sinyallerinden, ultraviyoleye kadar bir algılama/algılamaya mâni olma savaşı diyebiliriz. 

Bunu da şu cümleme bağlayabiliriz; “Dördüncü nesiller güç, enerji ve ateş gücü ile savaşırken, beşinci nesillerde belirleyici olan manevra kabiliyeti ve silah kapasitesi hatta füzelerin hızı, harp başlığı vb. değil, hem uçağın hem füzelerin EH dayanıklığı, stealth kabiliyeti gibi yani elektromanyetik spektrumda neyi ne kadar algılayıp, algılattıklarına bağlı olacak”.

Ve dolayısı ile “F-35 ile SU-35 karşılaşsa kim yener?” gibi kısır tartışmalara girmek istemiyorum ama genel kanı olarak tabi ki dogfight denilen yakın hava muharebesinde SU-35’in muazzam manevra kabiliyetinin avantajı vardır. Ancak F-35 cephesi ise SU-35 veya SU-57, J-20 Chengdu fark etmez acaba rakip uçak F-35 kendisini fark etmeden onu radarında füze kilitleyecek mesafede görebilecek mi? Görse bile F-35 radarı daha önce gördüğünden AIM-120C7 AMRAAM yola çıkmış olacağından rakip uçak füze fırlatacak fırsatı bulacak mı? 

Diyelim tarafların füzeleri çeşitli kurtulma yöntemleri ve EH uygulamaları ile başarısız kılındı ve dogfight menziline gelindi. F-35 kaskının da etkisi ve 180 derece kilit 360 derece angajman kabiliyetli kask, füze (AIM-9X Sidewinder) ve uçak daha önceki makalelerde anlattığım HOB (yüksek yanal görüş açısı) kabiliyetine rağmen aynı kabiliyeti sınırlı açıda taşıyan R-73 ve SU-35 karşısında ne yapacak? 

F-35 İLE SU-35 KAPIŞIRSA…

F-35 cephesinin bu haklı ve gerçekçi sorularına rağmen yine de kişisel görüşüm teke tek mücadelede 20-30 km ve daha kısa mesafedeki karşılaşmalarda Sukhoi serisinin daha başarılı olabileceği yönünde. Ancak aşağıdaki eleştirilerde de bahsedeceğim üzere F-35 tarafının da mantıklı bir argümanına var ve ben de katılıyorum. Yani istisnai olarak, yoğun veya karışık savaşlar haricinde bu kadar yakın muharebeye girmeyecekleri konusuna. O da şu;” Zaten F-35 BVR ve BVRAAM( görüş ötesi menzilli hava-hava füzeleri) ve sensörler yardımı ile ve bünyesindeki dahili EH sistemi AN/ASQ-239 Barracuda ve tüm uçağın sensör ve sistemleri ile ağ merkezli harp özelliği ile dışardan gelen ham verileri işleyen, birleştiren ve pilota işlenmiş verileri hangi hedefe nasıl ve ne ile saldırması gerektiğini söyleyecek kadar yapay zekaya sahip AN/AAQ-37 Dağıtılmış Açıklık Sistemi (DAS) ve AN/ASQ-242 İletişim, Navigasyon ve Tanımlama (CNI) Suiti sayesinde F-35, konsepte göre yanında olması gereken diğer stealth hava üstünlüğü uçağı F-22 Raptor olmasa dahi düşman uçaklarını kısa menzilli silah sistemleri yani dogfight menziline kadar yaklaştırmayacaktır”.

Bu teoriyi destekleyen en önemli iki unsur yukarıda belirttiğim gibi rakiplerinde bulunmayan termal gizleme kabiliyeti ve ilave olarak Rus ve Çinli rakiplerinin çok ilerisinde ancak F-22’danbir basamak aşağıdaki RCS değeri. Evet F-22 Raptor düşük radar görünürlüğünde F-35’den çok daha iyi bir uçak ve hatta dünyada en düşük RCS değerine sahip savaş uçağı gösteriliyor.

GELECEK HAFTA: ÇOK ROLLÜ F-35

Kaynak: www.kokpit.aero

Facebook

Kokpit Aero

Yorum Yap