Hakan Kılıç

F-35 hangi görevde kullanılacak?

  • Son Güncelleme: 17/11/18 16:20:30
  • 15

hakankilic@kokpit.aero

https://twitter.com/hkilichsword

http://hakankilicaero.blogspot.com/

YAZININ BİRİNCİ BÖLÜMÜ İÇİN TIKLAYIN

F-35’i, hatta herhangi bir savaş uçağını tanıtmaya kalksak aylarca yazarız ve eminin sıkılırsınız bu yüzden kısa özetlemek gerekirse F-35’i bana göre veya gördüğüm okuduğum kadarı ile etkili bir “Çok rollü” uçak yapan üç husus var. 

Birincisi daha önceki makalelerde bahsettiğim beşinci nesil uçakların tüm özelliklerini içermesi. Yani stealth, ağ merkezli harp, IRST sensörleri vb. Ancak F-35’in dünyada rakipsiz olduğu bir husus daha var ki, mükemmel durumsal farkındalık. İşte yakın ve görüş ötesi hava muharebesinde F-35 aslında en çok buna güveniyor. Bu o kadar geniş bir yelpaze ki HOB makalelerinde uzun menzilli hava-hava füzeleri ve yüksek yanal görüş açısında bunu uzun uzun anlatmıştım. 

Yine iki CUDA serisi makalede DAS sisteminin EOTS’u kullanarak 1000 km’den daha uzaktaki balistik füzeyi termal olarak gördüğünün ve harp başlığı olmayan hit-to-kill bir füze olacak olan CUDA ile F-35 (12 gibi çok yüksek bir sayıda hem de gövde içinde taşıyabilecek) gelecekte boost aşamasındaki balistik füze savunmasında kullanılacak şekilde evrileceğini en azından planlandığını söylemiştim. CUDA ayrıca beşinci nesil hava-hava füzelerinin ilk örneğini temsil etmektedir.

PENTAGON'UN TÜRKİYE'YE F-35 TESLİMAT RAPORU OLUMLU 

Bu arada Dördüncü Nesil Uçaklar ile Beşinci Nesil Uçaklar arasındaki farkları merak edenler içinde eski bir makalemin linkini buraya koymuş olayım;

http://www.kokpit.aero/milli-savas-ucagina-giden-yol

Türk Hava Kuvvetleri için iki çok rollü (hava-hava/yer/satıh görevlerini yapan) F-35 ve F-16 kombinasyonu ile planlanan hava gücü şu anki belirsiz durumu saymasak bile sadece F-35 ile hava üstünlüğü ihtiyacımızı gelecekte görmemiz zor görülüyor. Çünkü F-35 yaşanan gecikmeler ve hava üstünlüğü uçağımız olacak olan çift motorlu MMU TF-X uçağımızın seri üretime geçmesine daha on yıllar olduğunu düşünürsek bu çok zor. 

Sıfır veya 2.El çift motor geniş gövdeli bir hava üstünlüğü, ara dönem uçağı alınması gelecekte çok daha kaçınılmaz olacaktır. Burada sorun maliyet, dışa bağımlılığım devam etmesi veya başka bloklardan alınan uçakların hava kuvvetlerine sistem ve mühimmat envanterini değiştirerek birim maliyeti ve sistemi, entegrasyonu bozmasında ziyade alternatifsizlik ve konjonktürel istikrarsızlıktır. 

Bu konuya girmek istemiyorum inanın F-15SA, EF-2000, SU-35, Rafale, Gripen NG gibi uçakları tek tek değerlendirsek hem siyasi olarak (içlerindeki parçaların üretildiği ülkeleri göz önüne alarak) hem teknik olarak bir 10 sayfa daha yazmak lazım. Belki başka sefere…

HANGİ UÇAK DEĞİL, HANGİ ÜLKEDEN NE ALACAK

Özetle sıkıntı garip bir şekilde hangi uçağın değil, hangi ülkeden alınacağıdır. Çünkü maalesef artık iş bu noktaya gelmiştir. Fark etmez en iyisini alalım diyenlere S-400 örneğini hatırlatalım ki, şu an bize F-35’e mal olmak üzere ve TV’de söylediğim gibi yeniden belirtmek isterim ki, kaparo ve ilk taksitten ve dayatmadan mütevellit artık S-400’den vazgeçmememiz gerektiğini düşünüyorum. Benim konuya bakışımı zaten biliyorsunuz da tekrar örneklendirmek gerekirse uçakta arıza var deyip durduk ama pilotları ikna edemedik ve uçak pistte koşmaya başladı ve kalkış iptal noktasını çoktan geçti. Motor bile yansa artık iptal edemeyiz. Yanan motorla kalkıp, dönüp mecburi iniş yapmaktan başka çare yok.

Ara dönem uçağı ve tercihini yöneticilerimize bırakarak ve tercih belirtmeyerek geçiyorum. Ancak şu kadarını söyleyeyim zamanı satın almanın mucizevi bir yolu olsa ve TF-X, F-35, F-16 Blok50+ kombinasyonu bölgede rakipsiz bir hava gücü olurdu. Neden zaman dedim? Çünkü TF-X zaman meselesi. Kimseye haksızlık etmeyelim insanlar çalışıyor, mühendis getirtiyor, kovalıyor. Teknolojiyi (bir nebze), malzemeyi satın alır, yetkin mühendisi getirirsiniz ama zamanı satın alamazsınız.

TÜRKİYE NEDEN F-35’İ SEÇTİ?

F-35 üzerine sağda solda yazanlar ve sosyal medya yorumlarında gördüğüm bir şey var ki, çoğu itibari ile uçağın neden seçildiğini anlamamışlar gibi. Sanıyorlar ki o zaman ABD’ye mahkumduk ve onlardaki en iyi uçakta F-35 idi, bari olmuşken en iyisi olsun dedik. Oysa gerçek böyle değil. Eğer çok rollü uçağımız F-16’nın yanına bir hava üstünlüğü uçağı isteseydik mükemmel bir hava üstünlüğü uçağı olan ve Avrupa yapımı EF-2000 seçilirdi. Üstelik daha önce yazdığım gibi ilk teklif getirilen ülkelerden biriyiz ve ortak üretim yanında büyük oranda teknoloji transferi ve kaynak kodu teklif edilmiştir. Yani Bozdoğan hava-hava füzesini yapınca sorunsuz entegre edebilecektik. 

Diğer yandan maliyet olarak illa ABD yapımı tercih edilirse F-15E veya sonraki versiyonlardan alırdık. Hem uçak hazır hem de mükemmel bir hava üstünlüğü olarak Rus SU-35 dahil hiçbir komşumuzdan çekinmeden Ege, Akdeniz’de kuş uçurtmazdık. 

Ancak F-35 ile amaçlanan hususlar farklı idi. Birincisi en modern veya en güçlü, en çok bomba alan, en üstün manevra kabiliyetli uçağa sahip olmadan ziyade stealth ve diğer beşinci nesil özellikler yani beşinci nesil bir uçağa sahip olmaktı ki, o devirde dünyada operasyonel olan tek beşinci nesil F-22 idi. Yani zaten alternatifi yoktu (F-22 hem sadece hava üstünlüğü, çok rollü değil hem de satışı yasak bir uçak).

Diğer husus ise ortak üretimle kazanılacak teknoloji ve 12 Milyar USD’ye ulaşması beklenen Türk firmalarının projeye ortak olmamızdan kaynaklanan iş payı. Burada hemen şunu söyleyebiliriz; Türkiye stealth teknolojisine inanmasa veya itibar etmese ve gelecekte TF-X’i de beşinci nesil olarak düşünmese belki F-35 seçimi maliyeti de göz önüne alınarak (Birim maliyet 130’dan 80-90 Milyon USD’lere düştü) yanlış tercih olarak görülebilirdi. Ama Türkiye olarak doğru tercih ile geleceğin teknolojisini görebildiğimize inanıyorum. 

Sonuç olarak F-35, F-16’nın yanına bir uçak lazım diye F-4’ler kalkınca envanter sayısını dengelemek için değil, beşinci nesil olduğu için ve NATO hava harekatlarında ağ merkezli harbin (NCW) bir parçası olabilmek için seçildi. (Cümlenin sonu bazılarına hikâye gelebilir ama bunu yakında yayınlanacak bir dergide çok uzun ve ayrıntılı yazdığım için ve bu makaleyi uzatmamak için kısa geçiyorum. Yoksa sadece bu NCW konusunda o kadar çok bilgi ve argüman var ki).

F-35 ÜZERİNE ELEŞTİRİLER

F-35 üzerine en ciddi eleştiriler yıllarca birim maliyet ve bakım maliyeti üzerinden yapıldı. Bakım maliyetine denecek bir şey yok çünkü beşinci nesillerin kaderi bu. Linkdeki makalede “Stealth özelliği zarar görmesin diye hassas ciltlerini daima bakımlı tuttuklarını” anlatmıştım. F-22’nin her görev dönüşü temizliği sadece bir tanesi.

Ancak Trump el atana kadar birim fiyat gerçekten afaki idi ki, şimdi de fena değil! Eski F-35 videolarını seyrederseniz mühendis ve USAF uzmanlarının F-35 seçildiğinde yani X-32 kaybedip X-35 kazandığında ellerindeki uçağı nerede ise yeniden yaptıklarını anlatırlar. Evet, uçak uçuyor, dikey inip kalkıyor (F-35-B) ve istenen ağırlığı taşıyordu ama birçok sistem yeniden tasarlandı ve bu süreyi, o da maliyeti genişletti. Proje ortağı ve sadece alıcı ülkelerin kesin siparişlerde temkinli davranması birim maliyeti uzun süre düşürmedi.

Stealth özelliğine zarar vermemesi için tüm silah yükünü gövde içinde saklamak zorunda olan tüm beşinci nesiller gibi F-35’de bunu başarmak için kalın bir gövdeye sahiptir. Ancak burada sırıtan bir durum vardır. Aynı durum F-22 ve J-20 (ve hala seri üretime geçememiş 12.’si üretilen SU-57) içinde geçerli iken çift motor olan bu iki uçak daha uzun ve daha büyüktür ve dolayısı ile bu kadar kalın değildir. 

F-35’in kalın gövdesi özellikle dönüşlerde sürtünmeye etki ederek diğer tek motor gücü gibi etmenlerle birleşince manevra kabiliyetini sınırlar. Ancak F-35 program ofisini savunmalarında olduğu gibi F-35 QRA bekleyip, Scramble kalkıp hava sahasını ihlal eden uçağın burnunun dibine girerek onunla dogfight yapıp önlemek için değil, düşman topraklarına seyir füzeleri ve diğer mühimmatla derin darbe konseptinde sızarken karşısına çıkacak düşmanın onlar daha kendisini görmeden imha etmek için üretildi. 

Diğer eleştiri yakın hava muharebesinin ana silahı kısa menzilli IR güdümlü hava-hava füzesi olan AIM-9X Sidewinder füzelerini gövde içinde taşıyamayıp kanat altında taşıması. Malum bizim F-16’larda 9X leri kanat ucu değil kanat altında taşıyor. Bu F-16 için sorun değil ama F-35 için non-stealthy demek.

Her ne kadar supercruise yani afterburner kullanmadan ses hızından yüksek süratte seyir kabiliyeti olmasa da F-35 motoru F135’in yukarıda saydığım termal gizlilik stealth’e etki kabiliyetinden başka bir özelliği daha var. Eleştirilen yanı supercruise olmadığı için F-22, SU-57 gibi yakıt tasarrufu yapamayacak olması ve military power hızının onlardan geri kalması. Ayrıca gerçekten de çift motorlu diğer beşinci nesiller (F-22, J-20,J31/FC-31) yanında tek tek motorlu beşinci nesil olan F-35 çift motora karşı tek motorla aynı itki/ağırlık oranına sahip olamaz (uçak için). 

Bir enerji savaşı olan hava savaşında bu gerçekten önemli. Ancak her ne kadar F135 motorunun ağırlığı “Classified” olsa da güç/motor ağırlığı oranında rakibinin olmadığı söyleniyor. Yani toplam itki çift motorlar kadar olmasa da F-35 onların tam yarısından daha yüksek bir güçle rekabet edecek. Bir açıdan dev Mig-31 motorları gibi stealth olmayan motorları saymazsak stealth olanlar yani termal izi düşürenler içinde dünyanın en güçlü turbofan motoru ile.

AN/APG-81 AESA radarının LM’ni iddiasına göre tipik AESA radarlar gibi karıştırmaya dayanıklı aynı zamanda elektronik karıştırma/taarruz kabiliyetli olduğu. Ancak X bant olmasının bir sürü avantajı yanında rakiplerin (Çin-Rus kaynakları) iddiasına göre X bandın daha düşük frekanslı UHF/VHF Çin/Rus radarları karşısında elektronik saldırıya açık olacağı. Yani düşman uçakları veya klasik radarları değil de bu bantlarda çalışan kara konuşlu radarlar karşısında. Oysa LM sitelerine baktığınızda hakkında en az şey bildiğimiz sistemi olan AN/ASQ-239 Barracuda Elektronik Harp (EH)-Karşı Önlem Sisteminin yapay zeka da kullanarak yardımcı bir EH uçağına (EA-18G Growler vb.) ihtiyaç duymadan karıştırma ve karıştırmaya karşı koyma (ECCM) faaliyeti yapacağını iddia etmekte.

En ciddi eleştirilerden birisi de ALIS (Otomatik Lojistik Bilgi Sistemi). Bu sistem ile Lockheed Martin merkezinin yani ABD’ni tüm kullanıcılara ait F-35’lerin harbe hazırlık durumlarını anlık olarak hatta kaç sorti sonra değişmesi gerek parçayı bile sürekli ortak lojistik tedarik havuzunun merkezi olacağı için bilecek olması. 

Aslında sipariş-tedarik zincirinde işleri çok kolaylaştıran ve maliyeti müthiş düşüren bu sistem bazı ülkeler tarafında sakıncalı bulunmakta. Ülkelerin öğürce yedek parça stoğu yapamayacakları ve ALIS sisteminin dolayısı ile onunla entegre olan tüm ülkelerin hava kuvvetleri bilgisayarlarının siber saldırıya açık olacağı da ayrı bir eleştiri. Yabancı medyada Türk Hava Kuvvetleri’nin ALIS sistemi sayesinde hackerların hava kuvvetleri bilgisayarlarına sızma ihtimalinin ve alınacak tedbirin Amerikalı muhataplara sorulduğuna dair haberler çıkmıştı. Hatta bir iki gün önce yine ilginçtir bu konuda bir koruma yazılımı için kullanıcı bazı ülkelerin talebi doğrultusunda açılan ihaleyi yine Lockheed Martin’in kazandığı haberleri çıktı. Tabi Lockheed Martin tarafından yapılan sisteme siber saldırıyı önlemek için yapılacak güvenlik duvarının yine Lockheed Martin tarafından yapılacak olması da ayrıca enteresan.

Diğer yandan işin bir de ABD tarafından sıkıntılı olan durumu var. Daha önce yine Kokpitaero sayfalarında Türk S-400 ile Türk F-35’in aynı kullanıcı yani aynı sahada radar reflektörlü dahi uçsa çeşitli veri toplayacağı ve bakım için gelecek Rus personelin bu verileri kopyalama ihtimali ve buna müsaade edilmemesi gerektiği vurgulandı. 

Diğer yandan ABD’de konuşulan ancak yazılımcılara sorduğumuzda hiçbirinin katılmadığı bir husus daha var ki, ALIS ve diğer ağ merkezli harp kabiliyeti sayesinde S-400 ile irtibata geçecek uçağın S-400 içine yerleştirilen bizim gibi yüzeysel bilgisayar bilgisi olanlar için trojan virüsü(!) diyeyim ki size de benim anladığımı anlatabileyim, bu gibi bir saldırıya açık olmasıymış. Bunu pek mümkün görmüyorum ama tüm eleştirileri aktarmak istedim.

F-35 ile uçan ve basına izinsiz demeç veren ABD’li pilotlardan, kullanıcı ülke Norveçli pilotlara kadar birçok ülke pilotu bugüne kadar manevra kabiliyeti hakkında olumlu-olumsuz görüşleri medya ile paylaştı. Çoğunu okudunuz. 

Bazıları F-16 ile dogfight yaparken yenildiğini, bazıları daha eski uçakların dahi yakın hava muharebesinde yenebileceğini söyledi. Bazıları tersini yani Red Flag gibi tatbikatlarda F-35’in tüm rakiplerine karşı 20-1 galip geldiğini söyledi. Bazıları ise F-35 zaten düşmanı o kadar yaklaştırmayacak dolayısı ile manevra kabiliyeti düşük stealth ve F-35 gibi durumsal farkındalığın yani 360 derece sensör ve görsel verilerini kaskına yansıdığı aşağı bakmak için bile uçağı çevirmek yerine sadece kafası ile bacak arasına baktığı bir uçak yerine üstün manevra kabiliyetli 4++ nesil bir uçağı tercih etmeyeceğini söyledi. 

F-35 mevzu çok su götürür ve biz belli ki bu konuda daha çok yazacağız. Zaten yavaş yavaş S-400 mevzu gibi siyasi bir boyut kazanmaya başladı. Neyse ki bu sefer alıcı yine hükümet olduğu için saflar karışık. Evet-Hayır/Anayasa referandumundaki gibi veya S-400 mevzusundaki gibi her iki tarafta vatan sevgisine tekel koyup birbirini “vatan hainliği” ile suçlayamıyor (Keşke buraya gülücük emojisi koyma imkânı olsa idi). Çünkü F-35’i Türkiye’de her siyasi görüşten isteyenler ve istemeyenler var. 

Ben şimdilik aklıma gelenleri hızlıca aktarmak istedim. Daha derli toplu sistem bazında tek tek ele alacağım yazılarda görüşmek üzere demeden önce; tek dileğim F-35 alabiliriz veya alamayız bunu zaman gösterecek. Bizde de olursa ne ala ama eğer yoksa karşısında savunma yapmanın çok zor olduğu bir uçak. Umarım hak ettiğimiz uçağı alırız. Alamaz isek de umarım sadece ABD değil diğer kullanıcıları ve potansiyel alıcı komşularımızı da düşünerek gelecekte F-35 karşı savunma yapmak zorunda kalmayız.

Kaynak: www.kokpit.aero

Facebook

Kokpit Aero

Yorum Yap