Hakan Kılıç

Asya'da füze savunma rekabeti kızışıyor

  • Son Güncelleme: 3/05/15 05:47:34
  • 6

Uzak Doğu ve Orta Doğu’ da geçen ay hava savunma sistemleri dalında ki rekabet kızıştı. İran’nın milli ABM füzesi ve Ruslardan alacağı S-300 yılan hikâyesine dönerken, Güney Kore’nin THAAD füzesi alımı tartışması Çinlileri kızdırdı. Bize HQ-9’u satmak isteyen Çinliler ise Korelilere cevap olarak Ruslardan S-400 alıyor. Çeşitli haber sitelerinde bu üç konu ile ilgili çıkan haberleri yorumlayarak aktarmak istiyorum;

ÇİN

Çinli yetkililer, Rusya’dan alacakları S-400 Yüksek irtifa hava ve balistik füze savunma sisteminin Çin savunması için önemli bir kuvvet çarpanı olacağını söylemekteler. S-400 Çin hava sahasını o kadar güçlendirecek ki 400 km menzili ile sınır boylarına yerleştirilebilecek bataryalar Yeni Delhi ve Kalküta (Hindistan), Hanoi (Vietnam) ve Seul (Güney Kore) gibi bölgelerdeki hava hedeflerini tehdit etmeye ek olarak, Tayvan adasında herhangi bir hava hedefine angaje olabilecek. Doğu Çin Denizi ve Sarı Deniz yani Çin'in yeni hava savunma bölgesi (ADIZ) de korunmuş olacak. Gerekirse sistemin Kuzey Kore içinde herhangi bir hava hedefine angaje olması için Çin izin verebilecek. Japonların kontrollünde ki hakimiyeti tartışmalı Senkaku Adaları’nın da kapsama alanına girmesi zaten birkaç yıldır gerilen Çin-Japon ilişkilerine kötü yansıyacağı gibi ciddi Japon tepkisine de sebep olacak gözüküyor.

300 Km’lik menzili ile S-300, Çin'in mevcut envanterinde ki en etkili hava savunma füzesi idi. S-300menzili, sadece Tayvan'ın kuzeybatı kıyısında uçan hedefleri vurmaya yetecek kadarken Hindistan ve Güney Kore’nin sanayi şehirlerine ulaşamaz durumda. S-400 ise Tayvan Boğazı kapsayan hava sahasında hava savunma operasyonları yürütenTayvan'ın yeteneğine meydan okuyacak görünüyor.

S-400 Füzesinin üreticisi Rosoboronexport CEO'su AnatolyIsaikin S-400 uluslararası pazarda talep olduğunu medya kuruluşlarını söylerken aynı zamanda Çin’in ilk ihracat müşterisi olacağını 13 Nisan’da duyurdu.

Rusya şu anda yeni nesil S-500 üzerinde çalışıyor. S-500’ün 2017 yılında seri üretime girmesi bekleniyor ve kabaca aynı zamanda Çin ilk S-400 füzesine kavuşmuş olacak.

GÜNEY KORE

Güney Kore bu günlerde vazgeçilmez güvenlik ortağı (ABD) ile en büyük ticaret ortağı (Çin) arasında isteksiz bir seçim yapmak zorunda kalabilir.

16 Nisan 2015’de ABD Pasifik Komutanlığından sızan bilgilere göre, Kuzey Kore füze tehditlerine karşı Güney Kore'ye THAAD üst katman balistik füze savunma füzesi konuşlandırılacak. Bu füzeyi güdümlemek ve erken uyarı içinde Japonya’da 2 adet ve Malatya-Kürecikte’de bulunan (İsrail, Katar, ABD ve BAE’ de de 2018 de olacak) AN/TPY-2 radarı kurulacak. Böylelikle Güney Kore 1000 km’ye kadar Çin ve Kuzey Kore hava sahasını kontrol ederek bu menzil içinde fırlatılan bir balistik füzeyi daha atmosfere çıkmadan tespit etmiş olacak.

Çinliler ise tıpkı Malatya’da ki radar konusunda Rusların iddia ettiği gibi “Radar G.Kore’yi K.Kore’den korumak için değil ABD’yi Çin füzelerine karşı korumak için, hatta Çin’in nükleer ikinci vuruş yeteneğinin güvenirliğini tehdit etmek için kurulacağını savunmakta. Bu radarın K.Kore füzeleri için gereksiz olduğunu da iddia etmekteler.

Birinci iddia doğru olabilir ama ikincisi komik. İran ile birlikte üç süper güç haricinde dünyanın taktik balistik füze cenneti ve 4000 km lik IRBM füzelerini operasyonel hale getirmiş K.Kore için az bile diyebiliriz.

G.Kore’de ki THAAD füzeleri Çin’e doğrudan bir tehdit oluşturabilir. Maksimum 200 km kesişme aralığı (menzil 200,irtifa sınırı 150 km) ile terminal safhasındaki füzeleri önleyebilir. Ancak Amerikan iddiasına göre Kore’ye yerleşecek AN/TPY-2 Çin için endişe verici olmamalı. Çünkü bu radar iki ayrı mod da kuruluyor. Mod-1 ileri tabanlı hedef izleme sistemi ile daha uzun menzilli olarak Çin hava sahası ve atmosfer üstünü irtifayı kontrol edebilir. Ancak Kore’ye kurulacak olan THAAD füzelerinin atış kontrol radarı görevini icra edecek olan 1000 km menzilli Terminal mod şeklinde olanı. Dolayısı ile daha kısa menzil ve değişik görevli. Görevi yine Kore’de ki THAAD füzelerinin atış kontrol radarı olarak çalışmak olacak. Füze ve radar kurulumu henüz kesinleşmedi ama Amerikan tarafı Çinlilere şu mesajı veriyor gibi bir hava var. “ Benim füze savunma sistemi mi geliştirmemi istemiyorsan, K.Kore’ye daha fazla füze teknolojisi vermeyeceksin”.

(AN/TPY-2 Terminal-Based Mode-Terminal izleme sistemi esaslı modunda 1000 km menzil,

Forward-BasedMode-İleri tabanlı hedef izleme modunda 1300 km menzile sahip bu rakamlar sadece balistik füzeler için, hava hedeflerinin irtifasına göre daha farklı rakamlar mevcut)

Birinci ve İkinci vuruş yeteneği;

Yukarıda bahsi geçen “Nükleer birinci ve ikinci vuruşu yeteneği” kavramları çeşitli kaynaklarda şöyle tanımlanmaktadır; “Nükleer güce sahip taraflardan birisi ani bir saldırı ile tüm nükleer gücünü karşı tarafa yöneltse bile karşı tarafın kendisinin kabul edemeyeceği oranda bir karşılık verme yeteneğini ortadan kaldıramamaktadır. Yani taraflardan hiçbirisinin birinci vuruş kapasitesi karşı tarafın kendisini kabul edilemez ölçüdeki ikinci vuruş kapasitesini yok edememektedir. Bu anlayışa göre bir nükleer güç çatıştığı rakibine karşı kazanma mantığından çok caydırma mantığı ile davranacaktır”

Ayrıca “birinci vuruş yeteneği bir devletin elinde bulunan nükleer başlıkların sayısına, karşı tarafın nükleer silahlarının tam yerini saptayabilmesine ve gönderme araçlarına bağlıdır, fakat aynı zamanda da düşmanın ikinci vuruş yeteneğinin gelişmişliği ile sınırlıdır”. İlk vuruş yeteneğinin tahribatından kaçınmak için, ABD, Rusya ve Çin füzeleri yeraltı silolarına yerleştirmiş veya birden çok başlık taşıyan nükleer füzeleri denizaltılarda konuşlandırarak dünya denizlerine dağıtmışlardır. Birinci vuruş yeteneği ayni zamanda düşmanın ikinci vuruş yeteneğinin gelişmişliği ile sınırlıdır. İkinci vuruş yeteneği ilk darbeden sonra karşılık verme ya da ilk saldırıyı yaptık tan sonraki ikinci parti saldırı dalgasıdır.

K.Kore’nin nükleer silah ve balistik füze programlarının devam ettiği düşünüldüğünde ABD’nin Güney’e yerleştireceği THAAD ve AN/TPY-2 için haklı gerekçeler var tabi. Ancak Çinlilere hak vermemekte mümkün değil. Çünkü bu radar şu anlama gelecek. Büyük Çin coğrafyasının burnunun dibine yerleştirilecek radar, Japonya’da ki kardeşlerinden daha yakında olacağından 1000 km kadar Çin topraklarının içerisinden çıkış yapacak tüm füzeleri daha Çin topraklarını terk etmeden çok önce görüp anında tüm dünyadaki C2BMC merkezlerine haber verecek. Çinliler bundan dolayı tüm ICBM’lerinin rotasını direk doğu yerine kuzeyden kutuplar üstünden dolaştırarak mı çizer bilemem ama buda zaman kabı olduğundan pek de mantıklı gelmiyor.

Şu an G.Kore, Japonya, Alaska’nı bir bölümü ve Pasifik’te ki Guam adasını menzili içine alan K.Kore yakında Taepodong-3 veya TpD-4 füzelerinin gelişimi tamamlandığında ABD’nin tüm doğu kıyılarını etki alanına almış olacak. Zaten Amerikalılardaki asıl panikte bu yüzden yoksa Koreli sevgisinden kaynaklanmıyor.

ABD’li strateji uzmanlarına göre nükleer silah kullanmak sureti ile yapılacak füze savunması K.Kore’yi caydırmak için başarısız olabilir. Yine de milyonlarca hayatı (ABD) kurtarma potansiyeli olacaktır. Yani demek istiyorlar ki; biz mevcut füze savunma sistemimiz ve önleme füzelerimiz ABM’ler le bu adamları durduramayabiliriz. Aradan kaçanlar olabilir. Bu sebeple çıkacak bir nükleer savaşta en garantili yol tüm füze rampalarının olduğu alanlara mümkün olduğunda yoğun nükleer saldırıda bulunmak. Buna rağmen yine de bizim topraklarımıza da nükleer başlık taşıyan K.Kore füzesi düşse de biz onlara yapacağımız birinci vuruş ile tüm ikinci vuruş yeteneklerini imha edeceğimizden bize az sayıda füzeleri ulaşacak böylece milyonlarca insanın hayatı kurtulacak. Yani bizim vatandaşlarımız onlara göre çok az olsa da zaten ölecek bari gerisini kurtarmak için onlardan milyonlarcasını öldürmeliyiz. Benzetmek pek hoş olmasa da gol yiyeceğimiz kesin bari mümkün olduğunca çok gol atalım da maçı kazanalım mantığı.

İşte “dehşet dengesi” denen nükleer caydırıcılığı vahşi yüzü kısaca bundan ibaret.

AMERİKAN SAVUNMASINDAKİ GELİŞMELER

Aslında G.Kore’ye THAAD yerleştirilmesi Çin için sürpriz olmamalı idi. Çünkü 2010 yılında ABD Savunma Bakanı Füze Savunma Mimarisini genişleteceklerini duyurmuştu. Bu kapsamda 2013 yılında Savunma Bakanı Chuck Hagel, K.Kore tehdidine karşı Alaska-Greely de konuşlu kara tabanlı, üst katman, orta yol fazı önleme füzesi GBI’ların sayısını %50 artıracaklarını, Japonya’ya ikinci AN/TPY-2 radarı yerleştireceklerini (önceki bölümlerde kurulduğunu haber vermiştim), Guam adasına da THAAD füzeleri yerleştireceklerini açıklamıştı.

Yazı dizisinin önceki bölümlerinde de ifade ettiğim gibi Rusya savaş başlığı sayısı ve bunları hedefe vardıracak füze kapasitesi olarak ABD’den sayıca üstün olsa da, dünyanın en gelişmiş ve yetenekli ayni zamanda en yaygın füze savunma sistemine ABD sahiptir. Gerek karadaki dev erken uyarı sensörleri ve Orta Doğu-Uzak Doğu bölgelerimde ki AN/TPY-2 ler ve bunların rehberlik edeceği GBI, THAAD ve Patriot PAC-3 füzeleri, gerekse tüm dünya denizlerine yayılmış olan AEGIS yazılımı yüklü SPY-1 radarları barındıran füze savunma gemileri ve içlerinde barındırdıkları yine anti-balistik füze olan SM-3 füzeleri komple bir Amerikan balistik füze savunma sistemini (BMD) oluşturur.

İRAN CEPHESİNDEKİ GELİŞMELER

İranlı Tuğgeneral Muhammed Mahmudi, yerli olarak geliştirilen uzun menzilli ve yüksek irtifa hava ve füze savunma sisteminin 18 Nisan’da Mehr Haber Ajansı’nın açıkladığının aksine operasyonel olmadığını geliştirme sürecinin devam ettiğini söyledi. Bavar-373 ilk kez Tahran’da askeri geçit törenlerinde görüntülenmişti. Bavar-373, 2010 yılında Rus yönetiminin S-300 satışını askıya alması sonucu geliştirildi. İranlılara göre S-300 den daha uzun menzil ve irtifa yeteneğine sahip olduğundan daha iyi bir füze.

İranlı başka bir Tuğgeneral Ali Shadmani ise, Rus S-300 füzesinin yerli versiyonunu geliştirdiklerini ancak geliştirme sürecinin ihtiyacı karşılayacak kadar hızlı olmadığını, ayrıca S-300 İran hava savunmasında ki bazı açıkları kapatacağını söylemişti. Bavar-373 ilk testinin Mart-2016’da yapılabileceğini duyurdu.

Gerçekten de bu kadar kısa sürede S-300 muadili bir füzenin geliştirilmesi çok zor. İranlılar bir taraftan Ruslara “S-300 satmazsan kendi füzemi geliştiririm sana gerek kalmaz” derken, dünya kamuoyuna İran S-300 alırsa güvenliğinin tehlikede olduğu mesajı veren İsrail’in baskısını azaltmak içinde aslında hazır olan füzesinin hala test aşamasında olduğunu söylüyor olabilirler mi? Geliştirme süresi düşünüldüğünde gerçekten zor görünmekte. Ancak S-300 füzesine İsrail’in yoğun itirazını anlamak pek mümkün değil. Herhalde olurda İran’ı bombalamak istersem uçaklarımı patır patır indirecek demek istiyorlar. Çünkü bu füzenin menzili ve İsrail’in uzaklığı düşünüldüğünde kendi hava sahasını korumaktan başka bir işe yaramaz. Ayrıca uçak ve füze savunmasından başka amaçla da kullanılamaz. Ancak İsraillilerin kastı muazzam balistik füze kapasitesi olan İran karşısında, kendi balistik füzelerinin İran S-300’leri sebebi ile caydırıcılığının azalacağı ise buna bir şey diyemeyeceğim. Adamlar haklı olabilir.

Ama bir Türk veya Türk vatandaşı olarak beni ilgilendiren tarafı ise S-300 ya da Bavar-373 ün burnumuzun dibinde olacağı gerçeği. Zaten balistik füze tehdidini düşündüğümüz savunmasız olduğumuz İran karşısında füze sitelerine muhtemel hava saldırılarında uçaklarımız dünyanın en çok satan ya da meşhur diyelim yüksek irtifa hava savunma füzesi tehdidi ile karşılaşacaktır. Bu olayın savaş anındaki riski, birde barış zamanı var. İran bu füzeleri sınır noktalarına yerleştirdiğinde ne olacak. Bu günlerde sık sık duyduğumuz bir haber var:”Suriye sınırında F-16’lara taciz. Suriye uçaksavar radarı F-16’mıza kilitlendi”. İran ise bu füzeler ve sahip olacakları takip-izleme-atış kontrol radarları sayesinde bırakın İran’a komşu illeri komşu illerin bir batısında kalan ikinci sıradaki illerin üzerindeki uçaklara bile kilit atabilecek. Zamanında Yunanistan’a baskı yaparak S-300’leri Kıbrıs’a yerleştirtmeyen (Şu an Girit adasında konuşlu) Türkiye’nin İran S-300’lerine karşı teslimatlar başladığında ne yapacağını merak ediyorum doğrusu.

Ne mutlu! Bize ki tüm etrafımız S-300 ile çevrilmiş durumda. Irak hariç tüm komşularımız İran ile birlikte S-300 yüksek irtifa FÜZE ve hava savunma sistemi sahibi olmuş olacak. Artık kendimizi daha güvende hissedebiliriz!

Sayın okurlar, yukarıda bahsi geçen S-300/400, THAAD ve GBI gibi ABM füzelerini AEGIS denizlerin balistik bekçileri bölümlerinin bitirdikten sonra ele alıp aktaracağım. Muhtemelen 15.bölümde de yazı dizimiz sona ermiş olacak. Onuncu bölümde görüşmek üzere…

hakan.kilic@kokpit.aero

http://hakankilicaero.blogspot.com.tr/

(facebook ve twitter hesabım bulunmamaktadır)

Kaynaklar;

http://missilethreat.com/,www.diplomat.com,www.defensenews.com,http://www.nknews.org/

 

Kaynak: www.kokpit.aero

Facebook

Kokpit Aero

Yorum Yap