Mustafa Kılıç

Havacıları yerde buldum

  • Son Güncelleme: 19/09/19 10:54:24
  • 9

Her sene Eylül ayında yapılmaya başlanan ve bu sene dördüncüsü olan Sivrihisar Hava Gösterileri 13-14 Eylül’de gerçekleştirildi.

Buna hava gösterileri demek bence haksızlık olur. Bu gösterinin çok ötesinde bir sanat, böylesi doyurucu, kapsamlı ve mükemmel bir şölen iddia ediyorum dünyada gerçekleştirilmiyor. 13 Eylül Cumartesi günü Ankara’dan meslektaşım ve kardeşim Salim Dikduran ile yola çıktık. Sivrihisar kavşağından İzmir yoluna döndüğümüzde arabalar ard arda sıralanmaya başlamıştı. Kendi aramızda bu karınca katarı Necati Artan hava alanına gidiyor dedik. Yanılmadık, meydana yaklaştıkça trafik giderek daha da sıklaştı. İki gün sonunda elli altı bin ziyaretçinin geldiği bilgisi bizi hiç şaşırtmadı. Biliyorum ki bu sayı seneye daha da artacak.

Biz maalesef ilk gün gösteri programına katılabildik. İnanılması gerçekten zor uçuşları ve etkinlikleri burada satırlara dökmeyeceğim. Hem anlatması zor, hem de yeterince anlatamama kaygısı taşıyorum. Ben tarihçiliğin verdiği deneyim ile bu gösterilere farklı bir bakış açısı ile yaklaşacağım.

GÖKTE ARARKEN YERDE BULMAK

Hani derler ya! Gökte ararken yerde buldum. Ben de Sivrihisar Hava Gösterilerinde birçok duayen havacıyı göklerden sonra yerde görme onuruna eriştim. Meydana girer girmez üyesi olduğum Tayyareci Vecihi Hürkuş Müzesi Derneği (TVHMD) standına ulaştım. Başkanım Bahadır Gürer Bey ile kucaklaşıp hasret giderdik. Sohbetimize yeni başlamışken yanımıza an itibari ile yaşayan en eski planör pilotu Hayati Köklükaya hocamız geldi. Hem sohbet ettik hem de başlayan paraşüt atlayışlarını izlemeye koyulduk. Yine eski bir amatör paraşütçü Turhan Öztürk hoca da bizlere katıldı. Hepimizin yüreği bir başka atmaya başlamıştı. Paraşüt atlayışından sonra gözümüze yılların deneyimli kaptan pilotu Ali Doğruöz ilişti. Yanında onun da talebesi olan Türkkuşu planör okul müdürlerinden olan Ersel Özkan vardı. Öyle güzel sohbet ediyorlardı ki, yanlarına geldiğimi fark etmediler bile. Birbirimizi saygı ve sevgi ile kucakladık. Fotoğraf çektirelim derken bu sefer bizi fotoğraflayan eski paraşütçü ve duayen gazeteci Gürol Kara büyüğümüzün kadrajına girdik.

Uçuş arasında kurulu stantları görmek için ilerlemeye başladığımızda ise kaç yıldır görmediğim bir başka usta fotoğrafçı büyüme rastladım. Her zamanki gibi elini öpmeme izin vermedi. Sevgiyle kucaklaştık. Emin Fındıklı ağabeyimi daha geniş bir yazıda sizlere anlatmayı arzu ederim. Bir tentenin yanında “Deli Anlılar” afişini görünce adımlarımı hızlandırdım. Ancak kendilerine ayrılan tentenin altında güneşten korunan birkaç hanımefendi oturmaktaydı. Düşündüm, çünkü daha dün 47. Türkiye Paraşüt Şampiyonası Efes’te sonlanmıştı. Deli Anlılar paraşüt takımı da tecrübelerini konuşturmuş hedef kategorisinde takım olarak Türkiye 2. Olmuşlardı. Doğal olarak onca yoldan sonra ilk gün gösterilerine yetişememişlerdir. Bu düşüncelerle yürüyüşe devam ettiğimde tribünlerden Deli Anlılar takımından Müjdat Süzen hocamın sesini duydum. Baktığımda ise takımın diğer üyelerini de gördüm. Halit Öner ve Ömer Erdem. Yanlarına oturup sohbet etmek muhteşemdi. Hele Müjdat Hocamın güler yüzünü görmek harikaydı.

Yorgunluğumuzu bir çay molası ile gidermek için organizasyonun mükemmel büfesine yöneldiğim sırada Rahmetli Cemal Uygun hocamızın oğlu Cengiz Uygun ağabeyimle karşılaştım. Geçen sene onunla gezmiştik bu harika meydanı. Bu sene de karşılaşmak mutlu etmişti her ikimizi. Üç kuşak havacılık birikimi olan Uygun ağabeyimle doğal olarak Türk Hava Kurumu (THK) standına, yani yuvamızın standına yanaştık. Orada model uçakçılığın önemli isimlerinde Ertuğrul Yasdıman hocamız ile sohbet ederken oğlu planör öğretmen pilotlarından Emre Yasdıman yaklaştı. Küçükken sevmesi kolay oluyordu, şimdi kocaman bir adam ve tecrübesiyle de büyümüş bir planörcü vardı yanımızda.

Çay içmeye gitmek kolay olmayacaktı. Zira havada bir kuğu gözükmüştü. Harika bir müzik eşliğinde THK Planör Okul Müdürü Pilot Ali Açan hocamız planörü ile vals yapıyordu. Ne yalan söyleyeyim, planör gösterisi beni her zaman biraz daha farklı etkilemiştir. Nihayet çaya ulaşmış oturacak yer bakınırken, yine bir başka önemli havacının yanı şansıma boş duruyordu. Yılların Powered Paragliding’in (Motorlu Yamaç Paraşütü) bir numarası Orhan Özgülbaş hocamla hem çaylarımızı yudumladık hem de dostluğu. Bu ara iki numara Murat Tok hocamız da arka tarafımızda başka bir hayranı ile sohbet etmekteydi. Maalesef ilk gün rüzgâr nedeni ile bu iki harika pilotu izleyemedik.

Hava Kuvvetlerinden de tanıdığım, Voleybol camiasında da bir dönem birlikte olduğum Nihat Ermihan hocamla karşılaşınca ister istemez kollarımız iki yana açıldı, hasret ve saygıyla kucaklaştık. Yeni görevi ile ilgili kısa bir sohbet ettik, daha uzununu kurumumuzu düzlüğe çıkardıklarında yapmak üzere sözleştik. Hem Ermihan albayıma hem de Rafet Yavuz albayıma inandığımı ve güvendiğimi belirtmeliyim. Umarım kafalarında ve gönüllerinde olan THK’ya yansır ve güzel günlerin başlangıcı olur.

Gösteriler boyunca sanki yüzlerce oyuncağa bir anda sahip olmuş çocuklar gibiydim. Yerimde duramıyor, bir o yana bir bu yana koşuşturup duruyordum. Bu koşuşturmada sık sık gözüme Erdoğan Menekşe hocam takılıyordu. O da en az benim kadar coşkulu ve mutluydu. Çaktırmadan birkaç fotoğrafını arşivim için çekmekten geri kalmadım. Özellikle Erdoğan hocamı yakalamışken, yabancı pilotların gösterileri ile ilgili uçuş yorumlarını dinlemek beni mutlu etti. THK model uçak pilotlarını, Motorlu yelken kanat ve Paraşüt gösterilerini birlikte izledik. Aynı heyecanı ve mutluluğu paylaştık.

Eh sıra geldi biraz ayrımcılığa. Gösterilerin başladığı yıllardan bu güne kadar Sivrihisar Necati Artan kulesini yöneten sevgili devrem Recep Kımav yine harika bir yönetim gösteriyordu. Sorunsuz gösteri akışını bir maestro gibi yönetiyordu. Geçenlerde de sosyal medya hesabındaki bir fotoğrafının altına şöyle yazmıştım. Bir insan kuleye bu kadar mı çok yakışır? Evet, gerçekten yakışıyor. Ayrımcılık demişken, bu satırları oluştururken bir haber geldi. Uzun yıllardır tanıdığım ve gösterilere birlikte katıldığımız meslektaşım ve kardeşim Salim Dikduran’ın İş Bankası kültür yayınlarından çıkan kitabı “ Türk Hava Kuvvetleri tarihinde ASTSUBAYLAR” isimli eseri okuyucular için raflara konulmuş. Tüm havacıların ve özellikle astsubay havacıların bu eseri mutlaka okumalarını tavsiye ediyorum.

Son ayrımcılığım, üyesi olduğum Tayyareci Vecihi Hürkuş Müzesi Derneği için olsun. Başkanımız Bahadır Gürer Bey sanki bir hava neferi gibi, standa gelen her yaştan insanla tek tek ilgileniyordu. Bunu her sene yapıyordu ama bu sene biraz daha farklı düşünce ile Sivrihisar’a derneğimizin de üyesi değerli sanatçı Murat Demirbaş’ı getirdi. Sayın Demirbaş, Bir Tayyareci Vecihi Hürkuş oyununu her zamanki gibi harika bir şekilde sahneye koydu. Akustik anlamda hangar yeterli olmasa da Murat kardeşimin içtenliği ve coşkusu beni bir kez daha ağlatmaya yetti. Gönlüne sağlık kardeşim. Sağ ol. 

Ve şimdi yazının yazılamaz bölümüne geldik.

Ali İsmet Öztürk.

Semin Öztürk Şener.

Sivrihisar Necati Artan Havaalanı görevlileri.

Mustafa KILIÇ

Havacılık Tarihi Araştırmacısı – Yazar

sontayyareci@gmail.com

0536 273 62 62

Kaynak: www.kokpit.aero

Kokpit Aero

Yorum Yap