Balistik Füze: İbrahim!

  • 20/06/2014 15:12

Küba’da devrimle iktidara gelen Fidel Castro ile birlikte Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) arasında ipler gerilmeye başlar. Castro’yu düşermek isteyen ABD, bölgede karşısında SSCB’yi bulur. Düşürülen U-2 casus keşif uçakları, Domuzlar Körfezi Çıkartması derken olay füze krizine doğru gider.

SSCB, 1962’de Küba’ya nükleer başlık taşıyan balistik füzelerini gönderir. Karşılığında ise ABD Türkiye’ye balistik füze göndermiştir. Uzun süren pazarlıklar yapılır…

ABD’li araştırmacı Philip Nash’in Other Missiles of October (Diğer Ekim Füzeleri) başlıklı araştırmasına göre füzelerinin Türkiye macerası şöyle: ABD 1957 yılında NATO üyelerine orta menzilli balistik nükleer füze olan Jüpiter’i yerleştirmeyi teklif etti. ABD Başkanı Eisenhower, füze verilecek ülkelerde yerel personel kullanılmasına karar verdi. Fırlatma anahtarı bir ABD ve bir yerel subayda duracaktı.

Onun dışında Amerikalı gözlemcilerin de olacağı füze üssü, yerel kuvvetlerce komuta edilecekti. Türkiye aynı yıl füzelerin kendi topraklarına yerleştirilmesi için başvurdu. Dönemin ABD Silahlı Kuvvetleri Avrupa Başkomutanı Lauris Norstadt, hükümetine “Türkler savaş yanlısı... Savaş istekleri artar’ diye rapor verdi. Bunun üzerine Türkiye ile müzakere başlatılmadı. Ancak, İtalya dışında hiçbir ülkeden olumlu sonuç alınamayınca 1959’da Türkiye’ye füze verilmesine yeşil ışık yakıldı. 19 Eylül 1959’da iki ülke anlaşma imzaladı.

BİZİM ‘İBRAHİM’ FÜZESİ!

İki süper gücü karşı karşıya getiren krizle birlikte Amerikalılar füzelerin yerleştirileceği alanları belirlemek üzerine Türkiye’ye gelir. Yapılan çalışmalar sonrasında limanın yakın olması nedeniyle İzmir belirlenir. Yapılan hesaplamalara göre Çiğli’ye yerleştirilecek bu füzeler, nükleer krizde ateşlenecek ve SSCB’nin batısındaki nükleer füze üslerini vuracaktı.

İlk etapta 5 fırlatma rampası ve nükleer başlıklarıyla 15 Jüpiter füzesi İzmir’e getirildi. Türkiye’nin bu füze üssünü idare edecek personeli olmadığı için Türk subaylar ABD’ye eğitime gönderildi.

İzmir’de ise beş ayrı nokta planlanır. Foça Kozbeyleri, Gölmarmara, Aliağa Çaltılıdere, Manisa’da Çamköy ve Akhisar yolundaki Kemiklidere seçilir. ABD’den IBRM (Orta Menzilli Balistik Füze) olarak adlandırılan sistemler gemiyle İzmir’e 1961’de getirilir.

İki bine yakın personel eğitilir. IBRM kısaltması kısa sürede Türk subayları tarafından ‘İbrahim’e çevrilir. Türk kaynaklarına "İbrahim II" olarak giren füzeler için siyaset bilimci Doç. Dr. Nur Bilge Criss, "Bence Sultan I. İbrahim 'deli' diye anıldığı için, füzelere karşı çıkan Türk subaylarının kara mizah yaparak 'Deli İbrahim' adını takmış olduğu ihtimali daha yüksek" olduğunu iddia eder.

İLK DENEME 18 NİSAN 1962’DE

Çiğli'de 6 Kasım 1961'de faaliyete geçti. Türkiye'nin füzelerin idaresini devralması için ABD'ye eğitime gönderilen subayların, 18 Nisan 1962'de deneme atışı gerçekleştirir. NASA'nın Cape Canaveral'daki üssünde tamamen Türklerin komutasındaki bir Jüpiter füzesi başarıyla fırlatılır.

Türkiye'deki füzelerin başından ilginç olaylar da geçti. Füzeler açıkta durduğu için çevredeki köylüler ne olduklarını soruyordu. Onlara füzelerin minare olduğu anlatılıyordu. ABD Senatosu bir araştırma için geldiği Çiğli'de bir füzenin motoruna bir kurşun isabet ettiğini de ortaya çıkardı. Bir füzenin elektrik bataryasının patladığı ve kontrol panelinin bozulduğu anlaşıldı.

ABD ile SSCB arasında füze krizinin çözülmesinin ardından 22 Ekim 1962'de füzeler tamamen Türk ordusuna devredildi. 1963’te füzeler tamamen söküldü.

'İBRAHİM' adı verilen Jüpiter füzesinin 1963 yılında Çiğli’de sökülmesine az bir zaman kala çekilen fotoğrafında da görüldüğü gibi üzerinde Türk bayrağı vardı. Resimde net gözükmese de bayrağın altında bir ok ve nükleer bombanın patlamasından sonra ortaya çıkan mantar bulutu çizimi de bulunuyordu.

MOTORU ‘ETEKLİ’ 

Füzeler açıkta durduğundan motor bölümü, dış etkenlere karşı ‘etek’ adı verilen bir muhafaza içinde duruyordu. Füze fırlatılacağı zaman ‘etek’, çiçek gibi açılıyordu. Jüpiter, açık hedef olduğu için savaş halinde 15 dakikada fırlatılması gerekiyordu, bu yüzden nükleer başlıklar sürekli takılıydı. Füzenin uzunluğu 18 metre, çapı ise 2.74 metreydi. Her bir nükleer başlık 1.44 megaton kapasitesiyle Hiroşima’ya atılan bombanın 100 katı gücündeydi.