İlk düşman uçağını düşüren Türk havacıları

  • 30/11/2017 18:58

Emin KURT

İlk hava zaferinin iki ayrı yorumunun betimlendiği iki farklı tablo.

İlk tablo 2009 yılında yapılmış ve Hv.K.K.lığı Karargahı protokol girişinde sergilenmektedir.

Hv.K.K.lığının 100. Kuruluş Yıldönümü etkinlikleri kapsamında yaptırılan ikinci tablo ise Hv.K.K.lığı karargahında komuta katında sergilenmektedir. 

Bir yanlış anlaşılmaya meydan vermemek için ilave açıklamalar yapmak gerekecektir. 30 Kasım 1915’de düşürülen uçak, Osmanlı Devleti sınırları içerisinde düşürülen ilk uçak değildir. Bu tarihten önce yerden açılan ateş sonucu düşürülen uçaklar mevcuttur. Bir hava savaşı sonrası düşürülen ilk uçak da değildir. Bu tarihin önemi Türk havacılarının bir hava savaşı sonrası ilk hava zaferini kazanmış olmasıdır.

Türk havacıları ilk hava zaferini 30 Kasım 1915 günü Çanakkale’de kazandılar. O gün Çanakkale’de konuşlu 1. Tayyare Bölüğü’nde görevli Pilot Üsteğmen Ali Rıza (GÖKER) ve Rasıt Yedek Subay İbrahim Orhan Bey AK1 numaralı Albatros C.I uçağı ile keşif görevine çıktılar. Kabatepe üzerine geldiklerinde bir düşman uçağı ile karşılaştılar. Bozcaada’dan havalanmış olan Maurice Farman M.F. 11 modeli uçak, Fransız MF98T hava birliğine aitti.

Rasıtlar tarafından kullanılan makineli tüfeklere sahip her iki uçak Kabatepe üzerinde hava muharebesine girişti. Uçakları pilotlar kullanırken, arka kabinde bulunan rasıtlar da uçağın makineli tüfekleri ile birbirlerine ateş ediyorlardı. Benzin deposundan isabet alan Fransız uçağı yanarak düştü. Yapılan zemin araştırmasında düşen Fransız uçağının enkazı Kabatepe’de tespit edildi. Bu başarıdan dolayı her iki uçucuya kıdem zammı ve para ödülü verildi.

Anlaşılacağı üzere bu zafer Pilot Üsteğmen Ali Rıza (GÖKER) ve Rasıt Yedek Subay İbrahim Orhan Bey’in ortak gayretlerinin semeresidir. Bu zaferi her ikisinden birine, diğerinin gayret ve çabasını anmadan, mal etmek/etmeye çalışmak tarihe ve gerçeklere ihanet olacaktır. Albatros C.I uçağı da bu zaferin amillerine dahil edilmelidir.

Havacılarımızın bu başarısı 7 ve 9 Aralık 1915 tarihli Tasvir-i Efkar gazetesinde yayımlandı. Harp Mecmuası ise 4’üncü sayısında olay hakkında bilgi vermeden sadece iki havacının fotoğrafını paylaşmıştır.

Zaferin amillerinin fotoğraflarına yer veren
Harp Mecmuası’nın 4. sayısının 54. Sayfası.

Zaferin Amilleri:

AK1 numaralı Albatros C.I uçağı

Türk Havacılarının İlk Hava Zaferini Kazandıkları Albatros C.I Uçağı

1. Dünya Savaşı sırasında Osmanlı havacılığının en üst yönetim kademesinde bulunan Alman Pilot Yüzbaşı Serno, 1915 yılı Mayıs ayı içersinde Almanya’ya giderek Türk havacılığının silahlı uçaklara olan ihtiyacını ilk elden Alman Genelkurmayına bildirmiştir. Alman Başkomutanlığı Türkiye’ye 6 adet silahlı uçak tahsis etmeyi kabul etmiş ve bunlardan beş tanesinin Albatros C.I modeli olmasını uygun görmüştür. Albatros C.I, rasıtın kullandığı, her tarafa dönebilen bir makineli tüfeğe, 160 beygirlik Mercedes motora sahip, iki kanatlı, iki kişilik keşif/bombardıman uçağıdır.

Osmanlı havacılığının ilk Albatros C.I uçağı Ağustos, ikincisi ise Eylül ayında, Alman askeri pilotları tarafından Herkulesbad’dan uçurularak, İstanbul’a getirilmiş ve bunlara sırasıyla; AK1 ve AK2 Türk askeri numaraları verilmiştir. Ağustos ayı içersinde İstanbul’a gelen ve AK1 seri numarası verilen Albatros C.I. uçağı, aynı ay sonunda Çanakkale Cephesi’ne gönderilerek burada konuşlu 1. Tayyare Bölüğü’nde göreve başlamıştır.

Ağustos ayından itibaren görev bölgesinde keşif ve bombardıman uçuşlarına başlatan AK1 numaralı Albatros C.I uçağı Türk havacılık tarihinin başka bir ilkine de adını yazdırmıştır. Bu uçak her ne kadar Alman havacıların idaresinde olsa da ilk hava zaferi kazanan Türk uçağı unvanına da sahiptir. 27 Eylül 1915 tarihinde Alman Pilot Teğmen Pressner ve Rasıt Üsteğmen Kettembeil bu uçak ile bir hava zaferi kazanmıştır. İmroz ve Saros Körfezi üzerinde keşif uçuşu sırasında AK1 numaralı Albatros C.I uçağı, havada bir düşman deniz uçağı ile karşılaşmış ve yaşanan hava muharebesi sonucu Rasıt Kettembeil’in kullandığı makineli tüfekle vurulan düşman uçağı düşmüştür. Bu sayede AK1, bir düşman uçağını düşüren ilk Türk uçağı olma özelliğini de kazanmıştır.

Tam olarak tarihi tespit edilememiş olmasına rağmen 30 Kasım 1915 hava zaferinden sonra, AK1 numaralı Albatros C.I uçağı, bakım ve onarım için Ayastefanos’a gönderildi. Gerekli onarımdan sonra Doğu Cephesi’nde görev yapması için yeni kurulan 7. Tayyare Bölüğüne görevlendirildi ve Bölüğün diğer ağırlıkları ile birlikte gemi ile Trabzon limanına gönderildi.

26 Şubat 1916 günü AK1 numaralı Albatros C.I uçağı Erzincan’a gitmek üzere Yüzbaşı Ali Rıza Bey kumandasında havalandı. Fakat kalkıştan kısa bir süre sonra, yeniden motor arızası baş gösterdi. İniş sırasında uçak, dar sahil şeridinden taşarak denize girdi ve motoruna kadar suya battı. Uçağın onarımı için İstanbul’dan malzeme isteği yapıldı. 7. Tayyare Bölüğü uçaklarının Trabzon’dan Erzincan’a uçarak gitme girişimi sırasında AK1 numaralı uçak yine motor arızası nedeniyle zorunlu inişe mecbur kalmış ve bu sırada kırım geçirerek görev yapamaz hale gelmiştir.

Pilot Ali Rıza Bey

Bu zaferin kahramanlarından Pilot Ali Rıza Bey; 1914 yılında, De Goys’un okul müdürlüğüne atanmasından sonra, Ayastefanos Tayyare Mektebi’nde açılan ilk pilotaj kursunun dört öğrencisinden birisidir. Pilot eğitimi sonrası staj için Almanya’ya gönderilmiştir. 15 Şubat 1915’de 888 numaralı Alman Brövesini almıştır. Haziran 1915’de Rumpler B.I uçaklarının uçarak Almanya’dan yurda getirilmesinde görev almıştır. Bu başarısından dolayı kasım 1915’de iki yıl kıdem terfisi verilerek Yüzbaşı rütbesine terfi ettirilmiş ve Çanakkale’de konuşlu 1. Tayyare Bölüğü’ne atanmıştır.

30 Kasım 1915 zaferinden sonra Ali Rıza Bey, 1916’da, 3. Ordu emrinde görev yapan 7. Tayyare Bölüğü’ne Bölük Komutanı olarak atandı. 07 Mayıs 1916 tarihinde çıktığı keşif uçuşunu, hava şartları sebebiyle iptal edilerek geri dönü. Bunun üzerine 3. Ordu Komutanı Vehip Paşa tarafından “Düşman arazisi üzerinde uçmaya cesareti yoktur” suçlaması ile ilk önce bölük komutanlığından daha sonra da pilotluktan alınarak asli sınıfı olan piyade sınıfına verildi. Savaş sonuna kadar piyade sınıfında görev yaptı.

Arkadaşları arasında “Deli Ali Rıza” olarak anılan Ali Rıza Bey, 1919 yılında tekrar havacılığa döndü ve 1920’de Hava Kuvvetleri Müfettişliği görevinde bulundu. Şehit Binbaşı Fazıl Bey’in de içinde olduğu 6/7 Haziran 1920 tarihli Maltepe Firarı sonrasında Osmanlı Havacılığının feshedilmesi ile birlikte havacılıktan uzaklaşmış oldu. Milli Mücadele’ye katılmadığını tespit edebildiğimiz, Ali Rıza Bey hakkında sahip olduğumuz bilgiler bununla sınırlıdır. Emekliye ayrıldıktan sonra geçimini sağlamak için taksi şoförlüğü yaptığı, Kuleli Askeri Lisesi öğrencilerini Üsküdar’dan Çengelköy’e ücretsiz taşıdığı söylenmektedir. Emekli Hava Korgeneral Hulusi Kaymaklı, kaleme aldığı Havacılık Tarihinde Türkler isimli eserinden kendisinden “Memleketini, o memleketin insanını ve askerliği seven yürekli ve iyi niyetli bir subay” olarak bahsetmektedir.

Rasıt İbrahim Orhan Bey

Bu zaferin bir diğer kahramanı olan Rasıt Yedek Subay İbrahim Orhan; eski Sadrazamlardan Tevfik Paşa’nın torunudur. Galatasaray Lisesi’ni bitirdikten sonra Fransa’ya giderek, Lyon Üniversitesi’nde kimya öğrenimine başlamıştı. Çok iyi yüzücü ve çok iyi motosiklet kullanıcısıydı. Osmanlı Devleti’nin Genel Seferberlik ilan etmesi üzerine, hemen askere yazılmış, Yedek Subay Talimgâhı’nda eğitimini tamamladığı sırada, kendi isteği ile hava sınıfına ayrılmış ve Ayastefanos Tayyare Mektebi’ndeki rasıt kursuna gönderilmiştir. Kursu tamamladıktan sonra, 1. Tayyare Bölüğü’nde rasıt olarak görev yapmaya başlamış ve 30 Kasım 1915 tarihindeki başarının amillerinden birisi olmuştu. Daha sonra Ayastefanos Tayyare mektebinde pilotluk eğitimine başlamış, uçuş eğitiminin devamını Almanya’da tamamlamış ve pilot olarak yurda dönmüştür. Haziran 1916 tarihinde Medine’de kurulan 3. Tayyare Bölüğü’ne atanmış ve burada iki yıla yakın görev yapmıştır. Haziran 1918 tarihinde İzmir/Seydiköy’de konuşlu 5.Tayyare Bölüğü’ne atanmıştır.

Pilot Teğmen İbrahim Orhan Bey’in Şehit Olduğu AEG C.IV Uçağı

Pilot Teğmen İbrahim Orhan Bey, 13 Temmuz 1918 tarihinde Rasıt Üsteğmen Hüseyin Hüsnü Bey ile birlikte AEG5 numaralı AEG C.IV uçağı ile Sakız Adası’na keşif görevine çıktı. Sakız Adası üzerinde uçaksavar ateşi sonucu uçağın kanadı kopar ve uçak ile birlikte havacılar denize düştüler. Uçağa bağlı olmayan Rasıt Üsteğmen Hüseyin Hüsnü Bey uçaktan çıkmayı başardı ve Yunanlar tarafından fakat esir edildi. Uçağa bağlı olan pilot teğmen İbrahim Orhan Bey ise uçaktan kurtulmayı başaramayarak şehit oldu. Şehit Teğmen İbrahim Orhan Bey, Sakız Adası’ndaki Türk asıllı halkın yardımıyla Kara Ali Paşa’nın kabrinin yanına defnedilmiştir. Kabri halen oradadır. Tüm şehit havacı kahramanlarımız gibi gönüllerimizde yaşayacaktır.

İbrahim Orhan Bey’in (Sağda), pilot olarak görev yatığı 3. Tayyare Bölüğü’nde Türk havacılığının en büyüklerinden Şehit Fazıl Bey ile birlikte çektirdiği fotoğraf.

İbrahim Orhan Bey’in 1. Tayyare Bölüğü’nde görevli iken çekilen fotoğrafı.

Yunanlara esir düşen Rasıt Hüseyin Hüsnü (Bilgen) Bey ise; Sakız Adası’nda esir olduğu sırada Adadaki Türk kökenli iki Yunan jandarmasının yardımı ile adadan firar etti ve 15 Eylül 1918 tarihinde Türk topraklarına ulaştı. 5. Tayyare Bölüğü’ndeki görevine devam eden Hüseyin Hüsnü Bey, 16 Nisan 1919’da Maltepe Tayyare İstasyonu’na atandı ve Osmanlı Havacılığının dağıtılması sonrasında Anadolu’ya geçerek Milli Mücadele’ye katıldı.

YAZARLAR

  • Fatih Yılmaz

    S-400’ler ABD ve İsrail füzelerine neden karşılık vermedi?