Mustafa Kılıç

Edibe sonsuzlukta uçuyor

  • Son Güncelleme: 8/07/13 08:20:33
  • 4

Haklıydılar, Şehit Avni YAYKIN’ı tanımak adlı yazımda, Yaykın hocamızdan uzunca bahsetmiştik ancak Edibe hocamı anlatmayı çok öncelerde kaleme almış olmam genç havacıların gözünden kaçmış olmalı. Bilgi tazelemede yarar var. Gelin Edibe Hocamızın harika ve ibret dolu yaşamını bir kez daha okuyalım.

Edibe SAYIN 8 Mart 1922 tarihinde Elazığ’da dünyaya gelir. Annesi Nadire, babası Mustafa Sayın‘dır. İlkokul yıllarında ailesi ile birlikte Adana’ya göç ederler. Edibe ailenin tek evladıdır.

1935 yılında açılan THK Türkkuşu, yüksek planör kampında yetiştirilmek üzere yurt genelinde seçmeler yaparak öğrenci almayı planlamaktadır. Seçilen öğrenciler THK nun ilk öğretmenleri olarak yetiştirilecektir. Bu nedenle çok titiz seçimler yapılacak ve Türkiye genelinden bu öğrenciler belirlenecektir. Ankara, İzmir, Adana, Edirne, İstanbul, Kayseri ve Bursa da planör başlangıç kursları açılır. 

Adana’ya Raif Oltu ve Makinist Faruk Bey görevlendirilir. Kursa Adana kız ve erkek liselerinden birçok öğrenci katılır. Haziran sonunda yapılan elemelerden sonra sekiz genç İnönü Yüksek Yelken Uçuşu Kampına gönderilir. Bu sekiz gençten biri de, tek kız öğrenci olarak Adana Kız Lisesi orta kısmını bitiren Edibe Sayın olur.

THK EĞİTİMLERİ

Kabına sığmaz bir kız olan Edibe o yaz İnönü’de beş, altı paraşüt atlayışı yapar, ayrıca başlangıç eğitimi gördüğü planör uçuşlarına devam eder. Nihayet C brövesini almıştır. Gururla göğsüne taktığı brövesiyle Adana’ya döner ve ailesi ile birlikte aldığı karar doğrultusunda Konya Öğretmen Okulu’na başlar. 1938 yaz tatilinde tekrar gittiği İnönü eğitim kampı bitiminden sonra, bir daha geri dönmez. Planör öğretmen adayı olarak Türkkuşu’ nda kalır. Ankara Etimesgut’a gelince de motorlu uçak eğitimlerine başlar.

Öğretmen adaylığı üç yıl sürer, yazın kampta, kışın Ankara’da kalır. 1941 yılında öğretmen yardımcısı olur. 1941 yılının 8 Martında yaş gününü kutladığı günde, yine Türkkuşu’nda öğretmen yardımcısı olan Talat Subaşı ile evlenir.

Edibe Subaşı’nın öğretmen yardımcılığı iki yıl sürer. 1943 yılında öğretmen olur. O dönemlerde Türkkuşunda bir sınıflandırma olmadığından, öğretmenler her dalda eğitim yaptırabiliyorlardı. Edibe de öyleydi. Fakat o daha çok planörü tercih ediyordu. Planörde gürültü yoktu. Motor gücüyle uçulmadığı için, insan kendisini daha özgür hissediyordu. Uçuşlarda tüm yetenek pilotun elindeydi. Planör ağır uçtuğunda ise tabiatın tüm güzellikleri sindire sindire seyredilebiliyordu. En büyük özelliği de uçucunun kabiliyetini ortaya çıkarmasıydı.

KIZI VE OĞLU AKAN SUBAŞI

Edibe Subaşı’nın 1943 yılında kızı Tülin doğdu. Genç öğretmen hamileliği sırasında ve kızı küçükken model uçak öğretmenliği yaptı. Tülin yakalandığı hastalıktan kurtulamayarak 1946 yılında vefat etti. 1947 yılında bir oğlu dünyaya geldi. Talat Subaşı oğluna, soyadı ile tatlı bir bağlantı kursun diye Akan adını verdi. Akan Subaşı… Kendisi de aynı yıl Devlet Hava Yollarına pilot olarak geçti.  

5 Ocak 1954 akşamı, hiçbir neden yokken, Edibe Subaşının evine arkadaşları ve akrabaları geldiler. Kimse bir şey söylemiyordu. Edibe Subaşı şüphelendi.

‘Talat’a bir şey mi oldu ?’ Yeğeni Ziya Adal:

‘Talat ağabeyim mecburi iniş yapmış’’ dedi.

Edibe Subaşı sesini çıkarmadı. Haber saati idi. Radyoyu açtı. Spiker, Talat Subaşı’nın kaptan pilot olduğu Türk Hava Yolları uçağının Çanakkale’den İstanbul’a gelirken Lâpseki civarlarındaki ormana mecburi iniş yaptığını bildirdi ve acı haberi verdi. Talat Subaşı şehit olmuştu.

ATİNA HAVA GÖSTERİLERİ

25 Ekim 1954 günü Atina’daki Zapion Sergi Sarayı’nda açılan Türk-Yunan- Yugoslav havacılık sergisinde bir konuşma yapan Yunan Hava Bakanlığı Müsteşarı sözlerini bitirirken yüzünü Edibe Subaşı’ya çevirerek:

“Yunan kızlarına örnek olacağınız için size özellikle teşekkür ederim”  dedi.

THK, Yunanistan Krallık Hava Kulübü ve Yugoslavya Havacılık Birliği arasında 1954 yılı Mayıs ayında imzalanan işbirliği anlaşmasının ilk eseri olarak 24 – 27 Ekim 1954 tarihleri arasında Atina’da bir hava gösterisi düzenlenmişti. Türk, Yugoslav ve Yunan ekiplerinde tek kadın paraşütçü olarak Edibe Subaşı vardı. Yunanlılarda bırakın paraşütçüyü tek bir havacı bayan dahi yoktu.

Yugoslavlar havacılıkta oldukça ileri durumdaydılar. Fakat onlarda ekiplerine bir bayan paraşütçü katamamışlardı. 24 Ekim 1954 günü Selanik’ten havalanıp Atina üzerine gelen Türk, Yugoslav ve Yunan uçaklarından Ellenikon Hava alanına atlayan paraşütçüler arasında tek Bayan Edibe Subaşı idi. Yunan Hava Bakanlığı Müsteşarı’nın Yunan kızlarına örnek olarak gösterdiği Edibe Subaşı. 26 Ekim 1954 günü yine Atina’nın askeri hava alanında yapılan gösterilerden sonra indiği zaman, İstanbullu Rumların: “ İn de yüzünü görelim” diye bağrıştıkları Edibe Subaşı…

Ne gariptir ki, üç yıl sonra hastanedeki odasında ziyarete gelen dostları bu yüze baktıkları halde Edibe Subaşı’nı tanıyamayacaklardı.  

PLANÖR İLE GEÇİRDİĞİ BÜYÜK KAZA

Edibe Subaşı 1 Nisan 1957 sabahı yirmi iki kırıkla kurtulduğu kazadan sonra üç ay Ankara Numune hastanesinde yattı. 15 ameliyat geçirdi. Kalça kemiğinden burnuna kemik kondu. Daha sonra Türk Hava Kurumu tarafından Viyana’ya gönderildi. Dört buçuk ay da orada tedavi gördü. Yüzünde ve bedeninde fark edilmeyecek nitelikte değişikliklerle tekrar görevine döndü. Ancak sol elinde aşırı derecede his kaybı vardı. Sol kulağı ağır duyuyordu. Sol ayağında sinirler kopuktu. Çok yol yürüdüğünde veya ayakta fazla kaldığında ayak parmaklarında bükülmeler başlıyordu. Sosyal Sigortalar Kurumu, onu silindir makinisti statüsüne tabi tutarak 220 lira aylıkla malulen emekliye ayırdı. SSK kapsamında o yıllarda havacılara has bir sınıflama olmadığından, yirmi iki yıllık havacı öğretmen Edibe Subaşı ancak ağır işçi olarak kabul edebilmişler. Çok düşük bir maaş bağlandığı için Edibe Subaşı itiraz eder. SSK’nu mahkemeye verir.

Kurum üç aylık bir inceleme sonucu vermiş olduğu kararı değiştirerek bu kez de aylığını yükseltebilmek adına Edibe öğretmeni şoför statüsünden aylığa bağladı. Maaşı 250 lira olmuştu. Edibe Subaşı bir kez daha mahkemeye başvurdu. Bir yıl sonunda SSK tarafından en tehlikeli işçilik statüsünde yer alanların aylığından maaşa bağlandı. Maaşı 280 lira olmuştu. Edibe öğretmen hayatı boyunca bu emeklilik statüsü ile çok dalga geçmişti. “ Ben minare tamirciliğinden emekli oldum “ derdi.

GÜLEÇ VE SEVECEN

Her zaman güleç, sevecen, esprili bir kişiliğe sahipti. Gençlerle konuşmaya, onlara havacılık anılarını anlatmaya bayılırdı. Ben de THK Müze Amiri iken kendisiyle tanışma şerefine eriştim. Sonrasında birkaç kez daha görüşüp anılarını dinledim ve fotoğraflarını alma fırsatım oldu. 8 Mayıs 2011 günü Türkkuşu’nun kuruluş yıldönümü fotoğraflarına bakarken, bilgisayarıma Edibe Sayın-Subaşı- Kutucuoğlu’nun vefat haberi geldi. O çok sevdiği Türkkuşu’nun kuruluş yıldönümü etkinlikleri sırasında İzmir’de toprağa verildi. Hem de sohbet etmeyi çok sevdiği THK İzmir şubesi genç kanatlarının omuzlarında uçarak.

Aynı planöründe olduğu gibi sessizce, huzur içinde sonsuzluğa uçtu. O artık hiç inmeyecek hem gökyüzünden hem de gönüllerimizden.

 

Kaynak: www.kokpit.aero

Facebook

Kokpit Aero

Yorum Yap