Hedef Manşı Meydanda Kayboluyor

  • 27/06/2013 15:03

F-86 uçağında yaptığımız görevler içinde en heyecan verici ve zevkli olanı, manş hedefine yaptığımız hava-hava atış görevleri idi. O yıllarda Hava Kuvvetlerimizin Av/Önleme rolündeki yegane uçağı F-86 idi. Bu uçağın asli rolü olan Av/Önleme görevlerinde başarılı olabilmesi için filoların hava/hava atışlarına önem veriliyordu. Hava/Hava atış görevinin planlanması ve yerine getirilebilmesi için pek çok şartın bir araya gelmesi gerekiyordu. Aranan şartlardan ilki, hem meydanda hem de atış sahası civarında havanın açık olması idi. Bazen meydanda hava müsait olur, ancak atış sahası kapalı olduğundan atış planlanamazdı. Bazen manş hedefi kalkışta kopar, dörtlü kol yedek manşı bekler, yedek manşın kalkışı gecikirse ve kollar motor çalıştırmış ise, yerde uzun süre beklemekten yakıt kritik duruma düşer, atış iptal edilirdi.

Atış sırasında bazen pilotlardan biri manş telini vurup manşı kopartır, veya nadir de olsa manş hedefine girerek manşa kanadını taktırıp bu durumda inişe gelir: bazen da manş pilotu herhangi bir arızadan dolayı manşı meydana getirmeden deniz veya kara üzerinde atmak zorunda kalırdı.

SÜRAT 165 KNOT!

F-86 uçağında manşı çeken telin ucu, uçağın sol pike flabının yuvası içindeki bir kancaya takılırdı. Manşın kopmaması için de uçağın süratinin 165 Knot’ın üzerine çıkarılmaması gerekirdi. Eğer uçağın sürati biraz artar ve pilot da sürati azaltmak için dalgınlıkla pike flabını açarsa, manş kancasından ayrılıp düşerdi.

Velhasıl, bütün şartlar bir araya gelip atış tamamlanmış ve pilot da manşı getirip manş bırakma noktasına atmış ise, herkes derin bir nefes alırdı. Manş yere düştükten sonra silahçı personelin manşı düştüğü yerden bulup getirmesi heyecanla beklenirdi. Atış arabası tarafından filonun önüne getirilen manş, araçtan indirilip yere serildikten sonra, eğer üzerinde beklenen vuruş olmazsa pilotlar hayal kırıklığına uğrayıp içten içe üzülürler, üzerinde pıtırak gibi çok sayıda delik varsa, kolun pilotları o an için en büyük keyif ve mutluluğu yaşarlardı.

BİR ZAMANLAR MERZİFON

Şimdi anlatacağım bu olayı, Hava Kuvvetlerimize 1980’li yıllardan sonra katılan gençlerin inanmaları çok zor. Bu olay, hava atışından sonra manş uçağı tarafından Merzifon Meydanı’na getirilip atılan bir hedef manşının uzun süre bulunamaması olayıdır.

Hava Kuvvetlerimizin jet uçaklarına geçtiği 1950’li yıllarda jet meydanlarımız kısa sayılacak bir zaman dilimi içinde inşa edilmiş ve ABD kaynaklarından temin edilen jet uçakları bu meydanlara konuşlandırılmıştır. Jet uçaklarının konuşlandırılacağı bu meydanların inşaatları sırasında, standart uçuş kriterlerinin dışında arazi üzerindeki pek çok tümsek, çukur ve engebeler düzeltilmeden o halleriyle bırakılmıştır. Bu inşaatlar sırasında pist, hangar ve uçuş tesislerinin inşaat artıkları da oldukları yerlerde terk edilmiştir. Meydanda arazinin çukur oluşturup suların biriktiği bazı yerlerde küçük göletler oluşmuş ve orada zamanla iki metreyi geçen sazlıklar ve çalılıklar meydana gelmiştir.

BULUNAMAYAN MANŞ

Merzifon Meydanında manş bırakma noktası ana pist ile eski 143ncü Filo binasının arasında kalan bir yerde idi. Manş bırakma noktası nispeten düzlük bir sahaydı, ancak o noktanın uzantısı, adam boyunu geçen sazlıklar ve çalılıklarla kaplı idi.

Hava atışının öğleden sonra olduğu bir gün, manş pilotu pasaja girmiş, fakat manşı bırakmak için pike flabını açma kumandasını vermekte biraz gecikince manş, istenen noktanın biraz uzağına düşmüştü.

Pilotlar filonun önünde manşın gelmesini bekliyor, ancak manşı almak üzere giden atış arabası aradan saatler geçmesine rağmen bir türlü manşı bulup getiremiyordu. Mesai araçlarının da şehre hareket etmesine az bir zaman kalmıştı. O zamanlar filoda hiçbir kimsenin otomobili olmadığından, mesai aracını kaçıran kimsenin şehre gidebilmesi ancak şansa kalmıştı.

Koldaki pilotlardan manş üzerinde çok iyi bir vuruş yaptığını tahmin eden bir arkadaşımız, mesai aracını kaçırmak pahasına filonun Jeep’i ile manş bırakma sahasına gidip manşı aramakta olan silahçı ekibe katıldı. O arkadaşımız ve silahçı ekibi akşam hava kararıncaya kadar aramalarına rağmen manşı bulmaları mümkün olmadı.

Manşın aranmasına ertesi gün devam edildi ve saatler sonra manş çalılıkların ve sazlıkların arasında bir yerde bulundu. Eskiden, havadan atılan bir manş hedefinin bulunamayacağı kadar kötü, düzensiz ve bakımsız meydanlara sahipken; bugün, Avrupa ve Amerika’da bulunanlar seviyesinde ve hatta onlardan da güzel ve bakımlı meydanlara sahip olmak ne kadar gurur verici bir şey! (*)

F-86 NOSTALJİSİ

1973 yılında Mürted (Akıncı) 141nci F-104 Filo Komutanı iken fırsat buldukça şimdiki eski nizamiyenin yanına hatıra amacıyla konulan 103 kuyruk numaralı F-86 uçağının başına gidip kokpitine girerdim. Eski F-86’cılar çok iyi bilir, F-86 kokpitinin diğer uçaklara göre çok değişik ve kendine özel hoş bir kokusu vardır. O tarihte F-86’ların Hava Kuvvetleri envanterinden çıkarılışının üzerinden yaklaşık beş yıl geçmesine rağmen F-86’nın eski pilotlarını etkileyen o hoş kokusu hala kokpitinden gitmemişti.   O tarihte Mürted’de F-102 ve F-104’lerde uçan arkadaşlarımız bir gün birbirimize haber verip sözleştik ve sevgili uçağımızın önünde hatıra fotoğrafı çektirdik. Fotoğrafa dikkatle bakıldığında o zamanlar hava üslerimizin otlar ve çalılarla kaplı içler acısı durumu net olarak görülmektedir. Bu vesileyle fotoğraftaki arkadaşlarımızdan bugün hayatta olmayanları sevgi, özlem, hasret ve rahmetle anıyorum. Nur içinde yatsınlar!

(*) Tepeleriyle, tümsekleriyle, çukurlarıyla, öbek öbek taş yığınlarıyla, sazlık ve çalılıklarıyla uzun yıllar çok kötü durumda kalan ana ve yedek meydanlarımız, Hv.Orgeneral Tahsin Şahinkaya’nın Hava Kuvvetleri Komutanlığı yaptığı yıllarda verdikleri emir ve direktifler doğrultusunda; o zamanki Üs Komutanlarının ve Üs’lerde görevli personelin yoğun çabaları ve fedakar çalışmalarıyla ve mahalli sivil idarelerden sağlanan iş makineleri desteğiyle, eski kötü durumlarından kurtarılmış; tepeler, tümsekler düzeltilip, çukurlar doldurulmuş ve meydanlarımız bugünkü modern, düzgün, çiçek gibi, tertemiz görünümlerine kavuşturulmuştur.)

İRFAN SARP KİMDİR?

1954 yılında Kuleli Askeri Lisesi’nden, 1956 yılında Hava Harp Okulu’ndan mezun oldu. Pilotaj eğitimini ABD’de tamamladı. Muharip uçuş birliklerinde F-86, F- 84F, F-104 ve F-4E tipi uçaklarla uçtu.

Jet Eğitim Filosu’nda ve uçuş birliklerinde T-33 uçaklarında uçuş öğretmenliği yaptı.  1970 yılında Hava Harp Akademisi’nden, 1971 yılında Silahlı Kuvvetler Akademisi’nden mezun oldu.

Hava Kuvvetleri Jet Üsleri’nde Filo Harekat Subaylığı, Filo Komutanlığı, Harekat Komutanlığı ve Üs Komutanlığı görevlerinde bulundu. 1979’da Tuğgeneral, 1983 yılında Tümgeneral oldu. 30 Ağustos 1987’de emekli oldu.