Füze atışının ilginç hikayesi

  • 12/07/2013 14:19

Mürted – Akıncı 1977-78: F-102 ve F-104 Uçaklarıyla Yaptığımız Havadan Havaya Füze Atış Eğitimi

1969 Yılında F-102A Her Hava Av Önleme (AWX) uçaklarının Türk Hava Kuvvetlerinin envanterine girmesiyle bir ilk gerçekleştirilmiş ve Hava Kuvvetlerimiz bu uçağın sahip olduğu hava radarı, atış kontrol sistemi ve bu sistemleri kullanarak atılan radar güdümlü Falcon GAR-4A (AIM-4G) füzeleriyle ilk defa gece, bulutta ve her havada önleme ve atış kabiliyetine sahip olmuştur. 1969 Yılında Mürted -Akıncı 4ncü Ana Jet Üssünde iki filo halinde konuşlanarak envanterimize giren ve servis dışı bırakıldığı 1979 yılına kadar yaklaşık 10 yıl süreyle hizmet gören F-102’ler, pilotlarımızın ECM ve CHAFF atışı dahil olmak üzere Her Hava Önleme konsepti ve tekniğiyle tanışmasına öncülük etmiş ve bu süre içinde çok sayıda değerli pilotumuzun Her Hava Önleme rolünde yetişmelerini sağlamıştır.

AMAÇ DÜŞMAN BOMBARDIMAN UÇAKLARINI DÜŞÜRMEK

F-102 uçağının gövde içindeki kızaklarında 6 adet Falcon tipi Radar ve infrared (ısı) Güdümlü füze taşınabiliyordu. Ayrıca 1950’li yılların hava savunma konsepti uyarınca toplu kol uçuşuyla taarruza gelen düşman bombardıman uçaklarına karşı gövde içinde taşınan 24 adet 2.75 inçlik FFAR roketi salvo halinde atılabiliyordu.  Pilot, önleme görevinin şekline göre radarlı veya ısıya güdümlü füze cinslerinden birini veya salvo halinde atılacak roketleri seçebiliyor, hedefi önleyip radarını hedefe kilitledikten sonra atış kumandası verdiğinde gövde içinde kızaklar üzerine monte edilen füzeleri taşıyan kapak dışarıya açılıyor ve füzeler fırlatılıyordu.   Mürted’de 141nci  F-104 Filosunda Hrk. Sb. olarak görev yaptığım 1971-72 yılında, F-102 Filo Komutanı Bnb. Nejat Yılmaz ile çift kumand TF-102A uçağında bir sorti uçuş yapmış ve bu uçağın performansı, silahları ve Her Hava Önleme taktikleri konusunda bilgi sahibi olmuştum.

GERÇEK FÜZEYLE ATIŞ

O tarihte envanterimizde bulunan Falcon füzelerinin sayılarının az olması ve fiyatının da pahalı olması nedeniyle bu füzelerin hakiki atışları için yılda çok az sayıda füze  tahsisi yapılabiliyordu. 1976-79 yılları arasında Mürted 4ncü Ana Jet Üs Harekat Komutanı olarak görev yaptığım üç yıllık süre içinde F-102 uçaklarından hakiki atış eğitimi için sadece 3 veya 4 adet Falcon füzesi tahsis edildiğini hatırlıyorum.

Hakiki atış eğitiminin yapılması için şöyle bir usul uygulanıyordu. F-102 uçağının ısıya güdümlü Falcon füzesinin hedefi olarak kullanılacak olan 5 inçlik bir Zuni roketi F-102’nin kolunda uçarak bu roketi fırlatacak olan F-104 uçağının kanat altı silah istasyonundaki bir LAU-10 lançerine takılıyordu. Taşıdığı büyük harp başlığıyla yer hedeflerine karşı çok etkili bir tahrip gücüne sahip olan Zuni roketi, 13 cm. çapı ve 195 cm uzunluğundaki gövdesiyle oldukça büyük bir roket idi. Zuni roketi de Falcon füzesi gibi hem fiyatının pahalı oluşu hem de envanterimizde az sayıda bulunduğundan hakiki atış için çok az sayıda tahsis edilebiliyordu. Atış eğitimini yapacak F-102 uçağının gövde içi füze kızağına bir adet ısıya güdümlü Falcon Füzesi takılıyordu.

ATIŞ KARADENİZ SEMALARINDA YAPILIYOR

Hakiki atış eğitimi için görevlendirilen F-102 ve F-104 pilotları filo brifing odasında atışın tüm ayrıntılarını kapsayan brifinglerini tamamladıktan sonra kalkışlarını yapıyor ve kol uçuşuyla atışın yapılacağı Zonguldak – Bartın bölgesinde deniz üzerinde atış için NOTAM’lanmış olan bölgeye gidiyorlardı. Zuni roketi atacak olan F-104 pilotu Falcon atışını yapacak olan F-102 uçağının sol tarafında kolda bir uçaklık mesafede yerini alıyor, F-102 pilotundan atış için hazır işaretini aldıktan 3 saniye içinde Zuni roketini fırlatıyor, F-102 pilotu da ayni anda Falcon füzesine atış kumandası veriyor. Bu hassas zamanlama ile Zuni roketinin hemen arkasından fırlatılan Falcon füzesi, Zuni roketinden çok daha hızlı olan akselerasyonu ve 3 Mach üzerindeki uçuş sürati sayesinde Zuni roketinin motorundan çıkan ısıya homing yapıp roketi yakalıyor ve çarparak onu imha ediyor.

Daha önce görev yaptığım av ve av bombardıman filolarında ayrı tip iki muharip jet uçağından roket ve füze atışının yapıldığı bir atış eğitimi görmemiştim.                                                                                                                                                                                           Atışın nasıl yapılacağı hakkında bir fikir edinmek için Falcon atışının programlandığı gün, atışı yapacak olan F-102 ve F-104 pilotlarının müşterek brifingini dinlemek üzere filoya gittim. Her iki filonun komutanlarının da katıldığı brifingde uçuşun ayrıntıları üzerinde durulurken, F-104 filo komutanı, filosundan Zuni roketini atmak için görevlendirdiği F-104 pilotu yüzbaşı arkadaşa, Zuni roketini fırlattıktan sonra motor saatlerini, RPM, EGT (egsoz harareti) ve nozul saatini yakından kontrol etmesini, daha önceki atış eğitimlerinden birinde F-104 uçağından Zuni roketi atıldığında motor kompresör stall olayıyla karşılaşıldığını söyledi.

NEDEN KOMPRESÖR STALL OLUYOR?

Filo Komutanı konunun teknik yönünü de şöyle izah etti: F-104 uçağının çok kısa olan kanadının altında Zuni roketinin takıldığı silah istasyonunun bulunduğu nokta ile uçağın hava alığının bulunduğu nokta yanca mesafe olarak birbirine çok yakın olduğundan Zuni roketi fırlatıldığında hava alığının çok yakınından geçen roketin yarattığı ani ve büyük hava tazyiki ve roketin motorundan çıkan sıcak gazlar sebebiyle motor kompresör stall olabiliyordu.  F-104 Filo Komutanı, .kompresör stall olma durumunda stall’dan çıkmak için günlük uçuş brifinglerinde ve emercensilerde her zaman üzerinde durulduğu gibi gaz kolunun OFF yapılıp “Air Start” düğmesine (yan yana bulunan iki düğmeye) çift start yapması gerektiğini pilota hatırlattı. Brifingin bu noktasında F-104 pilotu arkadaş deniz üzerinde uçarken motorun kompresör stall olması durumunda gaz kolunun OFF yapılmasına bir pilotun elinin gitmesinin zor olabileceğini söyledi. Filo Komutanı pilota böyle bir düşünceyi kesinlikle kafasından atmasını, kompresör stall olması durumunda gaz kolunu mutlaka OFF yapmasını, gaz kolunun “idle” (rölanti) durumuna getirilmesiyle stall’un asla temizlenemeyeceğini pilota tekrar izah etti.    

Aradan uzun yıllar geçmesine rağmen o günkü brifingde konuşulan bu ayrıntıları bugün bu kadar net hatırlamış olmama aslında kendim de hayret ediyorum. Herhalde bu olay üzerinde sonraki yıllarda F-104 ve F-102’lerde uçan eski tayyareciler bir araya gelip hangar kapılarını ardına kadar açtığımızda bu atış olayından epey bahsetmişiz ki o gün brifingde konuşulanlar hafızamda iyice yer etmiş.

BEKLENEN OLUYOR

Brifingden sonra pilotlar uçak başı yaptılar. Pistten aralıklarla kalkıp atış görevlerini yapacakları bölgeye gittiler. Görevlerini tamamlayıp inişlerini yaptıktan sonra görev sonu brifingi için tekrar filoda toplandık. Pilotlar uçuşu aynen planlandığı gibi yapmışlar. Atışın yapılacağı bölgeye gidip deniz üzerinde sahilden açıldıktan sonra planlandığı şekilde F-104 pilotu Zuni roketini atmış ve F-102 pilotu da ayni anda verdiği atış kumandasıyla Falcon füzesini fırlatmış.  Şimdi hikayenin en heyecanlı yerine geldik. Uçuş öncesi brifinginde F-104 Filo Komutanının Zuni roketi atıldığında motorun kompresör stall olabileceğini tahmin ettiği şekilde F-104 pilotu Zuni roketini attığı anda motor kompresör stall olmasın mı! Pilot Zuni roketini attığında uçakta ani bir takat düşüşü olmuş. Motor saatlerine göz attığında kompresör stall’un tipik göstergeleri olarak RPM’in sabit bir devirde takılıp kaldığını, EGT’nin arttığını ve nozulun tam açıldığını fark etmiş. O anda gaz kolunu OFF durumuna getirip çift Air Start yapmış. Motor yeniden çalışıp normal takatını elde etmiş. Uçuş öncesi brifinginde Zuni roketi atıldığında komprosör stall ihtimali üzerinde konuşulurken deniz üzerinde gaz kolunu OFF duruma getirmeye bir pilotun elinin zor gideceğini söyleyen pilot arkadaşımız motoru gerçekten kompresör stall olunca hiç tereddüt etmeden gaz kolunu OFF yapmış ve air start butonuna basarak motoru tekrar çalıştırmış. Gaz kolunu hiç tereddüt etmeden OFF durumuna getirmesinde, brifingde Filo Komutanının ve benim kendisine bunu bu şekilde yapması gerektiği üzerinde ısrarla durmamız belki de etkili olmuştur.

ÇEKİNGENLİĞİ AÇIK YÜREKLİLİKLE SÖYLEYEBİLMEK

İşte şimdi bu noktada hikayeden alınacak ders kısmına geldik. Harekat Komutanı ile Filo Komutanının da bulunduğu uçuş öncesi brifingi esnasında F-104 pilotu Yzb. arkadaşımızın motor kompresör stall olduğunda pilot el kitabında bu şekilde yazsa bile bir pilotun elinin gaz kolunu OFF yapmaya gitmesinin zor olacağını söylemesi o arkadaşımızın ne kadar samimi ve açık yürekli olduğunu gösteriyor. Havada bu olay başına geldiğinde ise pilot el kitabının yazdığını uyguluyor ve gaz kolunu OFF durumuna getirmekte tereddüt etmeyip kompresör stallu temizleme işlemini başarıyla yerine getiriyor! Ben bu pilot arkadaşın emercensi bir durumda yapacağı işlemlerle ilgili çekingenliğini ve endişesini brifing esnasında Filo Komutanı ve Harekat Komutanına açık yüreklilikle ifade etmesini çok takdir etmişimdir.

Bir uçuş birliğinde Filo Komutanı, Harekat Komutanı ve Üs Komutanı o birlikte bulunan pilotların bir aile doktoru gibidir. Nasıl ki bir şahıs aile doktoruna dertlerini, endişelerini ve düşüncelerini çekinmeden söylüyorsa, filodaki bir pilot da ayni şekilde uçuşla ilgili endişelerini, görüş ve düşüncelerini hiç çekinmeden komutanlarına söyleyebilmelidir. Yazımın baş taraflarında T-28 uçağında yaşadığım olayda bahsettiğim sevgili İngilizce öğretmenimiz Yzb. Hilmi Sever’in bizlere tavsiyesini burada bir daha hatırlatayım. Yzb Sever bize  ”Arkadaşlar, araba kullanırken bir trafik suçu işlerseniz ve trafik polisi sizi yakalarsa ceza vermemek için trafik polisine yalan söyleyebilirsiniz. Hatta sırası geldiğinde sevgilinize de yalan söyleyebilirsiniz. Ancak her ne sebeple olursa olsun uçuşla ilgili bir konuda sakın ola ki uçuş öğretmeninize ve uçuş birlik komutanınıza yalan söylemeyin. Aksi halde bu yalan gelip sonunda ayağınıza dolaşır ve size bütün itibarınızı kaybettirir” derdi. 

ZUNİ ROKETİ ATMAK

F-102 / F-104 müşterek füze / roket atışıyla ilgili olarak bir de benim yaşadığım uçuş olayını anlatmalıyım. Albay rütbesine ve 4ncü Ana Jet Üs Harekat Komutanlığı görevine gelinceye kadar görev yaptığım av ve av bombardıman filolarında Zuni roketi ile hiç atış yapmamıştım. Ayrıca o tarihe kadar bir av uçağından havada füze fırlatıldığını da görmemiştim. Hem Zuni roketi ile atış yapıp bu silahı tanımak hem de kolunda uçtuğum av uçağından atılacak bir güdümlü füzenin havadaki bir hedef roketine nasıl güdüm yaptığını bizzat gözümle görmek için bir sonraki müşterek atışın uçuş programına yazıldım.

O tarihte uçuşlarımı 142nci Filoda F-104S uçakları ile yapıyordum. Falcon atışını yapmak üzere F-102 filosundan Yzb. Murat Karamustafa görevlendirilmişti. Yzb. Karamustafa F-102 filosunun en iyi pilotlarından biri idi. Filodaki toplu brifingden sonra Yzb. Karamustafa ile ikili görev brifingimizi de tamamlayıp kalkış için piste girdik. F-102’nin pistten kesilmesinden sonra frenlerimi bıraktım ve kalkışımı tamamlayıp F-102’nin koluna yanaştım. F-102’nin kolunda Zonguldak – Bartın arasındaki NOTAM’lı atış sahasına geldik. Deniz üzerinde sahilden emniyetli bir mesafeye kadar açıldıktan sonra atış pozisyonu için F-102’nin sol kanat hizasında, yaklaşık bir uçak boyu mesafede yerimi aldım. Brifingde tespit ettiğimiz şekilde Yzb. Karamustafa’nın işareti ile roketi atmak için butona bastım.  Zuni roketinin uçaktan ileriye doğru fırladığı anda gözümü sağımdaki F-102 uçağına çevirdim. Hemen ayni anda F-102’nin gövde altındaki füze kapağının açıldığını ve Falcon füzesinin kapağa bağlı olduğu kızaktan fırladığını gördüm. Benim Zuni roketini atmam için butona basmam ve Yzb. Karamustafa’nın Falcon füzesini atması üç saniye içinde olmuştu.

FÜZELER PEŞ PEŞE FIRLIYOR!

Şimdi sayalım: Biiir, ikiiii, üüüüç! İşte benim attığım Zuni roket ve F-102’nin füzesi bu kadar kısa zaman içinde peş peşe fırlamıştı. Her halde bu atışın zamanlaması çok iyi oldu diye aklımdan geçirirken önümde uzaklaşan roket ve füzeyi takip etmeye başladım. Sağ yanımda bir uçaklık mesafedeki F-102 uçağı da ayni yönde uçuşuna devam ediyordu. Roket ve füzenin görüntüsü iyice küçülüp gözden kaybolmak üzereyken bir anda önümde büyük bir çevreye yayılan siyah bir duman tabakası meydana geldi. O anda bu duman tabakasına çok yakınmışım ve bu tabakanın içine giriyorum zannettim. Ani bir refleksle siyah dumandan kaçınacak şekilde sola yukarıya çekerken benimle ayni anda F-102 uçağının da sağa yukarıya doğru çektiğini gördüm. Uçağı düzeltip sağ alt tarafa baktığımda duman hala dağılmamıştı Bir süre sonra duman dağıldı. F-102’nin koluna girdim ve birlikte inişe geldik. Hafızamda tatlı bir anı olarak yer eden bu ilginç uçuşu kolda birlikte yaptığımız sevgili Murat Karamustafa kardeşimin de bu vesileyle kulaklarını çınlatmış oldum!                 

ATIŞTAN SONRA NE YAPILIR?                                                  

Anlattığım bu olayda genç pilotlarımızın çıkaracakları çok önemli bir ders var. Yer hedeflerine karşı makineli top, bomba ve roket atışlarında atış kumandası verince hedef üzerinde vuruşların hangi noktaya gittiğine bakılmadan lövyede hemen çekişe başlandığı gibi; havadan havaya yapılan roket-füze atışında da füze ve roketi takip etmek için ileri istikamette uçuşa devam edilmemesi, hemen yatış ve çekişle kaçınma hareketine başlanması bu olaydan çıkarılacak en önemli derstir. Olaydan çıkarılacak önemli bir ders deyince şimdi aklıma bir Karadeniz fıkrası geldi. İşlediği cinayet suçundan idama mahkum edilen Karadenizliye son arzusunu sormuşlar o da “Bu bana çok iyi bir ders oldu” demiş! Eğer ben kaçınma hareketinde geç kalıp önümde dağılan roket ve füze parçalarının içine girseydim Karadenizlinin dediği gibi bu da bana çok iyi bir ders olacaktı!

İKİ FÜZE YAN YANA ATILIYOR

Şimdi düşünün. F-102 uçaklarından atılan Falcon GAR-4A (AIM 4G) füzesinin boyu 2.06 metre, ağırlığı 66 kg. ve taşıdığı patlayıcı maddenin ağırlığı 13 kg. Zuni roketinin boyu da 195 cm. Kolda birbirine yakın mesafede uçan iki jet uçağından 2’şer metre uzunluğunda füze ve roket atılıyor. Roket ve füze atıldıktan sonra kaçınma manevrası yapılmıyor.

Bu olacak iş mi? Hava-yer atışında makineli top mermilerinin veya bomba ve roketin vurduğu noktayı görmek için çekişte geç kalındığı takdirde nasıl ki yerde patlayan mühimmatın parça tesirine maruz kalma ve yerden sekerek motora girecek bir parça ile motorun durma ihtimali varsa; ayni şekilde havada yan yana uçan iki uçaktan füze ve roket atıldıktan sonra da havada infilak eden roket ve füzeden dağılan parçaların içine girilmesi ve içine girilen dağılmış parçaların motorda hasar meydana getirmesi ve motorun durması ihtimali göz önünde bulundurulmalı ve füze veya roket atıldıktan sonra kaçınma hareketi için çekişte geç kalınmamalıdır. İki uçağın yan yana füze ve roketlerini fırlatmasından sonra kaçınma hareketi yapmaları gerektiği kitapta yer almamış veya brifing esnasında söylenmemiş olabilir. Ama unutulmamalıdır ki her şey kitapta yazmıyor. Kitabın yazmadıklarını da o uçaklarda uçanların kafalarında canlandırması ve ona göre uygun işlemleri zamanında uygulaması gerekiyor.

İRFAN SARP KİMDİR?

1954 yılında Kuleli Askeri Lisesi’nden, 1956 yılında Hava Harp Okulu’ndan mezun oldu. Pilotaj eğitimini ABD’de tamamladı. Muharip uçuş birliklerinde F-86, F- 84F, F-104 ve F-4E tipi uçaklarla uçtu.

Jet Eğitim Filosu’nda ve uçuş birliklerinde T-33 uçaklarında uçuş öğretmenliği yaptı.  1970 yılında Hava Harp Akademisi’nden, 1971 yılında Silahlı Kuvvetler Akademisi’nden mezun oldu.

Hava Kuvvetleri Jet Üsleri’nde Filo Harekat Subaylığı, Filo Komutanlığı, Harekat Komutanlığı ve Üs Komutanlığı görevlerinde bulundu. 1979’da Tuğgeneral, 1983 yılında Tümgeneral oldu. 30 Ağustos 1987’de emekli oldu.