İran havacılıkta yeni cazibe merkezi oluyor

  • 28/05/2017 13:14

Fatih Yılmaz/Kokpit.aero

Son 10 yılda hem turizm hem de havacılık sektöründe büyük atılımlar yapan, Türk Hava Yolları gibi dünyada en fazla noktaya uçan, kaliteli servis ve hizmeti, Hollywood yıldızlarının yer aldığı reklam filmleriyle herkesin bildiği bir marka yaratan, Pegasus, AtlasGlobal, Onur Air, SunExpress gibi hem iç ve hem de dış hatlarda önemli Pazar paylarına ulaşan havayolların sahip olan Türkiye’de bu olumlu tablo son iki yılda değişti.

Başta Ankara ve İstanbul gibi büyük metropollerde patlayan canlı bombalar, Sultanahmet’te turist kafilesini hedef alan IŞİD saldırısı, Atatürk Havalimanı’nda herkesi şoke eden terör olayı, Rusya ile yaşanan uçak düşürme krizi ve son olarak 15 Temmuz darbe girişimi bir ülkenin belki de karşılaşabileceği en büyük krizleri oluşturdu. Herbiri birbirinden ağır bu tramvalar, havacılık ve turizm sektöründe bölgesinde adeta parlayan bir yıldız olan Türkiye’ye karşı batı dünyasının bakışını değiştirdi. Olumlu hava tamamen tersine döndü.

İranAir, Airbus'tan geniş gövdeli A330-200 ve A321 tipi yolcu uçaklarını teslim almaya başladı.

16 Nisan’daki anayasa değişikliğini öngören referandum dolayısıyla başta Almanya ve Hollanda olmak üzere Avrupa ülkeleri ile olan tansiyon zirve yaptı, gerginlikler yönetilebilir olmaktan çıktı, siyasi krize dönüştü. Hollanda, Türk Dışişleri Bakanı’nın uçağına iniş izni vermeyecek, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı’nımızı sınırdışı edecek noktalara taşıdı. Türkiye tarihinin en derin krizlerini yaşarken yanıbaşımızdaki komşumuz İran, batıyla vardığı nükleer anlaşma sonrası adeta havacılık sektöründe kalkınma dönemini başlattı. Yıllardır uygulanan ambargo nedeniyle çok eski uçaklarla operasyon yapmaya çalışan, uçaklarına yedek parça bile bulmakta zorlanan İran, nükleer anlaşma sonrası hızla yenilenmeye ihtiyaç duyan uçak filosu için yatırımlara başladı. Önce  Airbus’a 105 uçak, ardından Amerikalı üretici Boeing’e 85 uçaklık yaklaşık mali değeri 25 milyar doları bulan sipariş verdi. Bununla yetinmeyen İran, bölgesel uçuşlarda kullanmak üzere daha küçük gövdeli, yolcu kapasitesi düşük pervaneli ATR 72-600 uçakları için de 20’si kesin, 20’si obsiyonlu 40 adet sipariş verdi. İran’da nükleer anlaşma öncesi 96 adet Airbus, 94 adet de Boeing ve McDonnell Douglas tipi uçak bulunuyordu. İranAİr’e ait Boeing uçaklarının birçoğu 1970 ve 80’li yıllardan kalmaydı. Filodaki Boeing 747 uçakları ise 1969 ve 1988 yılında sipariş edilmişti.

BİR YILDA BÜYÜK YOL ALDI

İran açısından herşey o kadar hızlı geliştiki yedek parça bulamadığı için uçaklarını uçurmakta zorlanan bir ülke bir yıl gibi kısa bir sürede bütün uçak alımlarını resmiyete döktü, imzaları attı. Milyarlarca dolarlık bu siparişlerden çok memnun olan Airbus ve Boeing gibi üreticilerin de bu ülkeye uçak satmaktaki iştah ve istekleri işlemlerin hızlanmasını sağladı. İran, yeni uçaklarını geçen aydan itibaren teslim almaya başladı. İran’ın verdiği siparişlere bakarsak sadece kısa, orta ve uzun menzilli Boeing ve Airbus’a değil, aynı zamanda çarpaz uçuşlar yapabilecek, daha küçük gövdeli, her meydana inebilen pervaneli uçak siparişleriyle de bölgesel pazarda liderliği hedeflediğini görebiliriz.

İranAir'in 22 Aralık 2016 tarihinde Airbus'a verdiği milyar dolarlık uçak siparişine İranAir CEO'su

Farhad Parvaresh (solda) ve Airbus Grubu'nun CEO'su Fabrice Bregier birlikte  imza atmıştı.

 

HAVACILIK SEKTÖRÜNE 55 MİLYAR DOLARLIK KAYNAK

Tıpkı ABD’de Cumhuriyetçi kesimden ağırlıklı politikacılar gibi Avrupa’da da İran ile yapılan nükleer anlaşmadan rahatsız olan, İran’ın tamamen dış dünyaya açılmasından tedirginlik duyanlar yok değil. Örneğin Avrupa Birliği’nin en son güncellediği kara listedeki havayollarına baktığımız zaman İran’ın milli havayolu İranair’in de kısıtlama getirilen şirketlerden olduğunu, Aseman Airlines’ın ise AB’ye uçuşlarının tamamen yasaklandığını görüyoruz. Ancak İran yönetimi kendisine karşı olan bu önyargılara rağmen havacılık sektöründe bölgede söz sahibi olmakta kararlı gözüküyor. Zira İran, uluslararası yaptırımların iyileştirilmesinin ardından, ülke çapında yerel ekonomiyi güçlendirmek, bölgeler arasındaki bağlantıyı iyileştirmek için havayolu taşımacılığını modernize etmeye ve geliştirmeye başladı. Yeni uçak alımları için 25 milyar dolar, mevcut havalimanlarının modernizasyonu ve yeni havalimanları inşası içinde 30 milyar dolar olmak üzere yaklaşık 55 milyar dolarlık kaynak ayırarak hedefini net bir şekilde ortaya koydu. İran'ın havacılık sektörünün yanısıra Ortadoğu'nun bir sonraki büyük turizm bölgesi olması bekleniyor. Şu anki mevcut önemli dini trafiğin yanı sıra bu yeni açık pazar, önümüzdeki yıllarda komşu ülkelere olduğu kadar yurtiçinde de canlı bir hava ulaşımın merkezi haline gelecek.

YENİ YATIRIM ALANI

İran’a yıllardır uygulanan  ekonomik yaptırımların kaldırılması  bir anda tüm dünyanın dikkatini özellikle havacılık sektöründe adeta kapalı bir kutu olan bu ülkeye ve yeni dönemde bu sektörde yapılacak yatırımlara çevirdi. Batı gözündeki olumsuz imajından bir an önce kurtulmak isteyen İran, ambargo sonrası dönemde ağırlığı turizm sektörüne verdi  ve bununla bağlantılı olarak da havacılık sektöründe yatırıma yöneldi. İran’ın kültürel çeşitlilik, büyüleyici mimarisi ve ve tarihi geçmişiyle ciddi bir turist ve meraklı ziyaretçi akınına uğrayacağı konuşuluyor.

Yıllardır büyüyemeyen, dünyaya açılamayan,  filosunu genişletemeyen İran’daki havayollarının önünde artık bir engelin kalmaması yeni dönemde ilginç bir rekabeti de beraberinde getirecek gibi gözüküyor. Tahran’ın da kısa vadede olmasa bile uzun dönemde tıpkı İstanbul gibi havacılık alanında bir cazibe ve transit merkez olması öngörülüyor.

ATR firmasından alınacak 40 adet pervaneli 72-600 uçakları bölgesel uçuşlar için kullanılacak. 

HAVACILIKTA BÖLGESEL OYUNCU OLABİLMESİ İÇİN GEREKEN ŞARTLAR

Türkiye’de 500 uçağın hizmet verdiği, THY ve özel havayollarının  mevcut filoya ilaveten 300 uçaklık siparişinin bulunduğu gözönüne alındığında İran’ın havacılık sektöründe bölgesel oyuncu olabilmesi için agresif bir büyüme, profesyonel bir yönetim, kalifiye iş gücü (pilot, kabin ekibi, teknisyen) ve vizyon ile zamana ihtiyacı olduğu kesin. 2025 yılına kadar 20 milyon turist beklenen ülkede turizmden 30 milyar dolar gelir hedefleniyor. Türkiye’ye başta Almanya olmak üzere Avrupa ülkelerinden olan talep azalması eğer kalıcı hale gelirse ve turizm siyasetin boyunduruğundan kurtulamazsa sektörün aldığı hasarın düzelmesinin uzun zaman alacağı aşikar.

ORTADOĞU KARIŞIKLIĞINDA GÜVENLİ BİR LİMAN

Turizm ülkesi olan Mısır’daki güvenlik kaygıları, Tunus’un hala Avrupalıları yüzde yüz ikna edememesi,  Ortadoğu ülkelerindeki karışıklığa nispeten İran, turistler için güvenli bir sığınak olarak kabul ediliyor. Ülkedeki otel ve havalimanı altyapısına da ciddi yatırımlar yapılacağı ifade ediliyor.  Ülkede bulunan 65 havalimanından sadece 10’unun uluslararası standartlara sahip olduğunu düşünüldüğünde bu alandaki ihtiyaç da kendi belli ediyor. İran’da gelecek 20 yılda bütün havalimanlarındaki ihtiyaç duyulan yatırımların 30 milyar dolara mal olması bekleniyor.  Ahvaz, Bushehr, Tahran, Kum ve Araz illerine 2025 yılına kadar 7 adet yeni havalimanı yapılması planlanıyor.

Her ne kadar devasa uçak siparişleri verilse de İran Havayolları’nın en az 4-5 yıllık sürede geçişi tamamlayabileceği ifade ediliyor. İran Air, büyümesiyle birlikte ilk etapta İranlıların yoğun olarak yaşadığı Kanada ve ABD’deki bölgelere sefer yapmak istiyor.

İRAN’DA FAALİYET GÖSTEREN HAVAYOLLARI

TA Airlines, Atrak Air, Caspian Airlines, Chabahar Airlines, İran Air (milli havayolu), Iran Air Tours, Iran Aseman Airlines, Iranian Naft Airlines, Kish Air, Mahan Air, Meraj Airlines, Payam Air, Pouya Cargo Air, Qeshm Airlines, Taban Air, Taftan Air, Zagros Airlines.