100 feet’te terse yakın uçmak!

  • 19/09/2015 16:59

İrfan SARP

Haziran 1987 - Diyarbakır

NATO'nun planlı müşterek hava tatbikatları kapsamında Alman Hava Kuvvetleri'nin Alpha Jet uçaklarından teşkil edilen bir filosunun Mayıs ayı içinde Diyarbakır Üssü'nde katıldığı tatbikattan bir ay kadar sonra, Belçika Hava Kuvvetlerinin Mirage 5 uçaklarından teşkil edilen filosu tatbikat göreviyle Diyarbakır'a geldi. Mirage 5 uçağıyla da bir sorti uçmak için girişimde bulundum ve planlanan tatbikatın ikinci gün yapılacak uçuş programına kendimi yazdırdım.

Fransız Dassault Aviation şirketi tarafından dizayn edilip üretilen ve ilk uçuşunu 1967 yılında yapan Mirage 5, süpersonik bir taarruz uçağıdır. İstendiğinde nükleer silah da taşıyıp atabilme kabiliyetine sahiptir. Uçağın, İsraillilerin Kfir ismiyle imal ettikleri çok benzer tipi başta olmak üzere pek çok modeli bulunmaktadır.

Mirage 5 uçağı, asli kullanıcıları Fransa’dan başka; Birleşik Arap Emirlikleri, Arjantin, Belçika, Şili, Kolombiya, Ekvator, Mısır, Gabon, İsrail, Libya, Pakistan, Peru, Güney Afrika, Venezuela ve Zaire Hava Kuvvetleri tarafından kullanılmıştır.

Belçika Hava Kuvvetlerinin bir Mirage 5 uçağı

 

NATO müşterek tatbikat görevleri kapsamında planlanan o günkü uçuşumuz,  Sarıkamış bölgesinde konuşlu bulunan kendi kara birliklerimizle koordineli olarak, muhasım (KIRMIZI) tarafın kara unsurlarının tank ve zırhlı muharebe araçlarına temsili taarruzlar şeklinde planlanmıştı. Tatbikat senaryosuna göre KIRMIZI tarafın zırhlı birlikleri, Sarıkamış ilçesinin 10 mil kadar doğusundaki tepeliklerin ilersindeki arazi üzerine yayılmışlardı.

Yıllık programlı milli tatbikatlar ile NATO tatbikatlarında muharip uçakların yaptıkları atışların ve temsili taarruzların Komutanlar tarafından yerinde izlenmesi usuldendi. Bu amaçla, uçakların temsili taarruzlarının rahatça görülebileceği uygun ve emniyetli bir yere gözlem çadırı kurulurdu. Bu NATO tatbikatı için KIRMIZI zırhlı araçların ve tankların görülebileceği uygun bir yere tatbikat gözlem çadırı kurulmuştu. Tatbikatı yerinde izlemek üzere 3'nci Ordu Komutanı, 9'ncu Kolordu Komutanı, Diyarbakır 2’inci Hava Kuvvet Komutanı ile NATO ülkeleri temsilcileri gözlem çadırında yerlerini almışlardı.

Tatbikat programında Mirage 5 ve CF-104'ler, ayrı ayrı, 4'lü kollar halinde, belli zaman aralıkları ile gözlem çadırının ilersindeki arazide bulunan KIRMIZI kuvvetlerin tank ve zırhlı araçlarına temsili taarruz dalışları yapacaklardı.

Bizim dörtlü kolumuz, Belçikalı Filo Komutanı Binbaşının lider olarak uçacağı üç adet tek kişilik Mirage 5 ile bir adet çift kişilik Mirage 5 uçağı şeklinde programa yazılmıştı. Çift kişilik Mirage 5'in ön kokpitinde Belçikalı Yüzbaşı, arka kokpitinde ben, görev kolunun üç numarası olarak uçacaktık.

Beraber uçacağımız Yüzbaşı, uçuş öncesi brifinginde bana Mirage 5'in özelliklerini ve uçuş parametreleri hakkında Uçuş El Kitabı (Flight Manuel) üzerinden bilgi verirken, bu uçağın sıcak iklimlerde, park yerinde motor çalıştırdıktan sonra, kalkışa gitmek için rule yaparken, pilotları büyük sıkıntıya sokan bir özelliğini anlattı.

MIRAGE 5 KANOPİSİ AÇIK RULE YAPAMIYORDU

Uçağın kanopisinin hassas bir yapıya sahip olduğunu ve bu yüzden kanopi açık şekilde rule yapamadıklarını, kokpitin soğutma sisteminin ise rulede, motorun rölanti devirlerinde kokpiti soğutmaya yeterli olmadığını, ancak kalkıştan sonra yüksek motor devirlerinde kokpit soğutma sisteminin verimli çalıştığını anlattı. Uçağın kanopisinin bu özelliğiyle Diyarbakır gibi çok sıcak bir meydanda rule yapmak oldukça rahatsız edici olacaktı..

Belçikalı Filo Komutanı, uçağın ruledeki bu rahatsız edici özelliğini misafir bulundukları 182'nci Filo Komutanlığına bildirmiş ve bu bilgi de Diyarbakır uçuş kulesine iletilmiş. Meydan trafiğinde her zaman iniş önceliği olan uçaklar bulunmadığı takdirde kendilerine kalkışta öncelik verileceği bildirilmiş.

Aylardan Haziran olmasına rağmen hava sıcaklığı gölgede 40 dereceye yaklaşıyordu. Biz eskiden Diyarbakır'da görev yapan arkadaşlarla konuşurken onlar, Diyarbakır'ın sıcaklığını tasvir etmek için, yaz mevsiminde açık park yerinde bulunan bir uçağın kanadı üzerinde yumurta kırılsa, beş dakika içinde pişeceğini söylerlerdi. İleriki yıllarda uçaklar için kapalı sığınaklar yapıldıktan sonra uçakların açıkta, kızgın güneş altında kalmalarından meydana gelen bu problem ortadan kalkmıştı.

Kol liderimiz uçuş öncesi brifingini yaptıktan sonra açık park yerinde bulunan uçaklarımızın başına gittik. Planladığımız saatte dört uçak motor çalıştırıp pist başına doğru ruleye başladık. Kanopi kapalı ve soğutucunun etkisiz olduğu durumda yaptığımız rulede gerçekten buram buram terlemiştik. Neyse ki uçuş kulesi kalkışta bize öncelik verdi ve hiç beklemeden piste girip kalkışlarımızı yaptık.

Kalkıştan sonra rotamızda tırmanırken taktik kolda yerlerimizi aldık. Ön kokpitte uçan Yüzbaşı kumandaları bana verdi. Hedef bölgesine kadar uçup uçağın kumandalarına ve uçuş karakteristiklerine aşina oldum.

Bize verilen görev uyarınca, her pilot taşıdığı temsili mühimmatı hedef üzerinde tek geçişte bırakacak ve alçaktan kaçış manevrası ile hedef bölgesinden uzaklaşacaktı.

Sarıkamış'a yaklaşırken dörtlü kolumuzun lideri, İleri Hava Kontrolörü - İHK (Forward Air Controller-FAC) ile telsiz teması kurdu. İHK'lar hedef bölgesini görebileceği uygun bir noktada veya bir araç veya helikopter içinde telsiziyle muharip uçakları hedeflere yönetmekle görevli pilotlardır.

Liderimiz İHK ile telsiz teması kurunca, İHK, lider uçağa taarruz edeceği hedefin yerini tarif etti. Bu arada liderin talimatıyla dört uçak, yaklaşık 1.000 feet aralıklarla kademeye geçtik. Bu arada ben de kumandayı, hedefe taarruzu yapacak olan öndeki pilota verdim.

İHK'nın yönlendirmesiyle liderimizin dalışa geçip kendisine tarif edilen hedefe temsili taarruzunu ve çok alçaktan yatış dönüşle kaçınma hareketi yaptığını uzaktan takip ettim. Bizim 1.000 feet önümüzdeki iki numara da bir hedefe dalıp taarruz ettikten sonra kaçınma hareketini yapıp uzaklaştı.

İHK telsizde bizim uçağımıza taarruz edeceğimiz tank hedeflerinin yerlerini tarif etti. İHK'nın tarif ettiği noktaya yaklaşınca arazide iki tankı yan yana durur vaziyette gördük. Pilot yüzbaşı dönüşle beraber tankları çok güzel karşıladı ve süratini artırarak yaklaşık 30 derecelik bir dalış açısıyla tanklara yaklaşmaya devam etti. Bu arada ben de interfondan kendisine tankları çok güzel karşıladığını söyledim.

Bu dalış açısıyla çok düzgün bir şekilde tanklara yaklaşırken, 100 feet (30,5 metre) irtifaya kadar alçaldı. Hedefin üzerinden neredeyse silme geçerken kaçınma hareketi için ani bir yatış ve dönüşle uçağı neredeyse terse yakın bir pozisyona geçirip alçak irtifada dönüşle kaçınma hareketini tamamladı.

KAÇINMA HAREKETİ

Doğrusu bu kaçınma hareketi güzeldi ama 100 feet gibi çok alçak irtifada terse yakın bir şekilde verdiği kaçınma kumandasında biraz tedirginlik duyduğumu itiraf etmeliyim. Bir pilot bu gibi hareketleri kendisi yapınca çok tabii bir hareket olarak görüyor ama başka bir pilotun arkasında tedirginlik duyabiliyor.

O gün bizim dalışlarımızı gözlem çadırından takip eden bir arkadaşımın sonradan bana anlattığına göre, bizim çok alçak irtifada terse yakın geçerek yaptığımız bu kaçınma hareketi, taarruz dalışlarını çadırdan seyreden komutanları çok korkutmuş..

Temsili taarruzumuzu tamamladıktan sonra dört uçak Diyarbakır'a dönüp inişimizi yaptık. Uçaklarımızı park ettikten sonra bizi park yerinden alan minibüs ile filoya dönerken, kolumuzun lideri Binbaşı bana:"Efendim, bizim Belçika Hava Kuvvetlerinde uyguladığımız bir geleneğimiz vardır. Filomuzun uçağıyla ilk defa uçan pilotu biz ıslatırız" dedi. Ben de kendisine "Dünyadaki bütün Hava Kuvvetleri gelenekleri ile yaşar. Elbette bu geleneğinizi uygulamanız gerekir. Ben de bu geleneğinizi uygulamanızdan büyük mutluluk duyarım" dedim.

Filo önünde minibüsten indiğimizde, kolda uçtuğum pilotlar filonun önündeki küçük sus havuzunun suyuyla beni bir güzel ıslattılar!

Şimdi düşünün, yaşım 51! Muharip jet uçağı Mirage 5'te ilk defa uçuyorum ve uçuştan sonra genç pilotlar tarafından ıslatılıyorum! O yaştaki bir pilotu bundan daha fazla mutlu edecek ne olabilir?

İşte benim Mirage 5 ile uçuşumun hikayesi de böyle!