İrfan Sarp yazdı… ABD'de bir Türk subayı… (2)

  • 20/04/2013 14:08

 

Kokpit.aero’ya yazdığı yazılarla her zaman ayrı bir güç veren Emekli Hava Pilot Tümgeneral İrfan Sarp’ın anılarının ilk bölümü büyük ilgi gördü… Eğer ilk bölümü okumadıysanız, lütfen tıklayın: http://kokpit.aero/irfan-sarp-anilar1

 

ABD’DE BİR TÜRK SUBAYI

Hondo, San Antonio / Texas  -  Mart 1957   

Gaziemir’de uçuşlarımızı tamamladıktan sonra uçuş eğitimi için ABD’ye gönderildik. Amerika’da Lackland Lisan Okulunda 5,5 ay süren İngilizce dil eğitimimizi takiben başlangıç uçuş eğitimi için Texas Eyaleti’nde San Antonio şehrinin 50 km kadar batısında bulunan Hondo Üssüne katıldım.

Hondo Üssünde T-34 uçaklarıyla 35 saat, T-28 uçaklarıyla da 100 saatlik bir eğitim programı uygulanıyordu. Sivil statüde olan Hondo Üssü Amerikan Hava Kuvvetleri ile yapılan bir kontrat çerçevesinde Amerikalı ve yabancı pilot adaylarının başlangıç uçuş eğitimlerini sağlıyordu. (T-34 uçaklarının videosunu seyretmek için lütfen solda bulunan video ikonuna tıklayınız)

HEPSİ İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI’NDA GÖREV YAPMIŞTI

Uçuş öğretmenleri 40 yaşlarının üzerinde, hemen hepsi 2nci Dünya Savaşında av veya bombardıman filolarında görev yaptıktan sonra emekliye ayrılmış son derece tecrübeli sivil pilotlardı. Üs’de bir haftalık oryantosyan eğitiminden sonra uçuş yapacağımız filolara katılarak öğretmenlerimizle tanıştık.

İki Amerikalı öğrenci ve ben öğretmenimiz Mr. Robert Hurley’le ilk uçuş brifingimiz için filonun brifing salonunda toplandık. Mr. Hurley 45 yaşında, çok sakin görünüşlü, yavaş bir ses tonuyla konuşan ve son derece sevecen görünümlü bir kişiydi.

Yaklaşık bir saat süren brifing esnasında Mr Hurley dudaklarının arasındaki iri puroyu tüttürerek konuştuğu için ben dediklerinden bir şey anlamıyor, ancak elindeki T-34 uçak maketiyle yaptığı hareketlere bakarak anlattığı şeyleri tahmin etmeye çalışıyordum.

YABAN ELLERDE İLK UÇUŞUN HEYECANI

Brifingden sonra uçak başı yaptık. Motor çalıştırıp kalkış için piste girdik. Hocam kalkışta kumandalarda beraber olacağımızı söyledi. Kalkıştan sonra çalışma sahasına doğru tırmanışa başlayınca kumandaları bana verdi. T-34 uçağı Gaziemir’de uçtuğumuz T-6 uçağına göre bana çok daha kolay gelmişti.

Tırmanışa devam ederken bir ara kokpite bir duman ve puro kokusu yayılmaya başladı. Dikiz aynasından arkaya baktığımda hocamın ağzındaki iri puroyu tüttürdüğünü gördüm.

Hocam sabah brifinginde olduğu gibi dudaklarının kenarına sıkıştırdığı purosunu tüttürerek konuştuğu için söylediklerinin tek kelimesini anlamıyordum. Ancak Gaziemir’de yaptığımız uçuşların burada çok faydası olmuştu. Hocamın konuşmasını anlamasam bile söylediklerini karineyle tahmin edip istediği hareketleri yapabiliyordum.

TEK SORUN PURO

Ertesi gün ve daha ertesi gün de hocamın gerek brifing esnasında gerek havada ağzındaki puroyla yaptığı konuşmalardan bir şey anlamadan beşinci sorti uçuşa geldik. Sekizinci sortiden itibaren solo uçuş kontrolleri başlıyordu.

Brifingde ve havada hocamın konuşmalarını anlamamanın bundan sonraki uçuşlarda benim için başarısızlığa sebep olacağını düşünerek durumu hocama açıkça söylemeye karar verdim. Haftanın son günü yaptığımız beşinci sorti uçuştan sonra brifing salonuna doğru yürürken hocama hem yerde hem havada ağzında puro ile konuştuğu için kendisini anlayamadığımı, bu durumun uçuşlarımın gelişmesini engelleyebileceğini ve uçuşta başarısızlığa uğramamam için mümkünse ağzında puro olmadan benimle konuşmasını söyledim.

Hocam söylediklerime bir an şaşırır gibi olduktan sonra bana ‘Haklısın Sarp, seni anlıyorum. Hafta sonunda bir düşüneyim, Pazartesi günü yeni bir haftaya başlarken duruma bir çare buluruz’ dedi.

İLGİNÇ KARAR

Kendisi yıllardır tiryakisi olduğu puroyu bırakamayacağına göre herhalde hafta başında Filo Komutanı’na söyleyip uçuş öğretmenimi değiştirecek diye düşündüm. Hocamla yaptığım bu konuşmayla ilgili hiç kimseye bir şey söylemedim ve pazartesi gününü bekledim.

Pazartesi günü diğer iki Amerikalı öğrenci ve ben  filoya gelip brifing masasında yerlerimizi aldık. Her zamanki dakikliğiyle Mr. Hurley tam zamanında gelip masaya oturduğunda dudaklarının arasında purosunun olmadığını gördüm. Mr. Hurley’in dudaklarında puro olmaması benim kadar masa arkadaşlarımın ve sonra da filodaki bütün öğretmen ve öğrencilerin dikkatini çekmişti.

Mr. Hurley daha önce bir sohbet esnasında,18 yaşında Amerikan Hava Kuvvetleri’ne katıldığı günden beri puro tiryakisi olduğunu, İkinci Dünya Savaşı sırasında uçtuğu B-17 ve B-29 Bombardıman tipi uçakların kokpitinde devamlı puro içtiklerini ve bu alışkanlığı sonradan uçtuğu uçaklarda da devam ettirdiğini söylemişti.

27 yıl tiryakisi olduğu puroyu bir hafta sonu tatilinde karar vererek bırakması filoda herkesi hayrette bırakmıştı.

BIRAKMANIN ZORLUĞU

Sigara ve puro tiryakiliğini bilen bilir. Sigara ve puroyu bırakmanın ne kadar zor olduğunu da bu mereti içenler ve bırakmak için uğraşanlar çok iyi bilir. Ben gençken bir ara bu kötü sigara alışkanlığına yakalanmıştım. Evlendikten sonra evimizin salonunda daha aylık taksitlerini ödeyemediğim kumaş koltuğun kenarını sigara ile yakınca bu mereti bırakmaya karar verdim.

Ancak 6 aylık bir mücadeleden sonra bırakabildim. 1982 yılında Eskişehir 1’inci Üs Komutanı iken sigarayı bırakacak olan subay ve astsubaylara bir eşofman hediye edeceğimi söyleyerek onları sigara denen bu illetten kurtulmaları için teşvik etmiştim. O zaman koskoca 1’inci Üs’de sadece 7 veya 8 kişi sigarayı bırakacağını söyleyerek birer eşofmanı hak etmişlerdi. Aradan 15 gün geçmeden o arkadaşlardan biri sigaraya yeniden başladığını söyleyip eşofmanı iade etmişti!

GENÇLERİ GÖRDÜKÇE ÜZÜLÜYORUM

Bundan dört yıl kadar önce bir ziyaret için Ankaraya gittiğimde Merkez Orduevi’nde kalıyordum. Pasta salonunda sabah kahvaltısı yaparken yanımdaki masada uçuş kıyafetleri ile üsteğmen ve yüzbaşı rütbesinde 8-9 pilot kahvaltı ediyordu.

Kahvaltıları bittikten sonra iki pilot hariç diğerlerinin hepsi sigaralarını yaktılar. Birazdan göreve gidecek bu gencecik jet pilotlarının sigara içmelerine dayanamadım ve masalarına gittim.

Kendimi tanıttıktan sonra kendilerine “Sizler bizim göz bebeğimizsiniz! Sizler bizim canımızsınız! Birazdan uçuşa gideceğiniz belli. Körpecik ciğerlerinize bu nikotin ve katran zehrini doldurmanıza yazık değil mi?” dedim.

İçlerinden sigara içmeyen ve kıdemlileri olduğu anlaşılan yüzbaşı:” Haklısınız komutanım. Grupta biz iki kişi sigara içmiyoruz. Biz de bu arkadaşlarımızın sigara içmelerinden rahatsız oluyoruz ama bir türlü bu sigarayı bırakamıyorlar” dedi.

ÖNLEM ALINMALI

Bundan birkaç yıl önce sağlık kontrolleri için GATA Haydarpaşa Hastanesine gitmiştim. Hastanenin dış tarafında bulunan kantinin önünde aslan gibi dört Hava Harp Okulu öğrencisi sohbet ediyorlardı. Yanlarından geçerken sigara içtiklerini gördüm. Gencecik delikanlıların sigara içmesine hem çok şaşırdım hem de çok üzüldüm. Kendilerine bir şey söyleyip söylememekte tereddüt ettim, bir şey söylesem de hiçbir faydası olmayacağını düşünerek yanlarından uzaklaştım.

Gönül isterdi ki Hava Harp Okulu öğrencileri, sağlığa son derece zararlı olan bu sigara illetinden, okul yönetiminin alacağı caydırıcı tedbir veya yasaklarla hiç olmazsa öğrencilik yaptığı genç yaşlarda dört yıl süreyle kurtarılmış olsun.

Şimdi sigara konusunu belki biraz fazla uzattım ama T-34 uçaklarındaki hocamın bir öğrencisinin haklı bulduğu şikayetine çare olması için yıllardır keyif aldığı puro alışkanlığını terk etmesinin mesajı daha iyi anlaşılsın istedim.  Hocamın herkese örnek olması gereken bu asil davranışı, feragati, görev ve vazife aşkı, gönlümde unutulmaz bir yer etmiştir.

GELECEK HAFTA: Filonun en sert öğretmen pilotu!

 

İRFAN SARP KİMDİR?

1954 yılında Kuleli Askeri Lisesi’nden, 1956 yılında Hava Harp Okulu’ndan mezun oldu. Pilotaj eğitimini ABD’de tamamladı. Muharip uçuş birliklerinde F-86, F- 84F, F-104 ve F-4E tipi uçaklarla uçtu.

Jet Eğitim Filosu’nda ve uçuş birliklerinde T-33 uçaklarında uçuş öğretmenliği yaptı.  1970 yılında Hava Harp Akademisi’nden, 1971 yılında Silahlı Kuvvetler Akademisi’nden mezun oldu.

Hava Kuvvetleri Jet Üsleri’nde Filo Harekat Subaylığı, Filo Komutanlığı, Harekat Komutanlığı ve Üs Komutanlığı görevlerinde bulundu. 1979’da Tuğgeneral, 1983 yılında Tümgeneral oldu. 30 Ağustos 1987’de emekli oldu.