İspanya'dan 250 bin dolara alınan TF-104!

  • 02/08/2013 22:42

Yazının ilk bölümü için tıklayın

İKİNCİ BÖLÜM

TORREJON HAVA ÜSSÜ - İSPANYA

Ertesi sabah erken saatte uçucu ve yer personeli uçakta eksiksiz yerlerimizi aldıktan sonra C-160 uçağı planlanan saatinde kalkışını yaptı. Yaklaşık 5.5 saatlik bir uçuştan sonra Madrid’in  10 kilometre kadar doğusunda bulunan Torrejon Hava Üssü’ne indik. İspanyol Hava Kuvvetleri’nden bir görevli uçak başına gelip bizi karşıladı ve üs misafirhanesinde kalacağımız yerleri ve yemek yiyeceğimiz kafeteryayı gösterdi. Ayni görevli, Torrejon’da kaldığımız sürece bize İspanyol filosunun binasını tahsis ettiklerini, bakım ve yer ekibi için de filonun yakınındaki bakım binasını hazırladıklarını, ertesi sabah istediğimiz saatte gelerek bizi gün içinde uçuş faaliyetlerimizi yapacağımız filo binası ile bakım/yer personelinin görev yapacağı binaya götüreceğini söyledi.

Ertesi gün bize tahsis edilen Filo binasına gittik. Filo binasında pilotlarımız ile bakım yer ekiplerinin komutan ve yardımcılarıyla bir araya gelip uçuş ve diğer faaliyetlerimizin bir planlamasını yaptık. Uçakların bakım ve kontrolleri tamamlanıp uçuşa hazır hale getirildikten sonra tecrübe uçuşlarını yapmak üzere 141nci Filo’dan iyi İngilizce bilen tecrübe pilotu Yzb. Yalım Erel ve 191nci Filo’dan İyi İngilizce bilen tecrübe pilotu Yzb. Kerim Altun görevlendirildi.

Toplantıda İspanyol Hv.Kv.irtibat subayı meydanın, uçuş ve bakım  tesislerini tanıtan bir brifing verdi. Bu brifingte, Torrejon ana pistinin uzunluğunun 13.400 feet olduğunu öğrendik. Türkiye’deki ve diğer NATO ülkelerindeki pistlerin 10.000 feet civarında olduğu düşünülürse bu meydanda 13.400 feet uzunlukta, yani normal bir pist uzunluğunun 1/3’ü kadar daha fazla uzunlukta bir pistin olmasına hepimiz çok şaşırdık.

Bu pist o zamana kadar gördüğümüz pistlerin en uzunuydu. Öğrendiğimize göre ABD hükümeti ile İspanya hükümeti arasında 1950’li yılların başında yapılan ikili anlaşmayla Torrejon üssünün kullanım hakkı ABD Hava Kuvvetleri’ne verilmiş. ABD Hv.Kv. burasını B-52 Stratejik Bombardıman Üssü’nün konuşlanması için planlamış. Eskiden 4000 feet uzunluğunda çimen bir pistin olduğu yere B-52 uçaklarının ihtiyaç duyacağı uzunlukta, şimdiki bu uzun pist inşa edilmiş.

Torrejon’a gittiğimizde üs’de iki adet ABD F-4 filosu bulunuyordu. Biz filo binasına yerleştikten biraz sonra sonra ABD F-4 filosunun komutanı yarbay filoya gelip bize hoş geldin dedi ve hepimizi akşam evinin bahçesinde piknik yemeğine davet etti. Eşiyle birlikte bizlerle çok ilgilenen Amerikalı F-4 filo komutanı yarbayın gösterdiği yakınlığı hiç unutamıyorum.

İlk gün İspanyol Hv.Kv. irtibat subayı ile beraber uçuş ve diğer faaliyetlerin planlamasını yaptık. İspanyol Hava Kuvvetleri’nin servis dışı bıraktığı toplam 20 adet uçak (18 adet F-104G ile 2 adet çift kişilik TF-104G uçağı) Türk ve Yunan Hava Kuvvetleri arasında eşit olarak pay edilmişti. Her iki ülkeye kuyruk numaralarıyla tahsis edilen uçaklar park yerinin bir tarafında iki ayrı bölümde bulunuyordu.

İspanya'dan alınan ve nadir olarak günümüze ulaşabilen uçaklardan biri de 63-2718 numaralı F-104G. Bu uçak Antalya'da Meydan Komutanlığı girişinde bulunuyor. Bir kaç yıl önce orjinalliğini tamamen kaybetti. Türk Hava Kuvvetleri'nin F-16 ve F-4E 2020'lerde kullanılan iki ton gri renge boyandı. Ne yazık ki Türk F-104'leri hiç böye bir boyamaya sahip olmadı! Kalan az sayıda anı uçaklarının (ki bunlardan biri de İstanbul'daki Koç Sanayi Müzesi'nde) geçmişe ait olmayan renklere boyanması, görenleri ne yazık ki üzüyor.(Fotoğraf Ahmet Soufa KAYALI) 

BAYRAĞIMIZ UÇAKLARIN KUYRUKLARINA İŞLENİYOR

Yapılan uçak teslim planına göre Türk Hava Kuvvetleri uçaklarını teslim alıp taşıdıktan sonra Yunan Hava Kuvvetleri ekibi gelip kendi uçaklarını alacaklardı.

Türk Hava Kuvvetleri’ne teslim edilecek 10 uçağın üzerlerine Türk tanıtma işaretlerinin çizilip boyanması için Üs Bakım Komutanlığı Uçak Boya Atölyesi’nden iki teknisyen arkadaşımızı yer ekibimize dahil edip Torrejon’a getirmiştik. Bu arkadaşlarımız hemen işe koyuldular. Beraberlerinde getirdikleri şablonları kullanarak uçakların kanat ve gövdeleri üzerine kırmızı beyaz yuvarlak Türk tanıtma işaretleri ile kuyruğun her iki tarafına ay yıldızlı bayrağımızı boyayıp uçaklarımızın Türk Hava Kuvvetleri’ne aidiyetini belgelemiş oldular.

İrtibat subayı ile yaptığımız görüşmede, İspanyol F-104 filosunun ABD’den sağlanan F-4 uçaklarıyla modernize edileceği belli olduktan sonra uçakların uçuşlarının durdurulduğu ve uzun süre uçmadan park yerinde beklediklerini öğrendik. Tecrübelerimize göre uzun süre uçmadan park yerinde bekleyen uçaklarda genellikle hidrolik ve yakıt kaçağı, telsiz ve elektronik arızalar meydana gelebileceğini biliyorduk. Bakımcı arkadaşlarımız Türkiye’ye tahsis edilen 10 adet uçağın bakım ve kontrollerinin yapılması ve ortaya çıkacak arızalarının giderilmesi için en az üç güne ihtiyaç duyulacağını hesapladılar.

Uçucu ve bakımcı arkadaşlarımızdan bir kısmı daha önce NATO tatbikatları veya filo ziyaretleri gibi görevlerle çeşitli NATO ülkelerinde bulunmuşlardı ama İspanya’ya daha önce hiç birimiz gelmemiştik. Böyle bir fırsatı bulmuşken boş zamanımızda  Madrid şehrini gezip tanımak için bir program yaptık.

Bakım faaliyetlerinden sorumlu bakım komutanı arkadaşımız Akıncı ve Balıkesir ekiplerinin ihtisas elemanları arasında bir vardiya düzenledi. Böylece pilotlarımızla beraber bakımcı arkadaşlarımızın hepsi bu güzel şehri gidip gezmek imkanı buldu.

HAZIR FIRSAT VARKEN…

Uçakların uçuş için hazırlanmalarını beklerken arkadaşlarımız tespit edeceğimiz münasip bir zamanda benden kendilerini bir gece flamengo dansı yapılan bir müzikhole ve bir gün de boğa güreşine götürmemi istediler. Boğa güreşine gitmek isteyenler için İrtibat Subayı vasıtasıyla biletleri temin ettik ve boğa güreşlerinin yapıldığı Madrid Arenası’na gittik.

Ben televizyonda bile bir boğa güreşi gösterildiğinde, ve hele matadorun boğaya kılıcı saplama sahnesi geldiğinde ekrana hiç bakamam ve başımı çeviririm. Boğa güreşinden hiç hoşlanmamama rağmen sırf arkadaşların yanından ayrılmamak için o gün onlarla beraber arenaya gittim. İspanya’da boğa güreşleri yaklaşık iki saat süren bir program dahilinde üç matadorun aralıklarla arenaya çıkması ve her birinin ayrı ayrı iki boğa ile gösteri yapmasıyla ve gösterinin sonunda o güzelim hayvana kılıcıyla son darbeyi vurup vahşice öldürmesiyle tamamlanıyor.

Biz o gün tribünde yerimizi aldıktan biraz sonra ilk boğa ve matador arenaya çıkıp kanlı gösterisine başladı. Ben bu vahşi gösteriye ancak kısa bir süre dayanabildim ve tribünden ayrılıp aşağıya indim. Boğa güreşini arenada canlı seyretmek televizyonda seyretmekten de bana daha vahşi gelmişti. Ben yerimden kalkıp ayrılırken, Akıncı Üssü’nde görevli olup bizim ekibimizle gelen Amerikalı teknik temsilci de benimle beraber ayrılmıştı.

Biraz sonra birkaç arkadaş daha dayanamayıp aşağıya indiler. Arkadaşlarımızın bir kısmı gösteriyi sonuna kadar izlediler. Bu boğa güreşi denen vahşeti gördükten sonra kendi kendime bugün geldiğim bu boğa güreşi ilk ve son boğa güreşi olsun dedim! İspanya’da boğa güreşlerinin kaldırılması yönünde uzun yıllar kamuoyunda ve parlamentolarında büyük tartışmalar yapılmıştır. İlk defa Kanarya Adaları’nda yerel yönetimin aldığı bir kararla 1991 yılında boğa güreşleri yasaklanmıştır. Uzun tartışmalardan sonra Katalonya Bölgesi Parlementosu’nun aldığı kararla Temmuz 2010’da Katalonya’da da boğa güreşlerinin yasaklanması kararı alınmış ve bu karar  1 Ocak 2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Katalonya’nın merkezi Barselona şehrinde bulunan büyük arena bir mühendislik çalışması ve renovasyonla üzeri kapatılarak içinde lüks mağaza ve lokantaların bulunduğu beş katlı şık bir alışveriş merkezi haline getirilmiştir. Darısı İspanya’daki tüm şehirlerin başına!

Bir akşam da arkadaşlarımın diğer isteği olan gitar müziği ile Flamengo dansını izlemek üzere akşam yemeğinden sonra onları Madrid’e götürdüm. Madrid şehrini, estetik barok mimarisi binaları, çok zengin müzeleri, geniş meydanları ve bu meydanların ortalarındaki harikulade güzel heykelleri, yeşillikler içindeki parkları ve tertemiz geniş caddeleri ile hepimiz çok beğendik.

Biz akşam saat 8 civarında şehre inmiş ve en erken saatte Flamengo danslarını seyrettikten sonra üsse dönmeyi planlamıştık. Ancak biz şehre indiğimizde caddelerde in cin top atıyordu. Akşam saat 9 oldu yine ortalıkta kimseler görülmüyordu.

Saat 10’dan sonra caddeler dolmaya başladı. Şehirdeki canlılığın bu kadar geç saatte başlamasına hiç birimiz alışık değildik. Flamengo dansının yapıldığı müzikholde gösteri gece yarısından sonra başladı. Gösteri bitip dışarı çıktığımızda vakit gece yarısını çok geçmişti. O geç saatte arazözlerin deterjanlı, köpüklü su sıkarak caddeleri temizlemesine hepimiz gıpta ederek bakmış ve hayran olmuştuk.

SIRA TECRÜBE UÇUŞLARINDA

Şimdi uçuşla ilgili faaliyetlerimizi anlatmaya dönebiliriz. Bakımcı arkadaşlarımızın en başta planladıkları şekilde 10 uçağımızın genel kontrol ve bakımları ilk üç gün içinde tamamlanmıştı. Uçaklar sırayla tecrübe uçuşuna hazırlandı. Balıkesir filosuna tahsis edilen uçakların tecrübe uçuşlarını o filonun tecrübe pilotu Yzb. Kerim Altun ve Akıncı filosuna tahsis edilen uçakların tecrübe uçuşlarını da filonun tecrübe pilotu Yzb. Yalım Erel aksaksız tamamladılar.

Akıncı filosuna tahsis edilen çift kişilik TF-104 uçağının tecrübe uçuşunu ise Yzb Erel ön kokpitte, ben arka kokpitte birlikte yaptık. Torrejon’dan kalktıktan sonra 35.000 feet irtifaya tırmanarak İspanyol makamlarının ses üstü uçuşların yapılmasına müsaade ettikleri uçuş koridoruna girerek uçağı 2 MACH sürate koşturup motorun istenen değerlerde olup olmadığını test ettik.

“G”li dönüşleri ve takiben flapların, pike flaplarının, iniş takımlarının hareketlerini kontrol ettik. Lövyedeki “shaker” ve “kicker” hareketleri ile perdövites süratinin normal sınırlar içinde olduğunu gördük.. Bütün değerlerin istenen limitler içinde olduğunu görüp test uçuşunu tamamladıktan sonra bir seri akrobasi hareketine başladık.

Tono ve Looping hareketlerini yaparken Yzb Erel dahili mikrofonda bana “Komutanım, Madrid semaları Türk pilotlarının yaptığı bu tono ve loopinglere şahit olsun!” deyince birlikte gülüştük. İnişimizi tamamlayıp uçağı faal olarak park ettik. Bu vesileyle değerli kardeşim yalım Erel’in kulaklarını çın çın çınlatmış oldum!

MÜJDELİ HABER!

F-104 uçağının çok komplike özelliklere sahip olması sebebiyle pilotların eğitimleri için çift kişilik TF-104 uçağına filolarda büyük ihtiyaç duyulduğundan daha önce bahsetmiştim. Tecrübe ettiğimiz TF-104’ün çok iyi olmasına sevinirken bir sevindirici haberi de Akıncı Üssü’nden ekibe dahil edip bizimle Torrejon’a getirdiğimiz Amerikalı teknik temsilciden aldık. (Amerikalının ismi şu anda maalesef aklıma gelmedi). Amerikalı temsilci test uçuşlarımız devam ederken bir sabah bana geldi ve İspanyolların elinde Kanada’dan satın aldıkları ve kendi mülkiyetlerinde olan 65-9415 kuyruk numaralı bir adet daha TF-104 olduğunu, kendileri F-4’lerle uçuşa başladıktan sonra bu uçağa hiçbir ihtiyaçları kalmayacağını, aldığı duyuma göre bunu isteyen bir ülkeye satabileceklerini, uçağın fiyatının da tahminen 250.000 dolar civarında olduğunu söyledi.

Bu bilgiyi hemen Hava Kuvvetleri’ne iletmek istedim. O zamanlar cep telefonlarının daha icat edilmediğini hatırlatmalıyım. İspanyol filosundan Hava Kuvvetleri ile telefon bağlantısı da mümkün olmadığı için Amerikalı temsilci beni Üs’deki Amerikan F-4 filosuna götürdü ve onların telefonlarından Hava Kuvvetleri santralını bağlattı. Sonra beni konuyla ilgili olarak sayın Tümgeneral Ercüment Gökaydın’a bağladılar. Tümg. Gökaydın’a konuyu arz edince anında karar vererek İspanyollarla temas etmemi, bu isteğimizi onlara iletmemi ve eğer kabul ederlerse uçağın tecrübe uçuşunu yapmamızı; uçağı iyi durumda bulursak kendilerine bildirmemi emretti.

Tümg. Gökaydın daha önce Akıncı F-104 üssünde komutanlık yapmıştı ve çift kişilik TF-104’ün filoda pilotların eğitimi için ne kadar elzem olduğunu bilen bir komutanımızdı. İspanyol irtibat subayına konuyu anlatarak eğer İspanyol makamları isteğimizi kabul ederse bu uçağı satın almak istediğimizi ve zamanın çok kısa olması sebebiyle kararlarını mümkün olduğu kadar erken bildirmelerinden büyük memnuniyet duyacağımızı söyledim.

İSPANYOL PİLOTLA TECRÜBE UÇUŞU

İrtibat Subayı ayni gün bana gelerek uçağın satışını yapabileceklerini ve istersek ertesi gün tecrübe uçuşunu yapabileceğimizi bildirince doğrusu çok şaşırdım. Böyle bir kararın bu kadar kısa sürede alınabileceğini hiç düşünmemiştim. Ertesi gün TF-104 uçağının tecrübesini yapmak üzere görevlendirilen İspanyol pilot yüzbaşı ön kokpitte, ben arka kokpitte test uçuşuna çıktık. İki gün önce Yzb.Erel ile yaptığımız test uçuşunun benzerini İspanyol yüzbaşı ile beraber yaptık.

İspanyol yüzbaşı uçağın performansının mükemmel olduğunu bana göstermek için olsa gerek, uçağı en üst limitlerinde, adeta hırpalarcasına kullanmıştı. İnişten sonra kendisine bu uçuş için teşekkür ederek F-104 uçağını en üst limitlerinde kullandığı için ayrıca tebriklerimi ifade ettim.

İnişimizi tamamlayıp uçağı park ettikten sonra Amerikan F-4 filosundan Hava Kuvvetleri’ne telefon edip uçağın test uçuşunu başarıyla geçtiğini bildirdim. Biz döndükten bir süre sonra söz konusu TF-104 uçağının satış işlemlerinin tamamlandığını ve Türk Hava Kuvvetleri’ne teslime hazır hale getirildiğini öğrendik. Uçağın taşınması görevi bizim filomuza verildi.

Ben o yıl Filo Komutanlığı görevine atanmıştım. Filomuzdan bu görev için F-104 uçağında en fazla uçuş tecrübesi olan pilotlardan Yüzbaşı Vural Sezer (Emekli Tuğgeneral)  ile Yüzbaşı Sezai Şener’in (Emekli Kaptan Pilot) görevlendirildiğini komutanlığa arz edip onaylarını aldıktan sonra onları görevi tebliğ etmek üzere odama çağırdım ve şu mealde bir emir verdim: ”Siz ikiniz Torrejon üssünde bulunan 9415 numaralı  TF-104 uçağını Türkiye’ye götürmek üzere görevlendirildiniz. İkiniz de bu F-104 uçağını benden daha iyi biliyorsunuz. Şimdi karargahın ilgili şubelerinden pasaportunuzu, harcırahınızı, ve uçak biletlerinizi alın ve Torrejon’a gidin. Uçağı İspanyollardan teslim aldıktan sonra işte şu ilerde gördüğünüz filo park yerine getirip park edin” şeklinde emri kısaca tebliğ ettim. İki pilot arkadaşımız Madrid’e hava yolları uçağıyla gidip Torrejon’da uçağı İspanyollardan teslim aldılar ve bizim daha önce F-104’leri taşırken uyguladığımız rotayı uygulayarak ve yakıt ikmali için iki meydanı kullanarak uçağı 2 Şubat 1973 tarihinde Akıncı Üssüne getirdiler.

Belki uçak taşıma göreviyle pek ilgisi yok ama bu konuda aklıma gelen bir anımı da sizlerle paylaşmak istedim.  Ben emekli olduktan sonra bir gün orduevinde Emekli Tuğgeneral Vural Sezer ile karşılaştım. Vural Sezer filoda yüzbaşı olarak görevliyken Hava Harp Akademisi imtihanlarını kazanmış, akademiden mezun olup kıta görevlerini başarıyla tamamladıktan sonra Hava Harp Akademisi’nde öğretim üyeliği görevinde bulunmuştu.

GÖREV TİPİ EMİR

Orduevinde sohbetimiz esnasında söz bu uçağın İspanya’dan taşınması konusuna geldi. Vural Sezer öğretim üyeliği sırasında Hava Harp Akademisi öğrenci subaylarına benim kendisine F-104 uçağını taşıması için verdiğim emri anlatmış ve bu emri, askeri literatürde “Görev Tipi Emir” tabir edilen emrin bir örneği olarak onlara izah etmiş. Ben bu olayı aradan geçen yıllar içinde tamamen unutmuştum ve bu emrin de “Görev Tipi Emir” olduğunu hiç düşünmemiştim. Sırası gelmişken Harp Akademilerinde “Görev Tipi Emir”in en mükemmel örneği olarak, Büyük Önderimiz ve Ebedi Başkomutanımız Mustafa Kemal Atatürk’ün Dumlupınar Zaferi’ni kazandıktan sonra söylediği“Ordular! İlk Hedefiniz Akdenizdir, ileri!” emri gösterilir. Ebedi Başkomutanımız’ın verdiği emirde dikkat edilirse,”şu ordu şuradan şu istikamette, şu kolordu şu yolları kullanarak, ihtiyat kıtaları şu bölgede toplanarak, süvari kolordusu şöyle, şu istikamette taarruz edecek” vs şeklinde hiç bir ayrıntıya girilmemiştir. Demek ki ben de hiçbir ayrıntıya girmeden iki pilot arkadaşa görevlerini bildirdiğimde Vural Sezer arkadaşımın aklında bu bir “Görev Tipi Emir” örneği olarak kalmış ve öğrencilerine öğretmiş. Bana bu olayı anlatınca çok hoşuma gitti. Uçak taşıma konusuyla pek ilgisi olmamasına rağmen sizlerle bu anımı paylaşmak istedim. Bu vesileyle değerli kardeşlerim Vural Sezer ile Sezai Şener’in kulaklarını çınlatıyorum.

İrfan Sarp

Emekli Hava Tümgeneral

Email: isarp56@gmail.com

YAZININ ÜÇÜNCÜ BÖLÜMÜ İÇİN TIKLAYIN

İRFAN SARP KİMDİR?

1954 yılında Kuleli Askeri Lisesi’nden, 1956 yılında Hava Harp Okulu’ndan mezun oldu. Pilotaj eğitimini ABD’de tamamladı. Muharip uçuş birliklerinde F-86, F- 84F, F-104 ve F-4E tipi uçaklarla uçtu.

Jet Eğitim Filosu’nda ve uçuş birliklerinde T-33 uçaklarında uçuş öğretmenliği yaptı.  1970 yılında Hava Harp Akademisi’nden, 1971 yılında Silahlı Kuvvetler Akademisi’nden mezun oldu.

Hava Kuvvetleri Jet Üsleri’nde Filo Harekat Subaylığı, Filo Komutanlığı, Harekat Komutanlığı ve Üs Komutanlığı görevlerinde bulundu. 1979’da Tuğgeneral, 1983 yılında Tümgeneral oldu. 30 Ağustos 1987’de emekli oldu.