f Yeni savaş Çin’le mi?
Kadir Doğan

Yeni savaş Çin’le mi?

  • Son Güncelleme: 1/08/17 20:06:20
  • 1

İletişim: https://twitter.com/kdrdgn07?lang=tr

Mail: kdrdgn07 @gmail.com

Bölüm 1: Ekonomik Gelişim

Günümüzde dünyanın en etkin güçlerinden birisi olma yolunda ilerleyen hatta kimilerine göre ABD’den daha büyük bir süper güç olduğu düşünülen Çin’in askeri ve ekonomik gücünün altında yatan sır birçok kişi için merak konusudur. Çin politiğini ve savunma stratejilerini anlamak ve bu sır perdesini kaldırmak için ise Çin ekonomisinin ve sosyolojisinin geçmişten günümüze gelişimine bakmamız gerekmektedir. Toplamda 2 bölümden oluşacak bu yazı serisinde bu bölümde Komünist Çin’in ekonomik gelişimi incelenecektir.

Çin ekonomisinin en büyük reformistlerinden olan ve Çin’i “Kızıl Bataktan” kurtaran liderlerin başında gelen Deng Şiaoping’in yakın arkadaşlarından Chen Yun, Çin Komünist Partisinin çekirdek kadrosuna, ekonomiye bakışını şu metafor ile açıklıyordu: “Kafesteki Kuş.”  

Chen Yun’a göre bu metaforda Kuş, Çin ekonomisini; Kafes ise, sosyalist devletin merkezi planlama kapasitesini simgeliyordu. Bu metafora göre eğer kafes olmasa kuş kaçabilir ve ekonomi dağılabilirdi. Bununla birlikte eğer kuş gittikçe büyüyecekse, kafesin de ona özgürlük tanıması için genişletilmesi gerekiyordu. Bu metafor, Chen Yun’un iktisadi mantığının temelinde bulunuyordu ve ekonomi reformunun başlangıcında parti düzeyinde de büyük destek görüyordu. Bu durumun bilinci ile de Çin’in ekonomik, sosyal ve siyasal dönüşümü inanılmaz noktalara evirildi.

1976 yılında Mao Zedong öldüğünde, Çin Halk Cumhuriyetin muazzam bir ekonomik yıkım içerisindeydi. Mao Zedong tarafından, komünist ve sosyalist temeller üzerine kurulan birçok yapı, kuruluşu itibari ile sakat doğmuş ancak buna rağmen bu yapılar, bazı ütopik düşünceler sebebiyle devam ettirilmişti. Özellikle “Kültür Devrimi” ve “İleri Doğru Büyük Atılım” gibi Çin halkını derinden etkileyen iki sakat yapı hem sosyal hem ekonomik açıdan arkasında büyük bir yıkım bırakmıştı ve bu yıkım Çin’in küllerinden yeniden doğmasını sağladı.

Kızıl Kâbus: Mao

İkinci Dünya savaşının bitimi ile birlikte uzun süredir devam eden Çin iç savaşı şiddetlendi. ABD destekli Çan Kay Şek ve Rus destekli Mao Zedong arasında 1927 yılından beri süren savaş, 1946’dan itibaren etkisini ciddi bir şekilde artırdı. 1950 yılına kadar devam eden iç savaş Mao Zedong’un yönettiği Çinli komünistlerin zaferi ile sonuçlandı. Komünistlerin yönetimi ele geçirmesi ile birlikte Çin’deki sosyal ve ekonomik yapı süratle değişmeye başladı.

ÇİN İÇ SAVAŞI SIRASINDA MAO ZEDONG, TAKİPÇİLERİNE SESLENİYOR

Süratli bir şekilde tüm ekonomik ve politik yapıyı değiştirmeye çalışan Mao Zedong, birçok alanda ciddi değişikliklere imza attı. Ekonomiyi tamamen sosyalist-kolektivist bir yapı kazandırmayı amaçlayan Mao, özellikle tarım alanında sarsıcı değişiklikler yaptı. Sosyalist ekonomi gereği, ülkenin dört bir yanında komünler oluşturuldu ve bunlara Pekin tarafından ciddi haklar verildi.

Bu durum zamanla Çin ekonomisini mahvetti. Çinli köylüler yaptıkları tüm hasatları komünlere veriyor ve bu hasatlar komün kantinlerinde biriktiriliyordu. Her gün köylüler istedikleri kadar ürünü bu kantinlerden alabiliyordu. Köylülerin sanki yarın hiç olmayacakmış gibi sürekli daha fazla ürünü almaları onlara kısa süreliğine de olsa “Komünist Ütopyayı” göstermişti.  Sürekli bir şekilde artan tüketim, üretiminde artırılması ile ancak mümkün oluyordu. Bu durum sonrasında üretimde meydana gelen artış Pekin hükumetini sevindiriyor ve en çok üretim yapılan komünler ödüllendiriliyor, nispeten daha düşük olanlar ise cezalandırılıyordu. Tüketim fazlası olarak görülen ürünler sürekli ihraç ediliyordu.

Tüm halk komünizmin başarılı olacağına o kadar inandırılmıştı ki hiç kimsenin bu durumun getireceği sıkıntıları görmesi mümkün değildi. Zaten bu durumu görebilecek olanlar da zamanında “Sağcı Karşıtı Hareket” ile susturulmuştu.

Zaman içerisinde tüketim o kadar artmıştı ki bu durumun aynı şekilde üretime yansımaması sıkıntıları da beraberinde getirdi. Sürekli olarak Pekin hükumetine verilen abartılı üretim rakamları ise merkezi otoritenin başarı argümanı olarak sunuluyordu. Üstelik bütün medya sıkı bir devlet kontrolünde olduğu için muhalif sesler olsa bile onların duyulmasını sağlayacak bir ortam yoktu.

Tüm bunların sonucunda Çin 1960 yılına kadar, milyonlarca Çinli açlıktan ölmesine rağmen tarım ihracatı artarak devam etti. Tarımda yaşanan başarısızlık zamanla daha büyük bir belayı Çin’in başına sardı.

“Dibe Doğru Büyük Atılım”

Tarımda yaşanan sorunların zamanla gün yüzüne çıkmaya başlaması ile birlikte Mao Zedong, Çin ekonomisini yeniden ayağa kaldırmaya kararlıydı.  O yıllarda bir ülkenin ekonomik büyüklüğünün temel endeksi “Çelik Üretimi” olarak gösteriliyordu. Bu sebeple Çin’i tarımsal ekonomiden, sanayi ekonomisine geçirmek için 1958 yılında “İleri Doğru Büyük Atılım(1)” hareketini başlattı.

İleri Doğru Büyük atılım

Bu hareketin temel amacı ülkede sanayileşmeyi artırmaktı. Mao’nun talimatı ile neredeyse tüm köylerde, komünler tarafından köylülerin tarım ile uğraşmamaları isteniyordu. Bu düşünce zamanla o kadar büyük bir sapkınlığa sebep oldu ki, evlerinin arka bahçelerinde çelik üretimi yapan milyonlarca köylü ortaya çıktı. Tahmin edebileceğiniz gibi bu çeliklerin çok büyük bir kısmı kullanılamayacak kadar kalitesizdi. Bu durumun sonucunda zamanla tarımsal üretim de iyice azaldı ve bu durum zaten zor durumda olan ekonomiyi dibe götürdü ve 1961 yılında “İleri Doğru Büyük Atılım” sonlandırıldı.

İleri Doğru Büyük Atılım sürecinde Mao Zedong’un yaptığı en önemli hamle ise devlet yapısında olmuştur. Leninist ve Stalinist düşüncelerin aksine merkezi bir otorite yerine tamamen merkezi olmayan bir otorite kurmaya çalışan Mao, devlet yapısını tamamen desantralizasyonun içine itmişti. Dikey hiyerarşi ile birlikte yatay hiyerarşi de Çin devlet yapısında etkili olmuş ve bu durum ciddi bir kargaşaya yol açmasına rağmen, gelecekte Pekin yönetiminin elinde büyük bir koza dönüşecekti.

Tüm bu felaketlerden sonra harap halde olan Çin halkına bir darbe de “Kültür Devrimi(1)” ile vuruldu. 1966 yılında başlayıp, 1976 yılına kadar etkisini sürdüren Kültür Devrimi, Mao Zedong’un bu yılda ölümü ile son buldu. Kültür devrimi ile yapılmak istenen şey temelde Çin halkını, Komünist yapıya büründürmek ve tarihsel, sosyal, kültürel değerlerini tamamen bir kenara atmaktı. Binlerce yıllık kadim Çin kültürü 10 yıl içerisinde yerle bir edilmişti. Halk ve ülkenin yönetim kademesinde kamplaşmalar oluşmuş ve bunun sonuncunda milyonlarca insan infaz edilmiş, tecavüze uğramış ve sürgün edilmiştir.

Kültür Devrimi Milyonlarca insanın ölümüne sebep olmuştur

1976 yılında Mao Zedong’un ölümü ile birlikte geçmişte “Sağcı” damgası yiyen, Deng Xiaoping’in de aralarında olduğu birçok lider ülkenin yönetiminde kontrolü ellerine geçirmeyi başardı. Bu gelişme de Çin’in kaderini de tamamen değiştirdi.

Mao’nun ölümü sonrası yönetimi ele geçiren Deng ve arkadaşları hızlı bir reform süreci başlattı. Mao sonrası dönemde ekonomiyi iyileştirmek için uygulanmaya çalışılan “Dışa Doğru Atılım” ile yeni girişimlerin ortaya çıkması amaçlanıyordu ancak bu atılım başarılı olmadı. Bunun sebebi ise bu girişimlerin tamamen devlet eli ile yapılmak istenmesiydi. Bu planının başarısızlık ile sonuçlanmasının ardından Pekin Hükumeti, Deng ve Chen Yun önderliğinde ülkeyi istemeden de olsa “Piyasa Ekonomisine” sokmaya başladı.

İlk olarak Singapur ve Japonya daha sonra da Avrupa ve Amerika gibi kapitalist ekonomileri görmek ve orda edilecek kazanımlar ile Çin’de reformlar yapılması amacıyla heyetler gönderilmeye başlandı. Kapitalist ve yozlaşmış olarak gördükleri bu ekonomiler deki inanılmaz refah seviyesi karşısında şok olan Çinli yetkililer, bu durumu kendi ülkelerinde “Sosyalizm için Kapitalizmi kullanmak” mantığı ile uygulamaya çalıştı. Bu Mao’nun ideolojisine tamamen tersti ve son on yılda tüm toplumu derinden etkileyen “Kültür Devrimi” sebebiyle, halk da bunun kötü bir fikir olduğunu düşünüyordu.

Deng yine de büyük bir risk aldı ve özel sektörün önü açıldı, ülkeye başta batı ülkeleri olmak üzere inanılmaz yatırımlar akmaya başladı. Bu durumu kontrol etmek isteyen Pekin yönetimi ise zamanla karşı koyulmaz boyuta ulaşan özel sektör karşısında çaresiz bir şekilde izlemek ile yetindi. Yabancı yatırımlar ile sanki değerli bir maden bulmuşçasına, Çin’e inanılmaz paralar aktarıyorlardı. Bu durum öyleydi ki 1980-2004 yılları arasında Çin’e, yurt dışından yapılan direk yatırım miktarı 560.39 Milyar $ ile rekor seviyelere ulaştı (2). 1979-2006 yılları arasında Çin ekonomisi ortalama yıllık %7’nin üzerinde büyümüştür. (2)

ÇİN EKONOMİSİNDE YILLARA GÖRE SEKTÖRLERİN PAYI

1952-2005 Çin Ekonomisi

Özellikle Mao Zedong döneminde uygulanan desantralizasyon politikası, Çin için büyük bir şans olmuştur. Bu sayede özel sektör denetimlerden uzak bir şekilde kendine büyümek için sınırsız alan bulabiliyordu. Mao döneminde bir girişim yapmanın veya bir işletmede kendi aile bireyleri dışında kişilerin çalıştırılmasının yasak olduğu günlerden, piyasa ekonomisine bir anda geçen bir ekonomi. Kuşkusuz Çin’in şuan bu konumda olmasında en büyük pay sahibi Deng Şiaopingdir. Deng’in pragmatik yaklaşımını, devlet politikası haline getirtmesi, Çin’i ideolojilerin etkisinden uzaklaştırıp, mantıklı kararlar almaya itmiştir. Deng bu durumu ise şöyle açıklıyordu: “Gerçekliği test etmenin tek yolu pratiktir.” Bu şu anlama geliyordu, politika denilen şey uygulamada da çalışmalıydı. Deng bu durumu şöyle açıklıyordu: “Bir kedinin, fareyi yakaladığı sürece, beyaz veya siyah olması fark etmez.” Deng, Pragmatizmin, başarı için en iyi felsefe olduğunu düşünüyordu ve yanılmadı da.

Kadir Doğan

Kaynak ve Referanslar

http://politikakademi.org/2012/07/maonun-cini/

http://www.birmingham.ac.uk/Documents/college-social-sciences/business/economics/2010-papers/economics-papers-2010/10-24.pdf

Ronald Coase-Ning Wang – “Çin Nasıl Kapitalist oldu?”

Esherich, Josef &Pickowicz, Paul & Walder, Andrew, “The Chinese Cultural Revolution as History

Woodruff, William, “Modern Dünya Tarihi”

Armaoğlu, Fahir, “20. Yüzyıl Siyasi Tarihi”

Kaynak: www.kokpit.aero

Kokpit Aero

Yorum Yap