Adnan Koşcağız

Bir kaptanın bakış açısından

  • Son Güncelleme: 9/03/19 08:04:10
  • 0

İstatiksel olarak 11 milyon uçuşta 1'e denk gelen uçak kazalarının başlıca nedenleri; pilotaj hataları, teknik aksaklıklar ve meteorolojik şartlardır. Bunun dışında akla hayale gelmeyen büyük veya küçük birçok faktör kazalara sebep olabilir. 

Bir uçuş kazasının meydana gelebilmesi için, çok fazla faktörün bir araya gelmesi gerektiğini biliyoruz. Bu faktörlerin sadece pilotlarla sınırlı kalmayacağı da açıktır. 

Yöneticiler başta olmak üzere, tüm uçuş ekibinden tutun da, uçağın bakımını yapan, uçağı uçuşa hazırlayan teknisyenden, yerde uçağa manevra yaptıran yer görevlisine, uçak kargosunu teslim alan ve uçağa yükleyen görevliden, uçuş planlarını yapan, meteorolojik durumu bildiren memurlara, uçuş kulesindeki ve radarlardaki operatörlere kadar birçok kademe, makam ve kişi olaydan sorumludur. 

Uçuşu etkileyen o kadar çok görünen ve görünmeyen faktör vardır ki saymakla bitmez, tabii ki bunların en başında da pilotları ilgilendiren kişisel konular gelir; sağlık durumu, moral, psikolojik faktörler, özel yaşantısı ve aldığı eğitimler gibi hususlar başlıcalarıdır. 

Pilot her türlü negatif düşünceden, olumsuzluklardan uzak, zinde, pozitif düşüncelerle göreve gelmeli ve uçuşa başlamalıdır. Kaptanın, uçuşun her safhasında, bir sonraki aşamayı düşünerek uçuşun önünde gitmesi yani olacakları öngörebilmesi gerekir. Şayet bunu yapmakta zorlanıyorsa, kendisini engelleyen faktörler nelerdir bunları bilmesi gerekir. Kaptan neden uçuşun önünde gidemiyor?

Bu soruya verilebilecek cevaplar çok çeşitlidir:

1. Kaptan ilerde olacakları tahmin edemiyor, karşılaşacağı hava durumu ile ilgili kuşkuları var.

2. Yol boyunda derhal inişi gerektirecek arızalarda emniyetle inebileceği meydan sayısı az veya mesafesi çok uzak.

3. Herhangi bir sebeple varış meydanına inemezse bilmediği bir yedek meydanda nelerle karşılaşacağını kestiremiyor. 

4. Kritik hava şartlarında iniş için yeterli eğitimi yok, riske gireceğini ve sonucunu kestiremeyeceğini düşünüyor.

5. Yanındaki diğer pilota güvenemiyor.

6. Aldığı meteorolojik verilerin doğru olmadığını, uçuş planının doğru hazırlanmadığını düşünüyor.

7. Yöneticileri, kaptana gereken değeri vermiyor, kendisine yüklenen görev ve sorumluluğa karşı, yeterli yetkisinin olmadığını düşünüyor. 

8. Çalıştığı şirketin bir üyesi olduğunu, şirketini yüceltmek ve her türlü olumsuzluklardan korumak, kâr sağlamak için çaba sarf etmek içinden gelmiyor. Çünkü kendisinin şirketin bir elemanı olduğu hissine sahip değil. O çok küçük bir hata yaptığında, bu hatanın sonuçlarının korkunç boyutlara ulaşabileceği düşüncesi beynini kemiriyor. Böyle bir durumda yönetimin kendi yanında değil, tamamen karşısında olacağı fikrini taşıyor, çünkü bu güvence kendisine hiçbir zaman açık veya kapalı hissettirilmiyor.

Bu belirsizlikler onda korkuya dayalı dengesizlikler oluşturuyor. Belki de bu psikolojik durumun ‘korkunun’ farkında bile değil. 

Korku, sözlük anlamı ile ifade edildiğinde “Bir tehlike veya tehlike düşüncesi karşısında duyulan kaygı, üzüntü, kötülük gelme ihtimali.” şeklinde bir tanım ortaya çıkıyor. Türk Dil Kurumu’nun web sitesinde yer alan korku tanımlamasına ruh bilimi açısından yaklaşımı ise bizlerin gerçek hayatta yaşadıklarımızı tarif ediyor:

“Korku; gerçek veya beklenen bir tehlike ile yoğun bir acı karşısında uyanan ve coşku, beniz sararması, ağız kuruması, kalp, solunum hızlanması vb. belirtileri olan veya daha karmaşık fizyolojik değişmelerle kendini gösteren duygudur. Genel olarak incelendiğinde; korkudan eli ayağı tutmamak, eli ayağı kesilmek, beti benzi solmak, dili tutulmak, avuçlarının içi terlemek, nefesi kesilmek, gibi yan etkileri olan güçlü bir duygudur, korku.”

Korkunun biz insanları ilgilendiren tanımı, ağırlıklı olarak işin bedensel boyutta yaşanan hislerindedir.

 

Kaynakça:

Adnan Koşcağız, Gökten Düşen Fısıltılar, Kuledibi yayınları, 2015

 
Kaynak: www.kokpit.aero

Facebook

Kokpit Aero

Yorum Yap