Haydi Paris'e Concorde'u, DC8'i, 747'yi görmeye!

  • Son Güncelleme: 6/10/13 21:15:19
  • 1

Kerem GÖK / Kokpit.aero

Concorde, Boeing 747, DC-8 ve C-47… Bu modellerin hepsi yeterince, hatta fazlasıyla “özel” modeller. Onların her detayını yakından incelemek ise bir havacılık tutkunu için tarif edilemez bir mutluluk. Paris’teki Le Bourget Havacılık ve Uzay Müzesi sergilediği bu çok özel uçaklar ile dünya çapında bir müze. Sizler için gerçekleştirdiğimiz bu ziyareti tüm detayları ile aktarmaya çalışacağım.

PARİS'İN KARIŞIKLIĞINDAN KORKMAYIN!

Paris gelişmiş metro sistemi ile toplu ulaşımın son derece konforlu ve kolay olduğu bir şehir. Hangi bölgede olursanız olun birkaç metro aktarması ile Gare du Nord istasyonuna gelmeniz mümkün. Gare du Nord istasyonundan RER’in B hattına (Charles De Gaulle Havalimanı’na doğru giden hat) geçin. Le Bourget istasyonunda indikten sonra 152 numaralı otobüs hattıyla müzeye ulaşabilirsiniz.

Le Bourget istasyonu ile müzenin girişi arasındaki mesafeyi (1,5-2 kilometre) yürüyerek kat etmenizde mümkün. Aslına bakarsanız eğer hava çok soğuk değilse bu mesafeyi yürümenizi öneririm. Hem yol boyunca heyecanı yaşamak, hem de şirin Paris sokaklarında biraz daha vakit harcamak...

BİLET FİYATI NE KADAR?

Müzeye 8 Euro karşılığında girebiliyorsunuz. Bu fiyata Concorde ve B747’nin içini gezme ücreti de dahil. Girişte sizi Fransız ve dünya havacılık tarihine damga vuran hava araçları ve eserler karşılıyor.

Ne yazık ki müzenin büyük bölümünde hiç İngilizce açıklamaya yer verilmemiş. Özellikle havacılık tarihi ile ilgili kısımdaki tüm bilgi tabelaları İngilizce. Bu gerçekten bir havacılık müzesi için büyük bir eksiklik. Uzay bilimleri ile ilgili salonda da aynı durumla karşılaştım. Detaylı ve zengin içeriğe sahip bu iki kısmın böyle bir ihmal yüzünden görsellikten ibaret olması açıkçası biraz canımı sıktı. Fransızca bilmiyorsanız bu kısımlara bakıp geçmekten başka çareniz yok.

Müzenin sadece helikopterlere ayrılmış zengin bir salonu da mevcut. Sikorsky H-34A ve SA 341 Gazelle modellerinin sergilendiği bölümde helikopterin tarihine de göz atabilirsiniz. Ayrıca transparan halde sergilenen, yani gövde içi sistemleri görebileceğiniz bir helikopterde öne çıkıyor.

İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI'NIN KLASİKLERİ

Dışarıdaki uçaklara ve Concorde salonuna gelmeden önce havacılık tarihine damgasını vuran savaş uçaklarının yer aldığı bölüme geçiyoruz. Girişte bizi 1940 yapımı Dewoitine D-520 karşılıyor. Karşısında sıralanmış P-51D Mustang, Spitfire MK XVI ve P-47D Thunderbolt’u selamladıktan sonra Casa 2-111 bombardıman uçağı yorgun duruşu ile bizi adeta geçmişe götürüyor. Onun hemen arkasında ise gerçek bir havacılık efsanesi ile karşılaşıyoruz. Hem askeri hem de sivil havacılık tarihine damgasını vuran Douglas C-47 ya da sivil ismiyle DC-3 güzel bir koreografi ile ziyaretçilere sunuluyor. Uçağın içinde bulunan gerçekçi ses sistemi sayesinde gözleriniz kapattığınızda kendinizi gökyüzünde gibi hissediyorsunuz.

DIŞARIDA BÜYÜK UÇAKLAR VAR

Boeing 747-100 ve Concorde gelmeden önce dışarıdaki uçaklara göz atmakta fayda var. Pek çok askeri jetin sergilendiği dışarıda ki alanda benim en çok dikkatimi geçen model McDonnell Douglas’ın ilk jet motorlu modeli olan DC-8 oluyor. Boeing’in ilk jet motorlu modeli 707 ile büyük benzerlikler taşıyan model sivil havacılık tarihine damgasını vuran modellerden bir tanesi. Yaşlı uçağı uzun uzun incelemeden yanından ayrılamıyorum. 1950’lerin teknolojisi ile geliştirilmiş jet motorları ve gövde yapısı kesinlikle heyecan verici. DC-8 o yılların teknolojisi ile yapılmış bir uçak için fazlasıyla büyük.

Onun sol tarafında FedEx’ten emekli bir Boeing 727, Sud Aviation tarafından geliştirilmiş ve bir kardeşi de Yeşilköy Havacılık Müzesi’nde sergilenen SE 210 Caravelle 10R ve Air Inter’den emekli bir Dassault Mercure dikkatimizi çekiyor. Bu arada Dassault her ne kadar bugün Rafale, Mirage gibi savaş uçakları ve Falcon serisi iş jetleri ile tanınıyor. Ama bir dönem jet motorlu yolcu uçağı da üretmiş... Mercure'ü pek bilen yok...

VE JUMBO'NUN İÇİNDEYİM!

Ve geliyoruz müzenin en çok dikkat çeken iki modelinden bir tanesine. Air France filosundan emekli F-BPVJ tescilli Boeing 747-100 tüm heybeti ile ziyaretçilerini selamlıyor. 1960’ların teknolojisi ve imkanları ile geliştirilen bu model, günümüzde tahtını Airbus A380’e kaptırsa da çok uzun yıllar göklerin kralı olarak sivil havacılık tarihine damgasını vurdu.

Uçağın içine bindiğimizde sol tarafta birinci sınıf bölümü bizi karşılıyor. Üst kata çıkmadan önce dev uçağın arka tarafına doğru ilerliyoruz. Kabinin orta kısmına geldiğimizde uçağın tüm detaylarını görebileceğimiz şekilde hazırlanmış alana geliyoruz. Yalıtım malzemeleri, kablolar, oksijen maskeleri… Hepsini tüm detayları ile inceleyebiliyorsunuz.

KARGODA BİR OTOMOBİL!

Kargo kısmına indiğimizde enine yerleştirilmiş bir Renault Twingo ile karşılaşıyoruz. Tekrar ön tarafa gelip dar merdivenlerden üst kata çıkıyoruz. Dışarıdan bakıldığında kalbur kısmı oluşturan alanda koltuk bulunmuyor. Kokpite ne yazık ki giriş yasak. Camın arkasından uzun süre kokpiti inceledikten sonra Concorde salonuna doğru gidiyorum.

İŞTE GÖKYÜZÜNÜN EN ZARİF UÇAĞI!

Concorde salonuna girdiğimizde baş başa vermiş iki Concorde bizi karşılıyor. Air France’den emekli F-BTSD kuyruk tescilli uçakla birlikte Concorde 001 de tam karşımda. Üretilen ilk Concorde olan 001 belki de dünyanın en özel uçağı. Onun yanında olmak bir havacılık meraklısı için eşsiz bir duygu. Bu uçak, testlerde kullanılmış...

Kartımı okutup 001’in içine doğru ilerliyorum. Kuyruk kısmından uçağın içine biniyorum. Kabinde koltuklar yok. Concorde’nin geliştirilmesi ve test uçuşları sırasında çekilmiş fotoğraflar kabinin sağ ve sol tarafına yerleştirilmiş.

Kokpite giriş cam ile engellenmiş. Bence böylesine bir kültür mirası için doğru olan da bu.

Prototipi gezdikten sonra ön kapıdan Air France’nin Concorde’sine geçiyorum. Ziyaretçilerin rahat hareket etmesi için sol taraftaki koltuklar sökülmüş. Orta kapıdan sonraki alanda tüm koltuklar yerinde. Girişte aldığınız kart ile Concorde’nin içine yalnızca bir kez binebiliyorsunuz. Çıkıp tekrar girme olanağınız yok. Ayrıca girişteki gişede bulunan sayaç sayesinde içerde kaç kişi olduğunu görebilirsiniz.

Paris'e yolunuz düşerse, bu muhteşem müzeyi gezmeyi unutmayın. Le Bourget, Fransız havacılığı ve havacılık sanayi için çok önemli bir merkez. Ve tabi ki tek yılların haziran ayında düzenlenen Paris Air Show'un da aynı zamanda yapıldığı yer...

Kerem Gök

keremmgokk@gmail.com

Kaynak: www.kokpit.aero

Facebook

Kokpit Aero

Yorum Yap