Hakan Kılıç

Körfez Savaşı’nın hava harekatı (3)

  • Son Güncelleme: 21/08/19 16:38:38
  • 6

1990’ların en önemli hava operasyonu, Birinci Körfez Savaşı’nda gerçekleştirilmişti. Yazarımız Hakan Kılıç, Tomahawk seyir füzeleri, F-117’ler veAH-64’lerle başlayan hava harekatının detaylarını anlatıyor…

Birinci bölüm linki: http://www.kokpit.aero/hakan-kilic-1-korfez-savasi-1

İkinci bölüm linki: http://www.kokpit.aero/korfez-savasi-hava-harekati-2

Birinci Körfez Savaşı Hava Muharebeleri ve Irak Hava Savunması’nın Bastırılması-3

7 Ağustos 1990 günü yani Irak Lideri Saddam Hüseyin’in tarihi hatası veya oyuna getirilmesi ile (bu konuda bugün dahi spekülasyonlar devam etmektedir) Kuveyt’i işgalinden sadece 5 gün sonra, sonradan koalisyon güçleri genel komutanı olacak olan General Schwarzkopf, yine koalisyondaki tüm hava unsurlarının genel komutanı olacak olan o sırada Cidde’de bulunan Havacı General Chuck Horner’dan Birleşik komutanlığın kurmaylarına stratejik hava savaşı için planlamalara başlamaları talimatını vermesini istedi.(1)

Horner daha önce bu tür planlamalardan bazılarına rezevr koymuştu. Tıpkı Vietnam’daki gibi operasyon alanındaki düşman birliklerine yönelik bir harekata karşı idi. Yani stratejik taarruz yanlısı idi. Schwarzkopf öyle olmayacağına dair kendisine teminat vermişti. Horner’a göre sadece düşmanın konuşlanmış askeri birlikleri değil, düşman ulusunun ‘ağırlık merkezleri’ vurulmalı idi. (Carl von Clausewitz’in daha önceki bölümde kısaca değindiğim teorisi gibi). Yani:

-İletişim ve Enerji Alt Yapıları

-Hava Savunma Sistemleri

-Petrol Rafinerileri

-Sanayi Tesisleri

-Hükümet Binaları 

-Komuta-Kontrol Merkezleri

Kısaca savaşı kazanmak için gerekli stratejik öneme sahip tüm tesisler.

70’lerin sonunda ABD ve SSCB hava güçlerinin eksik ve iyi yanlarını araştırıp simülasyonlar hazırlamak için kurulan ŞAH-MAT ekibinin başında ise John Warden vardı. Warden National Defense Üni.’de ‘Hava savaşı, Çarpışma planlaması’ eseri ile çığır açmıştı.(2)

ŞAH-MAT ekibinin planlaması aralıksız bombardımanı öngörüyordu ve ilginçtir bu plana göre Suudi sınırına yığılmış Irak birlikleri Çöl Fırtınası’nın başlamasından ancak günler sonra koalisyon hava gücünün saldırısına maruz kalacaklardı. Yani kara harekâtı başlamadan az bir süre önce vurulmuş olacaklardı.

İlk 6 gün boyunca Irak’taki stratejik hedeflere yoğun saldırı planlanmıştı. Stratejik Hava Saldırısı Planı şöyle idi:

-Enerji, haberleşme, ulaşım şebekesi, komuta-kontrol merkezleri, sığınaklar ve köprüler

-Ayıca Irak’ın kitle imha silahları üretim, Scud türevi balistik füze üretimi ve havacılık üretim altyapısını yok etmek

-Akıllı mühimmat ile tam isabet ve askeri hedefleri vurmak için şehirleri rastgele bombalamak zorunda kalmamak

-Bütün bunların gerçekleştirilmesi yani bombardıman görevli uçakların akıllı/güdümlü mühimmatları uygun yükseklikten ve konumdan bırakabilmesi için öncelikle Irak hava savunmasının bastırılması yani SEAD görevi icra edilmesi gerekiyordu. Bu sebeple ilk hedefler arasında Irak radarları, komuta merkezleri ve radarlar ile komuta merkezleri arasındaki iletişim kanalları, uçaksavar top ve füze sistemleri, hava üsleri ve avcı uçakları vardı. Dolayısı ile ilk 6 gün yapılacak saldırılar bu merkezlerde yoğunlaşacaktı.

Üçüncü aşamada (İlk hafta hava savunmasının bastırılması, komuta-kontrol siteminin felç edilmesi sonrasından hava gücünün yok edilerek hava hakimiyeti sağlanması ve özetle tüm stratejik hedeflerin imhasından sonra kara harekâtı safhası) Saddam’ı Kuveyt’ten çıkarmak için Kuveyt’e saldırıyı içeren detaylar vardı. Burada da ŞAH-MAT ekibinin icatları söz konusu idi. Örneğin, taktik bombardıman uçağı olan F-111D modeli yerine lazer ve elektro-optik güdümlü bomba kabiliyeti olan F-111F’leri istemişlerdi.

ŞAH-MAT ekibinin Vietnam Savaşı’nın başarısızlığa uğrayan hava savaşı “İlerleyen Gök Gürültüsü” ne atfen “Instant Thunder” (Ani Gök Gürültüsü) adı verilen hava muharebesi planı ise 200 sayfadan fazla idi. Schwarzkopf ve Genelkurmay Başkanı General Colin Powell’ın onayladığı plan Riyad’daki karargahtaki (CENTAF) kurmaylarına bizzat J.Warden tarafından brifing edildi.(3)

ÇÖL FIRTINASI HAREKÂTI VE IRAK HAVA SAVUNMA SİSTEMİNİN BASTIRILMASI (FELÇ EDİLMESİ)

16 Ocak 1991 gecesini 17 Ocak’a bağlayan gece yaklaşık 01:30'da AH-64 Apache ağır taarruz helikopterlinin saldırısı başladı. Bir saat öncesinde ise USS Wisconsin-BB-64 harp gemisinden AGM-109 Tomahawk seyir füzeleri hedefleri olan Bağdat'a doğru ateşlenmişti. AH-64 Apache helikopterleri Irak'ın güneyindeki erken uyarı radar bölgelerine saldırırken, dijital harita çizme kabiliyetli Tomahawk seyir füzeleri GPS yardımı ile de araziyi takip ederek 20 metre irtifada hedeflerine doğru uçmaya devam ediyordu. Stealth uçakların ilk temsilcisi olan F-117 Nighthawk ise AH-64 Apache’lerin açtığı koridordan Bağdat’daki hedeflerine doğru uçacaktı.

Harekatın ilk saatlerinde tek bir ana stratejik amaç vardı. Saddam’ın komuta-kontrol ağını çökermek ve tüm diğer uçakların Bağdat’a kadar güvenle girip oradan dışarı genişleyen daireler şeklinde sıralanmış hedeflerine taarruz edip tekrar güvenli koridordan üslerine geri dönmelerini temin etmek için, sınırdan Bağdat’a kadar radarlardan ve hava savunma füzelerinden temizlenmiş güvenli bir koridor açmaktı.

AH-64 Apache helikopterleri ise bunu başarmak için Irak hava sahasına giren ilk hava aracı olarak başka bir helikopterden yardım alıyordu. İlk gece bir uzun menzilli erken uyarı radar merkezini vurmak için çok iyi planlanmış bir özel operasyon ile AH-64A ve MH-53J Pave Low III CSAR (Silahlı arama-kurtarma görevli helikopter) helikopterleri kullanıldı. Hedefe çok çok alçaktan uçup radara yakalanmadan Hellfire tanksavar füzeleri ile radarı devre dışı bırakıp, Irak hava sahasında bir koridor açtılar. 

F-117'lerin ilk dalgası hedeflerini yerel saatte 02:38'de vurdu. ABD doğu kıyısında ise yerel saat 07:30 idi. CNN uçaksavar topçu ateşinin Bağdat'ta ve çevresinde başlatıldığını bildirdiğinde tüm dünya gibi Amerikalılar da televizyon başında idi. Dünya tarihinde ilk kez bir savaş canlı yayınlanıyordu. Iraklılar Bağdat’ta kör bir şekilde gökyüzüne uçaksavar ateşi açıyordu. Olayı bilmeyen biri o gece CNN yayınını seyrettiğine Bağdat’ta havai fişek gösterisi var zannedebilirdi. 1 saat süren uçaksavar ateşinden sonra ikinci F-117 dalgası Bağdat'a uçtu. Bunu iki F-117 dalgası daha takip etti. Ertesi sabah saat 06:00'da güneş doğarken, F-117'lerin son dalgası Suudi Arabistan’daki üslerine kayıpsız döndü (Güneş doğduğu için uçakların gözle görülme imkânı olacağından. F-117 stealth bir uçak olarak gece bombacısı idi)(4). F-117 Irak hava savunma radarlarının ve komuta merkezlerini vurulmasında yani hava savunma sisteminin bastırılmasında çok başarılı olmuştu.

Antrparantez belirtmek gerekir ki Irak Hava Kuvvetleri’nin neden ciddi karşılık vermediği üzerine hala daha spekülasyonlar devam etmektedir. Kimileri Irak’lı asker (Pilot/Teknisyen) ifadelerine göre savaştan bir süre önce birçok Irak uçağının Uzakdoğulu bir firma tarafından bazı aviyonik modernizasyonlara tabi tutulduğunu ve ABD’nin de Saddam planlarından öncesinden haberi olduğu için bu firma ile irtibata geçip sabotaj yaptırdığını ve birçok Irak uçağının havalanamadığını söylemekte.

Çok inandırıcı gelmeyen bu hikâye yanında çok ciddi EH ve pist bombalanmasına maruz kalan Irak hava gücünün çoğunun kalkamaya fırsat bulamadığı bir başka iddia. Diğer iddia ise 500-600 civarı ve hemen hemen hiçbir sofistike uçağı olmayan Saddam’ın uçakların ülkeyi kurtaramayacağını anladığı noktada onları da harcamamak üzere bir karar aldığı ve bu yüzden 400’e yakın Irak uçağının İran’a kaçırılması. Bu İran’a kaçırılma kısmı doğru, zaten hepimiz TV’de o zaman da seyrettik. Tıpkı 16 Ocak Gecesi Bağdat’ı seyrettiğimiz gibi. Ayrıca bu uçakların İran tarafından geri verilmediği ve çoğunun İran’ın da işine yaramadığını da biliyoruz. Ancak bunlar pilot veya yerel komutanların inisiyatifi ile mi yoksa Saddam’ın emri ile mi gitti o kısmı meçhul.

Buna rağmen daha ilk saatlerde kalkmayı başaran ve savaşın ilk hava zaferini kazanan Irak Mig-25 uçağına sonra değineceğim. Daha dakika bir gol bir misali USNAVY F/A-18 uçağını düşüren Mig-25 koalisyon üzerinde soğuk duş etkisi yapmış ve F-15C hava üstünlüğü sonrasında hava hakimiyeti kurmakla görevli filolara düşmanı hafife almamaları ve ellerini çabuk tutmaları gerektiğini göstermişti.

Devam edecek olursak, Vietnam’daki gibi olmamıştı, sürekli merkezden idare edilen bir düşman ile savaşmayacaklardı. Saddam ve komutanları artık savaşı yönetemeyecekti. Tüm birlikler münferit hareket edecekti. F-117 bu ilk gecede yeteneklerinin kanıtlamıştı. Ancak üstün teknoloji sadece bir fırsat sağladı. Bu fırsat başarıyla uygulandı. Çünkü çoğu olmasa da yüzlerce Amerikan ve koalisyon mürettebatının büyük kısmı Red Flag (Kırmızı Bayrak) tatbikatlarında benzer egzersizlere katılmıştı.

İlk F-117 dalgasının ilk darbesinden sonra, hava muharebeleri üç ayrı dalga halinde yapıldı. 01:30’daki dalgadan sonra F-15C’lerin eskortunda F-111F’ler de katılmıştı. İran/Basra Körfezi’ndeki uçak gemilerinden kalkan donanma A-6’ları kıyı hedefleri vururken, F-14’ler ve F-18’ler hava üstünlüğü, eskort, hava devriyesi görevli uçtular.

Akabinde de F-117’ler bu koridoru takip etti. İki farklı Irak radar istasyonu için iki takım hazırladılar. Her bir takımda 4 adet AH-64A ve 1 adet MH-53J Pave Low III vardı. Apache'lerin her birinde 8 adet Hellfire, 19 adet 2.75 inch FFAR roket, 30 mm mühimmat ve 230 galonluk harici tank mevcuttu. Bu harici tankları da Apache'lerde operasyondan daha evvel hiç kullanmamışlardı.

MH-53J'lerin görevi ise, sahip oldukları Terrain Following Radar gibi üstün sensorleri ile gece yol göstermek ve Apache'leri çok alçak irtifadan radarlara yaklaştırmaktı. İki radar istasyonuna, diğer bağımsız radarlara, uçaksavar mevzilerine toplam 4000 adet 30mm mermi, 27 Hellfire füzesi ve 100 roket ateşlendi. Dönüş yolunda bir Mh-53J’ye bir adet SA-7 (Rus yapımı SAM füzesi) atıldı ama karşı tedbir ve sert (kaçınma) manevralar ile kurtuldu. Daha önce belirttiğim gibi Bağdat’taki komuta ve radar merkezlerine saldıran F-117’lerden sonra açılan bu koridorlardan dalan F-4G Wild Weasel uçakları (Anti-radyasyon füzeleri yüklü) SEAD ve yanlarındaki DEAD görevli uçaklar (Lazer güdümlü bomba ve AGM-65 yüklü F-4G’ler, F-16 vb.) ile tüm radar ve hava savunma ağını çökertti.

Irak koalisyon hava gücüyle sarılmış olsa da Güney Irak’ta beş ana hava limanı/üssünü imha etmek için gelmiş olan B-52 ağır bombardıman uçakları sınırdan geri dönmek zorunda kaldı. İkinci hücum paketi dalgasında ise hedefler vuruldu. 05:30'da 194 (askeri-sivil uçak), 90'ı aşkın farklı bölge (içlerinde hava alanları da var), 24 hava savunma füze tesisi veya bataryası (SAM) imha edilmişti.

Hava bombardımanı 6 hafta sürmüş, en baştan belirlenen 200’den fazla stratejik hedef ve sonraki haftalarda binlerce taktik hedef imha edilmiş ve Irak kara kuvvetlerinin savaşacak gücü kalmamış, moral ve motivasyonu kırılmış ve Bağdat dahil ilaç, yiyecek, alt yapı sıkıntısı çeken ve elektrik şebekesi çökmüş olan Irak halkı Saddam’a olan inancı yitirmişti. 6 hafta sonra başlayan kara harekâtı ise sadece 100 saat sürecekti. (Zaten ABD kamuoyuna lanse edildiği gibi Saddam’ı devirmeyi tüm ülkeyi işgali değil sadece Kuveyt’i kurtarmayı amaçlayan kısıtlı bir harekât idi. Saddam için ABD 2003’e kadar şartların daha olgunlaşmasını bekleyecek böylece Irak’ın kuzey ve güneyini merkezi yönetimden ayırarak zayıflatacak ve daha az asker kaybı ile işgal edecekti. Buna rağmen İkinci Körfez Savaşı’nda 1 milyondan fazla Iraklıya rağmen 4500 ABD askeri öldü).

Bu arada kaçmaya çalışan çok büyük bir Irak askeri konvoyu Bağdat’a doğru çekilirken A-10 uçakları tarafından adeta yok edildi. Diğer bir ibret verici olayda ise çölde koalisyon güçlerine sürpriz saldırı hazırlığındaki binlerce Irak tankı havadan kara araçlarını izleyebilecek radarlarla donatılmış RC-135 JointStar ISR (Intelligence, Surveillance and Reconnaissance/ İstihbarat, Gözetleme ve Keşif) uçağı tarafından tespit edilerek uçaklar ve AH-64 savaş helikopterince geri püskürtüldü.

Eğer bu uçak tespit edememiş olsa idi çok sofistike denebilecek Rus tanklarına sahip Irak güçleri koalisyona bugün hala hatırlanacak oranda büyük kayıplar verdirmiş olacağı tahmin edilmektedir. Bu açıdan kara ve satıh taraması ön gövdesinin her iki yanında radarlara sahip RC-135 uçaklarının kara hedeflerini takip edebilmesi çok önemli bir stratejik kabiliyet idi ki bunu mobil Scud rampalarının tespitinde de görmekteyiz.

KOALİSYONUN UÇAK KAYIPLARI

2600’den fazla uçak koalisyon hava gücünde toplanmıştı. Bunlardan sadece Amerikan kuvvetlerine ait olan ve sadece muharip olanların sayısı bile 1092 civarı idi. Ayrıca İngiliz Tornado, Fransız Mirage-2000, Suudi F-15 gibi o dönemin en sofistike uçakları vardı.

Koalisyonun toplam uçak kaybı ise:

ABD Kuvvetleri: USAF (Hava):38, USN (Deniz hava):6, USMC (Deniz Piyade Hava):7, 

SUUDİ ARABİSTAN: RSAF(Hava):2

İNGİLTERE: RAF(Hava):7

İTALYA:1

KUVEYT:1

TOPLAM:38 idi.(5)

Bu sayı yani Chuck Horner tarafından deklare edilen rakam (38) ilginçtir ki hava-hava füzeleri aracılığı (SAM ve uçaksavar ateşi hariç sadece hava-hava füzeleri) ile düşülen Irak uçağı sayısına eşittir. Tabi ki yerde veya hangarda vurulan onlarca Irak uçağı eklendiğinden bu sayı yüz belki 200-300’ü aşar. Ayrıca 450+ Irak uçağının bir kısmı Iraklı pilotlar tarafından İran’a kaçırılmıştır.

Hava zaferlerinin ilginç anları da vardır. Örneğin zamanında en iyi önleme uçağı olan ve 3 Mach civarı sürati ile Amerikan SR-71 keşif/casus uçağı hariç tüm uçaklardan hızlı olan Mig-25 uçağına ateşlenen yarı aktif radar güdümlü AIM-7 Sparrow füzesi Mig-25’in hızlanarak füzenin enerjisini bitirip kurtulması ile sonuçlandı. Daha ilginci ise hava muharebelerinde mutlak teknoloji ve sayı üstünlüğünü elinde tutan koalisyonun daha savaşın ilk saatlerinde yani Irak hava gücünün belinin henüz kırılmadığı anlarda 16 Ocak’ı 17 Ocak’a bağlayan gece USNAVY F/A-18 uçağının Irak Mig-25’i tarafından R-40 füzesi ile vurulmasının şok etkisi yapması idi.

Patriot tarafından dost ateşi ile vurulan İngiliz Tornado savaş uçağı ve pilotunun ölmesi, yine Patriot radarının sehven kilit atması üzerine USAF F-16 pilotunun Irak SAM bataryası zannettiği için AGM-88 HARM anti-radyasyon füzesi ile kendi Patriot radarını imha etmesi ayrıca enteresan dost ateşi olaylarındandır.

Savaşın meşhur dost ateşinden birisi de AH-64 Apache pilotlarının kendi tanklarını tanıyamayarak Hellfire füzeleri ile sayısı bilinmeyen M1-Abrams ABD tankını personeli ile birlikte tahrip etmiş olmalarıdır.

Dördüncü bölümde SEAD görevleri ve F-4G Wild Weasel uçakları ile devam edeceğiz.

hakankilic@kokpit.aero

https://twitter.com/hkilichsword

Kaynakça:

1-2-3-5:Tom Clancy ve Emekli General Chuck Horner, Her Erkek Bir Kaplandır, (Çev. Feride Kurtulmuş), Epsilon Yayınları, İstanbul, 2002, s.264,265,268,347

4:Brian D. Laslie, The Air Force Way Of War U.S. Tactics And Training After Vietnam, The University Press of Kentucky, Lexington, Kentucky, 2015, s.133

Kaynak: www.kokpit.aero

Kokpit Aero

Yorum Yap