Kuyruğu kopmak üzere olan B-17

  • 29/09/2017 22:57

Kuyruk ve gövdesinde derin bir yarık… Ama B-17 bombardıman uçağı, gökyüzüne süzülmeye devam ediyor. İşte İkinci Dünya Savaşı’nın sembol olmuş fotoğrafının öyküsü…

Tarihler 1 Şubat 1943’ü gösteriyordu. Kuzey Afrika’da Rommel komutasında hızla ilerleyen Alman kuvvetlerine karşı müttefikler büyük bir operasyona başlamıştı. Tunus’taki çarpışmalara destek vermek üzere dört motorlu B-17’ler havalanmıştı.

97’inci Bombardıman Grubu’na ait uçaklardan biri ‘All American’ adlı bir B-17’ydi. Uçağın komutanlığını Teğmen Kendrick R. Bragg yapıyordu. 414’üncü Filo’ya ait uçak koldaki diğer B-17’lerle ilerlerken, Tunus semalarında Alman Hava Kuvvetleri Luftwaffe uçaklarının saldırısına uğradı. Filo sıkı kolda uçuyor, B-17’nin makineli tüfekçileri saldılar Me109’lara karşı koyuyordu.

Dalışa geçen Alman uçağının pilotu ağır yaralanmıştı. Tam bu sırada uçak birbirlerine yakın uçan B-17’lerine arasına dalmıştı. ‘All American’ uçağının kuyruğuna kanadını vurdu. Ardından da Me109’un düşüşü parçalara ayrılarak devam etti… B-17’nin kuyruk ile gövdenin birleştiği yerde ağır hasar oluşmuş, kuyruğu kumanda telleri tutuyordu. Uçağın kuyruktaki sol yatay stablizesi ile kopmuştu.

BİRÇOK PARÇA KOPTU

B-17’nin mürettebatı, darbeyi yoğun olarak yaşamıştı. Uçak savrulduktan sonra pilotlar B-17’nin uçabildiğine çok şaşırmıştı. Hemen kuyruktaki makineli tüfekçi ile temas kurdular. Kısa bir sessizliğin ardından ondan ses gelmesi tüm mürettebatı sevindirdi. Yaralanmamıştı ama yatar pozisyonda olduğu kuyruk bölümünde birçok parça kopmuştu. Ne yapacağını bilemez bir haldeydi.

Uçağın saldırı nedeniyle sağ taraftaki iki motoru da ağır hasar görmüştü. Gövdede sayısız kurşun deliği vardı. Telsiz, elektrik sistemi ile oksijen sistemi saldırıda ağır hasar görmüştü.

Uçağın komutanı olan Teğmen Kendrick R. Bragg bir karar aldı. Önce görev yerine getirilecekti. Çünkü uçağı havada uçar durumdaydı. B-17 hedefin üzerine geldiğinde bomba kapakları açıldı. Ancak bu uçağın kabininde öyle bir türbülans oluşturdu ki, o an kemeri bağlı olmayan makineli tüfekçilerden biri savruldu, kabinde kuyruk bölümüne doğru adeta uçtu.

UÇAĞIN DENGESİ BOZULDU

Kuyruk bölümündeki makineli tüfekçinin ise kabine alınmasına karar verildi. Ancak makineli tüfekçi, hasarlanan kuyruk için bir denge unsuruydu. Kabine doğru geldiğinde kuyruktan garip sesler gelmeye başladı. Bu nedenle görev yerine dönmeye karar verdi. Bu arada mürettebat, paraşütlerinin kolonları ile gövde ve kuyruğu tekrar bağladı. Amaç, olabildiğinde kuyruk ile gövdeyi bir arada tutabilmekti.

Görev tamamlandıktan sonra geri dönüş için B-17 tekrar rotasında uçmaya başladı. Önlerinde yaklaşık 130 kilometrelik bir rota vardı. Pilotlar gaz kollarını geriye çekmiş, yapısal hasarın artmaması için düşük hızla B-17 uçuyordu. Düşük süratte ise B-17 havada tutunmakta zorlanıyordu. İniş üsleri, Cezayir’deki Biskra’ydı.

Dönüş yolunda uçaklara Amerikan P-51’ler yetişti. Bu efsane fotoğraf, bir P-51 pilotu tarafından çekildi. Pilot diğer uçaklara ‘B-17’nin kuyruğu bir balık gibi oynuyor’ diyecekti…

ATLA EMRİ NEDEN YERİNE GETİRİLMEDİ?

Uçağın vurulmasının üzerinden yaklaşık 2,5 saat geçmişti. B-17 üsse dönüş yolunda ağır ağır irtifa kaybediyordu. Ekip atlayarak kurtulabilirdi. Ancak Uçak Komutanı, uçakta 10 kişi olduklarını, 5 paraşütü kullanmaları nedeniyle 5 kişinin çıkış yapamayacağını söyledi. Tek yol geri dönebilmekti. Uçağın sorumlusu olarak inişi de yapmak zorundaydı.

Dakikalar saat gibi geçiyordu. B-17 sonunda üssüne ulaşmıştı. Teğmen Kendrick R. Bragg, mükemmel bir iniş yaptı. B-17’ye ilk ulaşan üssün ambulansıydı. 10 kişilik ekipten sadece biri yaralanmıştı. O da türbülans sırasında kabinde savrulması nedeniyle kolunu kırmıştı.

YAZARLAR