Ege'de Türk F-102'leri ve Yunan F-5'lerinin dog fight'ı!

  • 16/06/2018 09:06

Levent Başara’yı okuyucularımıza daha önceden yayınladığı F-100 kitapları vesilesiyle tanıtmıştık. Levent Başara şimdi de F-102 kitabıyla karşımızda. Türk Havacılık Tarihi’nin az bilinen ‘delta kanatlı’ savaş uçağının ülkemiz semalarındaki macerasını, yazarın ağzından dinleyelim…

Levent Bey, öncelikle yeni kitabınız hayırlı olsun. F-100’den sonra F-102 kitabınızı çok kısa sürede okudum. Bu uçakla ilgili daha önceden aklıma takılan birçok konu kitabınızla birlikte cevap buldu. Okuyucularımıza F-102 kitabının hazırlık sürecini anlatır mısınız?

Teşekkür ederim. F-102 kitabını hazırlamak tahminimden uzun süre aldı ama okuyucuları beklettiğime değdi sanırım. Aldığım tepkilere göre iyi bir iş çıkardığımı düşünüyorum. Envanterde 11 yıl, oldukça kısa sayılabilecek bir zaman, kalan bu uçakla ilgili pek fazla bilgi, doküman ve fotoğraf yoktu. Çalışmaya zaman zaman ara vermek zorunda kaldığım dönemler oldu. Fakat F-102’lerde görev yapmış kişilerle görüştükçe, onların tavsiye ettiği yeni insanlarla konuştukça dosyanın içi dolmaya başladı.

F-100 kitaplarımda olduğu gibi fotoğraf ve doküman konusunda yine Türk Hava Kuvvetleri Tarihçe Şubesi arşivinden yararlandım. Daha sonra da çevremdeki sivil ve asker kişilerin arşivlerine başvurdum. Havacılık meraklısı tanıdıklarım yardımlarını esirgemediler. Yurtdışındaki bağlantılarımdan da bu kitap için önemli yardımlar aldım. Kolay değil, neredeyse 40 yıldan fazla yıl geçmiş üzerinden. O günleri yaşayan, fotoğraflayıp belgeleyen insanlardan bazıları vefat etmişti. Aylarca yazışarak fotoğraf ve bilgi topladım, envantere giren uçakların kuyruk numaraları üzerinde çalıştım. Özellikle 1974 yılında çekilmiş renkli fotoğrafların elde edilmesi tam bir maceraydı. Kitabın baskısını bu fotoğraflar için 4 ay beklettim. 

Bir yandan görsel malzemeyi biriktirirken bir yandan da envanterimizde çok kısa süre kalmış bu ilginç uçağın Türkiye hikâyesini yazma işine başladım. Uçağın ortaya çıkarılması ve gelişimi, Türkiye’ye verilmesi, pilot seçimi ve eğitimi, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı derken kitap ilerledi ve uçakların envanterden çıkışlarına kadarki süreyi olabildiğince detay vererek anlattım. Sonuçta içime sinen bir çalışma oldu.

F-102, Türk Hava Kuvvetleri için ilklerin uçağı. 1960’ların sonunu ele alırsak ne gibi ilklere kavuşuyor Türk Hava Kuvvetleri?

Şöyle bir durum var. Türk Hava Kuvvetleri F-102’yi resmen istememiş, böyle bir talebi olmamış. Fakat olayları o zamanki şartlara göre değerlendirmemiz lazım. O yıllarda HvKK envanterindeki uçaklara bakalım; F-5A, F-100D ve F-104G. F-5 ve F-100’ün radarı yok. F-104’ün de radarı her türlü hava şartında önleme yapabilecek kapasitede değil. Kaldı ki bu üç uçağın da radar güdümlü füze atma kabiliyeti yok. Rusların yeni geliştirdiği yüksek irtifa bombardıman ve keşif uçakları sık sık Türk hava sahasına giriyor ve mevcut uçaklarla kötü havalarda, bulut içi ve geceleyin bu Rus uçakları önlenemiyor. Bir başka deyişle Türkiye, elindeki muharebe yeteneği kısıtlı avcı uçaklarıyla Sovyetler Birliği’nden gelebilecek herhangi bir tehdidi büyük olasılıkla karşılayamayacak. İşte burada devreye ABD’nin girdiğini görüyoruz. O yıllarda NATO’nun Güney Kanat hava savunmasının belkemiğini oluşturan Türkiye ve Yunanistan’daki bu eksikliğin ABD için kabul edilemez olduğu bir gerçek. Bu yüzden ABD, her türlü hava şartında önleme görevini tam olarak yerine getirebilecek, sadece önleme amaçlı özel filoların kurulması amacıyla Türkiye’ye iki, Yunanistan’a da bir filo oluşturacak kadar F-102’nin transfer edilmesine karar veriyor.

Türk Hava Kuvvetleri’nin arzu ettiği uçak tipi ise F-4 Phantom, fakat o yıllarda ABD bu isteği karşılayacak durumda değil. Sovyet tehdidine karşı bir an önce tedbir almak amacıyla F-102’ler üzerinde anlaşılıyor ve F-102, Türk Hava Kuvvetleri envanterine giren ilk ve tek delta kanatlı uçak tipi olarak tarihimizdeki yerini alıyor.

F-102’lerin HvKK filolarında hizmete girmesiyle birlikte Sovyet bombardıman uçaklarının Türk hava sahasına girmeleri önlenerek büyük bir stratejik caydırıcılık sağlanmıştır. Filolarda da önemli değişimler yaşanmıştır. Birinci nesil jet uçaklarıyla lövye-direksiyon anlayışıyla görev yapan pilotlar, F-102 gibi elektronik sistemlere sahip radarlı bir uçağın envantere girmesiyle birlikte daha sonra teslim alınacak yeni nesil uçaklar öncesi büyük tecrübe kazanmışlardır. Nitekim ilk F-4E Phantom öğretmen pilot ve bakımcılarının çoğu F-102 filolarında tecrübe kazanmış personel arasından seçilmiştir.

F-102’lerin sahip olduğu hava radarı, atış kontrol sistemi ve radar güdümlü AIM-4 Falcon füzeleri, Türk Hava Kuvvetleri’ni ilk defa gece, bulut içinde ve her türlü havada önleme yapma kabiliyetine eriştirmiştir. F-102’ler 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nda Ege denizi üzerinde Yunan Hava Kuvvetleri’ne karşı birçok önleme görevinde rol alarak ciddi bir sınavdan başarıyla geçmiştir. Bu uçakların Türk Hava Kuvvetleri’ne getirdiği yeniliklerden belki de en önemlisi Elektronik Harp’tir. Daha önce elektronik harp kabiliyetli bir uçağa sahip olmayan HvKK, F-102’lerle birlikte bu yeni harp usulüyle tanışmıştır. Elektronik Karşı Tedbir gibi yeni savunma konseptiyle de F-102 sayesinde karşılaşılmıştır. Dolayısıyla, ABD Hava Kuvvetleri envanterinde F-106 Delta Dart’tan önce ara dönem uçağı olarak tanımlandığı için bazı çevreler tarafından küçümsense de, F-102 Delta Dagger, Türk Hava Kuvvetleri’ne yukarıda saydığım önemli ilkleri getirmiştir. 

F-102’lerin Kıbrıs Barış Harekâtı’nda Yunan F-5’leri ile Ege semalarında yaşadıkları meşhur it dalaşı var. Filo komutanından radar operatörüne kadar olayı tanıklarıyla kitaba yansıtmışsınız. Biraz detay verebilir misiniz okuyucularımıza?

F-102’nin Türkiye macerasını yazdığım kitabın önemli bir bölümünü bu uçakların 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’ndaki faaliyetleri oluşturuyor. Konuyla ilgili olarak olabildiğince çok kişiye ulaşmaya çalıştım. Harekât anılarını dinleyip kitaba aktardım. Bazı anılar zaten HvKK tarafından yayımlanmıştı. Onlardan faydalandım. Yunan F-5’inin düşürülmesiyle ilgili olayın tanıklarıyla görüştüm. Birisi hariç. Yunan uçağını füzeyle düşürdüğü ileri sürülen Sıtkı Onur (fotoğrafı aşağıda sağda) ile maalesef görüşemedim. 22 Temmuz 1974’te gerçekleşen bu tarihi hava muharebesinin başkahramanını, yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle 8 Aralık 2015’te kaybettik. Bu eksiklik hep içimde kalacak. Kendisini saygıyla anıyorum. İşte bu yüzden buradan emekli havacılarımıza seslenmek istiyorum, lütfen anılarınızı yazın, elinizdeki fotoğrafları dijital ortama aktarın. Yayınlamasanız da bunları çocuklarınıza, torunlarınıza verin. Onlar saklasın. Bir gün benim gibi birisi çıkar tarihe not düşer. Yok olup gitmesin bu bilgiler, anılar, belgeler.

Kitapta bu tarihi olayın oluş şeklini, olayı bizzat yaşayanların aktarımlarına dayanarak yazdım fakat kitabın esas konusu Yunan uçağının düşürülmesi olmadığı için sadece elde ettiklerimi paylaştım. Bu olayla ilgili 1974’te hazırlanan resmi raporların bir yerlerde var olduğuna inanmak istiyorum. Zamanla bu bilgilerin ortaya çıkacağını ve olayın daha fazla aydınlanacağını ümit ediyorum.

Bir çağrım da ülkemizde bu tip konulara meraklı kişilere olacak. Kitabımda bir milli meseleyi olabildiğince gün ışığına çıkarmaya çalıştım. Çekinmesinler, kıskanmasınlar bu kitabı alıp okusunlar, öğrensinler. Kitaptaki bilgilerle yurtdışı kaynaklı havacılık forumlarında, sosyal medya gruplarında, kısacası internetteki belli başlı kaynaklarda çarşaf çarşaf yer alan Yunan iddialarını çürütsünler. Tabi aşırma yapmadan, kaynak göstererek. Dediğim gibi bu bir milli meseledir. Yunan iddiaları büyük ölçüde çürümüştür. Şimdi yapılması gereken bu yeni bilgilerin yayılmasıdır.

Uçak az sayıda geldiği için ne yazık ki müzelerde veya anı uçağı olarak kalabilen çok az sayıda F-102 var. İzmir Kuş Cenneti Tuzla sahasında da ulaştığınız bir enkaz var. Biraz bu uçakları anlatabilir misiniz?

1979’da hizmetten çıkarılan bu uçaklardan geriye sadece 5 adet kaldı. Bir F-102A İstanbul-Yeşilköy’deki havacılık müzesinde, bir TF-102A ise Ankara’daki havacılık müzesinde sergileniyor. Bir F-102A, Mürted 4.Ana Jet Üs Komutanlığı’ndaki “Anı Uçakları Bölümü”nde bulunuyor. İki F-102A ise Kara Kuvvetleri Komutanlığı emrindeki iki askeri birlik içinde. Bunlar Isparta’daki İç Güvenlik ve Tatbikat Merkezi Komutanlığı ve Burdur’daki 58.Piyade Alay Komutanlığı. Malesef bu uçakların durumları oldukça kötü.

Bir de İzmir-Çiğli’deki 2.Ana Jet Üs Komutanlığı’nın batısında bulunan kuş cenneti bölgesi içindeki tuzla sahasında bir F-102 var. Ancak yaz aylarında sular çekildiği zaman fark edilebilen bu uçakla ilgili, üzerinde herhangi bir tanıtıcı işaret veya numara bulunamadığı için daha fazla bilgi edinemedim. Bu konu meraklı insanların ilgisini çekebilir. 

İki F-100 kitabını hem Türkçe hem de İngilizce hazırlamıştınız. F-102’de de bu yaklaşımınızı devam ettiriyorsunuz. Yurtdışından nasıl tepkiler aldınız? Yabancıların yorumları nasıl?

Ben bütün kitaplarımı hem Türkçe hem de İngilizce hazırlıyorum. Bunun nedeni Türk askeri uçaklarına yurtdışında duyulan olağanüstü ilgi. Her türlü bilgiye aç inanılmaz sayıda havacılık meraklısı var. Üstelik bu insanlar bizdeki gibi sözde havacı değiller. Bu meraklarını canlı tutuyorlar, onu yaşıyorlar. Çıkan yayınları alıp okuyorlar, mutlaka destek oluyorlar. O yüzden F-100 kitabımda olduğu gibi F-102 kitabıma da daha baskı aşamasındayken ön siparişler geldi. F-102 kitabımla ilgili çok olumlu tepkiler aldım. Bu kitabın F-100 kitaplarımdan daha güzel hazırlandığını, fotoğraf seçiminden kağıt kalitesine kadar bir üst seviyeye çıktığımı söyleyenler oldu. Bunlar beni yeni kitabım için hem heyecanlandırıyor hem de kaygılandırıyor. Zira ülkemizin ekonomik koşulları her geçen gün daha da kötüye gidiyor. Artan maliyetleri bir sonraki kitapta nasıl karşılarız diye düşünmeden edemiyorum.

Kitapta aynı zamanda birçoğu ilk kez basılan fotoğraflar var. Ne yazık ki bu konuda ülkemizde ciddi kaynak sıkıntısı var. Nasıl bu kadar çok fotoğraf buldunuz?

Evet ciddi bir kaynak sıkıntısı yaşadım. Türk Hava Kuvvetleri’nin F-4E ve F-16C uçaklarını kapsayan yeni dönemiyle ilgili kaynak sıkıntısı yok ama ilk jet dönemini kapsayan T-33A, F-84G, F-84F, F-86E uçaklarına ilişkin fotoğraf bulmak mucize gibi. Daha sonraki dönem uçaklarından F-100C/D, F-102A, F-5A ve F-104G/S’de durum nispeten daha iyi ama yine de fotoğraf az. Bunun nedeni yasaklar. O uçaklarda görev yapan pilotlarımız ve bakımcılarımız yasak olduğu için fotoğraf çekememiş. Bir de maddi imkansızlıklar var. O yıllarda herkesin elinde bir fotoğraf makinesi yokmuş ki. Yurt dışındaki gibi hava üslerinde sivillerin girebildiği özel günler, organizasyonlar da yapılmazmış. Sivil havacılık meraklıları hep dışarıda tutulmuş. Bu şartlar altında o güzelim yılları belgeleyen çok az sivil olmuş.

Bizim uçaklarımıza ait güzel fotoğrafları yurtdışındaki kaynaklardan bulabilmemin en büyük nedeni uçaklarımızın yurtdışına filo değişimi veya tatbikat nedeniyle çıktıklarında yabancı havacılık meraklıları tarafından yüzlerce fotoğraflarının çekilmiş olmasıdır. Bu imkan maalesef yurt içindekilere sağlanmamıştır.

Ben bir zamanlar çıkardığım “Kanatlar”, görev yaptığım “Savunma ve Havacılık” ve yine bir dönem Türkiye temsilciliğini yaptığım “Air Forces Monthly” dergileri sayesinde yurtdışında tanınan biriyim. Zaman içinde yurtdışındaki askeri havacılığa meraklı insanlarla bağlantılarım gelişti. Şimdi öyle bir hale geldi ki üzerinde çalıştığım kitabın konusunu onlara iletmem yeterli oluyor. Hemen birbirleriyle irtibat kurup bana inanılmaz destek sağlıyorlar. F-102 kitabında birçoğu ilk kez yayımlanan fotoğrafları işte bu şekilde elde ettim.

Hep yurtdışından bahsettim. Yurtiçindeki arkadaşlarıma, dostlarıma haksızlık etmek istemem. Benim bu seri kitap projeme daha en başından beri destek veren onlarca dostum var. Ben aslında onların sayesinde, onlarla birlikte bu kitapları ortaya çıkarıyorum. Yardım aldığım bu kişilerin hakkını ödeyemem. Böyle güzel ilişkilere sahip olduğum için şanslıyım. Bu ilişkilerle Türk Askeri Havacılık Tarihi konusundaki yayın açığını kapatabileceğimizi umuyorum.

Hazır yayın açığından bahsetmişken müjdeyi vereyim. Yakında Türk havacılığıyla ilgili yeni kitaplar çıkacak. Firuz Altıngöz “Geçmişten Günümüze Türk Hava Yolları Uçak Filosu” adlı kitabının 1933 - 1991 yılları arası döneme ait ilk bölümü üzerinde çalışmalarını sürdürüyor. Özkan Türker jet döneminden önce envantere girmiş pervaneli uçaklarımızı anlatan bir kitap yazıyor. Cem Doğut ise efsane F-4E Phantom uçaklarının kitabı üzerinde çalışıyor. Bu insanlar gerçekten konularında uzman, düzgün kişiler. Yeni kitap haberleri çok sevindirici zira piyasada bu tür kitaplar olmadığı için yayıncılar da dağıtımcılar da ilgisiz kalıyor, neyi nasıl yapacaklarını bilemiyorlar. Bu yüzden alanında uzman kişilerin önümüzdeki dönemde çıkaracakları bu kitapları çok önemsiyorum.   

Bir sonraki kitabınız F-104 olacak sanırım. Okuyucular bu kitapla ne zaman buluşacak?

Evet bir sonraki kitabımız F-104 Starfighter. Kitabımız dedim çünkü değerli dostum Serhat Güvenç ile birlikte hazırlayacağız. Kendisi Türkiye’de F-104’lerle ilgili en bilgili kişilerden biridir. F-104 gibi Türk Hava Kuvvetleri’nin en önemli uçaklarından birinin hikayesini yazmak tek kişinin başarabileceği bir iş gibi gelmiyor bana. Gerçi iki ayda koskoca Türk Havacılık Tarihi’ni yazabileceğini iddia edenleri gördük ya neyse. Biz işimizi doğru düzgün ve en kaliteli şekilde yapmaya bakalım. Tıpkı yurtdışında basılan, yıllarca imrendiğimiz o güzel havacılık kitapları gibi yayınlar çıkaralım. 

F-104 kitabıyla ilgili bir zaman veremiyorum. Bu tip çalışmalar, hele bir de İngilizce bölümü olunca daha fazla zaman alıyor. Elimizden geleni yapıp yeni kitabımızı ortaya çıkarmaya çalışacağız. Bu arada üzerinde çalıştığımız konu sadece F-104 olmayacak. Sürprizlere hazır olun.

Üçüncü kitabınız olan F-102’yi hazırlayıp Türk Havacılık Tarihi’ne ışık tuttuğunuz ve bu röportaj için size çok çok teşekkür ediyoruz. Yeni kitap projelerinizi merakla bekliyoruz.

Levent Başara’nın F-102 kitabını satın almak için:

https://www.hobbytime.com.tr/urun/003-turk-hava-kuvvetlerinde-f-102-delta-dagger

http://www.dr.com.tr/Kitap/F-102-Delta-Dagger-Turk-Hava-Kuvvetlerinde/Hobi/Genel-Ilgi/urunno=0001755802001

Kitapları ayrıca D&R mağazalarından temin edebilirsiniz.