Adnan Koşcağız

Meleklerle kritik bir uçuş

  • Son Güncelleme: 19/05/18 10:26:10
  • 0

Bu satırlarda bazen Eski Tarihten, Mitolojiden, Dinlerden, bazen de yaşadığımız olaylardan ve gerçeklerden yola çıkarak yazılmış makaleler bulacaksınız. Bu makaleleri okurların değerlendirmelerine sunarken onların düşünce yumağında bir kıvılcım oluşturmak amaçlanmıştır.

 

Bu uçuş tümüyle normal dışı denebilecek olaylarla dolu, normal mesai sürelerinin çok üzerinde süren ve büyük bir kazanın eşiğinden dönülen bir uçuş olmuştu. Pilotlar son enerjilerini kullanıyorlar ve yardımlaşarak birbirlerini kontrol ediyorlardı.

Çok uzun ve dört pilotla yapılan kıtalararası uzun bir uçuşun son bölümüne yaklaşırken en kıdemsiz ikinci pilota istirahat sırası nihayet gelmişti. İkinci pilot çok yorgundu ve gözleri kapanmak üzereydi. Gözlerini kapattığında ise bir yangı oluşuyor, tüm vücudu uyuşuyordu. Uyuyamayacağını hissediyordu. Buna rağmen yolcu kabininde pilotlara ayrılan koltuğa oturdu arkalığı yatırdı ve amire bir şeyi işaret etti. Biraz sonra amir bir kâğıt bardak dolusu ıhlamur getirdi. “Senin görevin nasıl olsa bitti bir az rahatlarsın belki” dedi ve bardağı kendisine uzattı.     

Pilot henüz bitiremediği mitolojik kitabını eline aldı, okuma lambasını ayarladı ve ayaklarını uzattı. Ihlamurdan büyükçe bir yudum aldıktan sonra kitabı heyecanla kaldığı yerden okumaya başladı;

“Yılın ilk günü evde yalnızdım ve yatağımda uyuyup dinleniyordum. Orada bana iki adam göründü. Çok uzun boylu dünya üstünde hiç görmediğim kadar uzun ve yüzleri sanki güneş gibi parlıyordu. Gözleri yanan lambalar gibiydi ve dudaklarından alev fışkırıyordu. Giysileri tüy görünümündeydi. Ayakları mordu. Kanatları altından daha parlak ve elleri kardan daha beyazdı. Yatağımın başına oturdu ve bana seslendi; sen dedi “Neşelenesin, korkma. Ebedi Tanrı bizi sana yolladı ve duy ki bugün bizimle göklere yükseliyorsun.”

DERİN BİR UYKUYA DALDI

Pilot ancak birkaç paragraf okuyabilmişti ki sonrasını hatırlamıyordu. Derin bir uykuya daldı. Kabin amiri onu ara sıra kontrol ediyor ve derin uykuda olduğunu görüyordu. Kısa bir süre sonra da uçak bulutların arsından geçerek hafif sarsıntılarla beraber alçalmaya başlamıştı.

İkinci pilot aniden gözlerini açtı. Önce nerede olduğunu ve durumunu saptamaya çalıştı. Gözleri açıktı ama hâlâ bir şey göremiyordu. Gece olmuştu ve dışarıdan da ışık gelmiyor diye düşündü. Oysa koridor lambaları yanıyordu. Yerinden doğruldu etrafa bakındı ama kimseyi göremiyordu. Cama doğru eğildi ve dışarı baktı. Karanlığın karasından başka bir şey göremedi. Ancak motor sesinden uçağın havada olduğunu ve uçmaya devam ettiklerini anladı.  Ne yolcu ne de kabin ekibinden kimseyi göremiyordu. Aceleyle ayağa kalktı ve doğruca kokpite yöneldi. Uçak kabiniyle görevlilerinin bulunduğu bölümü ayıran perdenin önüne geldi ve orada bir an durdu. Sonra ani bir hareketle perdeyi yırtarcasına sonuna kadar açtı. O bölme az da olsa aydınlatılmıştı, yeterli görüş alanı vardı ama yine kimseyi göremiyordu.

Kokpitin kapısı kapalıydı, açarım ümidiyle kapı tokmağına saldırdı. Kapı kilitliydi ve yerinden bir milim dahi oynamıyordu. Kapıyı yumruklamaya daha sonra da tekmelemeye başladı ama hâlâ motor sesinden başka ses duyulmuyordu. Aralıklarla hafif de olsa telsiz konuşmalarını duyabildi fakat anlaşılır değildi.

Çaresizlik içinde iki elini de kapıya koydu, başını da ellerinin arasına aldı. Öylece ne kadar durduğunu bilmiyordu ta ki kapı açılıp kendini boşlukta buluncaya kadar… Kokpit aslında yoktu ve sonsuzluğa uzanan boşlukta şimdi bilmediği bir yere doğru düşüyordu, içi çekiliyor, midesi bulanıyordu. Düşme sırasındaki rüzgârın etkisiyle gözlerini tam olarak açamıyordu. Bir ara bir şeyler görür gibi oldu, bir az daha kendini zorlayınca kanatlarını kocaman açmış bir meleğin ışıklar içinde kendine yaklaştığını gördü.     

Son hızla bir birlerine yaklaşıyorlardı tam çarpışacakları sırada melek onu omuzundan yakaladı ve şiddetli bir şekilde sarsarken pilot gözlerini açtı.

Amir onu sarsarak uyandırmaya çalışıyordu. Kaptanım sanırım kâbus görüyordunuz, dayanamadım uyandırmak zorunda kaldım, zaten inişimize de az kaldı, dedi. İkinci pilot ise hafif gülümsemeyle, şaşkınlık ve korkudan açılmış gözlerle kendisine bakıyordu.

 

 

 

Kaynakça:

Ali Narçın, Çelişkiler Tabletlerle Yüzleşme, Parola Yayınları 2017

Adnan Koşcağız, Kokpitteki Sır, Dante Yayınları 2017

Sarah Lotz, Üç, Altın Kitaplar Yayınevi 2014

 

 

Kaynak: www.kokpit.aero

Facebook

Kokpit Aero

Yorum Yap