Murat Özpala Hürkuş'u anlattı

  • 03/05/2015 13:58

Arda ÖZGÜVEN - Felsebiyat Dergisi

- Murat Özpala, havacılıkla ilgilenen çoğu kişinin yakından tanıdığı, gökyüzünde olmak isteyen gençlerin ise hayranlıkla izlediği önemli bir pilotumuzsunuz. Peki, bize biraz bu gıpta ile bakılan geçmişinizden, kendinizden bahseder misiniz?

- Her şeyden önce hayranlıkla izlenen, örnek alınan, rol model olan bir insanın karakter sağlamlığı, iradesi, sabrı, anlayışı, hoşgörüsü,  sevebilme yeteneği, centilmenliği ve liderlik vasıfları gelişmiş olmalıdır diyerek başlamak ve beni örnek alacak gençlere, bu vasıfları taşıdığımdan emin olduktan sonra bunu yapmalarını tavsiye etmek isterim. Zira “adam” olamadan başka ne oldursak olalım olumlu örnek teşkil edemeyiz. Gıpta ile bakılmaya değer mi bilmem ama bütün geçmişim en önce adam gibi adam olmaya adanmıştır diyebilirim. Bununla beraber çok sevdiğim ve on sekiz yaşımdan beri icra ederek adeta sanat haline getirmeye çalıştığım mesleğimin hakkını vermeye çalışıyorum. 

Çok üstün yetenekler ve zeka ile bunu yapmak nispeten kolaydır ama benim gibi ortalama zeka ve yeteneğe sahip ortalama biri için bu çok ama çok çalışmak, sabırla olgunlaşmayı beklemek, vazgeçmemek, ağır ama emin adımlarla ilerlemek anlamına gelir.
Gökyüzüyle tanıştığım 1989 yazından itibaren, bu tanışıklığıma vesile olan çok özel adam gibi adam bazı “tayyareci” ağabeylerimden aldığım öğütleri tutarak yaşadım bu güne dek. Burada ilk defa olarak ilan edeyim; tayyarecilik yaşamım boyunca edindiğim tüm tecrübe, bilgi ve birikimimi öncelikle bu mesleği seçen genç kardeşlerime bir rehber olması amacıyla kitap haline getirmeye çalışıyorum. İlginizi çekeceğinde eminim ;)

- Belki çok duyduğunuz bir soru bu, ama gerçekten merak ettiğim için soruyorum; havada olmayı, havada olmanın hayalini kuran insanlar için tanımlar mısınız?

- Havada olmak, yerden ayağımın kesildiği ve yükselerek dünyadan ayrıldığım gizemli, heyecanlı bir yolculuğa çıkmaktır benim için. Bu düşünceyi ilk ve ortaokul yıllarımda okuduğum ve bu mesleği seçmemin en büyük sebeplerinden olan Richard BACH’ın “Martı”, “Sonsuza Uzanan Köprü” ve “Uzak Diye Bir Yer Yoktur” kitaplarında anlattıklarına borçluyum aslında. 1980 ihtilali öncesi ülkenin, özellikle gençliğin ve içinde büyüdüğüm İzmir Eşrefpaşa semtinin içinde bulunduğu vaziyet, çocuk duygusallığımla olaylardan dayanılmaz bir uzaklaşma isteği yaratıyordu içimde! Martı Jonathan ile içimde özgürlüğe, mutluluğa kanat çırpmak için yükselmeyi bekleyen martıyı keşfettim aslında ve bu keşif öyle sürükleyiciydi ki bir daha peşini bırakamadım. Ayrıca Hürkuş’un içimde özgür kalmayı bekleyen martının adı olması ne muhteşem bir tesadüf! O’nu yabancı bir adla “Jonathan” olarak anmak hep zoruma giderdi. Ancak yinede havada olmanın anlamını daha iyi anlatabileceğimden emin değilim ve merak eden genç kardeşlerime bu kitapları okumalarını tavsiye ederim.

- Bildiğim kadarıyla öğretmenlik de yapıyorsunuz uçuş konusunda. Türk havacılığı nerededir, yetiştirilen yeni havacı nesilden memnun musunuz?

İzmir Çiğli’de konuşlu 2 nci Ana Jet Üs Uçuş Eğitim Merkezi Komutanlığında yarıdan fazlasında yeni öğretmenlere de öğretmenlik yapma fırsatı bulduğum sekiz yıl boyunca başlangıç ve standardize filolarında uçuş öğretmenliği yaptım. Halen Hava Kuvvetlerimizde uçmakta olan, aralarında değerli kardeşim Türk Yıldızları lideri Osman YIĞCI Yüzbaşımın da bulunduğu yüzden fazla öğrencim oldu. Bir savaş pilotunun nasıl eğitildiğini hem dünya hem ülkemiz ölçeğinde iyi bildiğini düşünen bir öğretmen pilot olarak Türk Havacılığının itici ve çekici gücü olan askeri havacılığımız açısından şunları söyleyebilirim:

Uçuculuk yüksek disiplin, moral ve motivasyon gerektiren son derece ciddi ve riskli bir iştir. Savaş pilotluğu ise bu mesleğin en yüksek seviyesini temsil eder. Bir savaş pilotunun eğitimi çok büyük fedakarlıklar gerektiren uzun, riskli ve yıpratıcı bir süreçtir. Seviyesinin yüksekliği bu sebepledir. “SOLOTÜRK” ve “TÜRK YILDIZLARI” bu yüksek seviyeyi görebileceğiniz en muhteşem şekilde göstermektedirler! Bu gösterim Hava Gücümüzün büyüklüğünü, ciddiyetini, disiplinini ve yüksek kalitesini çok net şekilde ortaya koymakta ve bu sayede Silahlı Kuvvetlerimizin “caydırıcılık” kabiliyeti dosta övünç, düşmana korku kaynağı olmaktadır! Bunları azınlıkta da olsa bazı yurtdaşlarımızın “bu gösterileri neden yapıyorlar?” sorularına istinaden söylüyorum.

Yetişmiş pilotun moral ve motivasyonunu yüksek tuttuğunuz ve gerekli harbe hazırlık eğitim imkanlarını sağladığınız sürece görevini etkinlikle icra edecektir. Bu sebeple savaş pilotu olmak son derece profesyonel ve disiplinli bir yaşam tarzı gerektirir. Sivil havacılığımız konusunda uzmanlık seviyesinde görüş veremem ancak, yamaç paraşütünden, balona, planörden yolcu uçaklarına kadar tüm sivil havacılık pilotlarının eğitimlerinde de ticari kaygıların zafiyet yaratmadığı, uluslararası standartlar ve kurallara dayalı, ciddi, disiplinli ve tavizsiz eğitim yaklaşımının mutlak surette şart olduğunu söyleyebilirim.

Bu anlamda havacılık tutkunu gençlerimize tavsiyem, çalışkan, disiplinli, tüm kural ve standartları ve arkalarındaki ruhu anlamış, her tür zorluk ve stres altında fiziksel ve zihinsel kapasitelerini koruyabilen, öğretilenlerle asla yetinmeden ilgili yayınları sürekli takip ederek kendini geliştiren, vazgeçmeyen, mücadeleci, savaşçı bir ruh ve karaktere sahip olmaya çalışmalarıdır. Türk havacılığı ve elbette Türk Gençliği ancak bu nitelikli insan gücü sayesinde çağı yakalamış ve çağdaşlarına liderlik edebilen, vizyon sahibi bir seviyede varlığını sürdürebilir!

- Milli bir uçağımızın olması için Türk Hava Kuvvetleri’nin harp pilotluğundan ayrıldınız sanıyorum. Biraz bahseder misiniz bunun hikâyesinden?

2006 yılında İzmir Çiğli 2 nci Ana Jet Üs Uçuş Eğitim Merkez Komutanlığında görev yaparken ziyaretimize gelerek Hürkuş’tan bahseden ve nasıl bir uçak istediğimizi soran genç tasarım ekibine ilk sorum “Hürkuş’u kim uçuracak?” olmuştu. Elbette çok erken bir soruydu henüz kağıt üzerinde çizim aşamasındaki bir uçak için. Ancak ben daha o anda bu uçağı birisi uçuracaksa neden ben olmayayım diye düşünerek aslında bir anlamda bu hedefi belirlemiştim kendim için.

Bu tanışmayla aynı zamanlarda Türk Hava Kuvvetleri Temel Eğitim Uçağı tedarik projesinde de değerlendirme pilotu olarak görevlendirilmiştim. Bu görev kapsamında Brezilya’nın A-29 Super Tucano’su, ABD’nin T-6 TexanII’si ve Güney Kore’nin KT-1 ve KO-1’i  ile değerlendirme uçuşları yapma fırsatı bulmuş, KT-1 seçildikten sonra ise TUSAŞ’ta üretilen 35 adet KT-1T uçağının üretim sonrası ve Hürkuş’un da geliştirme uçuşlarının test pilotluğunu yapmak üzere TUSAŞ davetiyle Hava Kuvvetlerinden 15 yıllık mecburi hizmet süremi tamamlamış olarak 2010 yılı Mart ayında ayrıldım. O günden beri TUSAŞ bünyesinde bu güzide projede Test Pilotu olarak görev yapmanın gururunu yaşıyorum.

- Sanırım bu hikâyenin ardından da Türk havacılığı Hürkuş’u tanıdı… 

- Evet, Hürkuş’un tasarım çalışmalarından bu zamana dek süren yolculuğunda ilk aşamalarından itibaren yer almanın onuruyla O’nu gökyüzüyle buluşturduğum 29 Ağustos 2013 tarihinden itibaren Türk Havacılığı yavaş yavaş Hürkuş’u tanımaya başladı. 

- Vecihi Hürkuş’un hayatını okuyup araştıran birisi olarak uçak yapımında ne denli zorlandığına tanıklık etmiştim satırlardan. Peki, Hürkuş’un yapımında bu denli büyük aksaklıklar meydana geldi mi?

- Vecihi HÜRKUŞ bu işi iki dünya savaşı arasındaki yokluk ve zorluk yıllarında ne iğnesi ne de ipliği olmayan bir ülkede başarmış kahraman bir öncüdür. O’nu farklı kılan da budur. Onca yokluğa rağmen kendi yaptığı bir uçağı başarıyla uçurabilmesi her türlü takdirin üzerindedir. Ancak buradan Hürkuş çok kolay ortaya çıktı gibi bir sonuç çıkarmayınız. Hürkuş’da adeta yoktan varedilmiştir. Bizim havacılık tarihimiz, bir uçak nasıl yapılır, hangi sırayla nelere dikkat edilmelidir, tasarım sorunları nasıl düzeltilir, hangi metotlar daha etkin ve ekonomiktir, risk alanları nelerdir gibi soruların cevaplarını bulabileceğiniz geçerli bir kaynağa maalesef sahip değildir. Şahsi ve kurumsal bazı teşebbüsler olmuştur ancak tecrübe ve birikime dönüşmüş, gelecek nesillerin kullanabileceği yol gösterici kaynaklar ve kullanılabilir bir veri tabanı teşkil edilememiştir.

Bu sebeple Hürkuş tasarlanırken benzer uçaklar dikkatlice incelenmiş, özgün olmasına son derece itina gösterilerek çalışılmış, kanat profili dahil tüm uçak tamamen özgün olarak TUSAŞ mühendisleri tarafından tasarlanmıştır. Ülkenin sahip olduğu en ileri teknoloji seviyesini gerektiren bir işe kalkışıp da zorluklarla karşılaşmamak elbette mümkün değildir. Öyle de olmuştur! Ancak bu tür yenilikçi ve yol açıcı projeler, zorlukları cazip gören ve kolay vazgeçmeyen ekiplerin elinde harcanan gayretin ve kaynakların karşılığını mutlaka verirler. Çok şükür ki Hürkuş böyle bir ekibin ellerinde şekilleniyor.

- Bize biraz bu uçağın hazırlanmasında katkı sağlayan kahramanlarımızdan bahseder misiniz, nasıl bir ekip ve çalışma ortamı vardı?

- Sanırım az önce bu soruya esaslı bir cevap vermiş oldum. Büyük çoğunluğunun üniversite mezuniyeti sonrası ilk tasarladığı şey Hürkuş olan, yaş ortalaması otuzun altında gencecik, istekli, hevesli ve inançlı bir ekip. İşte bu ekip eliyle yükseliyor Hürkuş bugün semalarımızda! Bu genç ekibin sorumluluk bilinci, çalışkanlığı, disiplini, dinamizmi, zekası ve gayretleri sayesinde de gelecek nesillere çok sağlam bir bilgi ve birikim aktaracağımıza inanıyorum. Önümüzdeki yıllarda devam edecek olan Milli Muharip Uçak gibi projeler, ancak bu birikim üzerine sağlam şekilde oturtulduğu takdirde başarılı olacaktır.

Emekçi insanımıza has, asil bir ağırbaşlılık ve mütevazilikle perde gerisinde dururlar, ama Hürkuş’u var eden ve uçmasına destek veren, en küçük perçinine, civatasına kadar her yerinde alınteri, uykusuz geceleri, nasır tutmuş usta elleriyle mesai mevhumu gözetmeksizin çok değerli ve olmazsa olmaz işçilik katkısını sağlayan teknisyen, operatör, işçi, kule, trafik, uçuş operasyon görevlileri, servis/uçak çekici/yakıt tanker şoförü, uçuş hattı güvenlikçileri, temizlik hizmetlilerimiz var.

Ayrıca yine Hürkuş ile ülkemizde özgün olarak tasarlanmış bir hava aracının tasarım doğrulama, geliştirme ve sertifikasyon uçuş test aktivitelerini uluslararası standart ve tekniklerle icra etmek üzere bu alanda öncülük eden ve benim de aralarında bulunmaktan müthiş heyecan ve gurur duyduğum Uçuş Test ekibimiz var. Bu ekiple ülkemiz ilk defa Uluslararası Test Pilotları Okulu (International Test Pilots School-ITPS)’nun zorlu eğitim ve sınavlarından geçerek diploma almaya hak kazanmış Test Pilotları ve Test Mühendislerine kavuşmuş oldu.

Uçak hakkında medyaya yansıyan bazı olumsuz eleştiriler okumuştum. Bu sizde yeni bir hırs yarattı mı; yansıyan haberler ekip tarafından nasıl karşılandı?

- Bazen hırs, bazen üzüntü, bazen kızgınlık yarattı elbette. Eleştiri ahlakına sahip olmak, bilgiye dayalı konuşmak ve yazmak, zandan, söylentilerden kaçınmak, net ve doğru anlaşılacak bir dil kullanmak çok önemlidir!

Siyasi görüşlere alet edilen ve acımasızca, haksızca eleştirilen “milli gayretler” in uğradığı haksız muamele beni hep kahretmiştir. Aslında eleştiri değil de “karalama” demek gerek bunlara. Yurtdaşlık bilinçleriyle oynanmış bazı “kapağı başkasında kalem” sahipleri neyse de; sağduyusuna, yurtseverliğine, adalet duygusuna güvendiğimiz bazı yazarlarımız bile gün geldi çok içi boş, zanna ve söylentiye dayalı, asılsız iddia ve eleştirilerle yüklendiler Hürkuş’a ve bu genç ekibe. Her türlü takdir ve desteğe muhtaç bir ekip bunları duyduğunda, okuduğunda nasıl hissetmiştir sanırım anlatmaya gerek yok! Ama epey bir süredir bu karalamaların cevaplarını vermektedir Hürkuş göklerden! Okuyabiliyorlar mı bilemem!

- Peki, test sürecine gelecek olursak, ellerinizde doğan bir uçağın ilk pilotu olmak nasıl bir duygu?

- Hürkuş için ellerimde doğdu diyemem ama aklen, ruhen ve  bedenen hep yanındaydım diyebilirim sanırım! Hürkuş bizim mühendisimiz, teknisyenimiz, işçimiz ellerinde doğdu! Ben kendimi daha çok doğumhane önünde sabırsızlıkla evladına sarılmayı bekleyen bir baba gibi görmüşümdür.

Bu sebeple de Hürkuş’u beşinci oğlum olarak anarım her zaman!  Evet, dört oğlum, dört aslanım daha var! Doğumhane kapısı açılıp da “al sarıl bakalım” dediklerinde ne hissettiğimi daha önce baba olmuşlar çok iyi anlar. İşte Hürkuş’a ilk uçuşunu yaptırmak böyle müthiş bir duyguydu! 

- İlk havalanma anında ne hissettiniz?

- Gece saat üç sularında başlayan ve iniş anına kadar devam eden ve iner inmez yerini tarifsiz bir mutluluğa bırakan tarifsiz bir heyecan! En ufak hatayı affetmeyeceğini bilerek hiç bilmediğiniz yepyeni bir tasarımla uçuyorsunuz! Tek amacınız onu emniyetle yere indirmek!

Böyle büyük ve güzide bir emeğin benim ellerimde zarar görebilme ihtimali beni tüm gece yedi bitirdi adeta. Dünya havacılık tarihinde deneysel prototip uçakların ilk uçuşlarında yaşanan trajik hadiseleri okulda ders olarak gördüğümüzden bu normaldi sanırım. Yoksa cahil adam her koşulda ve bir şekilde mutlu adamdır malumunuz!

Uçağa uygulanan yapısal testler, 'iron bird - demir kuş' olarak adlandırılan sistem tarafından gerçekleştirildi. 

- Uçak, testten geçerli not aldı mı peki size göre?
- Test derken ilk uçuşu kastediyorsanız 10 üzerinden 10 verdim Hürkuş’a! 
Nefis bir uçuş ve bir o kadar harika bir inişe izin vererek önce benim sonra tüm Milletimizin yüzünü güldürdü Hürkuş!


- Kariyeriniz boyunca pek çok uçağa bindiniz ve binmeye devam ediyorsunuz. Aralarında nasıl bir fark hissediyorsunuz? Test pilotu olmak nasıl bir his?

Otuz civarında farklı uçakla uçtum bu güne dek. Hepsi kendine has karakteristiklere sahiptir. Huyu, suyu birbirlerinden farklıdır. Ancak onları dinlemesini bilirseniz uçtuğunuz uçak çeşitliliği arttıkça bu işte ustalaşırsınız. Ben onları dinlerim; çıkardıkları her sesi, anlatmaya çalıştıkları her şeyi dikkatlice dinlerim. Duygusal bir bağ oluşur adeta aramızda. Birlikte geçirdiğimiz süre uzadıkça ben onları daha iyi tanır, daha iyi kontrol etmeye başlarım. Onları tanımadan kontrol etmeye hele bir de sınırlarını zorlamaya kalkarsanız huysuz bir at gibi sırtlarından atarlar sizi! Canınız mutlak surette yanar! Hata yapamayacağınız, yaptığınız taktirde öncelikle kendi hayatınızı kaybedeceğiniz en riskli meslektir pilotluk. Test pilotluğu ise bu mesleğin tehlike ve risklerinin en yüksek seviyede olduğu en yüksek zirvedir adeta. 

Hürkuş’a gelince! Onunla 20 aydır birlikteyiz ve 200 saatin üzerinde uçuş yaptık. Hala bilmediğim huyları, henüz zorlamadığım ve keşfetmediğim sınırları var! Önümüzdeki uçuş test süreçlerinde diğer test pilotumuz Murat KELEŞ ve uçuş test ekibimizle birlikte keşfe devam edeceğiz.

- Peki, Hürkuş gerekli testlerden başarıyla geçerse üretimler devam edecek mi? Yoksa Hürkuş yaşamında olduğu gibi havada da yalnız mı kalacak?
- Bir uçağın test edilmesine ilişkin süreçler başlıbaşına yepyeni bir alan Türkiye için. Bu anlamda uçuş test mühendisi arkadaşlarımızla beraber çok sıkı ve zorlu bir sürecin içindeyiz. Bu sürecin dinamiklerini, gerekliliklerini bilmeyenler daha ne kadar sürecek bu testler diye düşünebilirler ama yüksek performanslı bir akrobatik uçağı mükemmelleştirmek ve ürün haline getirmek çok teknik, riskli, yorucu, yıpratıcı ve elbette uzun soluklu bir iş.

Hürkuş uçuş test ve tasarım geliştirme süreçleri sonunda Hava Kuvvetlerimizin gururla uçuracağı bir uçak haline inşallah gelecek ve ilk etapta 15 adet takiben daha fazla sayıda uçakla, kendi uçağımızla uçuyor olacak!

Bilir misiniz bu aslında 1970 lerin başında Hava Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı’nın başlattığı “Kendi Uçağını Kendin Yap” idealinin benimle yaşıt 45 yıllık hayalidir aslında!

Ben de bu hayali Hürkuş ile gerçekleştirdiğimizin tüm halkımız tarafından görülmesini, anlaşılmasını ve sahiplenilmesini istiyorum! Üretime dayalı Milli bilincimizin ayaklanmasını, coşmasını istiyorum! Bu inançla her yerde haykırdığım, sürekli ve ağız dolusu, yürek dolusu tekrarladığım bir de söylemim var:

Rahmetli Kayahan Üstad’ın söylediği gibi: “…hoşuma gidiyor! içimi ısıtıyor! söylüyorum:

- “Kendi Semalarımızda, Kendi Kanatlarımızla!” Hürkuş dışında başka bir uçağı havacılığa kazandırmak isteseniz bu uçağın isminin ne olmasını isterdiniz?

- ATA olmasını isterdim elbette. Mustafa Kemal’in verdiği önem sayesinde, “İstikbal göklerdedir!” direktifi ve öngörüsüyle başlattığı çalışmalar sayesinde tüm bunlar! Bize hür olarak yaşayabileceğimiz bir vatan armağan eden o asil ve büyük ruha daha anlamlı bir teşekkür geliyor mu aklınıza?

- Ne yazık ki söyleşimizin sonuna gelmiş bulunuyoruz; okurlarımıza ya da havacılıkla ilgilenen genç nesillere söylemek istediğiniz bir şeyler var mı?

-  Hava Kuvvetlerimizin birçok birliğinin girişinde şu her gördüğümde bende çok derin duygular uyandıran sözler yazılıdır: “Birlik ve beraberlik, kader-i ilahiden başka her türlü güçlüğü yener!”

İnançlı, dürüst, ahlaklı ve kararlı olunduğunda, birlik ve beraberlik içerisinde hareket edildiğinde başarılamayacak iş yoktur! Ben buna tüm kalbimle inanırım! İhtiyacımız olan inanın sadece budur!

Hürkuş benim nazarımda bunun en sağlam ve şimdiden tarihe mal olmuş örneklerinden biridir! Onca imkansızlığın, perişanlığın içerisinde yedi düvele karşı verilmiş ve hayretler içerisindeki bakışları önünde kazanılmış koskoca ve ibretlik bir Milli Mücadelemiz, Kurtuluş ve Aydınlanma Savaşımız var! Başka daha nasıl bir motivasyona, nasıl bir kahramanlık destanıyla coşmaya ihtiyacı olabilir ki insanın?

Son olarak genç kardeşlerime hayallerinin peşinden koşmalarını; dürüst bir şekilde çok çalışarak her türlü güçlüğün üstesinden gelebileceklerine mutlak surette inanmalarını öğütlüyorum! Ne istediğinizden emin olarak hayalinizin peşinden koşup kendinizi ona adarsanız, o işi severek yaparsanız, bir süre sonra ustalaşır, o işi sanat haline getirir, fark yaratmaya başlar, dünyayı değiştirecek ve sizden sonrakilere örnek olacak başarılara imza atabilirsiniz! Hele bir de bunu kendinize mal etmez, başkalarıyla da paylaşırsanız, yücelirsiniz!

Mustafa Kemal’in yaptığı işte tam da buydu! Önce mevcut halin ızdırabını duyarak acı çekmiş, sonra daha güzel günlerin ve esaretten kurtulmuş aydınlık ve hür bir ülkenin hayalini kurmuş, bunu başarabileceğine inanmış, planlamış, uygulamış, doğru adamlardan oluşan ekipler, ölümüne fedakar bir halk ve elbette Allah’ın mutlak yardımıyla her türlü imkansızlığa rağmen çok ama çok çalışarak başarmıştı imkansız görüleni! Geldikleri gibi giderler’in hikayesidir bu!

Başkasının izinden yürüyen iz bırakamaz! Bırakalım artık O büyük insanın “izinde!” olduğumuzu söylemeyi! Mücadelesinin ardındaki güçlü öngörüyü, dinamizmi, aklı, idraki, ruhu, aydınlığı kavramaya çalışalım ve gençliğe emanet ettiği o asla sönmeyecek olan meşaleyi yükseltelim hep birlikte! O da bunu istemişti zaten! Yükselmemizi! Hürkuş benim için işte bu yükselişi ifade ediyor! Uçmaktan, öncülük etmekten anladığım da aslında tam da budur!

Hürkuş’u uçuran adam olarak havacılıkla ilgilenen ilgilenmeyen Türk Gençliği’ne ısrarla ve önemle söylemek istediğim budur! Söz söyleme fırsatı verdiğiniz için çok teşekkür ediyorum.

- Sizin gibi inançlı ve kararlı bir havacı kahramanımızı ağırlamak benim için onurdur. Bundan sonraki çalışmalarınızda da en az öncekiler gibi başarılı olmanızı dilerim. Konuğum olduğunuz için dergim ve kendi adıma size teşekkür ederim.