Hakan Kılıç

Rafineri saldırısı ve sorular

  • Son Güncelleme: 22/09/19 17:22:26
  • 5

Suudi Arabistan’da petrol tesislerine düzenlenen İHA ve seyir füzesi saldırıları ABD’de savunma ve strateji konusundaki fikir beyan eden kuruluşların sitelerinde “ABD’nin Körfez bölgesindeki hava üstünlüğü ve hassas saldırı kabiliyetindeki tekelinin hızla tükenmekte olduğu konusunda açık bir stratejik uyarı veriyor” şeklinde değerlendirilirken Türk kamuoyunda ise sadece “Patriot’lar neden işe yaramadı? Patriot drone ve seyir füzesi vuramıyor mu?” gibi kısır, basit ve dar bir çerçevede biraz da S-400 almamız ve ABD’in Patriot teklifini geri çekmesinin etkisinde sübjektif olarak tartışıldı.

Oysa bizim ANKA ve TB-2’den çok çok daha küçük ve manevra kabiliyeti daha zayıf ve onlar kadar elektro-optik cihazlarla donatılmadığı için kendilerine doğru gelen Patriot füzelerini görüp kaçması imkânsız olan Husi drone’ları saldırdı. Diğer saldırgan ise tüm seyir füzeleri gibi yine manevra kabiliyeti çok düşük, hava savunma füzelerinden uçakların yaptığı gibi kinetik kaçınma manevraları yaparak kaçması imkânsız olan seyir füzeleri. İran yapımı Soumar seyir füzesinin Husi versiyonu Quds seyir füzesi ki Soumar’da Ukrayna’dan alına Rus orjinli Kh-55 seyir füzesinin kopyası.

5 KM İLERİDE PATRİOT BATARYASI

Yani bu drone ve seyir füzesini vurmak tabiri caiz ise “bebek oyuncağı” ama 5 km yakındaki PAC-2 bataryası, Skyguard ve Hawk orta irtifa hava savunma füzelerinden hiçbiri 15 Eylül 2019 sabah saat 04:00’da gelen 20 adet drone ve seyir füzesini vuramadı.

Hedefleri olan başkent Riyad’ın doğusundaki Abkayk ve Khurais petrol tesislerinde koca koca petrol tanklarını delip içlerine girdiler. Hem de menzil artırmak için harp başlığı bile taşımıyorlardı. Mantıken düşündüğümüzde işlenmiş petrol ürününün içine dalan bir füzenin patlama yapması için kafasında ayrıca bombaya yani harp başlığına gerek yoktu.

Önce şunu söyleyeyim ki: yukarıda çok kolay iş dediğim drone ve seyir füzesinin hava savunma füzeleri ile vurulmasının örnekleri çok. Hatırlarsanız bir ara İsrail’in tanesi 1 milyon USD olan Patriot füzesi ile 200 USD olan Hizbullah drone’lerini vurduğu konuşuluyor ve herkes savaşın sürdürülebilir maliyetine dem vurarak dalga geçiyordu.

Yani kısaca radarda görüyor ise ve menzili içinde ise drone ve seyir füzesi gibi son derece savunmasız insansız sistemleri düşürmek aklınıza gelecek tüm sistemler için (Aster-15/30, S-300/400, PAC-2/3/3MSE, Hisar-A/O, NASAMS, Pantsir, BUK, TOR/M2, SM-2/6, Spyder, Barak, ESSM,…vb.) çok çok kolay bir iş.

Ancak gel gör ki pratikte öyle olmuyor. Tıpkı ABD, İngiliz, Fransız güçlerinin geçen sene Suriye’ye yaptığı seyir füzesi saldırısı gibi.

PEKİ SORUN NE? TARTIŞILMASI GEREKEN VEYA TESPİT NE?

Tespit: tıpkı yıllar önce İHA’ların SİHA’ya dönüşüp özellikle asimetrik harp sahalarında çok önemli bir güç çarpanı veya aktör olması ve savaşın çehresini bir ölçüde değiştirmesi gibi teknolojinin hızla yayılması ve bir ölçüde yüksek teknolojinin ayağa düşmesi. Asimetrik veya devlet dışı aktörlerin dahi bunlara kolay erişimi ile drone ve seyir füzelerinin hava savunma sistemi, şemsiyesi veya doktrini adına ne derseniz deyin temelden değiştirdiği veya bu olaydan sonra değiştireceğidir.

Zaten S-400, Aster-30, PAC-3 veya THAAD gibi orta-yüksek irtifa sistemler onlara çok alçak irtifadan taarruz eden mütecaviz herhangi bir silah sistemi için Pantsir, TOR, Stinger benzeri sistemlerle korunuyordu. Ancak tüm dünya şunu tekrar gördü ki, ne kadar pahalı ve yüksek teknoloji olsa da modern büyük boy hava savunma sistemleri üç kuruşluk drone’lar karşısında çaresiz kalabiliyor.

Drone derken bunların fotoğraflarda görüldüğü gibi her gün uçurduğumuz ticari drone’lerden biraz daha büyük insan boyu kadar, ancak örneğin ANKA’dan çok çok küçük olduğunu gözden kaçırmamak lazım. Buna rağmen 600 km yol alması da ne kadar kıytırık desek de bir başarı.

Yani mesele hava savunmanın çehresinin değiştiğinin bilinmesi, tahmin edilmesi ama ilk kez test edilmesi veya artık inkâr edilemeyecek kadar kabul edilmesi.

PATRIOT’LAR NEDEN VURAMAMIŞ OLABİLİR?

Öncelikle Suudi Arabistan’daki esas zafiyet ve Patriot’lardaki batarya bazlı sorun füze ateşleyip vuramaması değil, hiç görmemesi olabilir. Bunun da ötesinde Suudi erken uyarı ve kontrol sisteminin yani radar örtüsünün sınıfta kalması olabilir. Yoksa dünyanın en kötü hava savunma sisteminin dahi vurabileceği bir drone’yi Suudi erken uyarı sistemi sınırdan girince görse idi sonuç daha farklı olacaktı.

Mesela Suudi E-3C AWACS uçağı veya yerdeki sabit bir radar bunu PAC bataryasına data linkle iletse idi ki ben tüm hava/füze savunma sisteminin CENTCOM ve CENTCOM’un ilgili birimi ile entegre olduğunu tahmin ediyorum, PAC radarı doğru yöne doğru zamanda bakabilse 20 adet PAC ile 20 adet drone ve seyir füzesi %100 vurulmuş olacaktı.

Ancak zaten İran destekli Husilerin muhtemel İran sayesindeki mükemmel planlamaları ve hazırlığı ve Patriot’un başarısız olması da bunun üzerine inşa edilmiş. Şimdi ayrıntılara ve spekülasyonlara geçelim.

-Fotoğrafta da görüldüğü üzere saldırı Güney Irak yönünden ve 120 derece tarama yapan Patriot PAC-2 bataryalarının kör noktasından gerçekleşmiş. Yani ABD’nin açıkladığı gibi Güney İran topraklarından değil.

-İran şüphesiz, füzeleri veya teknolojisini ve drone’leri veya teknolojisini (birebir kopyasının yapılması için) veren ülke. Fakat direk kendi toprağından ateşlemesi savaş sebebi olacağı için imkânsız. Yani ABD’ye inanmamız çok zor.

-Husiler, muhtemelen İran desteği ile (Bu konuda füzeler gibi delil yok) Suudi radar ağını çok iyi çalışmış ve tüm PAC bataryalarının yerlerini ve etki açısını iyi bilip hesaplamış. Çok iyi planlanmış bir saldırı.

İYİ PLANLAMA

-Bu saldırı çok büyük bir ordusu ve askeri kültürü olamayan bir ülkenin veya asimetrik grubun dahi iyi planlama yapabilmesinin ve dünyada 3.Silah ithalatçısı bir ülkenin modern hava savunmasını nasıl alt ettiğinin göstergesi. Bunun da ötesinde zaten yazılan çizilen ama bizzat görüldüğü üzere orta ve yüksek irtifa hava savunma sisteminin alçak irtifa koruma sistemi ve erken uyarı radar sistemi yok ise zafiyet içinde olacağı. Başka bir açıdan uçak ve balistik füzelere karşı ne derece mükemmel bir hava savunma sistemi olsa da alçak ve çok alçak irtifa radar kaplaması ve hava savunma sistemi olmadığı zaman yani çepeçevre bir hava savunma şemsiyesi olmadığında sonucun vahim olacağının göstergesi.

-Suudi Arabistan gibi binlerce kilometrekare boş çöl alanlarının olduğu ve savunma sistemlerinin şehirlerde ve tesislerde odaklandığı ülkelerde bile çöl şartlarının alçak irtifa drone ve füze uçuşuna çok müsait olması sebebi ile en azından sınır hatları boyunca mutlaka alçak irtifa radar kaplaması olması gerektiğini gösteriyor. Hadi PAC göremedi veya gördü ateşleyemedi veya ateşledi vuramadı diyelim, o zaman Skyguard niye tetiğe basmadı. Yanılmıyorsam 20 km menzili olan Skyguard’ın karşısında bir drone/seyir füzesi tek parça kalabilir mi? Belli ki o gün o saat bir şeyler ters gitmiş veya uyanık olması gereken birileri o gün “standby veya kapalı” durumda idi.

RADARLAR SÜREKLİ AÇIK OLABİLİR Mİ

-PAC, S-400, Aster gibi sistemlerin radarlarının 365 gün 24 saat açık olamayacağını biliyoruz. En azında Suudi Arabistan gibi sürekli Husi balistik füzesi tehdidi altında standby konumunda beklerken bile erken uyarı sisteminin ne kadar önemli ve harekete geçirici olması gerektiğini gösteriyor. Diğer yandan yıllardır İran/Yemen-Husi balistik füze tehdidi/saldırıları sebebi ile tüm PAC bataryalarını bu iki ülkeye çevirmiş olan Suudilerin hiçbir zaman Irak veya İsrail yönünden seyir füzesi saldırısı beklemediğini gösteriyor.

Daha da ötesinde elinizde 120 derece tarama yapan PAC veya 360 derece tarama 90 derece kilit atan S-400 veya 360 derece tarama yine 90 derece kilit atan Aster-30 olsa bile X şehrini korumak için icabında çöl şartlarında 4 batarya ve radarını 4 yönlü konuşlandırmak veya coğrafi engelleri kullanarak ona göre 2-3 şekilde konuşlanma gerektiğini unutmamak lazım. Yani hep deriz ama nedense dünyadaki askeri ve sivil yetkililere bir türlü itiraf ettiremeyiz ya işte tehdit kriz nerede ise savunma sistemleri oraya dağıtılır ve o yöne bakar mantığı. Kimse de “ya siz bu radar ve füzeyi güneye koydunuz ama düşman füzeyi kuzeyden dolanacak şekilde uçurursa ne yapacaksınız?” diye sormaz, soramaz, sorsa da saçmalamışsın gibi bakarlar. Zaten PAC-3MSE füzesini kullanan MEADS’da bu yüzden 360 derece tarama kilit geliştirilmekte.

-Söylentilere göre Husilerin “içeride de adamı” varmış ve PAC’ları sabote etmiş. Ben bu ihtimale çok inanmıyorum. Şahsi fikrim füze ve drone’lar PAC’ların kör noktasından 120 derecenin dışından veya radarları kapalıyken veya ufuk üstünde kalacakları 40-50 km kaldıktan sonra çok çok alçak irtifadan ve son aşama (terminal) aşamasında da tırmanarak yüksek süratle daldı ve geç gören PAC bataryaları ateşleme yapsa bile geç kaldı.

-Şüphesiz Patriot büyük puan kaybetse bile esas sınıfta halan Suudi radar ağı, komuta-kontrol sistemi ve komple hava savunma sistemi. Putin’in S-400 satalım gözü açıklığı bir yana o gün PAC bataryasının yerinde bir S-400 veya Aster-30 (ki Aster-30 sisteminin sadece seyir füzesi imha yönü ile hem PAC hem S-400’den daha kabiliyetli olduğu söylenmektedir) olsa idi sonucun çok farklı olacağını sanmıyorum. PAC’ın radar açısını hesaplayan adam S-400’ün de 90 derece kilit açısını hesaplardı.

-Aramco şirketinin Suudilere ait olan yani Suudi Aramco’suna yapılması, daha kısa süre önce Suudilerin petrol fiyatlarının düşmesine müsaade etmeyeceğiz demiş olmasının ve Suudi Aramco’sunun hisselerinin kısa süre önce ABD tarafından önemli oranda satın alınmış olması da ayrı bir ilginç veya spekülatif haberlerden bazıları. Malum ham petrol fiyatları %20 arttı ve ABD derhal stratejik yani çıkarmayıp yedek tuttuğu petrol kuyularını devreye sokarak üretimi artırdı.

-Bu saldırının bana göre en merak edilen noktası ABD Ortadoğu savunma politikasında neler değişeceği, CENTCOM’un ne yapacağı ve dünya geneli ile Ortadoğu’da hava ve füze savunma sisteminde nasıl değişiklikleri göreceğimiz.

-Ülkemiz bazında ise bizim yöneticilerimizin nasıl dersler çıkaracağı ve tedbirler alacağı. Örneğin İHA ve drone’ler çoğalınca üç firmamız lazer silahı ve bu silahın daha çok dronesavar lazer silahı şeklinde uygulamasını çıkardı (ASELSAN, ROKETSAN, TUBİTAK-SAGE). Aynı şekilde alçak irtifa koruması için parçacıklı mühimmat ve öncesinde kara konuşlu Korkut ve deniz konuşlu Gökdeniz üretildi ve seri üretime geçti. Demek ki zaten bir nebze tedbir alıyoruz. Hisar füze sistemi de bir an önce seri üretime geçer ise S-400 koruyacak olan sistemimiz Korkut, Hisar vb. hazır olacak. Ayrıca belki alınması veya ortak üretilmesi muhtemel SAMP-T Aster füzeleri için de.

-Şurası açık ki daha önce de Husilerin drone saldırısına uğrayan Suudiler gereken dersi çıkarmamış veya Yemen sınırından uçacak 600 km menzilli drone ile Güney Irak’tan gelebilecek seyir füzesi hayal etmemiş. 18 Eylül’de TRT-Haber, 16:00 haberlerine TEKNOFEST’en katıldığım canlı yayında da belirttiğim gibi hava savunmasının İran ve Husi balistik füzeleri (Burkan-1,2 ve 3) üzerine kuran Suudiler ters köşe olmuş durumda.

Çünkü 4++ nesil savaş uçaklarının hala daha sofistike sayılabilecek EF-2000, F-15, Tornado gibi türlerine sahip RSAF için İran hava gücü önemli bir tehdit değil. En azında İran uçaklarının bir sürpriz saldırısı E-3C, RE-3A gibi erken uyarı sistemleri ve Körfez bölgesindeki ABD mobil/sabit radar tesisleri ve Basra Körfezi’ndeki AEGIS gemileri sayesinde imkânsız. Ancak İran balistik füzeleri tüm bölgenin canını okuyacak türde ve sayıda ki bunu Husiler için Husilerle birlikte Yemen’de ürettikleri Burkan füzeleri ile de gösterdiler. Şu ana kadar gerçekten yüksek bir oranda %40-50-60 civarı Burkan füzelerini durduran PAC’lar ki PAC-3MSE Suudilerde olsa bu oran çok daha yüksek olacaktı, artık çaresiz kalmış durumda. Çünkü Burkan-3, 1000 km Den daha uzun menzilli. Yani Suudi PAC-2/3’lerinin etkili olduğu balistik füzelerin daha üstünde. Zaten Suudilerin THAAD alacak olmasının bir sebebi de bu.

Dolayısı ile son olarak şunu söylemek lazım ki hava savunmasını İran ve Yemen yönünden gelecek öncelikle balistik füze ve seyir füzeleri üzerine revize etmiş Suudiler tam anlamı ile ters köşe oldu. Kademeli, boşluksuz bir hava savunma şemsiyesi vb. çıkarımlar yani olayın askeri değerlendirmesi bir yana siyasi ve ekonomik olarak petrol fiyatları Saddam’ın Kuveyt’i işgalinden bu yana tavan yaptı. Suudi günlük ham petrol üretimi 5,7 milyon varil azaldı ve bu Suudi günlük petrol üretiminin yaklaşık yarısı, dünya petrol üretiminin ise yüzde 5’i. Bugün Çin’in dahi petrol ithalatının dörtte birini Ortadoğu’dan karşıladığını düşünürsek üstüne Japonları eklersek durumun vahameti anlaşılacaktır.

Hakankilic.hsword@gmail.com

https://twitter.com/hkilichsword

Kaynak: www.kokpit.aero

Kokpit Aero

Yorum Yap