Hakan Kılıç

S-400: “Yüksek İrtifa Paktsavar Füzesi”

  • Son Güncelleme: 14/09/17 21:41:58
  • 22

hakan.kilic@kokpit.aero

https://twitter.com/hkilichsword

https://twitter.com/hkilichsword2

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “S-400 kontratı imzalandı, kaporayı bile ödedik” açıklaması ve ardından Rusya’dan teyit eden açıklamalar ile güne başladık. Evet diyebiliriz ki yılan hikâyesine dönen S-400 yüksek irtifa hava savunma sistemi alımında sona yaklaştık.

Henüz hangi füzesini, kaç bataryanın ve kaça alacağımız belli olmayan alımda bazılarının iddiasına göre ihraç versiyonu olan Antey S-350 aldığımız söylense de en üst versiyon 250 km menzilli füzeleri mi, yoksa 125 km versiyon mu, radar menzilinde kısıtlama var mı ve broşür bilgisinde SRBM’lere (kısa menzilli balistik füze) karşı etkili olduğu iddia edilen 60 km menzilli füze çeşitlerinden alıp almayacağımız konusunda bilgimiz yok.

Şimdi S-400 ile ilgili gerek mail ortamında, gerek se sosyal medyada tarafıma çok sık sorulan sorulara editörümüzün tavsiyesi üzerine bir kez daha ve kısa kısa cevap vermek istiyorum. Ancak başlamadan önce Sayın Cumhurbaşkanının ifadesindeki “kredi süreci” kelimesinin beni hâlâ anlaşmanın veya alımın kesinleştiği hususunda şüpheye düşürdüğünü ve eğer bu kredi olayına Rusya Federasyonu onay vermez ise kaparo ve S-400 ne olacak sorusunu aklıma getirdiğini belirtmek isterim.

S-400 NEDİR? NE İŞE YARAR?

S-400 Yüksek irtifa hava ve füze savunma sistemidir. Bu yüksek irtifa unvanı kesin çizgilerle çizilmese de 20-25 km üzeri bir sistem yani S-400 broşür bilgisinde irtifa sınırı 30 km olduğundan dolayıdır. Yoksa bir kısım medyada yazdığı gibi memleketin yükseklerindeki yani yüksek irtifada ki havanın veya hava sahasının korunması için alınacak bir sistem değildir.

Yani 400 km uzaktaki bir hedefi gören radarı, örneğin hedef 100 km mesafede füzelerin menzilinde iken 1 km irtifada bile olsa önleyebilir. İlla yüksek irtifada olması gerekmez. Yüksek irtifa menzil ve irtifa sınırı değerlerinin yüksek oluşundadır. Yani orta irtifa bir sistemle örneğin 25 km irtifada ki bir hedefi vuramadığınız gibi hedef sadece 3 km yüksekte olsa bile 80 km mesafede diye vurmazsınız. Çünkü bu seferde yatay eksende menzili yetmeyecektir.

Ayrıca seyir füzelerine karşı etkili olan sistem ve dünyanın en önde gelen 3-5 hava savunma ve özellikle yüksek irtifa savunması da yapan sistemlerinden biri olup Rus hava savunma sisteminin de belkemiğini oluşturmaktadır.

Ancak gördüğüm, duyduğum ve bildiğim kadarı ile de artık bizim yetkililerimizde kabul ettiği fakat fazla deklare etmediği bir özelliği daha var ki broşür veya PR çalışmalarında yazan anti-balistik özelliğinin aslında çok yetersiz veya sıfıra yakın olması.

Rusya’yı yakından takip edenler bilir ki silah sistemlerini son yıllarda reklam etmeye başladılar ve bu reklamlarda ABD, Çin ve İsrail gibi diğer ülkelerle yarışmakta, kozmik bilgiler hariç bir füze sisteminin herhangi bir başarısı veya görüntüsünü tüm dünyaya geçmekteler. Sovyet döneminden çok farklı davranmaktalar.

Şimdi gelmek istediğim noktada ABD; THAAD, SM-3,PAC, MEADS vb. sistemleri, EUROSAM; Aster-30, Çin; HQ serisi, İsrail; Arrow-2/3, David’s Sling vb. sistemlerin balistik füze imha görüntülerini, test sonuçlarını, test videolarını vb. konu ile alakalı her türlü PR çalışmasını yaparken, Ruslardan henüz bir hareket yok.

Örneğin EUROSAM gerek ihale zamanı, gerek se daha sonra Türk heyetini Avrupa’ya test gösterisi için çağırdığında bunu denemek istedi ve birinde hava şartları bozduğu için iptal oldu diğeri hakkında ise bilgim yok. Ancak defalarca başka heyet ve kameralar karşısında denediler hatta İsrail’den balistik füzeleri simüle eden Blue/Silver/Black Sparrow füzelerinden birini veya bir kaçını satın alarak denediler.

MEADS, Arrow ise bunu Irak savaşında ele geçmiş gerçek Scud’lar üzerinde bile denedi. PAC zaten orta irtifa ve konumuz dışında olsa bile Körfez Savaşı (başarı oranı %70’i geçemese de) gerçek savaş testleri ile dolu.

Ancak S-400 için böyle bir şey söz konusu değil. Bunu bana göre en büyük sebebi aşağıda linklerini verdiğim yazılarda uzun uzun anlattığım için kısa keseyim, Rus zekâsının noksanlığı, teknolojik gerilik, parasızlık vs. değil. Algı, ilgi, yatırım ve iş gücü ayırma ve zamanında BMD sistemlerini geliştirmeme meselesi.

Yani Ruslar hiçbir zaman İran veya Kuzey Kore gibi 3.Dünya Ülkeleri’nden balistik füze tehdidi algılamadı ki. Ne ABD, ne İsrail kadar bu konuya yatırım yaptılar, ne de zaman ayırdılar. Hatta diyebiliriz ki ilk gerçek anti-balistik Rus füzesi S-500 olacak. Rus nükleer caydırıcılığının füzeye karşı füze temeline dayandığını ve bu konuya eğilmemelerinin gerekçelerini daha önce açıklamıştım.

İDEAL HAVA/FÜZE SAVUNMA SİSTEMİ NASIL OLUR?

Bugün artık hava ve füze savunma sistemleri, alçak/orta ve yüksek irtifa ayrımı yaparak dahi etkili olamamaktadır. Her tür balistik füze çeşidine karşı ve her tür hızdaki hava soluyan hedeflere karşı ayrı ayrı üretilmiş, yerleştirilmiş, tamamen birbiri ile entegre ve uzun menzilli erken uyarı sensörleri ile desteklenmiş, kademeli bir hava/füze savunma sistemi olması gerekiyor.

Yani S-400, THAAD gibi Yüksek irtifa hava/füze Sav. sistemleri ile Kilis iline düşen Katyuşa tarzı BSRBM türü çok kısa menzilli topçu roketlerini vurmanız imkansız olduğu gibi, Patriot’un en son modeli PAC-3 MSE ile geçende Japonya’nı üzerinden geçen Kuzey Kore füzesini vurmazsınız.

BSRBM, SRBM, MRBM, IRBM, ICBM ve hipersonik/süpersonik seyir füzeleri gibi ayrı uçuş karakteristiği ve hızlara sahip hedefler için ayrı ayrı füzeler ve radarlar olmalı. Bu konuda en iyi örnek İsrail hava ve füze savunma sistemidir. Dünya üzerinde bu konudaki üretim babında değil de envanter babında düşürsek ilk üç ülke ise; ABD, Japonya ve İsrail’dir.

S-400 ENTEGRE OLACAK MI? OLABİLİR Mİ?

Yine daha önce uzun uzun anlattığım konunun ayrıntılı izahı için sizi makalelere yönlendirmek durumundayım. Kısaca ise her iki soruya “hayır” diyebiliriz. Daha önceki malum Çin füzesi seçiminde siyasiler hatta askerlerden bile Çin füzesini entegre edeceğiz açıklamaları yapılıyor ancak kimse tahmini olarak 500 Milyon USD tutacak maliyeti Çin’in mi bizim ki karşılayacağını ve NATO’nun sisteme entegresini (Yunan S-300’lerine vermediği hatta gündeme bile gelmediği gibi) nasıl izin vereceğinin söylemiyordu.

Ancak bu sefer ta en başından beri MSB eski bakanı şu an Başbakan Yardımcısı Sayın Fikri Işık’ın açıkladığı gibi entegre olmayacak ve bunu bilerek ve kabullenerek alıyoruz.

Zaten NATO’nun sadece bizim için değil hiçbir ülkeye böyle bir izin vermesini düşünülemez. Ayrıca sadece milli sisteme milli radar ağı RADNET’e veya Hava Savunma Erken İkaz ve Komuta Kontrol Sistemine (HERİKKS) entegre olması da, maliyet, teknoloji ve diğer teknik sebeplerden imkânsıza yakın.

Erken uyarı balistik füze savunmasında en temel noktalardan ve olmazsa olmalardan biridir. ABM özelliği S-400’de olsa bile Türkiye’deki balistik füze erken uyarı radarı olan Malatya’da ki AN/TPY-2’ni NATO ve Almanya’da ki NATO balistik füze savunma sisteminin kalbi olan C2BMC’ni de milli sistemle yani Türkiye’deki milli komuta merkezlerine entegredir. Ancak bunların NATO sistemi olduğunu düşünürsek S-400’e yardım konusunda işe yaramayacağını anlamış oluruz. Diğer teknik sebep ise milli sisteme entegre ederiz diye yazan medya ve sosyal medyadakileri radar ağının ne kadarının NATO radarı (ben bilmiyorum), ne kadarının milli olduğundan haberleri var mı acaba? Milli ağın yani RADNET’in NADGE ile direk entegre olduğu bir ülkede S-400’ü entegre edip nasıl NADGE’den ayırabileceğimizin teknik bir cevabı var mı?

Yani bir ofiste 10n bilgisayar düşünün. Ayrı marka bir bilgisayar ve yazıcı alıyorsunuz ve driver’ları da sizde sorun yok tanıtıp kullanıyorsunuz. Ancak yazıcıyı diğer bilgisayarlara da tanıtmak için o firmaların uyumlu veya driverları olmalı yani bir nevi izin vermiş olmalılar. Yoksa hackerlik yapıp, yazılımı kırıp tanıtabilirsiniz ki web kanalı ile bunu yapmanız engelleyemeselerde fark edilir.

Şimdi biz ne yapacağı iddia sahiplerine göre NATO’yu mu hackleyeceğiz?

IFF SORUNU

Bu konuyu bana çok soruyorlar ama aslında yanlış kişiye soruyorlar. Diğer sosyal medya ve gazeteciler için de geçerli. Ortada olan gerçeklerin ötesinde nasıl olacak sorusunu bakanlık ve SSM yetkililerine sormak lazım. Geri kalan kişilerin, ben dâhil cevap ve çözümleri tahmin bence. Çünkü sizler kadar bende merak ediyorum.

IFF dost düşman tanıma sistemine entegresi de aynı NATO meselesi gibi sıkıntılı. Şu an tüm NATO aynı IFF’i kullanıyor ve kimse, kimseyi düşman görmüyor. S-400 örneğin Hatay’a yerleştirildiğinde bölgede ki tüm NATO uçaklarını düşman görecek bu sorunu nasıl aşacaklar? Bilmiyorum. Biliyorum diyen varsa bana göre…?

Milli IFF yapılıp ona entegre edilecekse ek maliyet kimden çıkacak? Kaldı ki Türkiye deneysel olarak milli IFF üretti ve kara/deniz sistemlerine uyguladı, denedi ama F-16’lara uygulamadı. Hala tüm uçaklarımız NATO ile IFF konusunda entegre. Uygulamamasının sebebini net olarak söyleyemeyeceğim ama gerek siyasi gerginlik, gerek maliyet, gerek uyumsuzluk veya koordine ve entegrasyonun istenen ölçüde yapılamaması ve hali hazırda herhangi bir NATO ülkesi ile savaş durumunda bulunmamız sebebi ile milli IFF kodu takılı F-16’ların dost ateşine maruz kalması veya tersi gibi durumlardan korkulduğu için olabilir. Bunun sebebini de net olarak bilmiyoruz.

Sonuç gerek siyasilerimizin, gerekse teknik bürokratlarımızın IFF sistemini S-400 için baştan sona değiştirmek gibi bir demeci olmadı. Gelişmeleri hep beraber göreceğiz.

Daha önce bir akademisyenimizin IFF’deki bu karışıklığın spesifik bazı durumlarda hava savunmayı dahi zayıflatacağı iddiasını da bir kenara koymak lazım.

YUNANİSTAN ALDI. BİZ ALINCA NİYE KIYAMET KOPTU? ONLAR NASIL ENTEGRE ETTİ?

Birincisi Girit adasında konuşlu olan ve başka bir yere kıpırdayamayan Yunan S-300 bataryası hiçbir zaman Yunan hava savunma sistemine ve NATO’ya entegre edilmedi hatta NATO üyesi Yunanistan tarafından da alınmadı. S-300 NATO üyesi olmayan Kıbrıs Rum kesimi tarafından alındı ve Türkiye’nin çok yoğun baskısı ile karşılaştı. Şayet orada kalsa idi Konya’nın üzerindeki uçağa kilit atacaktı. Sonuçta alınmış olan sistem Türk baskısı ile Yunanistan’a verildi ve Türkiye’ye uzak bir noktaya yerleştirildi. Yıllarca teknik sorunlardan dolayı çalışmadı ve sonunda Rusya ile anlaşılıp Rus teknisyenlerin yardımı ile faal hale getirdiler. Yunanistan, Batı Trakya gibi Türkiye’yi ciddi tehdit edecek noktalara taşıdığında başına neler geleceğini bildiği için şu an S-300 bataryası Girit’te çakılı kalmış durumda. NATO’ya entegre olmadan USAF ve İsrail Hava Kuvvetlerinin S-300’ü deneme ve S-300 üzerine taktik geliştirme faaliyetleri dışında kendi radar menzilinde tüm ülkeleri düşman görerek görev yapmakta (bu anlattıklarımın hiç biri adaya yaklaşan bir Türk uçağını vuramaz manasına gelmiyor).

KAÇ PARAYA NE ALINACAK?

Daha önce Rus basınında çıkan 2 ünitenin 2,5 Milyar USD olacağı ve nelerden oluşacağı üzerine yapılan yorumlardan çıkardığım sonuç; Dört ünite diğer bir habere göre iki bölük yani aynı şey, 2,5 Milyar USD. 4 ünite diyenlere göre 1 bölük/ünitede 12 bataryadan toplamda 4 bölük/ünitede 48 batarya var. Her bir batarya da 4 füzeden 192 füze. Ayrıca 48 adette yedek füze ile birlikte toplam 240 füze. Şimdi burayı dikkatli incelediğimizde 2,5 Milyar USD’lik bir ayrıntı veya yanlış anlatım göze çarpmakta.

Rus basınında, Bloomberg’te ve bunları kaynak alan tüm yerli, yabancı basında (kokpit.aero’da bu haberleri alıntı haber olarak vermişti) şöyle bir ifade var; “2.5 milyar dolar (8.9 milyar TL) 2 batarya için değil, 2 bölük füze sistemi için ödenecek” yani sadece yarısının fiyatı yedeklerle 120 füze veya 2 bölük/24 batarya. Dolayısı ile ilk iki bölüğün 2019’da teslimi sonrasının ise ortak üretimi yapılacak yazan haberi mantıklı şekilde yorumladığımızda toplam 4 ünite/bölük fiyatı 2,5 değil 5 Milyar USD olmakta.

S-400 "TRİUMPH" TEKNİK ÖZELLİKLERİ;

-Füze maksimum hızı 4 ile 5 Mach (ses hızı) arası

-Radar menzili 400 km bazı Rus kaynaklarına göre 600 km

-Füzelerin maksimum irtifa sınırı 30 km. (Bazı Rus kaynakları yeni geliştirilen en üst versiyon için 45-56 km yazmakta ancak bu doğrulanmış bir bilgi değil)

-Taktik balistik füzelere karşı, (füze sisteminin radarın değil) azami imha menzili 40-60 km

-Taktik balistik füzelere karşı minimum imha menzili 7 km

-2007 Yılında hizmete giren sistemin şimdilik kullanıcıları Rusya ve 6 tabur sipariş veren Çin’dir

-Ayrıca sistemin kullandığı iki füzeden biri olan 40N6 füzesinin etkili menzilinin 400 km olduğu iddia edilmekte

-Çoğu “S” serisi füzeler TVM güdümlü iken S-400’ün 40N6 tipindeki füzesi aktif radar güdümlüdür. Bu durum ile komşu hava sahasında yüksek irtifada ve uzakta uçan AWACS, J-STAR gibi komuta-kontrol-erken uyarı-istihbarat uçaklarını dahi tehdit eder hale gelmiştir.

-Diğer füzesi çeşitleri ise TBM’ye etkili olan 40 ile 60 km, hava hedeflerine etkili olan ise maksimum 250 km etkili menzile sahip

-Örnek bir füzesi olan 9M96, 4.75 m uzunlukta 333 kg fırlatma ağırlığına sahip 24 kg harp başlığı taşımaktadır

-96M96E2 ise 420 kg ağrılığa 30 000 m irtifa sınırına sahip ve TVM güdümlüdür. Ayrıca 48N6E3, 48N6E2, 48N6E füzeleri de diğer kullandığı füze çeşitleridir. Versiyona göre değişmekte olup Türkiye’nin alacağının hangisi olduğu henüz bilmiyoruz

-Hiçbir S-400 füzesinden KV veya KW bulunmamakta, tamamında harp başlığı bulunmaktadır

-96L6E Radarı 300 km’ye kadar etkilidir ve iddiaya göre Amerikan “stealth” uçakları F-22, B-2, F-35’leri görebilecektir

-Bir ünitede; “S” bant sistem 64N6E2 radarı, “X” bant 30N6E2 ile desteklenmiştir. Ayrıca Grave Stone atış kontrol/nişan radarı mevcuttur

-Seyir füzelerine karşı da etkilidir

-Sustanier motor çalışmadan önce soğuk fırlatma kullandığından lançerler tekrar kullanılabilir

KREDİ OLAYI ÇÖZÜLMEZ VE RUSYA SATIŞI YAPMAZ İSE RUSYA AÇISINDAN BU KÖTÜ BİR SONUÇ DEĞİL Mİ?

Dikkat ederseniz Rusya açısında sordum. Bizim açımızdan HHS alamamamız ve yanan kaporamız olacağı için zaten kötü olacağı tartışılmaz ama bana göre Rusya kar içinde karda olacak.

-Türk ordusuna silah satmak uluslararası piyasada çok muteber bir prestijdir. Çünkü hem mevcut olarak hemde test ve değerlendirme olarak üretici süper güçlerden sonra gelir ve eğer Türkiye aldı ise bu çok önemli bir referanstır. Nitekim geçen hafta Pakistan’ın S-400 ile ilgilenmesini ben buna bağlıyorum.

-Eğer satış olmaz ise Rusya en ciddi rakibi NATO’nun en güçlü ordularından birinin yüksek irtifa HSS gibi stratejik bir silah sistemini almasını 2 yıl geciktirmiş olacak

-İl zamanlar Rusya’nı asla S-400 satmayacağına stratejik bir sistem olduğuna inanmakla birlikte şu anki durum ve Rusya’nın içinde bulunduğu kötü ekonomi satışa beni inandırdı. Kredi vermez ve satış gerçekleşmez ise de kaporamız yanmış olacak.

-Rusya, Çin ve Hindistan ile de görüşmeler yaptı ama bir NATO ülkesi ile yaptığı bu görüşme inanılma S-400 reklamı ve Rus propagandası yapma imkanı verdi.

KİŞİSEL YORUMUM…

Her ne kadar sabahleyin sosyal medyada S-400 için “paktsavar” takma adını takmış olsam da bu meseleye Rusya yönünden bakışımın ifadesi. Ben meseleye ne medyanın baktığı pencereden, ne de sosyal medyadaki saldırganların baktığı pencereden bakıyorum. Tek bir tarafım olabilir; Türkiye ve T.C. vatandaşlığı. Şu ana kadar 90’a yakın makale ve diğer kısa haberlerimde gördüğünüz üzere olaylara teknik, tarafsız ve siyasetten arınmış olarak bakmaya çalışıyorum ancak S-400 üzerine söylenen her şey “evet-hayır” referandumundan farksız bir hal almış durumda.

Ruslar siyasi algılayıp S-400 satışı ile “NATO surlarında bir gedik açtık mukaddes mi, mukaddes” mantığı ile bakıyor olabilir. Büyük ihtimal ile bu mantık doğruda. Ama bizim Türk vatandaşlarına ne oluyor? Anlamakta zorlanıyorum.

Ben resmi ağızlara bakarım. MSB Bakanlığı yapmış kişilerden, bürokratlardan, Başbakan’a kadar tüm yetkililerimiz” NATO ülkelerinden uygun fiyat ve alış şartlarını alamadık, Rusya’ya dönmek zorunda kaldık, entegre olamayacak, NATO’ya karşı değil, ne yapalım yani sizin keyfinizi mi bekleyelim, NATO ile bu konuda bağlarımız kopmadı, milli anti-balistik füzemiz için Aster alımı değil ama üreticisi Fransız/İtalyan ortaklığı EUROSAM ile ortak geliştirmek üzere yani bize teknoloji konusunda yardım etmeleri için ön anlaşma yaptık, hedefimiz milli ABM” gibi şeyler demediler mi?

Eee. Size ne oluyor o zaman? Neden MSB koridorlarında veya Savunma Sanayi tesislerinde Rus ve Amerikan subay veya mühendislerini birlikte dolaşmak zorunda kalacak ve acaba bir sıkıntı çıkar mı diye sizi endişelendirmesi gerekirken, neden bu durumdan dolayı zevkten dört köşe oluyorsunuz? Bu nasıl bir vatanseverlik, TC. vatandaşlığı sadakati? Anlamak zor.

Hâlâ NATO’dayız ve ordumuzun %99’u NATO silahı kullanıyor. Milli üretimin %60 olması kalem sayısı değil maliyet ve teknoloji seviyesine göre değişen sistemler. Yani hala uçaklarımız Amerikan, tanklarımız ve gemilerimiz Alman/Amerikan. Dolayısı ile daha önce uzun uzun yazdığım ABD’nin bir subay veya mühendisinin üçüncü bir ülkede aynı çatı altında çalışmasına müsaade etmeme kuralının savunma sanayide ki tedarik ve geliştirme sürecini ne kadar etkileyeceğini bilmiyoruz.

Ve eminim ki, siz ABD’ye cevap oldu diye göbek atarken aklı başında yöneticilerimiz, hükümet yetkilileri ve Savunma Sanayi bürokratları NATO ile bir kriz çıkmadan S-400’leri nasıl yerleştirir, ortak tatbikatlarda nasıl kullanırız sorularının cevabını düşünüyor.

Aselsan’ın birkaç yıl önce girdiği NATO balistik füze savunması geliştirme projesi gibi veya EUROSAM ile ortak füze yaparken aynı ekipleri ileride S-400’ü milli radarlara vs nasıl entegre edebiliriz gibi deli deli sorularla boğuşup çareler arıyorlar.

Ve Türk kamuoyuna bir tavsiyem var. Artık S-400 alım kararı kesinleştiğine göre bu karara saygı duymak, beklemek, izlemek düşer. Şu şu teknik sebeplerden alınmasına karşıyım demenin reelpolitikte bir faydası yok. Zaten beni tanıdığınız kadarı ile siyaseti hiç sevmediğimin farkındasınızdır. Ancak S-400 o kadar çok siyasileştirildi ki ve bunda en büyük payda Rus ve Rus yanlısı kanadın etkisi var. S-400 üzerine yazılan her şey tamamen teknik bile olsa siyasi algılanıyor. Artık S-400 sevenleri vatansever, sevmeyenleri hain diye damgalamaktan hatta Amerikancı olarak görmekten vazgeçmek lazım. Çünkü bu durum karar vericiler üzerinde de aynı etkiyi yapıyor. Toplumun asgarisini medya S-400 iyi dost, alınması ABD’ye cevap gibi gösterince ve sosyal medya saldırganları da ateşi körükleyince yakında (2019) seçime gidecek bir iktidarın son anda gördüğü küçük pürüzler bile kararında ne derece caydırıcı olabilir. Yani öyle bir kesim var ki S-400 arkasında, Aster fiyat kırsa ve vazgeçip EUROSAM alınsa karar vericileri topa tutarlar.

Cougar helikopterlerini ve CN-235 tercihini daima eleştiren ve özellikle Avrupa’dan silah sistemi alımını mesafeli bakan ben bile öteden beri TF-2000 firkateyninde de Aster-30 kullanabileceğimiz için ve anti-balistik olduğu için desteklediğimden tepki gördüm.

Patriot yazısında orta irtifa olduğundan ihtiyacımızı karşılamaz almayalım, alacaksak MEADS olabilir dediğim ve Türk Yetkililer daha birkaç ay önce MEADS ile görüştükleri halde S-400’ karşı çıkıyorum diye sosyal medyada Amerikancı dediler.

Sanırım İsrail hava ve füze savunma sistemini (örnek olsun diye) Türkçe kaynaklarda hatta İngilizce kaynaklarda bile o kadar derli toplu ve ayrıntılı zor bulursunuz yazan başka biri yok. İsrail hayranı dediler. (4 bölüm kokpit.aero’da yayınlandı).

Birkaç ay sonra Hint anti-balistik sistemlerini yazacağım şu an olgunlaşmasını bekliyorum. Acaba Hindu da diyecekler mi? Merak ediyorum.

Bunu diyen veya bu kafadaki gazetecilerden birine geçende sordum;” İran’ın Suriye’de kurduğu Scud balistik füze fabrikasının uydu görüntülerini ve yakınlarına yerleştirilen Rus S-300/400 bataryalarının uydu görüntülerini twitter sayfamda defalarca retweet ettim neden yazmadınız?

Cevap “Kaynak İsrail ve ABD basını olduğu için” Yani uydu görüntüsünü kaynağına göre kıymet vermişler. Ancak şunu bilsinler ki yarın İran yapımı, Suriye balistik füzesi S-400’ün göbeğine düştüğünde ve S-400 vurmadığında o gazetecilerin hepsini ‘manen’ S-400 lançerine koyup sallayacağım.

Sonuç olarak sürekli sosyal medyada sorulduğu için görüşümü açıklamak istiyorum. Yüksek irtifa hava ve Balistik Füze Savunması zafiyeti, sadece şu anki hükümet veya yetkililerin ihmal ettiği bir husus değil. 1991’deki Körfez Savaşı’nda ki kısa uyanışın akabinde tekrar uykuya geçişin sonucudur.

Son 10 yılda tekrar ele alınan mesele Türkiye’ni maddi imkânlarının da artmasına paralel olarak yeniden ele alınmış ancak ihale süreci ihaleye katılanların kötü füze teklif etmelerinden değil ihalede teknik karar yerine siyasi karar alınması sonucu bugünü de sayarsak 10 yıl daha kaybettirmiştir.

Oysa bugün anlaşma yapılan EUROSAM ile o gün Aster-30 alımı üzerine karar verilse belki de biz bugün S-400’ü değil, Aster-30’un yanına 3000 km menzilli MRBM’lere karşı etkili Blok-2 versiyonuna bizi nasıl alırlar onu konuşacak ve balistik füze savunma sorunumuzu bir nebze çözmüş olacaktık.

İhale iptali ile felaketin kıyısından döndüğümüz Çin füzesi zaman kaybından sonra SSM ve Hükümetimiz çok doğru bir karar vererek milli anti-balistik füze çalışmasını başlatmışlardır. Burada hükümeti eleştirenlere yani neden ta iktidara geldiklerinde veya çok daha önce başlatmadılar eleştirisine de katılmadığımı belirtmek isterim. Çünkü ABM yapmak, Korkut, Hisar, Cirit yapamaya benzemez. Yıllar önce bu teknoloji Türkiye’de var mıydı ki başlatsınlar?

Şu anda bile yok. Olsa idi EUROSAM ile işimiz ne? TF-X yapabilecek olsak İngilizlerle işimiz ne? Dünyada ABD, EUROSAM, ABD ile ortak füze SM-3B2 geliştiren Japonya’yı da katalım, İsrail ve Hindistan harici ABM veya BMD(balistik füze savunması) üreten ülke yok ki. Bu sebeple tedarik konusunda fırsatları kaçırdığı ve çok geç kaldığı için eleştirebiliriz ama üretim konusunda eleştirmek ciddi haksızlık olur. (Rusya’da S-500’ü yapıyor ama kişisel olarak o füzenin S-400 menzil ve irtifa yönü ile artırılmış versiyonundan ileri gideceğine inanmıyorum.

Hava savunma olarak ABD ile birlikte dünya lideri olan Rusya’nın günümüzde harp başlığı taşıyan bir anti-balistik füze modasının geçtiği düşünülürse S-500’de EKV, KW veya KV olmadığı takdirde ABM vasfı olduğu konusunda kimseyi, ben dâhil inandırmayacağını söyleyebilirim. Füzenin ortaya çıkmasını bekleyip göreceğiz)

S-400 konusunda da bugün hiç yoktan iyidir, kendi başına stand-alone dahi çalışsa etkili bir caydırıcılık yapacağını belirterek memlekete hayırlı olsun diyorum.

Dosta güven, düşmana korku vermesini temenni ediyorum.

Konu ile ilgili daha önceki makaleler;

http://www.kokpit.aero/hakan-kilic-s400-degerlendirme

http://www.kokpit.aero/fuze-tartismasi-bakan-isik

http://www.kokpit.aero/suriye-de-s-400-ne-yapabilir

Entegre sorununu radarları değişerek halledemez miyiz?

S-400 başarısız bir füze mi? Enterge olmadan çalışsa ne olur?

Milli şirketlerimiz entegre edebilirmiş deniyor

S-400’leri suriye sınırına yerleştirirsek ne olur? Çalışır mı?

NATO kütüphanesinde yararlanmamayı kabul ettik / göze aldık ne demek?

Sorularının cevaplarını aşağıdaki makalede cevaplamıştım.

http://www.kokpit.aero/s400-fuze-alimi-hakan-kilic

Şayet nato’dan çıkarsak

Rusya'dan teknoloji transferi

S-300 veya s-400 alırsak ne olur? daha doğrusu ne olmaz?

Sorularını aşağıdaki makalede

http://www.kokpit.aero/s-400-alma-ihtimalini-sevmek

http://kokpit.aero/hakan-kilic-s400

Ayrıca İsrail hava savunma sistemini anlattığım yazı dizisinin son bölümündeki yazının son kısmında değindim

http://www.kokpit.aero/israil-hava-savunma-sistemi-20-4

Ayrıca Daha önce seçilen ve iptal edilen ihale ile iptal olan Çin füzesinde de aynı entegrasyon sorunu olduğundan bu makalelerdeki bir çok şeyde S-400 için geçerli.

http://kokpit.aero/hakan-kilic-turkiye-kendi-hava-savunma-fuzesini-yapabilir-mi?

http://kokpit.aero/cin-fuzesi-teknoloji-transferi-mumkun-mu?

Entegrasyon ve IFF başlıklarında ayrıntılı anlatım için aşağıdaki linke bakabilirsiniz..

http://kokpit.aero/hakan-kilic-cin-fuzesi-almali-miyiz?

 

Kaynak: www.kokpit.aero - ÖZEL

Facebook

Kokpit Aero

Yorum Yap

YAZARLAR

  • Fatih Yılmaz

    ABD hükümeti uçaklarda açık bulabilmek için özel ekip kurdu