Wild Weasal nasıl ortaya çıktı?

  • 20/08/2017 15:52

Aziz Emre Sifoğlu

Havacılar uçakların savaşta kullanılmaya başladığı zamandan beri uçaksavar topçuları (AAA) ile mücadele etmiş ancak Vietnam Savaşı’nda hava operasyonlarını neredeyse durdurma noktasına getiren Sovyet yapımı SA-2 füze sisteminin ortaya çıkması ile daha ölümcül bir tehdit ile karşı karşıya kalmışlardır.

Mart 1965'de Rolling Thunder Operasyonunun başlangıcından sonra, komünistler Kuzey Vietnam'da SA-2 SAM siteleri inşa etmeye başladılar. Birleşik Devletler ilk olarak 1950'lerin ortasında SA-2'den haberdar oldu, ancak bu tehdide karşı özel bir taktikleri yoktu. SA-2 daha öncesinde 2 U-2 casus uçağını düşürmesi ile bilinen bir sistem olmasına rağmen ABD Hava Kuvvetleri Vietnam’da hazırlıksızdı.

SA-2

24 Temmuz 1965'te SA-2 füzesi bir USAF F-4C’yi vurdu ve bu Vietnam’da SAM’lar tarafından vurulan 110 USAF uçağından ilkiydi. SA-2'ler başka ciddi problemlere de neden oldu. SAM'lara yakalanmaktan kaçınmak için uçaklar düşük irtifalarda uçarken, bu seferde ölümcül uçaksavar topçu ateşine (AAA) maruz kaldılar. AAA bataryaları Güneydoğu Asya'da kaybedilen ABD uçaklarının üçte ikisini düşürdü. Ayrıca SA-2, uçakların bombalarını erken atmalarını ya da yanlışlıkla atmalarını da sağladı.

Kuzey Vietnam üzerinde bir SA-2'den açılan ilk ateşten üç gün sonra, USAF iki SAM sitesine saldırdı. Görevdeki 46 F-105'ten altısı düştü ve birçoğu AAA’lar tarafından hasar gördü. Dahası, her iki alanın da terk edildiği ortaya çıktı.

Artan SAM tehdidi ve savaş uçaklarının korunması gerekliliği Wild Weasel-Vahşi Sansar programının doğmasına neden oldu. Weasel uçakları düşman bölgesine girerek SAM bataryalarını arıyor ve yerden ateş açılmadan önce hava savunma sistemini imha etmeye çalışıyorlardı. İlk başta elektronik donanım eklenmiş F-100F uçağı düşman radarlarını tespit etmek için kullanılmaya başlandı.

F-100F Super Sabre

Ancak uçağın bu görev için ağır kalması ve kullanılan 7 uçaktan 3’nün kaybından sonra 1966 yılında yerine daha gelişmiş radar, jammer ve AGM-45 Shrike ve AGM-78 Standart ARM yüklü F-105F/G uçakları kullanılmaya başlandı.

F-105F/G

1964 yılında F-105 üretiminin bitmiş ve envanter durumu nedeniyle Weasel programı 2 adet AGM-45 Shrike ARM, ER-142/ALR-53 alıcısı ve AN/ALQ-119 ECM podu yüklü F-4C uçakları ile devam etti.

F-4C Wild Weasel Kuzey Vietnam Üzerinde Uçuyor.

Vietnam Savaşı’ndan sonra 134 F-4E uçağından modifiye edilen F-4G Wild Weasel uçakları 1978 yılından itibaren görevi devraldı.

F-4G Wild Weasel-Vahşi Sansar

Son olarak 1991 yılında üretimi başlayan F-16CJ Blok 50/52 uçakları F-4G yerine ABD Hava Kuvvetleri’nin SEAD görevli uçakları olarak kullanılmaya başlandı.

F-16CJ

ANTİ RADYASYON FÜZELERİ

İlk görevlerde SAM sitelerini yok etmek için hedefi roketle işaretleyen uçağın ardından gelen bomba ya da farklı mühimmat taşıyan bombardıman uçakları kullanılmaktaydı. Bu taktik güçlü savunmaya sahip hedefler üzerinde fazla etkili olamıyordu.

Bundan dolayı hem isabet oranı yüksek hem de taşıyıcı uçağı tehditten uzak tutacak bir silah geliştirilmesi ihtiyacı doğdu. AIM-7 Sparrow füzesinden geliştirilen sınırlı uzun menzile sahip düşman radarlarına kilitlenebilen AGM-45 Shrike Anti-Radyasyon Füzesi (ARM) Vietnam Savaşı’nda kullanılmaya başlandı. Füze güdümsüz roketlerden daha etkili olmasına rağmen dar görüş açısına sahip olması uçağın hedefin hizasına getirilmesine, SA-2’nin menzilinden (5-19 mil) daha düşük menzile (7-10 mil) , daha düşük sürate sahip olması ve ateşlenen füze hedef radar kapandığında hedefi ıskalaması nedeniyle geliştirilmeye ihtiyaç duyuyordu.

1968-1978 yılları arasında farklı modellerde olmak üzere 3000’den fazla üretilen ve F-105F/G, A-6B/E, F-4G uçakları tarafından taşınabilen AGM-78 Standart Anti Radyasyon Füzesi, Shrike füzesinin geliştirilmiş modelidir. 2 mach hıza, daha büyük savaş başlığına ve 75 mile (bazı kaynaklarda 56 mil olarakta geçiyor) kadar menzile sahip füze SA-2 menzilinin ötesinden ateşlenebilmekteydi. Ateşlendikten sonra 180’ dönüş açısına sahip füzenin tarayıcısında bulunan hafıza kartı ile hedef radarını kapatsa bile füze yoluna devam edebilmekteydi.

1983 yılında daha gelişmiş özelliklere ve önceki modellere göre daha uzun menzile (100+km) sahip AGM-88 HARM füzesi kullanıma girmeye başladı. İlk olarak F-4G Wild Weasel uçaklarında kullanıma giren füze daha sonra F-16C/CJ SEAD uçaklarında kullanılmaya başlandı. HARM ilk gerçek savaş deneyimini 1986 yılındaki Libya Operasyonu’nda yaşadı. Trablus ve Bingazi’ye düzenlenen operasyonlarda SA-2, SA-3 ve SA-5 SAM radarlarına başarılı saldırılar yapıldı.

Çöl Fırtınası sırasında da Irak radarlarına karşı 2000’den fazla ateşlenerek etkili şekilde kullanılan füze, 24 Mart 2003 tarihinde 2. Irak Harekatı devam ederken Irak’ta görev yapan bir F-16CJ uçağına ABD Patriot Hava Savunma Füze Sistemi tarafından radar kilidi atılması ve uçağın pilotu bunu Irak uçaksavar bataryası sanarak AGM-88C füzesi kullanarak Patriot radarını etkisiz hale getirmesi ile etkinliğini dost unsurlar üzerinde de göstermiştir.

F-16 HARM Ateşlerken

Füzenin en son modeli olan E modeli AARGM ise Gelişmiş Anti Radyasyon Güdümlü Füzesi olarak hizmete girmiştir. AGM-88E ile Eylül 2015’de canlı atış testinde hareket halindeki gemiye isabetli atış yapılmıştır.

DÜŞMAN HAVA SAVUNMASINI BASTIRMAK “SEAD”

Düşman Hava Savunmasının Bastırılması (SEAD) “saldırı kollarını korumanın önemli bir aracı, karadan havaya tehditleri nötralize eden, yok eden veya geçici olarak bozan bu aktivite” olarak da tanımlanabilen ve 50 yıldan fazladır hava kuvvetlerinin en önemli görevlerinden biri olmaktadır. İlk olarak F-100F Süper Sabre uçakları ile başlayan ve "Wild Weasel-Vahşi Sansar" olarak da bilinen görevin amacı, düşman hava sahasına önceden girerek düşman hava savunmalarını bozmak veya yok etmektir. Bu sayede, ana vuruş paketindeki uçaklar hedeflerine daha düşük risk altında saldırabilirler.

Bu tanıma göre, birçok askeri platformlar, mühimmatlar ve süreçler SEAD'a katkıda bulunurken bunlar; keşif ve gözetleme, stand-off karıştırma, uzun menzilli bombardıman uçakları, elektronik harp/SEAD uçakları ve helikopterler tarafından kullanılan havadan karaya mühimmatlar, karadan karaya kullanılan mühimmatlar, elektronik ve kızıl ötesi (IR) karşı önlemler şeklinde ifade edilebilir.

Bununla beraber 1991 yılından beri ABD hava-hava savaşında uçak kaybetmemişken Çöl Fırtınası operasyonundan bu yana kaybettiği uçaklar yerden havaya kullanılan sistemler nedeniyle olmuştur. Gerçekleşen kayıplara rağmen Çöl Fırtınası sırasında yapılan Basra Körfezi Operasyonu’nda ABD Hava Kuvvetleri F-4G uçakları ile 4000’e yakın SEAD görevi icra etmiş ve 200 kadar Irak SAM sistemini etkisiz hale getirmiştir.

Bazı savaş uçakları düşman hava savunma sistemlerine karşı etkinliklerini artırmak üzere tasarlanmış veya değiştirilmiştir. Bunlar arasında bulunan ve “First In Last Out” sloganıyla hareket eden F-16CJ, EA-6B, EA-18G gibi özel elektronik savaş donanımına sahip uçaklar, hava savunma sistemlerine karşı kullanılabilen AGM-88 HARM (Yüksek Hızlı Anti Radyasyon Füzesi) başta olmak üzere birçok etkili mühimmat taşıyabilir.

Türk Hava Kuvvetleri’nin SEAD filosu olan 151. Tunç Filo tarafından F-16 uçaklarına yüklü olarak kullanılmakta olan AGM-88 HARM, karadaki radar sinyali yayan uçaksavar füzeleri (SAM) ve uçaksavar topçu sistemlerine (AAA) karşı kullanılmak ve tespit edilen hedefleri yok etmek için tasarlanmıştır.

Pentagon’a göre gelişen teknolojiye bağlı olarak ortaya çıkan özellikle Rus yapısı uzun menzilli (SA-10/12/21) yeni hava savunma sistemlerinin daha tehditkar ve karşı koyulmasının zor olması, omuzdan atılan füzelerin gelişmesi ve artması nedeniyle SEAD görevlerinin zorlaştığı / zorlaşacağı değerlendirilmektedir.

Yeni geliştirilen ve güncellenen atış kontrol radarları ve bunların elektromanyetik "parmak izi", Pentagon ve Amerika istihbarat servisleri tarafından sürekli güncellenen bir elektronik tehdit kitaplığına eklenerek sınıflandırılır. Casus uçaklar bu kütüphaneyi olabildiğince güncel tutmak için kullanılır. Amaç, radar uyarı alıcısına sahip olan ve özellikle düşman hava savunmalarına saldırmakla görevli uçakların, bu bilgilerle düzenli olarak güncellenmiş tehdit kitaplığına sahip olmasını sağlamaktır.

Gelişen iletişim teknolojileri ile bir ağa bağlı olarak çalışan sistemler arasında yapılan veri paylaşımı sayesinde radarların SEAD operasyonlarına karşı tedbir amaçlı daha kısa aralıklarla kullanılmasına / açık kalmasına olanak sağlamaktadır. Ayrıca füze sistemlerini korumak amacıyla kullanılan yüksek ateş gücüne sahip radar kontrollü uçaksavar topçu sistemleri ve/veya Pantsir/Tunguska gibi top-füze birlikte kullanılabilen alçak irtifa hava savunma sistemleri ile HARM füzesi vurulabilmektedir. Bir diğer önlem ise Rusya ve başka ülkeler tarafından satılan GPS Jammer’lar ile GPS sinyallerini etkileyerek mühimmatları etkisiz kılmaya çalışmaktır.

Günümüz tehditlerinin başında ise omuzdan atılan IR güdümlü füzeler (MANPADS) gelmektedir. Mobil ve tespit edilmesi zor olan bu sistemler askeri ve sivil hava araçlarına karşı sürpriz saldırı etkisi yaratmaktadır. ABD’nin Çöl Fırtınası sırasındaki kayıplarının birincil nedeni MANPADS ve IR güdümlü SAM sistemleri olmuştur. Irak’ta ABD’nin SEAD operasyonları Kosova’da yapılan operasyonlara göre Sırplar tarafından uygulanan taktikler nedeniyle daha başarılı olmuştur. Irak’ta 120 SAM bataryasından 35’i imha edilmişken Kosova’da 25 SA-6 bataryasından 3’ü ve 41 SAM radarından 10’u imha edilebilmiştir.

ANTİ RADYASYON FÜZESİ İLE UÇAK VURMAK “HARM’IN YOLUNDA” OLAYI

1990'ların başında, Amerikan Hava Kuvvetleri’ne ait 58-0248 seri numaralı B-52G Ağır Bombardıman Uçağı sadece savaş koşullarında meydana gelebilecek bir olay nedeniyle “HARM’ın Yolunda” lakabını aldı. 

Olay, Çöl Fırtınası Operasyonu sırasında Irak topraklarında derin bir gece baskını düzenleyen B-52G uçağının başına geldi. B-52G’lere uçuş rotası üzerinde bulunabilecek Irak hava savunma sistemlerine karşı koruma ve bastırma göreviyle uçan F-4G Wild Weasel uçakları daha yüksek irtifadan eşlik ediyordu.

B-52G'ler, düşük irtifadan nüfuz etme kabiliyetleri ve elektronik harp sistemlerine sahip olsa bile, düşman savaş uçaklarına ve onların top/füze saldırılarına karşı savunmasızdı. B-52'lerde hala kuyruk uçaksavarları bulunuyordu ve bu silahlar yakın mesafedeki düşman uçaklarına karşı radar kontrollü olarak kullanılıyordu. Buna rağmen Koalisyon hava savunmasını aşabilen şanslı bir Irak MiG veya Mirage uçağı rahatlıkla B-52 uçağını düşürebilirdi.

B-52G uçaklarına eşlik eden bir F-4G mürettebatı, B-52'lerin yolunda bir uçaksavar topçu bataryasının radarının sinyalini tespit etti ve yüksek irtifadan bir HARM ateşledi. Bununla beraber F-4G'nin füzeyi ateşlemeden önce belirli bir tehdit radarı sınıflandırılmasına gerek duymadan bölgede çok sayıda benzer “elektronik imzaya” sahip uçaksavar topçu sistemi olması nedeniyle, varsayılan AAA olarak sınıflandırarak HARM’ı "körlemesine" ateşlediği değerlendirilmiştir. Bir diğer değerlendirme ise, F-4G mürettebatını B-52'nin kuyruk silahı radarının veya füze uyarı sisteminin yanılttığı şeklindedir.

Yaklaşık 4,5 metre uzunluğundaki 363 kg'lık füze, karanlıkta hedefine doğru yaklaşırken, B-52G'nin kuyruk silahı radarı AN/ASG-15 diğer adıyla Savunma Ateşi Kontrol Sistemi (DFCS) hedef alındığını tespit etti. Diğer bir iddia, HARM'in bombacının AN/ALQ-153 füze uyarı sistemine kilitlendiğidir. AN/AGS-15 gibi, AN/ALQ-153’de radar kullanır. Yaşanan olayda sistem, gelen füzeleri tespit etmek için kullanılıyordu.

Görünüşe göre, B-52G'lerin kuyruk radarları uçaksavar bataryalarında (AAA) kullanılanlara benzer ve aynı zamanda varsayılan genel AAA olarak sınıflandırılmıştı. Bu nedenle, füze Wild Weasel ekibinin etkisiz hale getirmeye çalıştığı AAA sitesi yerine B-52'nin kuyruğuna yöneldi. 

Füzenin yaklaşık 66 kg’lık savaş başlığı, büyük bombardıman uçağının hemen arkasında patladı, uçağın çeşitli parçalarını, dikey sabitleyicinin arkasını ve yatay stabilizatörler de dâhil olmak üzere diğer yüzeyleri parçaladı. Uçağın kuyruk silahı ve füze uyarı sistemi tamamen hasar gördü. Çöl üzerinde alçak irtifada uçarken hasar gören uçağın mürettebatı, bombacının kontrolünü kaybetmemek için uğraştılar ve uçağı Suudi Arabistan Prens Abdullah Hava Üssüne kuyruk paraşütü olmadan yüksek hızda indirmeyi başardılar.

Uçak, kapsamlı yenilemeden geçeceği Guam Adası’ndaki Andersen Hava Üssü’ne gidebilecek şekilde onarımdan geçti. Sonunda yeni bir Burun Deseni ve takma adla filoya geri döndü: "HARM'ın Yolu'nda."

HARM’ın Yolunda Burun Deseni

Aziz Emre Sifoğlu

emre.ikm@gmail.com

@aemres78

 

Kaynak:

http://www.thedrive.com/the-war-zone/10314/the-time-a-f-4g-wild-weasels-anti-radiation-missile-blew-apart-a-b-52s-tail

 https://fas.org/sgp/crs/weapons/RS21141.pdf

http://www.nationalmuseum.af.mil/Visit/Museum-Exhibits/Fact-Sheets/Display/Article/196035/agm-45-shrike-anti-radar-missile/

http://www.nationalmuseum.af.mil/Visit/Museum-Exhibits/Fact-Sheets/Display/Article/196034/agm-78-standard-antiradiation-missile/

http://www.au.af.mil/au/aupress/digital/pdf/paper/t_hewitt_planting_seeds.pdf

http://www.nationalmuseum.af.mil/Visit/Museum-Exhibits/Fact-Sheets/Display/Article/196014/first-in-last-out-wild-weasels-vs-sams/

https://www.revolvy.com/topic/Wild%20Weasel&item_type=topic

https://www.revolvy.com/topic/AGM-88%20HARM&item_type=topic

http://www.ausairpower.net/API-AGM-88-HARM.html

 

YAZARLAR

  • Fatih Yılmaz

    ABD hükümeti uçaklarda açık bulabilmek için özel ekip kurdu