Sapanca Gölü'ndeki RF-84F

  • 12/10/2015 16:13

Milliyet Gazetesi’nden Gökhan Karakaş’ın haberine göre, Sapanca gölüne 1972 yılında düşen Türk Hava Kuvvetleri’ne ait RF-84F Thunderflash keşif uçağının diğer parçaları da bulundu. Gölde dalan sualtı araştırmacıları Recep Şen ve Ali Ethem Keskin, 2 yıl önce keşfedilen uçağın ana gövdesinden 50 metre uzaklıkta kopan motorunu tespit etti.

Gökhan Karakaş haberinde, ‘İsmi belirlenemeyen Türk pilotunun kullandığı, NATO’nun verdiği RF-84F Thunderflash tipi keşif uçağı, Sapanca Gölü üzerinde Serdivan kıyılarında 1 Ağustos 1972’de düşmüştü. Hayatını kaybeden pilot askeri dalgıçlar tarafından çıkartılırken uçağın enkazı 41 yıl sonra keşfedilmişti’  derken uçağın sırrını iki yıl önce Kokpit.aero çözmüştü.

Gölde zıpkınla balık avlamak üzere dalan Mahmut Pir'in çektiği enkaz görüntülerini gazetecilerle paylaşmıştı. Fotoğraflarda uçağın 52-7280 numarası rahatlıkla okunuyordu. 52-7280 kuyruk numaralı uçak, bir RF-84F'ti. 

Republic şirketinin imalatı uçak, F-84F’lerden geliştirilmişti. Burnunda taşıdığı kameralarla havadan fotoğraf çekiyordu. Keşif görevlerinde kullanılıyordu. RF-84F'ler, 1956’da envantere girdi. 1980'e kadar kullanıldı. Yerini RF-4E'lere bıraktı.

İLK DURAK HOLLANDA

52-7280 kuyruk numaralı RF-84F imal edildikten sonra bir süre Amerikan Hava Kuvvetleri’nde görev yaptı. Ardından Ekim 1956’da Hollanda Kraliyet Hava Kuvvetleri’ne transfer edildi. Yeni yuvasında P-14 gövde numarasını aldı. 306’ncı Filo’da uçtu.

1960’lı yıllar NATO kuvvetleri arasında ilginç bir uçak değişim programı uygulanmıştı. Bazı uçaklar kuvvetler arasında alınıp verilmiş. 52-7280 numaralı RF-84F, 22 Mart 1963 tarihinde Türk Hava Kuvvetleri envanterine girmişti. (*1) RF-84’ün Türkiye’deki ilk birliği, 1. Ana Jet Üs Komutanlığı’na bağlı 114’üncü Filo'ydu. 

SAPANCA'DAKİ KAZA

Kazada şehit olan pilot, Binbaşı Akil Muhtar Erdem'di. Hava Pilot Binbaşı olan Erdem, 1957'de Hava Harp Okulu'nu bitirdi. Niksarlı Binbaşı Erdem, tarihler 1 Ağustos 1972’yi gösterirken Eskişehir’den RF-84F uçağı ile görev uçuşuna çıktı. Eskişehir’den kalktıktan sonra Sakarya-Sapancı-Oraklı-Eskişehir rotasında uçuş yapacaktı. Ancak bu alçak uçuş sırasında Sapanca Gölü’nün kuzey doğusunda suya vurarak düştü. Uçak parçalandı. Evli ve iki çocuk babası olan Hava Pilot Binbaşı Akil Muhtar Erdem şehit oldu. 

Şehit gölde bırakılamayacağı için Gölcük’ten Kurtarma Su Altı Komutanlığına bağlı dalgıçlar geldi. Yapılan dalışların ardından enkaz tespit edilir. Şehit pilot çıkartılır. Memleketi Niksar’da İlçe Mezarlığı’nda defnedilir. Niksarlılar şehit pilotlarının unutulmaması için adını bir sokağa verir…

EMEKLİ TÜMGENERAL İRFAN SARP’I NOTU

Olayın ardından Kokpit.aero sitesine gönderdiği anılarla okuyucularımızın yakından takip ettiği Emekli Hava Pilot Tümgeneral İrfan Sarp olayı şöyle anlatmıştı:

"Binbaşı Erdem, Sapanca kıyısındaki bir noktanın fotoğrafını çekmek isterken göl üzerindeki uçuş yüksekliğini kestirememiş ve suya çarpmıştı. Allah rahmet eylesin! Pilotların göz ve his yanılmasına bağlı olarak denizi ve gökyüzünü birbirine karıştırıp denize veya göle vurmalarıyla, havacılıkta ölümle biten pek çok kaza meydana gelmiştir.

BU GÜNE KADAR KAÇ KAZA OLDU?

Ben Hava Kuvvetlerimizde denize veya göle düşen uçak sayısını merak edip Türk Hava Kuvvetleri Hava Şehitleri Albümüne baktım. Albümde jet uçaklarının envanterimize girdiği 1952 yılından albümün son tarihi 1998 yılına kadar deniz ve göle düşen uçak sayısını 31 ve şehit sayısını 34 olarak (çift kumand uçaklarda) çıkardım.

Deniz üzerinde uçuş yapmak kara üzerindeki uçuştan pilot hissi olarak farklılık gösteriyor. Uçak gemilerinde görev yapan pilotlar belli bir eğitim seviyesinden sonra deniz üzerinde uçarken kendilerini evlerinin içindeymiş gibi hissederken, devamlı kara üzerinde görev yapan pilotların deniz üzerindeki uçuşları belirli bir bilgi, beceri, dikkat ve eğitimi gerektiriyor.

GÖZ VE HİS YANILMASI

Deniz üzerinde pilot düz olarak uçarken değişik etkenlerle, göz ve his yanılgısına kapılabiliyor. Bu göz ve his yanılgısı sonucu denizin maviliği ile göğün maviliğini birbirine karıştırıyor. Deniz veya göl çok sakin iken gökyüzündeki bulutlar aynen bir aynada yansır gibi denizin üzerine yansıyor. Pilot deniz üzerinde terste uçtuğu hissine kapılıyor. Terste uçtuğu hissine kapılınca uçağı düzeltmek istiyor ve asıl o zaman uçağı terse geçiriyor ve suya vuruyor. Bir pilot nasıl oluyor da deniz ve gökyüzünü karıştırıyor? Gözleri görmüyor mu? Elbette görüyor ama insan vücudunun fizyolojik ve anatomik yapısının gereği göz ve hisler pilotu yanıltabiliyor.

"Gözler Yalan Söylemez" deyimi, pilotların deniz veya göl üzerindeki uçuşlarında geçerli olmuyor ve gözler yalan söylüyor! Bu fenomenin meydana gelmesinde hem insan bünyesinden hem de uçulan ortamdan kaynaklanan birçok faktör rol oynuyor. İnsan bünyesinde yorgunluk, uykusuzluk, halsizlik, çeşitli olaylara bağlı sıkıntıların meydana getirdiği moral bozukluğu gibi sebepler ile uçuşta his ve göz yanılmasına sebep olabiliyor.

METEOROLOJİK ŞARTLAR

Uçulan ortamın meteorolojik şartları da göz ve his yanılmasına sebep olabiliyor. Mesela gökyüzünün açık ve denizin dalgalı olduğu bir havada göz ve his yanılması meydana gelmezken, denizin çok sakin, ve dalgasız olduğu (genellikle göller sakin ve dalgasız olur) ancak havanın puslu ve bulutlu olduğu bir havada göz ve his yanılması olayıyla karşılaşılabiliyor.

Şimdi geçmiş yıllara dönüp baktığımda göz ve his yanılmasına bağlı olarak deniz ve göle düşüp şehit olan arkadaşlarım birer birer gözümün önüne geldi.

Ben Balıkesir'de F-84F'lerde uçarken Balıkesir'deki F-104 filosunda görev yapan çok yakın bir arkadaşım, kolunda uçan diğer  pilotla beraber Gökçeada'nın 5 km kadar batısında beraberce denize düşüp şehit olmuşlardı.

Yakın arkadaşımın çok güzel bir kurt köpeği vardı ve alarm nöbetlerinde onu pist başına getirirdi. Sevimli Kurt pist başındaki pilotların ve uçak makinistlerinin sevgilisi olmuştu. Sadık kurt uzun süre arkadaşımın dönmesini beklemişti.

Diğer yakın bir arkadaşım Akdeniz'de, Yumurtalık açıklarında, diğer iki arkadaşım  Kıbrıs açıklarında, bir arkadaşım Tuz Gölü üzerinde, düşüp şehit olmuşlardı. Hava Harp Okulu'ndan mezun olan devre arkadaşlarımız arasında ilk şehidimizi de Bandırma Kapıdağ Yarımadası'nın civarında denize düşmesiyle vermiştik.

Su üzeri uçuşlarında en fazla şehidi ise Manyas gölü üzerinde verdik. Benim hatırladığım en az 6 veya 7 pilotumuz Manyas gölüne düşerek şehit olmuşlardır.

Yani özetle belirtecek olursak, pilotların çeşitli faktörlere dayanan göz ve his yanılmasıyla deniz ve göl üzerinde yatışlı çekişli manevralarda disoriyantasyon olup suya vurmaları her zaman mümkündür.'