Tufan Sevinçel

Fransız Antillerindeki ‘çok tehlikeli’ havalimanı

  • Son Güncelleme: 18/05/17 13:55:01
  • 0

Sosyal medyada meraklıları ‘dünyanın en tehlikeli havalimanları’ sıralamasında Fransız Antilleri’ndeki bu havalimanını hemen olan kazalarla hatırlayacaktır. Dik bir tepeden adeta dalarak inilen veya denizden gelindiğinde yüksek tepe nedeniyle pas geçmenin imkansız olduğu Fransız Antilleri’nde St. Barthelemy’deki Gustav III Havalimanı’na Kokpit.aero yazarımız Tufan Sevinçel uçtu.

GUSTAV III HAVAALANI ST.BARTHELEMY, FRANSIZ ANTİLLERİ

ICAO KODU : TFFJ

YÜKSEKLİK : 15 m/48 ft

PİST DOĞRULTUSU : 10/28

PİST UZUNLUĞU : 650 m/ 2,133 ft

YÜZEY : BETON

Küçücük penceresinden başını uzatan ağır Fransız aksanı ile ‘’Bonjour, welcome to Zanbart’’diyen ve huzurlu bir tatil beldesine geldiğimi hissettirecek kadar güler yüzlü polis pasaportumdaki vizenin üzerine “Gendarmerie National Aeroport Gustavia’’ damgasını vurdu.

Karayipler’deki bu küçük ada Fransız toprağı olmasına rağmen Schengen vizesini kabul etmiyor. Adada yaşayanlar adanın St. Barthelemy olan ismini St. Bart olarak kısaltmışlar.

St. Maarten’den bindiğim Twin Otter’ın kaptanı bir Porto Rico' lu . İnişi korkunç derecede zor olan 10 pisti yerine kumsal üzerinden yaklaşıp 28 pistine ineceğimizi anlayınca biraz hayal kırıklığı yaşadığımı fark eden Kaptan, 28 pistinin rüzgâr kesmesi yüzünden en az 10 yaklaşması kadar zor olduğunu söyledi.

Karşımızda duvar gibi yükselen tepeyi göstererek pas geçmenin de imkânsız olduğunu ilave etti. Son yaklaşma sırasında 28 pist başında güneşlenen tatilcilerin ayağa kalkarak heyecanlı bir şekilde el salladıklarını fark ettik. Piste neredeyse iniş takımları suya dokunacak kadar alçak yaklaşmanın sebebi ise pistin bütününü kullanma gereğinden kaynaklanıyor. İnsanı sersemletecek kadar parlak beyaz kumlu St. Jean plajından yansıyan güneş pilotların dikkatini dağıtabilir.

İniş takımları yere değdiği anda ne oluyoruz demeye kalmadan 350 metre ilerideki terminal binalarını tam solunuzda görünce işin ciddiyetini ve pistin hiç şakaya gelmediğine kani oluyorsunuz. Twin Otter reverslerini çalıştırıp terminal binasını 50 metre kadar geçince durdu ve 180 derecelik bir dönüş yaparak yavaş bir şekilde aprona doğru taksi yapmaya başladı.

VİDEOYU İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN

Bu sırada 10 pistine inişi zorlaştıran 50 metre yüksekliğindeki duvar gibi yükselen tepeyi fark etmemek imkânsız. Uçaktan çıkıp etrafa şöyle bir göz gezdirince “Adanın başka yerinde mutlaka bir düzlük vardır, St. Bart’lılar buraya meydan yapacak kadar çılgın olamazlar” diye düşünmeden edemiyorsunuz.

ÖZEL EĞİTİMLE İNİŞ İZNİ ALINIYOR

Bu meydana inmek isteyen pilotların en az beş saat eğitim almaları gerekiyor. Bu eğitim yirmi saate kadar uzatan pilotların varlığını da Winair baş pilotundan bir sohbet esnasında öğrendim. Eğer bu eğitimi almazsanız iniş izni almanız mümkün değil. Her sene yenilenmesi gereken iniş müsaadesini ve eğitimini, Guadaloupe, St. Martin (Fransız tarafı) ve Saint Barthelemy’de bulunan uçuş okullarından almak mümkün.

Pilotların iniş için yaklaşırken mutlaka üzerine gitmek zorunda oldukları adanın iki kilometre batısındaki Pain de Sucre’yi ve başkent Gustavia’yı ziyaretle işe başladım. Yirmi bir kilometre karelik eğrelti otları ile kaplı bu kıraç ada aslında sönmüş bir volkan.

Havaalanından yarım saatlik bir yürüyüşle ulaşacağınız Gustavia bir süre (1878’e kadar)burayı ellerinde tutmuş olan İsveçlilerin kralı Gustav III ‘ün adını taşıyor. Anormal derecede pahalı restoranlarından kolaylıkla anlaşılacağı gibi, Avrupa jet sosyetesinin uğrak yeri. Mega yatlarla buraya tatile gelen ismi çok bilinen mankenleri, artistleri, zengin işadamlarını ve eşi bulunmaz kumsallarında güneşlenmek varken lüks ve pahalı ürünlerden oluşan vitrinlere yapışmış sosyetik hanımları her köşe başında görmek mümkün.

Yılın altı ayını burada geçiren ve etrafında bir etten duvarla dolaşan Rus Oligark Roman Abromovich’e de Gustavia’nın İsveç ve Fransız mimarisi karışımı evleriyle süslü sokaklarında rastlarsanız hiç şaşırmayın. Gustavia’daki kültürel turumu bitirdikten sonra acıktığımı fark edip önüme çıkan ilk restoranda mola verdim. Fransız ve Creole mutfaklarının bana sunduğu birçok alternatif arasından seçtiğim Ahtapot güveç’le (Octopus casserole) başladığım. Gastronomik geziye St. Kitts & Nevis adalarında ithal sert Carib Lager birasını da dâhil edip Fransa’nın bir sahil kasabasında olduğunuz hissi veren manzaranın zevkini çıkarmaya çalıştım.

İLK TEMAS FOURCHUE ADASI İLE

Gustav III meydanına inmek için yaklaşan uçak önce Fourchue adası üzerinde bilgi vermek zorunda. Daha sonra küçük bir kayalık olan Pain de Sucre’de 1500 feet’te (460 metre)olduğunu bildiren pilot Calvaire adı verilen tepeyi nirengi noktası alarak hem yaklaşmaya hem de alçalmaya başlıyor.

Zirvesinde bir rüzgar torbası bulunan Calveire tepesinin tam üzerinde geldiğinde pistin ancak 3/2’ lik kısmını görebilen pilot bu andan itibaren uçağın düşük hızla yaklaşmasını sağlamak zorunda. Burnunu aşırı derecede aşağı vererek yaptığı dalış hareketinde eğer pist başına inemeyeceğine kanaat getirirse bir an bile kaybetmeden inişten vazgeçmeli. Pas geçme kararı veremeyip inişi pist başına gerçekleştiremeyen ve soluğu pist sonundaki St. Jean plajında alan pilotların hikâyelerini anlat anlat bitmez.

İNİŞTE DURAMAYAN UÇAK

Pistin plaja yani aşağıya doğru % 3’lük eğimi de işi ayrıca zorlaştırıyor. Bu eğim yüzünden pilot kendisini olduğundan daha yüksek görme eğiliminde. Son yaklaşma sırasında yine türbülans ve aşırı yan rüzgarlarla boğuşmak zorunda olan pilotun inişi garantiye alınca kısa pistte uçağı durdurmak için frenlere tam olarak asılması gerekiyor. Eğer turboprop bir uçakla iniliyorsa beta prop tekniği ile daha kısa iniş yapmak mümkün. 

Birbiri ardına inen Cessna Caravan, BN2 Islander, Dornier 228, Twin Otter, Cherokee gibi uçakların sanki dalar gibi 10 pistine yaklaşmalarını seyredeceğiniz en iyi gözlem yeri hangarların hemen üzerinde bulunan karayolunun da geçtiği Calvaire (Hazreti İsa’nın çarmıha gerildiği yer anlamına geliyormuş) tepesi.. Tam ortasında elindeki dev deniz kabuğunu öttüren iki metrelik Arawak yerlisi heykeli bulunan bir döner kavşağın yer aldığı tepeden tüm meydanı görme olanağı var. Buradan tepeyi sıyıracak gibi yaklaşan uçakların birkaç metre üzerinden geçmelerini endişe içinde izleyen araç şoförlerini seyretmeye doyum olmuyor.

Keskin dalış yaptığı pist başını bu sefer tutturamayıp pas geçecek veya soluğu denizde alacak diye beklediğiniz her iniş maharetli pilotlar sayesinde kazasız belasız atlatılıyor. St. Maarten’den kalkan Caribair’e ait bir Twin Otter’ın Calvaire tepesine çarpıp 19 kişinin ölümüne sebep olması St. Barthelemy’de meydana gelen tek ölümlü kaza olarak kayıtlara geçmiş. Esef verici bir olay. Bu meydanın tehlikelerini gözleriyle görmüş bir pilot olarak ne kadar üzüldüğümü tahmin edemezsiniz.

PLAJDAKİ O SLOGAN

28 pistine inişe geçen ve St. Jean plajı üzerinde yerden sadece iki üç metre mesafede olmazsa pist başına teker koyması mümkün olmayan uçakları izleyebileceğiniz en iyi yer ise tam girişinde kocaman harflerle ‘’ TOPLESS WOMAN DRINK FREE’’ yazan La Plaje Bar.. Bana meydan ile ilgili bilgi veren kule görevlisi ‘‘many, many accident in dangereuse ZanBart’’ diyerek meydanın ne kadar tehlikeli olduğunu anlatmaya çalıştı. ‘‘Tower no autorite" deyip kulenin herhangi bir sorumluluğu olmadığını belirten kule görevlisi buna rağmen son yıllarda herhangi bir kazanın olmadığını belirtti.

Kulenin rüzgar ve pistin durumu hakkında bilgi vermekten başka bir görevi yok ve 650 metrelik piste iniş kalkan pilot tüm sorumluluğu üzerine alır demeye getiren kontrolör pisti uzatmanın olası görünmediğini ilave etti. Söyledikleri kulağa ne kadar hoş geliyor değil mi?

PİSTTEN KALKIŞ VİDEOSU 

 

Kaynak: www.kokpit.aero

Facebook

Kokpit Aero

Yorum Yap