f Alman radarları F-35'leri nasıl gördü
Hakan Kılıç

Alman radarları F-35'leri nasıl gördü

  • Son Güncelleme: 16/12/19 17:52:15
  • 17

Yazı dizimizin bu bölümünde stealth teknolojisi ile direk alakalı bir tartışma konusuna sebebiyet verdiği için, Almanya’daki özel bir firmanın yeni ürettiği pasif radarın F-35 savaş uçağını izlemeyi başarması olayını irdeleyeceğiz. ALIS veya ülkelerin milli güvenlik konularından ayrı olarak Almanya'da F-35'lerin radarla tespitine dikkat çekiyorum. Evet, beni ilgilendiren tarafı işin teknolojik yönü, gerçekler ve ‘Stealth Kabiliyeti’nin geleceğine dair kişisel merakım ve F-35 alım sürecinin akıbeti.

ALMAN PASİF RADARININ F-35’İ GÖRMESİ BİR ANLAM İFADE EDER Mİ?

Geçtiğimiz sene, F-35 Almanya’da bir havacılık fuarına katılmış ve HENSOLDT isimli özel bir Alman firmasının geliştirdiği ‘Pasif Radar’ tarafından 100 kilometreden fazla bir mesafe boyunca yani kalkıştan itibaren pisten 100+ km uzaklaşıncaya (90 mil diyenlerde var) kadar radarda izlenmiş. Firmanın ne hikmet ise bir yıl sonra açıkladığı verinin veya başarının özeti bu.

Bu olay normalde radara sadece 30 ila 50 km yaklaşınca görülmesi gereken F-35 açısından ilk planda bir skandal olarak düşünülebilir. En azında öyle algılandı ve günlerce bu yönde reklamı yapıldı. Daha çok F-35 ABD üretimi olduğu için Rusya yanlıları tarafından da stealth ve F-35’e karşı müthiş bir propaganda kampanyasına dönüştü.

Her zaman söylediğim gibi kamuoyunun büyük bir bölümü F-35, S-400 gibi meselelere ideolojik bakmakta. “Şu şu sebeplerden dolayı, iyi bir uçak olsa bile F-35 ABD yapımı olduğu için almayalım” şeklinde kıvırmadan, dürüst bir şekilde demek başka bir şey, “F-35 kötü uçak, bize yaramaz” diyerek geri plandaki ideolojik sebepleri gizlemek başka.

Bunu S-400 için de düşünebilirsiniz. Oysa her ikisine de platform bazında teknik açıdan bakmalı, sonrasında üreticisi göz önüne alınarak “İyi ama şu anda bu ülkeden alınması doğur değil veya yeterli değil ama diğer ülkenin malını almaktansa şu anda bunu almak daha hayırlı” diyebilmeliyiz. Oysa medya ve sosyal medya da ‘Ulaşmadığın ciğere pis…’mantığı yürütülmekte.

Unutmamak gerekir ki; bugün bize ballandıra ballandıra anlatılan hatta reklamı yapılan veya envanterimize aldığımız veya almayı düşündüğümüz ürünlerin “Combat Proven” olmayanları, yani gerçek savaşta kullanılmış olmayanları ne derece kabiliyetli olduğu ve vaat edileni yapabileceğini ancak gerçek savaşta görülecektir. Örneğin ne derseler desinler F-22 ile SU-57 birbirlerine füze ateşlemeden hiçbir zaman hangisinin daha iyi olduğuna net olarak karar veremeyiz. Bu olgu tüm silah sistemleri için geçerlidir. Harp tarihi ilk savaş tecrübesinde fiyasko yaşatan ürünlerle doludur.

PASİF RADAR NEDİR? NE İŞE YARAR?

Pasif, yani aktif olmayan, kendisi yayın yapmayan radar. Aktif radar ise, radar sinyalleri yayınlayarak bunların uçağa çarpıp geri dönmesini bekleyen radardır. Aradaki geçen süreyi ve yönü analiz ederek uçağın yerini belirler. Pasif radar ise böyle değildir, TV-Radyo yayınlarından beslenir. Füze angajmanı yapmak için gerekli olan angajman verilerini/dijital verileri (angajman telemetrisi) alamaz. Çevredeki çeşitli TV-Radyo yayını yapan aktarıcıların sinyallerinin uçağın metal yüzeyinden yere doğru yansıması sonucu bu yansımaları toplayarak uçağın yerini tespit eden radardır. Her ne kadar bu yeni teknoloji sanılsa ve öyle lanse edilse bile ABD, Rusya gibi ülkelerde bu konuda yirmi yıldan fazla süredir çalışan firmalar vardır.

Başlıktaki sorunun teknik cevaplarını vermeden önce yakın zamanda yaşanan bir olayı da aktarmakta fayda var. ABD’de kardeşini ziyarete giden bir arkadaşımın orada LM (Lockheed Martin) firmasında çok üst düzey bir yönetici ile başka bir sektörden müşteri ilişkisi vardı. Doğal olarak iki kardeş ile LM yöneticisi arasında bir muhabbet oluşmuş. Eğer görüşürler ise Alman radar olayını sormalarını rica ettim. LM yetkilisi sohbet ortamında Almanya olayını tam yorumlamamış ama şu kadarını söylemiş: “Saçmalık. Bilindik bir rotada normalde milyonda bir denk gelecek şartların oluşturulması ile tespit. Gerçek savaş/hayatta mümkün değil. Bir savaş uçağı tam üzerinizden geçerken uçağı ters çevirse ve siz piyade tüfeğinizle ateş ettiğinizde pilota denk gelse pilot ölür, uçak düşer. Ama gerçekte bunu denk getirebilme ihtimaliniz milyarda kaçtır? Pasif radarlar yeni teknolojiler değildir. F-35 projesi ilk başladığında ABD’deki tüm radar üreticilerinden fikir almıştık, teknolojilerini incelenmiştik ve bunların içinde pasif radar teknolojisi de vardı. ABD’li firmalar 20 yıldan fazla bir süredir pasif radarlar üzerine çalışıyorlar…”

Yani dediğine göre “Biz böyle bir uçak yapacağız, sizin pasif radarlar görür mü?” diye ta o zaman radar üreticilerine sormuşlar.

Öncelikle pasif radarın uçağı görmesinin gören tarafa faydası nedir? Buna bakmak lazım. Açıkçası örnekteki gibi 100+ km öteden erken uyarı yapmasından başka bir faydası olduğunu düşünmüyorum. Yani aktif radarları şurada F-35 var diye uyarsa ve yoğunlaşın dese, F-35 rota değiştirirse ne olacak? Oysa aynı uçağı bir aktif radar yani bir sabit radar tesisi veya Hisar gibi, S-400 gibi bir hava savunma (aktif ışın yayan) radarı görse ne olur? Uçağa SAM füzesi kilitlenir, üslere alarm verilir, scramble kalkan uçaklar da radarlarında gördüğü F-35’e füze kilitlerler vs vs. Böylece hedef imha edilir. Ya pasif radarda? Bunların hiçbiri mümkün değil.

Bu makalede konu F-35 olmadığı için bu radar eleştirilerinin yanında manevra yeteneği ile ilgili eleştirilere uzunca cevap vermeyeceğim. Zaten ‘F-35 ve TSK’ raporumda yazıyordu. İki satırla; F-35 hava üstünlüğü uçağı değil, derin saldırı uçağı ve tüm uçaklardan daha yüksek bir AOA’ye (Angle of Attack/Hücum Açısı) sahip. Tek motorlu, fakat itki/ağırlık oranı en yüksek motora da sahip olduğunu aktarmak isterim. Sensör füzyonu ve ağ merkezli harp özelliği ile EH sistemi bir yana, ayrıca durumsal farkındalığı mükemmelleştiği için artık Red Flag’de nadiren vurulduğunu belirteyim. Zaten manevra yeteneği açısından bakarsak A modeli de dünya standardı olan 9 g çekebiliyor.

Pasif radar F-35’i gördükten sonra Alman hava savunma füze sistemi füze hala daha füze kilitleyemeyecekti. Çünkü hava savunma sistemi aktif radarlar kullanır. Yani F-35’i hava savunma radarları hala göremiyordur. Göremedikleri için ne AR, ne SAR ne IR/IIR güdülü füze kilitleyemiyorlar. Çünkü füzeleri nereye doğru ateşleyeceklerini bilmiyor. Radarın, IR güdümlü füze ile kilit atabilmek için bile öncesinde füzeyi uçağa belli mesafeye kadar yaklaştırması lazım. Aslında IR güdümlü füze kendi arayıcı başlığı ile hedefe kilit atar ancak uzun menzilli ve çok gelişmiş olanları bizim Hisar füzesi gibi ilk çıkışta veri bağı ile yerdeki radar yardımı ile güdümlenir, sonra uçağa yeteri kadar yaklaşınca kendi IR kilidine kavuşur. Scramble kalkan EF-2000’ler de F-35’i henüz radarlarında göremedikleri için Meteor füzesi kullanılamayacaklardır. Bu durum F-35, EF-2000 radar menziline girene kadar devam edecektir. Oysa, F-35 radarını açar açmaz AIM-120 füzelerini kilitleme fırsatını bulur. Burada 4++ nesil EF-2000 ile steatlh uçak F-35 radar görünürlüğünün mücadelesi yaşanır. F-35 yüksek irtifadan uçtuğu için yerdeki SAM füzelerini önemsemez. Diğer alternatif olarak çok alçak irtifadan ve hiçbir radarın tam üstünden geçmemeye dikkat ederek bir rota izleyebilir.

Dolayısı, ile bırakın kompozit malzemeden yapılmış stealth uçağı, tahtadan uçak dahi olsa pasif radar tespit edebilir ama füze güdümleyemeyeceği için bu ne işe yarar? Diğer yönü, ile Çinlilerin ve Rusların bu pasif radarlar konusunda Almanların çok ilerisinde olduğunu biliyoruz. Havacılık fuarlarında Çinliler bu tip radarları 2-3 yıldır ‘pasif stealth avcısı’ ünvanı ile sergiliyor. Fakat hala daha Stealth J-20, H-20, FC-31’i yapıyorlar, geliştiriyorlar. Yani, ortada yaman bir çelişki var. Bu, bir taraftan uçak diğer yandan uçaksavar üretmeye veya tank üretirken ATGM geliştirmeye benzemiyor. ATGM icat edildiği halde zayıf zırhlı tank üretmeye devam etmeye benziyor. Pasif radarları Ruslar ve Çinliler geleceğin teknolojisi olarak görselerdi stealth uçak üretmek için bu kadar çaba sarf etmezlerdi.

Üstelik Alman reklam kampanyasına(!) katılanların hiçbiri anti-radyasyon füzelerinin Körfez Savaş’ının ilk saatlerindeki başarısını önemsemiyor. Radar antenlerini vurarak hava savunma sistemini felç eden düşman unsurlarının sıradan TV-Radyo aktarıcılarını (antenlerini) vurabilecekleri ihtimalini değerlendirmiyor. Madem F-35 kullanıcıları bu kadar korkacak, o zaman neden önce savunmasız TV-Radyo kulelerini vurmasınlar?

Bir ülkeye saldıran ve 5’nci nesil savaş uçağına sahip olan hava gücü, sabit radarlar ve hava savunma füze sistemlerinin radarlarını tıpkı Körfez Savaşlarında olduğu gibi anti-radyasyon füzeleri ile vurmayı akıl ederken, savunmasız TV-Radyo aktarıcı antenlerini neden vurmasın? Maden ilk gören bunlar sayesinde pasif radarlar, o zaman ilk önce aktarıcıları vurur. Ancak TV-Radyo aktarıcıları İstanbul gibi şehirlerde Çamlıca tepesine toplanmış diye tüm dünyada böyle değildir. Diğer yandan aktarıcılar Asya’nın steplerinde, Çin’de veya Rusya’nın kuzey ve kuzeydoğu bölgelerinde ne kadar yoğundurlar? Yani buralardan girecek bir uçak için TV-Radyo EM dalgasını üretecek kaç tane istasyon vardır? Uçsuz bucaksız bu topraklarda ancak şehir merkezlerinde aktarıcılar olabilir.

Pasif radarın savaşta ne işe yaradığını yani geliyorlar demekten başka işe yaramadığını görmek lazım ki, ülkemizde de pasif radar çalışması var ve bu yerinde bir çalışmadır. Yapılmasın demiyorum. Çünkü pasif radarların tek amacı stealth uçak görmek değil. Maliyeti düşürmek, radarın zararlı emisyonlardan kurtulmak, basit sivil tabanlı araçlar üstünde yüksek mobilite kazanmak ve radarlar imha edildiğinde radar sinyali yaymadan yani yerini belli etmeden az çok düşmanın yerinden haberdar olabilmek vs.

Erken uyarı önemli. Bizim de olmalı. Ancak demek istediğim, bu radarın bulunması erken uyarı imkânı sağlar ama sizi stealth uçaktan korumaz. Hava trafiğini ve hava savunma sistemini yönetemez. Çünkü S-400, Hisar, Patriot veya Aster-30 radarda göremediği hiçbir hava aracını vuramaz. Ancak, son derece entegre bir radar ağ sistemi içinde diğer hava savuma birimlerine haber verir ve kapalı mobil radarların daha çabuk aktif olmasını ve hangi yöne bakacağını söyleyebilir. Bu açıdan pasif radar işe yarar ve faydalıdır. Zaten kimse faydasız demiyor. Mesele, stealth uçakların etkisini veya stealth tehdidini ortadan kaldırmakta işe yaramamasıdır.

F-35’in görünmesinin skandal olmasının yanında radar firmasının imza attığı skandallar da var. Rivayet o ki firma fuara gelen F-35’i görüntülemek için mevzi alıp bunu LM’ye de bildirmiş ve uçuş takvimini istemiş. Normalde uçuş gösterisi yapacak olan F-35 sırf böyle ‘çamur at izi kalsın olayı’ veya ‘artık görünüyor’ reklamına maruz kalmamak için uçuş gösterisini iptal etmiş. Ancak uçak gelmiş, bir şekilde kalkıp gidecek. Ayrıca sanırım Alman yetkililer firmanın fotoğraflardaki mobil aracını fuar alanının dışına çıkartmış. Ancak firma kurnazlık yapıp pistin ilerisinde bir yerde pusuya yatmış. Uçağın gideceği zamanı da öğrenmiş. F-35 kalkmış ve yanı başındaki radar doğal olarak takibe almış. Her şeyden habersiz F-35 yüksek irtifaya yani normal uçuş yüksekliğine çıkınca radar 100+ km’ye kadar takip etmiş. Alçak irtifaya inse idi takip süresi bu kadar uzun olamayacaktı. Bu arada F-35 sivil hava trafiğinde ve transponder’ı da açık uçuyordu. Ayrıca radar reflektörleri takılı idi.

Şimdi burada uçağın nerede ne zaman kalkacağı ve radarda takibe alınan uçak belli. Oysa savaşta bunu bilemezsiniz. Yani Berlin’de rastgele bir günde radar ekranında eko gören Alman Hensoldt firmasının radarı bunun F-35, hatta savaş uçağı olduğunu tespit edebilecek miydi? Muhtemelen küçücük bir eko, yani RCS olacaktı. Oysa şimdi yanı başından ne kalktığını biliyor. 

Görüştüğüm bazı havacılık uzmanları ise olayın arkasında Rus veya Çinlilerin F-35 pazarını baltalama çabalarının olabileceğini söylediler. Fakat ben bu görüşe katılmıyorum. Bence, bu tamamen firmanın ticari bir faaliyeti veya fırsatçılığı. Bir yıl sonra açıklamasının sebebi ise Almanya’nın NATO’da ve ABD müttefiki olması olabilir. Firmanın tepkiden çekindiğini, ortamı uygun bulunca da açıkladığını düşünüyorum. Aynı şeyi F-22, J-20 veya B-2 için yapsalar muhtemelen onları da belli bir mesafeye kadar izleyebilirlerdi.

Diğer yandan, fuar kapsamında Berlin’e gelen F-35, bölgedeki tüm radarlar yani aktif radar sistemleri tarafından da görüldü. Zaten görülmesi için üzerinde radar reflektörleri takılı idi. Sonuçta sivil amaçlı bir uçuştu ve zaten F-35’ler stealth özellikleri tam manası ile ortaya çıkmasın diye her yerde reflektörlü uçuyor. Diğer sebep de Berlin hava trafiğini riske sokmamaktır. Örnek olarak, Atatürk Havaalanı’na radarda görünmeyen bir uçağın yaklaşırken kontrol kulesinin halini düşünebiliyor musunuz?

Bu yüzden, F-22 ilk zamanlarında ABD’de ciddi sorun olmuş. Şu anda, ABD ana karasında özel bölgeler hariç reflektörsüz F-22 de uçmuyor. Hatırlayın! İtalya’dan kalkan ve İsrail’e giden ilk F-35’ler de Yunan radarlarında görünmüş ve sosyal medyaya yansımıştı. Tabi ki onlarda radar dalgalarını daha çok yansıtsın, uçak görünsün diye barış zamanı takılı olan radar reflektörleri ile uçtu. Ancak pasif radarın F-35’i görmesinin bu reflektörler ile çok ilgisi yok.

Yeri gelmişken, ana konumuz dışında ama değinmek istediğim başka bir husus daha var. Bir sonraki bölümde dünyada devam eden 5’nci nesil savaş uçağı programlarını özetleyeceğim için, bu son kısım ona girizgâh olmuş olacak. Alman radarının F-35’i tespit etmesini, F-35’in seçilmemesi ile bağdaştıranlar var ki, bu çok mantıksız ve dayanaksız bir görüş. Türk medyasında sürekli olarak Almanya’nın F-35’den vazgeçtiği veya çıktığı haberleri yapılmakta ki, bunlar da yanlış. Vazgeçmek için seçmek, çıkmak için girmek lazım. Almanya’da hiçbir zaman hazır alıma yönelik bir ihale açılmadı, bir uçak seçilmedi.

Yani, F-35 Almanya’da başka ülke uçaklarının da katıldığı bir ihalede yer almadı. F-35 teklif edildi ama Almanya istemedi ve başka bir uçağı da seçmedi. Hatta Alman Hava Kuvvetleri Komutanı F-35 alınmamasına tepki olarak istifa etti. Tıpkı Avrupa ortak yapımı EF-2000’de olduğu gibi 5’nci nesil savaş uçağı teknolojisini de milli imkanları ile ortak olarak kazanmayı seçtiler. Önce 6’ncı nesil savaş uçağını tek başıma yapacağım şeklinde açıklama yaparak en azında beni güldürdüler. İçimden “5’inciyi yapmamış adam 6’ncı nesil uçağı nasıl yapar?” dedim. Sonra, Fransa ile ortak oldukları proje için “5,5. nesil olacak” dediler. Sonuçta özgün, tüm hakları kendilerine ait, yani sıfırdan bir tasarım ile Fransa’nın başını çektiği yeni nesil savaş uçağı projesi FCAS’a (Future Combat Air System) dahil oldu. Fransa’nın kendi başına ilk başladığı tasarım NGF (Next Generation Fighter) adını taşıyordu ve kuyruk kanatları (dikey stabilizeler) yoktu. Sonraki model FCAS, İspanya’nın da dahil olması ile üç ülkenin ortak projesine dönüştü ve 5++ nesil ilan edilirken sergilenen FCAS mokapında oldukça eğik açılı dikey stabilizeler göze çarpıyordu.

Gelecek bölümde dünyadaki diğer stealth, beşinci nesil projelerle devam edecek ve sonraki bölümde de Çin H-20 uçağına başlayacağız.

hakankilic@kokpit.aero

https://twitter.com/hkilichsword

YAZIMIZIN DİĞER BÖLÜMLERİ

1.Bölüm: http://www.kokpit.aero/stealth-bombardiman-ucaklari-1

2.Bölüm: http://www.kokpit.aero/stealth-bombardiman-ucaklari-2

3.Bölüm: http://www.kokpit.aero/stealth-bombardiman-ucaklari-3

4.Bölüm: http://www.kokpit.aero/stealth-bombardiman-ucaklari-4

5.Bölüm: http://www.kokpit.aero/stealth-bombardiman-ucaklari-5

Kaynak: www.kokpit.aero

Kokpit Aero

Yorum Yap